kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
ONUNCU DAİRE 1982 267 1982 880 04/03/1982
 
İTHALAT BEDELİNİN TRANSFER EDİLDİĞİ TARİHE KADAR TÜRK PARASININ DEĞE-
RİNDE GÖRÜLEN DÜŞMELER ÜZERİNE ORTAYA ÇIKAN KUR FARKLARININ İTHALATÇI-
LAR TARAFINDAN ÖDENMESİ GEREKTİĞİ YOLUNDA 7/6577 SAYILI KARARNAMEYE DA
YANAK ALINIP MALİYE BAKANLIĞINCA ÇIKARILAN 16 SAYILI TEBLİĞİN 6.MADDE-
SİNDE HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI HK.<
Davacının, 1567 sayılı yasanın 6258 sayılı kanunla değişik 1.maddesi-
nin Anayasanın 5,64 ve 114.maddelerine aykırı olduğu yolundaki iddiası
ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi.
7/6577 sayılı kararname ile verilen yetkiyi kullanan Maliye Bakanlığı
1.3.1978 tarihinde çıkardığı 16 sayılı tebliğin 1.maddesiyle 21.9.1977
tarihinde belirlenen ABD Doları paritesini 25 Türk Lirası olarak sap-
tanmıştır.
1.3.1978 tarihinde çıkarılan 16 sayılı tebliğin 6.maddesinde, bu teb-
liğin yayımı tarihine kadar ithalat rejimi ve Türk Parası Kıymetini
Koruma Mevzuatı esaslarına göre yapılmış veya yapılacak ithalat sebe-
biyle Merkez Bankasına intikal ettirilmiş ve fakat henüz transferleri
yapılmamış tüm ithalat talepleri karşılığı yatırılan Türk Liralarını
ithalatcılar, saptanan yeni kurlara göre üç ay içerisinde, aylık eşit
taksitlerle tamamlamak zorundadırlar. Bu üç aylık süreden önce trans-
ferlerin yapılması söz konusu olduğu takdirde bu farkın transfer sıra-
sında tahsil olunacağı hükmü getirilmiştir.
Dava; Maliye Bakanlığınca çıkarılan 16 sayılı tebliğin yukarıda metni
yazılı 6.maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Yapılmış ve yapılacak ithalatta, transfer tarihine kadar Türk Parası-
nın değerinde görülen düşmeler üzerine ortaya çıkan farkın ithalat ya-
pan ilgililerden istenip istenmeyeceğine ilişkin dava konusu anlaşmaz-
lığın çözümü her şeyden önce, Maliye Bakanlığının dış alımdaki yetkile
rinin, dava konusu tebliğin yayımından önce yaptığı düzenlemelerin ve
pozitif hukuk içinde yürüttüğü döviz politikasının genel hatlarıyla
açıklanmasını zorunlu kılmaktadır.
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı kanunun 6258 sa
yılı kanunla değişik 1.maddesi hükmü uyarınca" Kambiyo, nukut, esham
ve tahvilat alım ve satımı (Na) ... ve Türk Parasının Kıymetinin Korun
ması zımmında kararlar ittinasına" Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Bu yetkiye dayalı olarak, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Bakan-
lar Kurulunca çıkarılan 17 sayılı kararın 4.maddesine göre; ticari ve
gayri ticari her türlü kaynaktan doğan dövizler mülkiyeti kime ait o-
lursa olsun Maliye Bakanlığının emrindedir. 17 sayılı kararın 21.madde
sinde yazılı biçimde "Türkiye'ye ithalat Dış Ticaret Rejimine ilişkin
karar hükümleri dairesinde yapılır ve ithalat bedelleri Maliye Bakanlı
ğınca tespit edilecek esaslara göre ödenir" kararın 14.maddesine göre
ise, her türlü döviz tahsisi ve transferleri Maliye Bakanlığının genel
ve özel izinlerine bağlıdır. Merkez Bankası da dış ticaret rejimi esas
larına dayanarak tahsis ve transfer yapar. Yine aynı Kararın 50.madde-
si ile "Maliye Bakanlığı bu kararın tatbikatını temin etmek ve Türk
Parasının Kıymetini korumak maksadıyla lüzumlu göreceği bilcümle ted-
birleri almaya yetkili kılınmıştır.
Öte yandan; 1973 yılından sonra, özellikle petrol fiyatlarında görülen
sürekli fiyat yükselmeleri, yurdumuzu her yıl daha da ağırlaşan bir dö
viz darboğazına sokmuş; dış alım ve dış satım arasındaki döviz açığı
durmadan büyümüştür. Beş yıllık plan ve yıllık proğramlar içerisinde
bir yandan Hükümet, öte yandan bu konuda görev ve yetkileri olan Mali-
ye Bakanlığı ve Memleketin para ve kredi politikasını yürütmekle görev
li Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına dış alım yoluyla yurt içi ge-
reksinmeleri karşılanmak, aynı zamanda Türk Parasının değerini korumak
için yeni yöntmelere başvurma ve düzenlemelere gitme gereğini duymuş-
tur.
Bu arada 25 Ağustos 1978 günlü, 14636 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 18 sayılı karara Ek 7/6577 sayı-
lı Bakanlar Kurulu kararı ile uluslararası para bunalımı gerekçesinden
hareket edilerek, sabit kurdan dalgalı kur uygulanmasına geçilmiş ABD
doları hakkında T.C.Merkez Bankası görüşü alınarak zaman zaman farklı
parite saptamaya Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
17 sayılı kararın 21.maddesine göre ithalat bedellerinin ödenmesi konu
sunda düzenleme yapmaya, ödeme esaslarını saptamaya yetkili bulunan Ma
liye Bakanlığınca 1972 yılında çıkarılan Seri III NO:13 sayılı ithalat
tebliğinde ise, dış alım karşılığı ödemeler, Akreditifli, vesaik muka-
bili mal mukabili olarak düzenlenmiştir. Getirilen bu ödeme biçimleri-
nin tümü de, ithal konusu malın bedeli olarak transferi istenilen dövi
zin transfer anındaki cari satış fiyatı üzerinden Türk Parası karşılı-
ğının ithalatçıdan tahsil edileceği esasına dayanmaktadır. Nitekim mal
mukabili ödeme ile ilgili anılan ithalat tebliğinin 6.maddesi (A) ben-
dinin son fıkrasında, Merkez Bankasının istenilen dövizin cari satış
fiyatı üzerinden Türk Lirası karşılığını tahsil etmek suretiyle trans-
ferini yapacağı belirtilmiştir. Bu suretle mal karşılığı ithalat için
döviz satımında diğer ödeme biçimlerinde olduğu gibi transfer anındaki
satış fiyatı esas alınmış bulunmaktadır. 2.6.1976 günlü Resmi Gazete
de yayınlanarak yürürlüğe giren Seri VII No:166 sayılı tebliğin müker-
rer 8.maddesinde de" gerekli Türk Liraları transfer anında cari esas-
lar dahilinde yine yetkili bankanın göstereceği hesaptan tahsil olu-
nur" denilmek suretiyle bu husus hiç bir duraksamaya yer bırakmayacak
biçimde açıklığa kavuşturulmuştur.
Maliye Bakanlığı, T.C.Merkez Bankası İdari Merkezine yolladığı Temmuz
1971 gün 593580-02/1-31161 sayılı yazıda da, vesaik ve mal mukabili mu
amelelerle ilgili olmak üzere "... Bu ödeme şekillerine göre yapılacak
ithalata ilişkin müracaatlar(ın) satış anında yeni Türk Lirası satış
kurları uygulanmak ve aradaki Türk Lirası farkları ilgililerden tahsil
edilmek suretiyle yürütüleceğini açıklamaktadır.
Özellikle 1977, 1978 yıllarında aracı bankaların, mal mukabili ithalat
üzerine müşterileri adına Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına Türk pa
rasını gönderirken düzenledikleri transfer istemine ilişkin mektuplar-
da; aynı biçimde ve açıkca Türk Lirasının transfer anında ve o tarihte
ki cari esaslar dahilinde tahsil edilmesi" esasını beyan ve taahhüt et
tikleri görülmektedir.
Görüldüğü gibi dava konusu 16 sayılı tebliğin 6.maddesi hükmü 1.3.1978
tarihinde yürürlüğe girmeden önce, ithalattan ödeme esaslarını saptama
ya yetkili davalı bakanlıkca getirilen düzenlemelerde alınan malın
Türk Parası karşılığını ödeme tarzı belirtilmiş mal bedelinin transfer
tarihine kadar Türk parasının değerinde görülen düşmeler nedeniyle or-
taya çıkacak farkın ithalatcı tarafından karşılanacağı kabul edilmiş-
tir. Nitekim uygulamada bu yönde olmuştur.
7/6577 sayılı kararnameyle verilen yetkiyi kullanarak ABD Doları pari-
tesini 16 sayılı tebliğin 1.maddesiyle saptayan Maliye Bakanlığı da,
aynı tebliğin 6.maddesiyle itlahattan mal bedelinin transfer tarihine
kadar Türk Parasının değerinde görülen düşmeler nedeniyle ortaya çıkan
farkın ithalatçı tarafından karşılanacağı yolunda daha önceki düzenle-
melerle getirilmiş bulunan ve uygulanan esası tekrarlama yoluna gitmiş
tir.
16 sayılı tebliğin 7/6577 sayılı kararnamenin verdiği yetkiye göre çı-
kardığı 7/6577 sayılı kararnamede de Maliye Bakanlığına ABD Doları pa-
ritesini saptama yetkisi verildiği açıktır. Ancak, Türk Parası Kıymeti
nin Korunması sistemi içinde 16 sayılı tebliğde ABD Doları Paritesinin
saptanması dışında kur farkının ithalatçılara karşılanacağı yolunda 6.
madde hükmüne yer verilmesine de engel bulunmamaktadır. Önemli olan hu
sus yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan düzenlemeler içinde 16 sayılı
tebliğin 6.maddesi hükmünün getirilip getirilemeyeceğidir. 16 sayılı
tebliğin 6.maddesi ise yukarda belirlendiği üzere, 17 sayılı kararla
Maliye Bakanlığına verilen yetki doğrultusunda çıkarılan ithalat tebli
ği ve bu tebliğin değiştirilen hükümlerine uygun olup Maliye Bakanlığı
na ABD Doları paritesini saptama yetkisi veren 7/6577 sayılı kararna-
meye göre çıkarılan 16 sayılı tebliğide yer almış olması söz konusu 6.
madde hükmünü kusurlandıracak bir nitelik olarak değerlendirilmez.
Davalı Bakanlığın döviz politikası kamu hizmeti gereklerini ve kamu ya
rarını ön planda tutan idari tasarruflardan oluşur. Danıştay Dava Dai-
releri Kurulunun 18.1.1974 günlü 1970/680-1974-22 sayılı kararında be-
lirtildiği gibi, döviz bedelinin bankaya yatırılması veya transferi a-
lıcının döviz üzerinde serbestce tasarrufuna imkan vermemektedir. Bu
memleketin döviz Siyasetinin ve ithalat rejiminin tabi bir sonucudur.
Bu sebeple döviz alım satımı özel hukuktaki satış akdine benzetilerek,
döviz bedeli Türk Parasının bankaya yatırılmasıyla akdin olduğu ve böy
lece dövizler üzerinde ithalatcının mülkiyet ve tasarruf hakkının doğ-
duğu ... iddiaları varit değildir. Mal mukabili ithalatta da, Dava Dai
releri Kurulu kararında yazılı olduğu gibi, mal bedelinin Merkez Banka
sına yatırılmış olmasıyla, karşılığı dövizin davacının mülkiyetine geç
tiği kabul edilemeyecektir. Bir diğer deyişle, süresinde mal bedeli
Türk Liralarının Merkez Bankasına yatırılmasından sonra yukarıda açık-
lanan tüm düzenlemelere karşın, davacının transferin yapılabilmesi i-
çin kendisine düşen yükümlülükleri artık yerine getirdiği; bundan son-
raki sorumluluk ve yükümlülüklerin T.C.Merkez Bankasına ait olduğu söy
lenemez.
Dış satım veya dış alım ticari nitelikte girişimlerdir. Her ticari fa-
aliyette kar sağlamak asıl olmakla beraber, zarar etmek de olasıdır.
Zarara uğrayabilme riski, sürdürülen faaliyetten soyutlanamaz. Bununla
beraber 192 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40.maddesi (3) numaralı ben
di ile yasa koyucu işle ilgili bu gibi zarar ziyanların safi kazançtan
indirilmesinde cevaz vermektedir.
Nitekim, Maliye Bakanlığı 17 Mart 1978 günlü Gel-VUK/2-24499-205/21750
sayılı genel yazısında aynı görüşü benimsemekte ve "... Bunun için,mal
mukabili ithalat dolayısıyla 16 numaralı tebliğ esasları gereğince öde
necek kur farklarının 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40.maddesinin
3.bendinde yer alan işle ilgili zarar ziyan olarak, söz konusu farkla-
rın ödendiği yıl sonuç hesaplarına aktarılmış olması gerekir" demekte-
dir.
Öte yandan, bir kararın veya genel düzenlemenin, ancak maddi olgularda
ve sonuca etkili hukuksal koşullarda ayniyet halinde benzeri olaylara
uygulanması olanağından söz edilebilir.
Kur farkının; 10.8.1970 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan Türk Parası
Kıymetini Koruma Hakkındaki 18 sayılı kararın 17 maddesi uyarınca özel
hesaptan karşılanacağı, dış alımda bulunanlardan alınamayacağı sayı ge
çerli değildir. 18 sayılı kararın 7.maddesi "Bu kararın yayımı tarihi-
ne kadar Türkiye'ye fiilen ithal edilmiş olan mallarla ilgili olup ka-
rarın yayımı tarihinden sonra Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 17
sayılı karara ilişkin Seri:III No:5 ithalat tebliğinde yazılı süre ve
şartlar delilinde yapılan müracaatla ilgili döviz satışları Türkiye
Cumhuriyeti Merkez Bankasınca tesbit olunacak yeni satış fiyatlarından
yapılmakla beraber eski ve yeni döviz satış fiyatları arasındaki fark-
lar, 4.maddeyle tesis edilmiş bulunan özel hesaptan karşılanır." hükmü
nü içermektedir. Madde içeriğinden anlaşıldığı gibi, bu da 18 sayılı
kararın yayımı tarihine kadar Türkiye'ye fiilen ithal edilmiş mallar
için, kararın yayımı tarihinden sonra o zaman yürürlükte bulunan Seri:
III No:5 sayılı ithalat Tebliğinde öngörülen koşullara uygun olarak ya
pılan başvurular sonucu T.C.Merkez Bankasının saptanan yeni satış fi-
yatlarına göre yaptığı döviz satımından ileri gelen farkların özel he-
saptan karşılanması söz konusudur. 1970 yılında yayımlanan, yayımlandı
ğı tarihten önce fiili ithali gerçekleştirilmiş mallarla ilgili olarak
döviz satışından ileri gelen farkların kurulan özel hesaptan karşılan-
masını öngören 18 sayılı kararın 17 maddesinin, 16 sayılı tebliğin yü-
rürlüğe girdiği tarihte uygulama olanağı bulunmadığı açıktır.
Lehte ve aleyhteki kur farkının 65 ve 362 sayılı yasalar hükümleri ge-
reği Hazine uhdesinde kalması gerektiğinin kabulü de olanaksız bulun-
maktadır. Zira 22.8.1960 günlü 10584 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan
Kambiyo Alış ve Satış Primlerinin itfasına ve Yeni Döviz Fiyatları ile
ilgili Muamelelerin Tasfiyesine dair 65 sayılı Kanun o tarihe kadar ih
das edilmiş bulunan Kambiyo karşılık fonu" hesabının tasfiyesine iliş-
kindir. Yasanın 4.maddesinin son fıkrası açıkca madde de (a-F) bendle-
rinde sayılan kur farklarının 28.2.1961 tarihine kadar Kambiyo Karşı-
lık Fonu Tasfiye hesabında" ödenmesini öngörmektedir. 5.madde ile de,
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının döviz borçlarının yeni fiyatlara
göre değerlendirilmesineden doğacak zararları hazine üstlenmektedir.
9 Eylül 1961 günlü, 10902 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 362 sayılı
yasa ise" Türkiye'de mukim şahısların Ticari Borçlarına Müteallik An-
laşma ile Türkiye'de mukim şahısların Ticari Borçları Hakkındaki Anlaş
manın muvakkat Tatbikine müteallik protokolun onaylanmasının öngörmek-
dir. 1960 yılından önceki dış borçlanmaları bunların tasfiyelerindeki
koşulları düzenlemelerle, 1970 koşulları içinde yer alan iş düzenleme-
leri ve uygulamaları kıyaslayarak ortak sonuçlara varmak mümkün değil-
dir.
24.6.1966 gün 1965/118 Esas:1966/4 karar sayılı Danıştay İçtihadı Bir-
leştirme kararı ise Fransız Frankı devalüasyonuna ilişkindir. Danıştay
Dava Daireleri Kurulunun 18.1.1974 günlü, 1970/680-1974/22 sayılı kararında
belirtildiği gibi, bu karar Fransız parasının devalüe edilmesi sebebiyle hasıl
olan müsbet kur farkının ithalatcıya ödenmeyeceği amir olup, 362 sayılı Kanun-
la onaylanan Paris Antlaşmasına ve 65 sayılı kanunun 5.maddesine müste
nittir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının bakılan dava ile il-
gili bir yönü olmadığı kolaylıkla anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 16 sayılı tebliğin 6.maddesinin iptaline ilişkin
dava, yukarıda belirtilen hukuksal nedenlerle yerinde görülmediğinden
reddine karar verildi.
(MS/MÜ)
 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA