kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
VERGİ DAVA DAİRELERİ 1998 81 1996 321 13/03/1998
 
1991 YILIYLA İLGİLİ KISMI HAKKINDA VERİLEN İPTAL KARARI KESİNLEŞEN BA-
KANLAR KURULU KARARINA DAYANILARAK EVVELCE İPTAL KARARI GEREĞİNE GÖRE
TAHAKKUKTAN SİLİNEN VERGİ VE GECİKME FAİZİNİN ÖDEME EMRİYLE İSTENME-
SİNDE HUKUKA UYGUNLUK BULUNMADIĞI HK.<
Bakanlar Kurulunun 90/328 sayılı kararıyla % 16 olarak belirlenen 1991
yılında uygulanacak ihracat istisnası oranı; 12.8.1991 tarih ve
91/2073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla % 12'ye indirilmiştir.
1991 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini, ... tarihi-
ne değin yaptığı ihracat tutarına % 16 istisna uygulanması istemiyle
veren kurum adına bu itirazı kabul edilmeyerek, tüm yıl için % 12 is-
tisna oranı uygulanarak kurumlar vergisi tahakkuk ettirilmiştir.
Kurum bir taraftan, 91/2073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının
iptali istemiyle Danıştay Dördüncü Dairesinde dava açmış, bir taraftan
da 1991 yılı ihracat tutarının 16.8.1991 tarihine kadar olan kısmına
uygulanması gereken oranın, % 12 değil % 16 olması ve 1991 yılı kurum-
lar vergisi tahakkukunun bu hesaba göre değiştirilmesini isteyerek
vergi mahkemesinde dava açmıştır.
1991 yılı ihracat tutarlarına da uygulanmak üzere ihracat is-
tisnası oranını % 12 olarak belirleyen Bakanlar Kurulunun 91/2073 sa-
yılı Kararı, Danıştay Dördüncü Dairesinin ... gün ve ... sayılı kara-
rıyla 1991 yılına ilişkin düzenlemesi yönünden iptal edilmiş, bu kara-
ra karşı Bakanlığın temyiz istemi Kurulumuzca reddedilmiştir. Söz ko-
nusu iptal kararı uyarınca düzenlenen Maliye Bakanlığının ... tarihli
yazısıyla ihracat istisnası oranının 1991 yılının tamamı için % 16 uy-
gulanması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, vergi dairesi müdürlüğü
tarafından oranlar arasındaki farka ilişkin kurumlar vergisi, düzeltme
fişiyle tahakkuk kayıtlarından silinmiş ve vergiler davacıya ret ve i-
ade edilmiştir.
Tahakkuka karşı açılan davayı inceleyen Vergi Mahkemesi ise
91/2073 sayılı Kararnamenin yürürlük tarihi olan ... tarihine kadar %
16, sonrası için % 12 oranının uygulaması ve tahakkukun bu hesaba göre
değiştirilmesi gerektiği sonucuna varmış, bu karar Danıştay Üçüncü Da-
iresinin ... günlü ve ... sayılı kararıyla onanmıştır.
Danıştay Üçüncü Dairesinin bu kararı karşısında, Dördüncü Dai-
renin iptal kararı gereği düzeltme yapan vergi dairesi müdürlüğü bu
kez, ... tarihi ile yıl sonu arasında yapılan ihracat tutarına % 12
istisna oranını uygulayarak hesapladığı kurumlar vergisi ile gecikme
faizinin ... tarihinde yükümlüye tebliğ etmiş, herhangi bir itiraz ol-
mayınca ... tarih ve ... sayılı tahakkuk fişiyle söz konusu vergi ve
gecikme faizini tahakkuk ettirmiş, vadesinde ödenmemesi üzerine yüküm-
lü şirket adına ödeme emri düzenlemiştir. Dava, bu ödeme emrine karşı
açılmıştır.
Davayı inceleyen Bursa Vergi Mahkemesi, ... günlü ve ... sayılı
kararıyla; iptal kararlarının idari işlemi ve bu işlemin doğurduğu so-
nuçları ortadan kaldırdığı, iptal kararlarının geriye yürüdüğü ve ip-
tal edilen karardan önceki hukuki durumu doğurduğu, bu nedenle 1991
yılı ihracat tutarına uygulanacak ihracat istisnası oranının, vergi
mahkemesi ile Danıştay Üçüncü Dairesince kabul edilen davaya göre de-
ğil, Danıştay'ca iptal edilen Bakanlar Kurulu Kararına göre 1991 yılı
ihracatının tamamı için % 16 oranının uygulanması gerektiği, davacı
şirketten ödeme emri ile istenen ve oranlar arasındaki farka tekabül
eden kurumlar vergisinin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle
ödeme emrini iptal etmiştir.
Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz başvurusunu inceleyen Danış-
tay Üçüncü Dairesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; vergi mahkeme-
sinin, 1991 yılı için ihracat istisnası oranının dava dilekçesindeki
yükümlü istemi doğrultusunda 16.8.1991 tarihine kadar % 16 ve
16.8.1991 tarihinden sonra % 12 oranı uygulanması gerektiğine ilişkin
kararına karşı vergi dairesi müdürlüğünün temyiz ve karar düzeltme is-
temleri Danıştay Üçüncü Dairesince reddedilerek kesinleştiği, kesinle-
şen vergi mahkemesi kararı uyarınca idare tarafından sanayi ürünü ih-
racat istisna oranını kademeli olarak uygulamak suretiyle tahakkuk et-
tirilen farka tekabül eden verginin, ödeme emri ile istenmesinin 2577
sayılı Yasanın 28 inci maddesi hükmü gereği olduğundan, vergi mahkeme-
since aksi yönde verilen kararda hukuka uygunluk görülmediği gerekçe-
siyle kararı bozmuştur.
Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi ... günlü ve ... sa-
yılı kararıyla ilk kararında direnmiş, ilk kararındaki gerekçeye ek o-
larak; ödeme emriyle istenen kurumlar vergisinin yükümlü şirkete iade
edilmiş olması karşısında, geri istenmesinde usulen, ödeme emri tanzim
ve tebliğinden önce bu verginin tarh ve tahakkuk aşamalarından tekrar
geçmesi gerektiğini belirtmiştir.
Direnme kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edilmiş, Da-
nıştay Üçüncü Daire kararı üzerine hesaplanan vergi ve gecikme faizi
"bildirim" ile ... tarihinde yükümlüye tebliğ edildiği halde ödenmedi-
ği gibi itirazda da bulunulmaması üzerine ... tarihli tahakkuk fişinin
düzenlendiği, tahakkuk fişinde yazılı vergi ve gecikme faizi vadesinde
ödenmediğinden düzenlenen ödeme emrinde yasaya aykırılık bulunmadığı
ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Davacı kurum adına düzenlenen ödeme emrinin iptali yolundaki
vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.
Ödeme emrine konu olan borç, ihtirazi kayıtla verilen 1991 yı-
lına ilişkin beyannamesi üzerinden kurumun 1991 yılı ihracat tutarına
91/2073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ek Kararla belirlenen yüzde 12
istisna oranı uygulanarak yapılan tahakkukun bir kısmını oluşturan ve
söz konusu Kararnamenin 1991 yılı yönünden yargı kararıyla iptal edil-
mesi nedeniyle dayanaksız kaldığı gözönüne alınarak, iptal kararından
önce yürürlükte olan yüzde 16 istisna oranına göre silinen ve davacıya
ret ve iade edilen kurumlar vergisinin; ... dönemindeki ihracat tuta-
rına göre oranlar arasındaki fark üzerinden hesaplanan kısmı ile ge-
cikme faizinden oluşmaktadır.
Bakanlar Kurulunun 91/2073 sayılı kararı, ... tarihinde yayım-
lanmış ve 1991 yılı ihracat tutarlarına da uygulanmak üzere ihracat
istisnası oranını yüzde 16'dan, yüzde 12'ye indirmiştir. Davacı, yasal
sürede verdiği 1991 yılı beyannamesine ilişik dilekçesinde, istisna o-
ranını dört puan düşüren Kararnamenin yayım tarihine değin yaptığı ih-
racat tutarına, bu tarihten önce yürürlükte olan yüzde 16 oranı esas
alınarak vergi tahakkuk ettirilmesini istemiş, idare bu istemi kabul
etmeyerek, yıllık ihracat tutarına yüzde 12 istisna uygulayarak tahak-
kuk yapmıştır. Davacı bir yandan aynı iddia ile tahakkuka karşı Bursa
Vergi Mahkemesinde, bir yandan da geçmişe yürümezlik ilkesine aykırı
olduğu iddiasıyla Kararnameye karşı Danıştay'da dava açmıştır.
Kararnameye karşı açılan dava Danıştay Dördüncü Dairesince in-
celenmiş ve ... gününde verilen ... sayılı kararla; ... sayılı Bakan-
lar Kurulu Kararına ek Kararın 1991 yılına ilişkin kısmı iptal edil-
miş, iptal kararı temyiz incelemesinden de geçerek kesinleşmiştir.
İptal davaları, idarenin genel düzenleyici ya da bireysel idari
işlemlerini konu alan ve nitelikçe hukuka aykırı olan idari işlemleri
ortadan kaldırarak idareyi hukuk sınırları içinde tutma amacını ger-
çekleştiren araçlardandır. Bilindiği gibi hukuka uygunluk denetimi ya-
pan yargı yerlerince verilen ve bir idari işlemin temel öğeleri yönün-
den hukuka uygun düşmediğini saptayan iptal kararları, işlemin kurul-
masından önceki hukuki durumu doğururlar.
Genel düzenleyici bir idari işlem niteliğindeki 91/2073 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararına ek Kararın 1991 yılıyla ilgili kısmının ipta-
line ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin K:1992/1719 sayılı kararı
da, Kararnamede öngörülen yüzde 12 istisna oranının 1991 yılı ihracat
tutarlarına uygulanmaması, uygulanmışsa oranlar arasındaki farka isa-
bet eden verginin, ilgililerine iadesini gerektirmektedir. Nitekim,
Dairenin bu kararı üzerine Maliye Bakanlığı, davacının 1991 yılı ihra-
cat tutarına, evvelce geçerli olan yüzde 16 istisna oranı uygulanarak
gereğini bildirmiş, vergi dairesi müdürlüğünce de bu doğrultuda işlem
yapılarak, yüzde 12 oranı üzerinden fazla tahakkuk ettirilen kurumlar
vergisi tahakkuktan silinmiş, davacıya ret ve iade edilmiştir.
Davacının tahakkuka karşı açtığı dava ... Vergi Mahkemesince,
Danıştay Dördüncü Dairesinin iptal kararından bir yıl sonra sonuçlan-
dırılmıştır. Tahakkuka karşı açılan davaya konu yapılan nokta,
1.1.1991-16.8.1991 tarihleri arasındaki ihracat tutarına yüzde 16 is-
tisna oranı yerine, yüzde 12 oranının uygulanmış olmasıdır. Vergi mah-
kemesi bu davada; yılın başından, 91/2073 sayılı Kararnamenin yayım
tarihine kadar olan dönemde yapılan ihracat tutarına yüzde 12 istisna
uygulanmasını hukuka aykırı bulmuş ve tahakkuku bu yönden kısmen iptal
etmiş, kararı temyizen inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi ise vergi
dairesi müdürlüğünün temyiz istemini reddetmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde
idarenin; Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare ve vergi mahkemeleri
kararlarının gereklerine göre işlem tesis etmeye veya eylemde bulunma-
ya mecbur olduğu kurala bağlanmıştır.
... Vergi Mahkemesinin temyiz incelemesinden de geçerek kesin-
leşen söz konusu kararı ve 2577 sayılı Yasanın değinilen kuralı karşı-
sında vergi dairesi müdürlüğünün yeni bir işlem tesisini gerektiren
herhangi bir neden kalmamıştır. Zira, kararın gerektirdiği sonuç, 1991
yılı başından, ... tarihine değin yapılan ihracat tutarına yüzde 16
istisna uygulanmasıdır. Bu sonuç, Danıştay Dördüncü Dairesinin iptal
kararı üzerine ilk tahakkukun düzeltilmesi sırasında yaratılmışken da-
valı idare, tahakkuka karşı açılan davaya konu da olmayan 16.8.1991-
31.12.1991 dönemi ihracat tutarına yüzde 12 istisna uygulayarak, ev-
velce tahakkuktan silinmiş verginin bir kısmını bir bildirimle davacı-
dan istemiş, itirazda bulunulmadığı ve bildirimin kesinleştiği görü-
şüyle dava konusu ödeme emrini düzenlemiştir. Bu ödeme emriyle tahsili
amaçlanan kurumlar vergisi ve gecikme faizini doğuran hukuka uygun
herhangi bir neden bulunmamaktadır.
6183 sayılı Yasanın 55 inci maddesi uyarınca ödeme emri, usulü-
ne uygun tahakkuk ettiği halde, vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının
tahsili amacıyla düzenlenebileceğinden, yılın ikinci dönemi ihracat
tutarına iptal hükmü de gözardı edilip, yüzde 12 istisna oranı esas a-
lınarak hesaplanan kurumlar vergisi ve gecikme faizini içeren dava ko-
nusu ödeme emrinin iptali yolundaki vergi mahkemesi kararında hukuka
aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, karar verildi.
X - K A R Ş I O Y
Olayda; % 16 olan ihracat istisnası oranını % 12'ye indiren
91/2073 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle dava açan
davacı şirketin, 1991 takvim yılına ait beyannamesini ihtirazi kayıtla
vermesi üzerine % 12 istisna oranına göre tahakkuk ettirilen kurumlar
vergisine karşı da, anılan Bakanlar Kurulu kararının yayımlandığı
16.8.1991 tarihine kadar % 16, ondan sonraki dönem için % 12 oranının
uygulanması gerektiği iddiasıyla Vergi Mahkemesinde idari dava açtığı
ve tahakkuk eden verginin 16.8.1991 tarihinden önceki kısmının terki-
nini istediği; bu dava devam ederken Bakanlar Kurulu kararının Danış-
tay Dördüncü Dairesince iptal edilmesi ve kararın Genel Kurul'ca onan-
ması üzerine, davacıya her iki oran arasındaki farka tekabül eden ver-
ginin red ve iade olunduğu; ancak, tahakkuka karşı açılan davada, Ver-
gi Mahkemesince, talep veçhile tahakkukun kısmen terkinine karar veri-
lip bu kararın Danıştay Üçüncü Dairesince onanması üzerine de,
16.8.1991-31.12.1991 tarihleri arasındaki ihracat tutarına % 12 ora-
nında istisna uygulanarak yapılan vergi ve gecikme faizi tahakkukunun
davacı şirkete tebliğ olunduğu; bu tahakkuka karşı herhangi bir idari
dava açılmaması ve ödemenin de yapılmaması sonucu dava konusu ödeme
emrinin düzenlenerek tebliğ edildiği; bu ödeme emrinin, Bakanlar Kuru-
lu Kararı iptal edildiğinden % 12 oranının uygulanamayacağı gerekçe-
siyle iptal edilmesine dair vergi mahkemesi kararının, ödeme emriyle
istenilen alacağın kesinleşmiş yargı kararına dayandığı gerekçesiyle
Danıştay Üçüncü Dairesince bozulması üzerine, aynı Mahkemece, ilk ka-
rarındaki gerekçesinde ödeme emrinin tebliğinden önce verginin tarh ve
tahakkuk aşamalarından geçmesi gerektiği gerekçesi de eklenerek ilk
kararda direnildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmış olup; bu kara-
rın temyizen bozulması istenilmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55
inci maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, (7) gün içinde
borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir
ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58 inci maddesinde de, kendisine öde-
me emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ö-
dendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğinden itibaren
(7) gün içerisinde idari dava açabileceği açıklanmış bulunmaktadır.
Bu maddelerde sözü edilen ödeme emri, konu edindiği kamu alaca-
ğını yaratan idari işlemden ayrı ve bağımsız bir diğer idari işlemdir.
Kuşkusuz, ödeme emri düzenlenmesinin sebeplerinden ilki, vadesinde ö-
denmeyen kamu alacağını yaratan bu işlemdir. Bu işlem olmadan kamu a-
lacağı hukuken doğamayacağından;
ödeme emri düzenlenmesi de sözkonusu olamayacaktır. Başka anlatımla;
ilki ikincisinin maddi sebebi olan bir ayrılabilir işlemler zinciri
sözkonusudur. Bu işlemler zincirinin, ka- mu alacağının hukuken
doğduğu; yani, tahakkuk ettiği tarihten tahsili- ne kadar da uzaması;
örneğin, ödeme emrinin tebliğ edilerek ödeme sü- resi geçmesine karşın
ödenmeme eyleminin sürmesi halinde, haciz, daha sonra da satış işlemi
yapılması olasıdır.
Bu işlemler zincirinin ayrı bir halkasını oluşturan her işlemde
mevcut hukuka aykırılıklar, yalnızca o işlemi hukuka aykırı kılabile-
cek ve yalnızca o işlemin iptali istemiyle açılacak idari davada ileri
sürülmesi halinde idari yargı tarafından dikkate alınabilecek nitelik-
tedir. Şayet, içerdiği hukuka aykırılıklara karşın, bu işlemlerden bi-
risi dava konusu edilmeyecek olursa, idari dava açma süresinin geçme-
siyle hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaya başlayan bu işlemin,
zincirin sonraki halkasını oluşturan işleme karşı açılacak idari dava-
da hukuka uygunluk denetimine tabi tutulması, anılan karine ile koru-
nan kamu düzeninin ihlali sonucunu yaratır. İdari dava açma süresinin
sonuncu gününü izleyen tarihten itibaren, içerdiği tüm hukuka aykırı-
lıklara (yokluğunu gerektirenler hariç) karşın, işlem, hukuka uygun
kabul edilip, zincirin sonraki halkasını oluşturan işleme dayanak alı-
nabilir. Başka deyişle; işlemler zincirine dahil bir işlemdeki hukuka
aykırılığın, işlemin bu nedenle idari yargı yerince iptal edilmiş ol-
ması hali dışında, bu işleme dayanılarak yapılan kendisinden ayrılabi-
lir nitelikteki sonraki işlemi hukuka aykırı kılması söz konusu ola-
maz.
Bununla birlikte; anılan dokunulmazlık hali, kamu borcunu yara-
tan idari işlemin yargı organı önündeki durumu ile ilgilidir. Yoksa,
idare, hukuka aykırı olarak doğan işlemini, kazanılmış haklara saygı
göstermek koşuluyla, her zaman geri alabilir, değiştirebilir veya ye-
rine yenisini yapabilir. Bunun için, idarenin işleminin hukuka aykırı-
lığı konusunda ikna edilmesi gerekebilir. Bunun yolu ise; idari dava
açma süresinin geçmiş olması sebebiyle hukuka uygunluk karinesinin ko-
rumasına giren işlemi, kamu düzenini de çiğneyerek, sonraki idari iş-
lem sebebiyle yargı denetimine tabi tutmak değil; örneğin, düzeltme ve
şikayet başvuruları gibi, idari nitelikteki başvurular ile bu başvuru-
ların sonucuna tanınan yargısal denetim yollarıdır.
Yukarıda açıklandığı üzere, olayda, ödeme emrine konu kamu ala-
cağını yaratan işlem, Bursa Vergi Mahkemesinin Danıştay Üçüncü Daire-
sinin onama kararıyla kesin hüküm halini alan 27.4.1993 gün ve ... sa-
yılı kararı üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28
inci maddesinin 5 inci fıkrasında; vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mah-
keme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit
edilecek vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile zam ve ceza-
ların miktarının ilgili idarece mükellefe bildirileceği yolunda yer a-
lan düzenleme uyarınca, vergi dairesince, tahakkuk eden verginin dava
konusu edilmeyen kısmının yeniden hesaplanıp davacıya bildirilmesine
ilişkin işlemdir. Bu işlemin kimi hukuka aykırılıkları içermesi veya
yargı kararının gereğinin yanlış yerine getirilmesi olasıdır. Ancak,
anılan işlem davacı şirkete ... tarihinde tebliğ edilmesine karşın,
süresi içerisinde herhangi bir idari davaya konu edilmemiştir. Yani,
işlem hukuka uygunluk karinesinden yararlanır hale gelmiş; konusu olan
vergi ve faiz tahakkuk ederek kamu alacağı niteliğini hukuken kazan-
mıştır. Dolayısıyla; hukuken kamu alacağı niteliğini kazanan ve vade-
sinde de ödenmeyen vergi ve gecikme faizi için ödeme emri düzenlene-
rek, borçlusuna tebliği yerindedir.
Bu nedenle, temyiz isteminin kabulü ile aksi yolda verilen di-
renme kararının bozulması gerektiği oyu ile karara karşıyız.
XX - K A R Ş I O Y
Danıştay Üçüncü Dairesinin 30.3.1994 gün ve E:1993/2299,
K:1994/989 sayılı kararı ile onanan ve kesinleşen vergi mahkemesi ka-
rarı uyarınca, idare tarafından sanayi ürünü ihracat istisna oranının
kademeli olarak uygulanması suretiyle tahakkuk ettirilen farka tekabül
eden verginin ödeme emri ile istenilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 28 inci maddesi hükmüne uygun bulunduğundan temyiz is-
teminin kabulü ile vergi mahkemesince verilen ısrar kararının bozulma-
sı gerektiği görüşü ile karara karşıyız. (MT/ES)



 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA