kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2005/16 E.N , 2005/1118 K.N.

İlgili Kavramlar

BAKANLAR KURULU KARARIRIN HUKUKA AYKIRILIĞI
SİT ALANI İÇİNE DEFİN İÇİN İZİN VERİLMESİ

Özet
BELEDİYELERCE KURULAN MEZARLIKLARA DEFNİN ESAS OLDUĞU, MEVZUATTA YER ALAN KOŞULLAR OLUŞMADAN, BU ESASA AYKIRI OLARAK ALINAN BAKANLAR KURULU KARARI ANAYASANIN 10. MADDESİNE, 677, 1580 VE 1593 SAYILI YASALARA AYKIRI OLDUĞU GİBİ, AYRICA, KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI KORUMA KURULU KARARIYLA (KENTSEL VE TARİHİ SİT-KENTSEL VE ARKEOLOJİK SİT) ALANI OLARAK KABUL EDİLEN VE 2863 SAYILI YASA UYARINCA, ÇEVRESİNDE HER ÇEŞİT İNŞAİ VE FİZİKİ MÜDAHALENİN YASAKLANDIĞI YERE DEFİN İÇİN VERİLEN İZNİN BU NEDENLEDE HUKUKA AYKIRI OLDUĞU HAKKINDA.


İçtihat Metni

Danıştay Onuncu Dairesinin 9.6.2004 günlü, E:2002/4723, K:2004/5434 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davalı idare tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Karabulut'un Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ekrem Atıcı'mn Düşüncesi: Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen İncelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürüleri hususlar, söz konusu maddede.yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeksizin dosya İncelendi, gereği görüşüldü:

Dava, Y…. Bozkurt Özal'ın İstanbul İli, Süleymaniye Camii Haziresine defnine izin verilmesine ilişkin 9.1.2001 günlü, 2001/1888 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesince davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen 26.3.2001 günlü, E:2001/361, K:2001/1093 sayılı kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 19.10.2001 günlü, E:2001/415, K:2001/737 sayılı karan,ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak işin esası incelenmek suretiyle dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptaline karar verilmiştir.

Danıştay Onuncu Dairesinin 9.6.2004 günlü, E:2002/4723, K:2004/5434 sayılı kararıyla; nazirelerin, cami, mescit, tekke gibi dinsel yapıların yanı başında yer alan ve etrafı duvar ya da parmaklıklarla çevrili mezarlıklar olduğu, sultanlar tarafından inşa ettirilen külliyelerdeki nazirelerin orta yerinde padişah ailesinden insanların defnedildiği türbelerin yer aldığı, hukukumuzda, Bakanlar Kuruluna, "türbe" ihdas etmek, cami naziresine defne izin vermek yolunda yetki veren bir yasa hükmünün bulunmadığı, aksine, Anayasanın 174 üncü maddesi ile "devrim yasa"sı olarak nitelendirilen 1930 yılında yürürlüğe konulmuş bulunan 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Şeddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun'la, o tarihe kadar mevcut türbelerin ilga edildiği gibi, bunları yeniden ihdas edenler hakkında da para ve hapis cezalarının öngörüldüğü bu nedenle Yusuf Bozkurt Özal'ın cami naziresine gömülmesine izin veren Bakanlar Kurulu Kararının öncelikle yetki yönünden 677 sayılı Yasaya aykırı düştüğü, kaldı ki, Bakanlar Kurulu Kararındaki "cami haziresi" kelimesi ile "mezar" in kastedildiği kabul edilecek olsa dahi, anılan kararın yasalara uygunluğundan söz edilemeyeceği, çünkü,1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin 5.bendinin, mezarlıklar tesis etmeyi ve bu mezarlıklardan başka yerlere ölü gömdürmemeyi tüm belediyelerin zorunlu görevleri arasında saydığı, aynı şekilde, 1931 yılında yürürlüğe konulmuş bulunulan Mezarlıklar Hakkındaki Nizamname'nin 5. maddesiyle de, belediyece tespit olunan umumi mezarlıktan başka yerlere ölü gömülmesinin yasak olduğuna işaret edildiği, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun dava konusu karara dayanak yapılan 211'inci maddesiyle de aynı ilkenin getirildiği ve maddede "Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defni memnudur. Fevkalade halterde ve sıhhi mahzur bulunmadığı takdirde İcra ve Vekilleri Heyeti kararıyla muayyen ve malum mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaade olunur." hükmüne yer verildiği, görüldüğü üzere, bir kişinin ölümünde belediyece tesis olunan mezarlığa gömülmesi esas olduğu gibi, 211. maddeyle de Bakanlar Kuruluna bir kişinin belediyelerce tesis olunan mezarlıklar dışındaki yerlere gömülmesine izin verme konusunda mutlak bir takdir yetkisi ve serbestinin tanınmadığı, aksine bu yetkinin kullanılışının "fevkalade hal" in mevcudiyeti ve "sıhhi mahzur bulunmaması" gibi iki koşulun birlikte var olmasına bağlı tutulduğu, olayda ise, Yusuf Bozkurt Özal'ın ölümünde belediyelerce tesis edilmiş bulunan mezarlık dışındaki bir yere gömülmesini gerektirecek şekilde bir "fevkalade hal"in varlığından söz etmek olanağının bulunmadığı, bu nedenle, aksi yoldaki Bakanlar Kurulu Kararının sebep ve maksat yönlerinden 1593 sayılı Yasaya da aykırı düştüğü, öte yandan Anayasamızın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün istemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" hükmünün yer aldığı, ayrıcalık yapılmasını gerektirecek hiçbir olağanüstü hal bulunmadığı halde Yusuf Bozkurt Özal'a, Ölümünde belediye mezarlığı dışında ayrı bir yere gömülmesine izin veren ve bu suretle ona ayrıcalık tanıyan Bakanlar Kurulu Kararının anılan maddede ifadesini bulan "eşitlik" ilkesine uygunluğundan da söz edilemeyeceği, diğer taraftan, Süleymaniye Camii ve çevresi İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 12.7.1995 günlü, 6848 sayılı kararıyla "Kentsel ve Tarihi Sit, Kentsel ve Arkeolojik Sit" atanı olarak kabul edildiği ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun değişik 9.maddesi uyarınca alan çevresinde her çeşit inşai ve fiziki müdahale yasaklandığı gerekçeleriyle yasal dayanağı bulunmayan dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare, mevzuatta dava konusu işlemin tesis edilmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını, Bakanlar Kurulunun Yasa İle tanınan yetkisini kullandığını İleri sürerek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı İdarenin temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 9.6.2004 günlü, E:2002/4723, K:2004/5434 sayılı kararının ONANMASINA, 5.5.2005 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA