kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
YEDİNCİ DAİRE 1996 1901 1994 4532 16/05/1996
 
KABUL KREDİLİ İTHALATTA SATICIYA ÖDENEN VADE FARKININ (VADE FAİZİ)
KATMA DEĞER VERGİSİ VE DOLAYISIYLA ULAŞTIRMA ALTYAPILARI RESMİ MATRA-
HINA DAHİL OLDUĞU HK.<
... Giriş Gümrük Müdürlüğünde yükümlü şirket adına tescilli ... sayılı
gümrük giriş beyannamesi ile gerçekleştirilen ithalatla ilgili olarak
yapılan katma değer vergisi ve ulaştırma altyapıları resmi tahakkuku-
nu; Gümrük Kanununun 65. maddesinden bahisle, Gümrük Kanununda ve Güm-
rük Yönetmeliğinde vade faizinin ayrıca eşyanın gümrük vergisine esas
olan kıymetine ilave edileceğine dair herhangi bir hükmün yer almadı-
ğı, bu nedenle, kabul kredili ithalatta kredi karşılığı ödenen vade
farkının (vade faizi) katma değer vergisi ve ulaştırma altyapıları
resmi yönünden eşya kıymetine ilave edilemeyeceği sonucuna varıldığı
gerekçesiyle kaldıran İçel 2. Vergi Mahkemesinin 14.4.1994 gün ve
1994/344 sayılı kararının; vade farkının (vade faizi) katma değer ver-
gisi ve dolayısıyla ulaştırma altyapıları resmi matrahına dahil edil-
mesinin yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Uyuşmazlık, ... Giriş Gümrük Müdürlüğünde tescilli ... sayılı
gümrük giriş beyannamesinin incelenmesi sonucu, ödeme şeklinin kabul
kredili olduğunun ve fatura bedeli dışında satıcıya ödenmesi için vade
farkı (vade faizi) transferi yapıldığının, ancak, bunun katma değer
vergisi ve dolayısıyla ulaştırma altyapıları resmi matrahına dahil e-
dilmediğinin tespit edilmesi üzerine, yükümlü şirket adına katma değer
vergisi ve ulaştırma altyapıları resmi tahakkuk ettirilmesinden doğ-
muştur.
Kabul kredili ödeme (acceptance credit), mal bedelinin, ileri
tarihli bir poliçeye bağlanarak, poliçe vadesinde satıcıya (ihracatçı-
ya) ödendiği bir ödeme şeklidir.
Kabul kredili ödeme şekline göre yapılan mal alımlarında itha-
latçılar, malları ithal edip sattıktan sonra elde ettikleri para ile
mal bedelini ödeme olanağına sahip olurlar.
Kabul kredisine, ithalatçı ile ihracatçı arasında yapılacak bir
anlaşma ile, ithal edilecek mal bedelinin ödenmesinin, malın gönderil-
mesinden muayyen bir müddet sonraya bırakılması için başvurulmaktadır.
Buna göre, kabul kredisini, ithalatçı tarafından keşide edile-
cek vadeli bir poliçenin kabulünden itibaren açılan vadeli akreditif
nevi olarak tanımlamak mümkündür. Daha geniş olarak tarif edilmek is-
tenirse, kabul kredisi, satın aldığı mal bedelinin ithalatçı tarafın-
dan malın tesellümü sırasında değil, muayyen bir vade dahilinde ödene-
ceğini satıcıya temin etmek üzere açılan ve lehtarın ibraz eyleyeceği
vadeli bir poliçenin bankaca kabulü suretiyle realize edilecek olan
bir nevi akreditiftir.
Sonuç itibarıyla, malı satan ihracatçı, poliçenin bir banka ta-
rafından kabul edilmiş bulunmasıyla, alacağını teminat altına almış ve
istediği takdirde bu poliçeyi iskonto ettirerek tutarını da tahsil et-
miş, alıcı olan ithalatçı ise, poliçenin banka tarafından kendisi adı-
na kabul edilmesi ile hem ihraçatçıya karşı taahhüdünü yerine getirmiş
ve hem de kendisi bakımından, poliçenin süresi kadar bir vade kazanmış
olur.
Lehtar tarafından üzerine çekilecek poliçenin bankaca kabul e-
dilebilmesi için, ithalatçının kendi memleketindeki bir bankaya müra-
caat ederek, ihracatçı lehine muayyen bir miktar ve vade ile kabul
kredisi açtırması gerekir.
Bir akreditif nevi sayılabilen kabul kredisinde banka, belirli
bir vadede ödenecek olan borcu ithalatçı namına kabul etmiş olmakta-
dır. Kabul kredilerinde bankalar müşterilerine para ikraz etmedikleri
gibi, faiz de alamazlar, sadece komisyon alırlar.
Bu açıklamalardan, kabul kredili ödemede fatura bedeli dışında
transfer edilen vade farkının (vade faizi), bankaya değil, satıcıya
(ihracatçı) ödendiği sonucuna ulaşılmaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun "İthalatta Matrah"
başlığını taşıyan 21. maddesinin c bendinde; fiili ithalata kadar ya-
pılan diğer giderler ve ödemeler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan
fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin ithalatta verginin matrahına
dahil olduğu belirtilmiştir.
Sözü geçen maddede "vade farkı ve faizi"ne yer verilmemiş ol-
makla birlikte, alıcı (ithalatçı) tarafından yapılan bir gider niteli-
ği taşıması itibarıyla vade farkının (vade faizi) "fiili ithalata ka-
dar yapılan diğer giderler ve ödemeler" kapsamında düşünülmesi gere-
kir. Vade farkı (vade faizi) transferinin sonradan yapılmış olması,
sözleşmeye dayalı giderin bu niteliğini değiştiren bir neden sayıla-
maz.
Bu itibarla, kabul kredili ithalatta fatura bedeli dışında sa-
tıcıya ödenmek üzere transfer edilen vade farkının (vade faizi), Katma
Değer Vergisi Kanununun 21. maddesinin c bendi uyarınca ithalatta kat-
ma değer vergisi matrahına dahil edilmesi suretiyle yükümlü şirket a-
dına yapılan ek tahakkukta isabetsizlik görülmemiştir.
Ulaştırma altyapıları resmine gelince; 827 sayılı Ulaştırma
Altyapıları Resmi Kanununun 1. maddesinde; ithalde alınan katma değer
vergisi matrahının, aynı zamanda ulaştırma altyapıları resminin de
matrahı olduğu hükmü yer aldığından, yükümlü şirket adına yapılan u-
laştırma altyapıları resmi tahakkukunda da isabetsizlik bulunmamakta-
dır.
Diğer taraftan, yükümlü şirket adına, gümrük idaresince yapılan
dava konusu ek tahakkuktan ayrı olarak, vergi dairesi tarafından da
sorumlu sıfatıyla katma değer vergisi tahakkuku yapılması, kabul kre-
dili ödemede satıcıya (ihracatçı) ödenen vade farkı (vade faizi), yu-
karıda da belirtildiği üzere ithalatta katma değer vergisi matrahına
dahil olduğundan, dava konusu ek tahakkuku kusurlandırıcı mahiyette
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kara-
rının bozulmasına, karar verildi. (MT/ES)








 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA