kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
ALTINCI DAİRE 1992 2676 1992 1660 03/06/1992
 
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİNDE GÖREVLİ BİR ÖĞRETİM ÜYESİNİN BELDE SAKİNİ OL-
MASI VE MESLEKİ BAKIMDAN DA İLGİLİ BULUNMASI NEDENİYLE 1/5000 ÖLÇEKLİ
İSTANBUL YARIMADA KORUMA AMAÇLI PLANIN İPTALİ İSTEMİYLE DAVA AÇABİLE-
CEĞİ HK.<
Dava, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanan
1/5000 ölçekli İstanbul Tarihi Yarımada Koruma İmar Planı'nın iptali
istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, davacı ile idare işlem arasında
menfaat ilişkisi bulunmadığı, menfaat ihlali şartının ancak kişisel,
meşru, aktüel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşeceği, aksi dü-
şüncenin kişilerin menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında
iptal davası açmı hakkını doğuracağı, bunun da idarenin işleyişini
olumsuz yönde etkileyeceği, kamu menfaatini korumakla görevli ve yetki
li kurum ve kuruluşların dava açabileceği belirtilerek davanın ehliyet
yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz
edilmiştir.
Anayasamızın 2.maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Hukuk Devleti ol
duğu belirtilmiştir. "Hukuk Devleti" kavramı Anayasa Mahkemesi'nin pek
çok kararında "her işlem ve eylemin hukuka uygunluğunu başlıca geçer-
lik koşulu bilen, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçla-
yan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm Devlet organlarına ege-
men kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan hak-
larına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anaya
sa ve hukukun üstünlüğü kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı de-
netimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamıyacağı
temel hukuk ilkeleriyle, Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaşmayan
devlet" olarak tanımlanmaktadır.
"Hukuk Devleti" kavramının tanımında söz edilen hukuka uygunluk deneti
mi ancak yargı önünde yapılacaktır. Devletin tüm işlem ve eylemlerinin
yargısal denetime tabi tutulması ile Hukuk Devletinin sağlanması müm-
kündür. Kaldıki, Anayasanın 125.maddesinin birinci fıkrasında, idare-
nin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hük
me bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesi; iptal davaları-
nın idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönle-
rinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaati ihlal edi-
lenler tarafından açılacağını belirlemektedir.
Maddede öngörülen "menfaat ihlali" koşulu, bu tür davaların kabulü ve
dinlenebilmesi için aranılan koşullardan biridir. Gerek doktrin gerek-
se yargısal içtihatlarda, bu şart "subjektif ehliyet" şartı olarak ka-
bul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzel kişi
lere iptal davası açma yeteneğini sağlandığını gösterecek kesin bir öl
çü ortaya konulamamakta, bu ilişki kural olarak, iptal davasına konu
olan kararın niteliğine göre saptanmaktadır.
"Menfaat" kavramı olaya, zamana ve kültürel anlayışa göre değişen bir
kavram olupl, değişik olaylarda menfaatin ortaya çıkma biçimi değişmek
tedir. Olaylara yaklaşım şekli, toplumun ve kişinin düzeyi, menfaat
kavramının boyutlarını değiştirecek niteliktedir.
İptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup, olmadığının sap
tanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylelikle idarenin huku
ka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta, hukuk devleti ilkesinin ger-
çekleştirilebilmesine imkan sağlandığından, bu davalarda "menfaat iliş
kisinin" dar yorumlanmamasında yarar vardır.
Cumhuriyetin temel ilkelerinden olan Hukuk Devleti esasının tüm kurum
ve kurallarıyla yerleştirilmesi ülkede yaşayan herkesin menfaati gere-
ği olduğundan, toplumun ve dolayısıyla bireyin menfaatini zedeleyen uy
gulamalara ilişkin işlemlere karşı bireylerin dava açmakta menfaat
ilişkisinin bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
Çevredeki doğal ve tarihi değerlerin tahribine karşı dava açma hakkını
"kişisel maddi menfaat ihlaline" bağlamak bu türden konularda dava
açılması imkanını tümden ortadan kaldırmak ve böylece idari işlemleri
yargı denetimi dışında bırakmak, dolaylı yoldan, Hukuk Devleti ilkesi-
nin gerçekleşmesini engellemek sonucunu doğurur.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının İstanbul Üniversitesi Edebi
yat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümünde Öğretim Üyesi ol
duğu, yani mesleki konumu itibariyle iptali istenen 1/5000 ölçekli İs-
tanbul Yarımada Koruma Amaçlı Plan arasında menfaat ilişkisinin bulun-
duğu, planın uygulanması halinde pek çok tarihi eserin bundan etkilene
bileceği, dolayısıyla İstanbul'da yaşayan bir fert olarak davacının da
menfaatinin ihlal edildiği gözönünde bulundurulmadan davanın ehliyet
yönünden reddedilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyize konu İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 26.12.
1991 günlü, 1991/1894 sayılı kararının bozulmasına karar verildi.




BŞ/SE


 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA