kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
YEDİNCİ DAİRE 1992 4507 1992 2312 22/09/1992
 
PİŞMANLIK DİLEKÇESİYLE BİRLİKTE MATRAHSIZ VERİLEN BEYANNAMENİN VERİLDİ
Ğİ TARİHTEN ÖNCE YÜKÜMLÜYE BEYANA ÇAĞRI YASININ TEBLİĞ EDİLDİĞİNİN KA-
NITLANAMAMASI HALİNDE, YÜKÜMLÜLER HAKKINDA DİĞER RE'SEN TAKDİR NEDENLE
Rİ BULUNMADIKÇA HEM BEYANNAMENİN ZAMANINDA VERİLMİŞ SAYILMASI, HEM DE
MATRAHIN RE'SEN TAKDİRİ YOLUNA DİLMESİ OLANAĞI BULUNMADIĞI HK.<
Eylül 1988 dönemine ilişkin katma değer vergisi beyannamesini beyana
çağrı yazısı üzerine pişmanlıkla ve matrahsız olarak veren yükümlü şir
ket adına re'sen takdir yoluyla salınan kaçakçılık cezalı katma değer
vergisini ve kaçakçılık cezalı dahili tevkifatı; beyana çağrı yazısı-
nın vergi incelemesine başlama niteliği taşıyan bir yazı olmaması nede
niyle pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya engel olamayacağı gerekçesi
ile kaldıran İstanbul 8.Vergi Mahkemesinin 19.12.1991 gün ve 1991/1937
sayılı kararının; bozulması istenilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371.maddesinde; beyana dayanan vergi-
lerde kaçakçılık, ağır kusur ve kusur mahiyetindeki kanuna aykırı hare
ketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükel
leflere maddede yazılı kayıt ve şartlarla kaçakçılık, ağır kusur ve ku
sur cezaları kesilemeyeceği öngörülmüştür.
Beyana çağrı yazısının yükümlülere tebliğ edildiği hallerde maddede
aranan "kendiliğinden haber verme" koşulu gerçekleşmeyeceğinden bunun
sonucu olarak pişmanlık hükümlerinden yararlanılamayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, ayrıca vergi incelemesine başlanıp başlanmadığı hususunun
araştırılmasına gerek yoktur. Bu nedenle vergi mahkemesi kararının bu
yöne ilişkin gerekçesi yerinde değildir.
Herne kadar, vergi dairesi temyiz dilekçesinde, yükümlünün Eylül 1988
dönemine ait katma değer vergisi beyannamesinin beyana çağrı yazısı
gönderildikten sonra pişmanlık dilekçesi ile verildiğinden bahsedilmek
te ise de, beyannamenin verildiği tarihten önce yükümlüye beyana çağrı
yazısının tebliğ edildiği kanıtlanamamaktadır.
Bu durumda maddede aranan "kendiliğinden haber verme" koşulunun gerçek
leştiği ve bunun sonucu olarak maddede belirlenen diğer kayıt ve koşul
larla pişmanlık hükümlerinden yararlanılacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan, matrah göstererek beyanname veren yükümlü ile zarar beyan
eden veya matrahsız beyanda bulunan yükümlü arasında herhangi bir fark
yoktur. Zira, verilecek beyannamelerin, bu üç halden herhangi birisini
kapsaması kanunen mümkün ve geçerlidir. Önemli olan husus beyannamede
gösterilen durumun gerçeğe uygun olmasıdır.
Ayrıca zamanında beyanname verdiği halde zarar beyan eden veya vergiye
tabi matrah bulunmadığı yolunda beyanda bulunan yükümlüler hakkında
sırf bu nedenle re'sen takdir hükümleri uygulanmadığı halde, bu durum-
da olmakla birlikte zamanından sonra verilmiş olmasına rağmen pişman-
lık hükümleri uyarınca kanun koyucu tarafından zamanında verilmiş sayı
lan matrahsız beyannameler dolayısıyla re'sen takdire gitmek, kanun ko
yucunun sonradan pişmanlıkla verilen beyannamelerin zamanında verilmiş
sayılması yolundaki amacına da ters düşer.
Bu sebeple pişmanlık dilekçesiyle birlikte matrahsız beyanname veren
yükümlüler hakkında diğer re'sen takdir sebepleri bulunmadıkça, hem be
yannamenin zamanında verilmiş sayılması, hem de matrahın re'sen takdi-
ri yoluna gidilmesi olanağı yoktur.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddine, sonucu itibariyle yerin
de görülen vergi mahkemesi kararının onanmasına karar verildi.


BŞ/SE





 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA