kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
YEDİNCİ DAİRE 1999 1211 1998 578 22/03/1999
 
SORUMLU SIFATIYLA ÖDENEN VERGİNİN ANCAK ADLİ YARGI YERİNDE AÇILACAK
BİR RÜCU DAVASIYLA ASIL MÜKELLEFİNDEN İSTENİLEBİLECEĞİ HK.<
1992, 1993, 1994 ve 1995 yıllarına ilişkin damga vergisinin vadesinde
ödenmediğinden bahisle "gecikme cezası" adı altında hesaplanan ... li-
ranın tahsili yolunda tesis edilen işlemi; 213 sayılı Kanunun 8'inci
maddesi uyarınca vergi sorumlusunun, verginin tam olarak kesilip vergi
dairesine ödenmesinden sorumlu olduğu, ancak bu muameleler sırasında
vergi cezasını gerektiren bir filin işlenmesi halinde, ceza kesme ya
da ceza niteliğinde gecikme faizi, gecikme cezası gibi alacakları is-
teme yetkisinin yalnızca vergi dairelerine ait bulunduğu, bu itibarla,
olayda, davalının gecikme cezası adı altında istenilen meblağı talep
etme yetkisinin bulunmadığı, kaldı ki, damga vergisi matrahına katma
değer vergisi dahil edilemeyeceğinden, bu haliyle de olayda noksan a-
lınmış bir vergiden bahsedilemeyeceği, bu itibarla, ödenmiş olsa da
hukuk aleminde hiç doğmayan vergi aslı için tesis edilen işlemde isa-
bet görülmediği gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin ... gün
ve 1997/815 sayılı kararının; tahsil edilen damga vergisi farkının
......... tarihli başkanlık onayı ile ilgilisine iade edildiği, bu su-
retle davanın konusu kalmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmekte-
dir.
488 sayılı Damga Vergisi Kanununun "Vergi ve Cezada Sorumluluk"
başlığını taşıyan 24'üncü maddesinde; "... Resmi daireler veya noter-
lerce düzenlenerek kişilere verilen veya dairede bırakılan ve damga
vergisi hiç alınmayan veya noksan alınan kağıtların vergisi mükellef-
lere, cezası düzenleyenlere aittir.
Vergi ve ceza, vergi için mükelleflere rücu hakkı olmak üzere,
kağıtları düzenleyenlerden alınır." hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Su Ürünleri Hali Müdürlüğün-
de yer tahsis sahibi komisyonculardan olan davacıdan fatura bedelleri-
nin ödenmesi sırasında tevkif suretiyle alınan damga vergisinin matra-
hına katma değer vergisinin de dahil edilmesi gerektiğinden bahisle
1992, 1993, 1994 ve 1995 yılları için hesaplanan fark damga vergisinin
tahsil edildiği, söz konusu vergi nedeniyle davacıdan ayrıca "gecikme
cezası" adı altında ... lira talep edildiği, davacının gecikme cezası
istenilmesine yönelik işlemin iptali istemiyle açtığı davada mahkemece
yazılı gerekçe ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anla-
şılmıştır.
Davalı belediye tarafından temyiz dilekçesinde, damga vergisi-
nin eksik ödenmesi nedeniyle hesaplanacak vergi ve cezaların vergi da-
iresine ödenmesinden her ne kadar idareleri sorumlu ise de; Damga Ver-
gisi Kanununun 24'üncü maddesine göre mükellefe rücu haklarının bulun-
duğu ileri sürülmüştür.
Oysa; Damga Vergisi Kanununun yukarıda bahsi geçen 24'üncü mad-
desi uyarınca davalı belediyenin "gecikme cezası" adı altında davacı-
dan talep ettiği ............-liralık meblağın ancak açılacak bir rücu
davasına konu edilmesi mümkün bulunduğundan, anlaşmazlığın Borçlar Ka-
nunu hükümlerine göre çözümü gerekmektedir. Borçlar Kanununa dayalı
hak iddialarına ilişkin anlaşmazlıkların çözümü ise, adli yargı yerle-
rinin görev alanına girmektedir.
Nitekim; Uyuşmazlık Mahkemesinin 15.4.1985 gün ve E:1985/3;
K:1985/9 (Hukuk Bölümü) sayılı kararında da, davalıya ait vergi borcu-
nun; sorumlu sıfatıyla davacı tarafından ödenmesi nedeniyle, bu borcun
rücuan davalıdan tahsili istemiyle açılan davanın, adli yargı yerinde
görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu itibarla, adli yargıda açılacak bir rücu davası ile davacı-
dan istenilmesi gereken uyuşmazlık konusu tutarın, davalı idarenin ka-
mu gücünü kullanmak suretiyle tesis ettiği dava konusu işlemle iste-
nilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, temyiz dilekçesinde, daha önceden tahsil edilen
damga vergisinin davacıya ... tarihli başkanlık onayı ile ... tarihin-
de ödendiği, bu itibarla konusu kalmayan davanın reddi gerektiği ileri
sürülmüşse de, vergi aslı dava konusu edilmediği gibi, ödemenin de
mahkeme kararından sonra yapılmış olması dikkate alındığında, bu husus
temyize gelen yönünden mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek ni-
telikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine; mahkeme kararı-
nın onanmasına; karar verildi. (MT/ES)


 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA