kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
ÜÇÜNCÜ DAİRE 1993 2853 1993 1194 19/10/1993
 
1- AÇIKLAMA KARARI İLE HÜKÜM FIKRASININ DEĞİŞTİRİLEMEYECEĞİ,
2- TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN ALEYHİNE BOZMA KARARI VERİLEMEYECEĞİ HK.<
İhtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden 1991 takvim yılı için ha-
yat standardı esasına göre tahakkuk ettirilen gelir vergisine karşı
açılan davayı; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 35.maddesinin
3.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 12.11.1991 gün E:1991/7, K:1991/43
sayılı kararıyla iptal edildiği, iptal kararı ile hayat standardı esa-
sına dair hükmün uygulanmasında gelir açıklaması veya kanıtlaması bakı
mından bir boşluk doğduğundan yasama organınca yeni bir düzenleme yapı
lana kadar ihtilafın Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi doğrultusun
da çözümlenmesi gerekceği, bu itibarla mükelleflerin kendisine, eşine,
çocuklarına ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere ait vergilendirilmiş
veya vergi dışı bırakılmış gelirlerini kanıtladıkları takdirde, bu ge-
lirlerin belli standardı sağlayan gelirler olarak kabulünün zorunlu gö
rüldüğü, dava konusu olayda hayat standardı temel gösterge tutarının
altında 12.317.756.-lira serbest meslek kazancı beyan eden davacının
eşinin elde ettiği 35.175.526.-lira ücret gelirinin olduğu, 1991 tak-
vim yılı için 33.600.000.-lira olan hayat standardı temel gösterge tu-
tarında, yükümlü tarafınan bean ve izah edilen 35.175.526.-lira ücre-
tin gözönünde bulundurulması ve beyan edilen 12.317.756.-lira serbest
meslek kazancı ile toplanarak 47.493.282.-lira üzerinden tahakkuk işle
minin yapılması, fazla ödenen kısmın davacıya iade edilmesi gerektiği
gerekçesiyle kabul eden, bilahare davacı tarafından verilen dilekçe
üzerine tavzih talebini yerinde görerek, çelişkinin davacının beyan et
tiği 12.317.756.-lira zararın kararda kar olarak değerlendirilmesinden
kaynaklandığı, davacının yıllık gelir vergisi beyannemesinde beyan et-
tiği zararın Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca kabul edilip sadece eşi
nin vergilendirilmiş kazancının dikkate alınması gerektiği, bu gelir
de hayat standardı temel gösterge tutarının üstünde olduğundan hayat
standardı esası uygulanamayacağı gerekçisiyle dava konusu tahakkukun
terkinine, ödenen vergilerin davacıya red ve iadesine karar veren İz-
mir 1.Vergi Mahkemesinin 24.12.1992 gün ve 1992/1128 sayılı kararının;
yükümlünün ihtirazi kayıtla verdiği beyannamede zarar beyan ettiği, bu
nedenle hayat standardı esası uyarınca 33.600.000.-lira matrah üzerin-
den gelir vergisi tahukkuk ettirildiği, vergi mahkemesinin ise yükümlü
nün zararının kazanç olarak değerlendirerek karar verdiği, dairelerin-
de mevcut yükümlü dosyasının ve beyannamesinin incelenmesinde aile rei
si eşin ücret geliriyle ilgili bir beyana rastlanmadığı, bu nedenle
mahkemece tespit edilen 47.493.282.-lira matrahın benimsenmesine imkan
olmadığı, açıklama kararının ise, açıklama kararı ile ilk verilen kara
rın gerekçesinin değiştirildiği, İdari Yargılama Usulü Kanununun 29.
maddesinde açıklamanın hangi hallerde yapılacağının belirtildiği, açık
lanması istenen kararın yeterince açık olduğu, yanlış mütalaa nedeniy-
le verilen kararın ancak temyizinin sözkonusu olabileceği ileri sürüle
rek bozulması istemidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 29.maddesinin 1.fıkrasın-
ra, Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri İdare ve Vergi Mahkemelerince ve
rilen kararlar yeterince açık değilse, yahut birbirine aykırı hüküm
fıkraları taşıyorsa, taraflardan herbirinin kararın açıklanmasını veya
aykırılığın giderilmesini isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Kararın açıklanması ile güdülen amaç, kararın belirsiz ve açık olmayan
taraflarını veya birbirine aykırı görünen hüküm fıkralarını ortadan
kaldırmak ve onun gerçek anlamını meydana çıkarmak suretiyle yerine ge
tirilmesini kolaylaştırmaktır. Bu yolla kararın gerçek anlamından baş-
ka türlü yorumlanması, anlamının değiştirilmesi önlenmiş olur. Açıkla-
ma yolu ile daha önce verilen bir kararın değiştirilmesi olanağı yok-
tur. Esasen açıklama müessesesi 2577 sayılı Yasada bir kanun yolu ola-
rak sayılmamıştır.
Açıklama isteğine ilişkin olarak verilen kararlar bu nitelikleri itiba
riyle, 2577 sayılı Yasanın 46.maddesinde sözü edilen ve temyize konu
olabilecek nihai kararlardan değildir.
Ancak, açıklama isteği üzerine, daha önce verilen hüküm değiştirilmiş
veya herne suretle olursa olsun yeni bir hüküm verilmiş ise, bu nihai
bir karar niteliğinde olduğundan temyiz yoluyla incelenmesi mümkündür.
Uyuşmazlık konusu olayda, mükellefin talebi, yukarıda belirtilen açık-
lama nedenlerine girmeyen, bir temyiz sebebi olduğundan, vergi mahkeme
since açıklama isteminin kabulü suretiyle ilk kararın sonucunu değişti
rir nitelikte yeni bir karar verilmesine olanak bulunmamakta, başka
bir ifade ile temyiz sebebi olması nedeniyle yalnızca temyiz yoluna
başvurulması suretiyle düzeltilebilmeleri mümkün olan bir hususun ta-
raflardan birinin isteği üzerine, bir açıklama nedeni olarak kabulü
ile 2577 sayılı Yasanın 29.maddesi uyarınca açıklanması suretiyle yeni
bir karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle İzmir 1.Vergi Mahkemesinin 4.2.1993 tarih ve
E:1992/301, K:1992/1128 sayılı açıklama kararının bozulması gerekmekte
dir.
Dava konusu gelir vergisinin esası hakkında verilen karara gelince;
Dava dosyasının incelenmesinden, 1991 takvim yılına ilişkin gelir ver-
gisi beyannamesinin aile sıfatıyla Bülent Yıldırım Oral tarafından Ver
gi Dairesi Müdürlüğüne verildiği, tahakkuk fişinin kendisi adına düzen
lendiği, dava dilekçesini avukat olan eşi Gülay Oral ile birlikte imza
ladığı, ancak mahkeme kararında davacı olarak sadece Gülay Oral'ın gös
terildiği, verilen gelir vergisi beyannamesinda zarar olarak gösteri-
len 12.317.756.- lira serbest meslek kazancının mahkeme kararında kar
olarak dikkate alındığı, 1991 takvim yılı için hayat standardı temel
gösterge tutarı 33.600.000.- lira olduğu halde aile reisi eşin ücret
geliri de dikkate alınarak tahakkukun 47.493.282.- lira üzerinden ya-
pılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durum, temyize konu kararın bozulmasını gerektirmekte ise de, tem-
yiz isteminde bulunan aleyhine bozulamıyacağına ilişkin genel hukuk il
kesi karşısında yukarıda sayılan sebeplerin vergi mahkemesi kararının
bozulmasını isteyen Vergi Dairesi Müdürlüğü aleyhine bozma sebebi ola-
rak kabul edilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kısmen kabulüne, İzmir 1.Vergi
Mahkemesinin 4.2.1993 gün ve 1992/1128 sayılı Açıklama Kararının bozul
masına, yine İzmir 1.Vergi Mahkemesinin 24.12.1992 gün ve 1992/1128 sa
yılı kararının onanmasına karar verildi.
Uyuşmazlık, ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine hayat standardı
esasına göre 33.600.000.-lira üzerinden yapılan tahakkuka karşı dava
açılmasından doğmuş olup, yükümlünün 12.317.756.-lira zararlı olmasına
rağmen, eşinin 35.175.526.- lira ücret geliri mevcut olduğundan, Anaya
sa Mahkemesi kararı uyarınca, aile reisi olan eşin geliri nedeniyle ha
yat standardı esasına göre yapılacak bir tahakkuktan söz edilemeyeceği
açıktır.
Ancak olayda, açılan dava üzerine vergi mahkemesinin, bu gerekçeyi be-
lirttikten sonra, 12.317.756.-liralık zararı sehven kar olarak kabul
ederek (35.175.526+12.317.756)= 47.493.282.- liralık gelirin temel gös
terge rakamının üstünde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve tahak
kukun 47.493.282.- lira matrah üzerinden hesaplanmasına, fazla ödenen
kısmın davacıya iadesine karar vermek suretiyle hatalı bir hükme var-
mış olduğu, buna karşı ise temyiz yoluna gidilmesi gerekirken, yükümlü
tarafından tevzih isteminde bulunulduğu ve vergi mahkemesince de kara-
rın gerekçesi ile hüküm bölümü arasında çelişki olduğundan bahisle
açıklama istemi yerinde görülerek yeniden bir karar verilmiş bulunduğu
anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 29.maddesinin 1.fıkrasında
"Açıklama" ile ilgili hükümler yer almış olup, açıklama istemi üzerine
ilk kararın sonucunu değiştirecek nitelikte bir karar verilemiyeceği,
sadece temyiz yoluyla düzeltilmesi mümkün olan bir hususun bu yolla dü
zeltilmesinin mümkün olamayacağı açıktır.
Ancak olayda, hayat standardı esasına göre adına herhangi bir vergi ta
hakkuku yapılmaması gereken yükümlü adına tahakkuk ettirilen vergiye
karşı açılan dava üzerine, vergi mahkemesi kararında yapılan bir hata
sonucu, yükümlüden haksız olarak istenen verginin terkini açık bir bi-
çimde ortaya konulamamıştır. Herne kadar temyiz yoluna gitmemekle yü-
kümlü bu sonuca sebebiyet vermiş ise de, vergi mahkemesinin 24.12.1992
günlü ve E:1992/301, K:1992/1128 sayılı ilk kararının sonunda "Davanın
Kabulüne" ibaresinin yer alması, yükümlünün yanılgıya düşmesine neden
olabilecek bir husus olduğundan, temyiz yoluna başvurulmamasının tüm
kusurunun yükümlüye yükletilerek, yargı organı hatasını görmezden gele
cek bir sonuca varılması da adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesine ters
düşer.
Kaldı ki, vergi mahkemesi de ilk kararında yükümlünün hayat standardı
nedeniyle bir vergi ödememesi gerektiğini düşünmüş olmalı ki, zararı
kar kabul etmek suretiyle yaptığı hata sonucunda yükümlünün daha da
fazla bir vergi ödediği düşüncesiyle, davayı kabul etmekle birlikte,
hatalı olarak hesapladığı 47.493.282.-lira matrahın üstündeki kısma
ilişkin verginin davacıya iadesine hükmetmiştir.
Nitekim vergi mahkemesinin ilk kararının gerekçe ve hüküm fıkralarının
birlikte ve sağlıklı bir şekilde yorumlanması halinde dahi, yükümlünün
hayat standardına göre bir vergi ödememesi gerektiği ortaya çıkmakta
olduğundan, anılan kararı uygulamaya koyacak olan vergi dairesinin bu
esasa göre, yükümlüden hayat standardı nedeniyle bir vergi istememesi
hem gerçek duruma, hem de adalet ilkelerine uygun düşer.
Belirtilen nedenlerle, sonuç olarak ödenecek bir vergi olmaması nede-
niyle vergi dairesi müdürlüğü temyiz isteminin reddi gerekeceği görü-
şünde olduğumdan, çoğunluk kararına katılmıyorum.

ŞT/ES
 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA