kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2004/795 E.N , 2007/1820 K.N.

İlgili Kavramlar

TAM YARGI DAVALARI
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ

Özet
DOĞRUDAN DOĞRUYA TAM YARGI DAVASI AÇILABİLMESİ YASA GEREĞİ OLUP, İŞLEMİN HUKUKA AYKIRILIĞININ AÇILMIŞ BİR İPTAL DAVASINDA YARGI KARARI İLE SAPTANMAMIŞ OLMASI, İŞLEM DOLAYISIYLA AÇILAN TAM YARGI DAVASININ, BU NEDENLE REDDİNİ GEREKTİRMEDİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Batıkent (Kardelen) Sıhhiye hattında çift katlı özel halk otobüsü işletmecisi olan davacı şirket tarafından, metronun işletmeye açılmasından itibaren 5 ay aynı güzergahta çalıştırılması, daha sonra da eşdeğer olmadığı iddia edilen Aktepe-Batıkent ve Akdere-ODTÜ hattında çalıştırılması nedeniyle uğradığı öne sürülen 40.000.000.000 TL. zararın olay tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle tazmini istemiyle açılan dava sonucunda; Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Sekizinci Dairesinin 28.4.2003 günlü, E:2002/3189, K:2003/1940 sayılı bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ISRAR edilmesine ilişkin bulunan 26.3.2004 günlü, E:2004/879, K:2004/434 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Gülhan Akyüz'ün Düşüncesi : Temyize konu ısrar kararının bozulması, dava hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ahmet Yahya Özde m ir'in Düşüncesi : Özel halk otobüsü işleten şirketin, metronun işletmeye açılmasından itibaren 5 ay aynı hatta çalışması sonra da eşdeğer olmayan Aktepe-Batıkent ve Akdere-ODTÜ hattında çalışması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 40.000.000.000.-TL zararın faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davayı, Danıştay 8.Dairesince verilen bozma kararına uymayıp eski kararında ısrar ederek, doktrinde "iptale dayalı işlemler" olarak tanımlanan ilkeye göre, olayda UKOME Genel Kurulu kararları ile aynı kurulun gecikmeli hat değişikliği kararlarının zarara dayanak olarak gösterilmesine karşın bu kararların davaya konu edilmediği, bu kararlar ayakta iken davaya konu edilen zarara dayanak olan işlemlerde hukuka aykırılıktan sözedilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddeden İdare Mahkemesi kararının temyizen inceleyerek bozulması istenilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresine ilişkin kural getirilmiş, düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerce, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikjsi aleyhine birden dava açılabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun İptal ve Tam Yargı Davaları başlıklı 12. maddesinde "ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda alıntısı yapılan yasa kuralları birlikte incelendiğinde, genel düzenleyici veya birel işlem nedeniyle, işlemlerden kaynaklanan hak ihlallerinden dolayı dava açılabilmesinin genel düzenleyici veya birel işlemin iptaline bağlı olmadığı, iptal ve tam yargı davalarının diğer koşulları taşıması şartıyla birbirlerinden bağımsız açılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Davacı, eşdeğer bir hatta çalıştırılmadığını ileri sürerek dava açtığına göre, olayda idarenin dayanılan kurallara, ihale sözleşmesine ve oluşan koşullara göre bunu sağlayıp sağlamadığı ve davacının bu nedenle bir zarara uğrayıp uğramadığı belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmekte iken bu hususlarının irdelenmediği görülmektedir.

Açıklanan nedenle, temyiz konusu kararın bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:

Dava, Batıkent (Kardelen) Sıhhiye hattında çift katlı özel halk otobüsü işletmecisi olan davacı şirket tarafından, metronun işletmeye açılmasından itibaren 5 ay aynı güzergahta çalıştırılması daha sonra da eşdeğer olmadığı iddia edilen Aktepe-Batıkent ve Akdere-ODTÜ hattında çalıştırılması nedeniyle uğradığı öne sürülen 40.000.000.000 TL. zararın olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.

Ankara 6. İdare Mahkemesi 24.1.2002 gün ve E:2001/929, K:2002/72 sayılı kararı ile,davacı tarafından, maddi tazminat davasına dayanak olarak çeşitli tarihlerde alınan UKOME Genel Kurulu kararları ile UKOME'nin gecikmeli hat değişikliğine ilişkin kararları gösterilmiş olmakla birlikte, sözü edilen kararlara karşı herhangi bir dava açılmadığının anlaşıldığı, doktrinde "iptale dayalı işlemler" olarak adlandırılan ve iptal edilene kadar geçerliliğini koruyan işlemlerin hukuka aykırılığı, anılan işlemler hakkında iptal davaları ile ortaya konulabileceğine göre anılan işlemler hukuken ayakta iken dava konusu hat değişikliğinin hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği, bunun doğal sonucu olarak da hukuken geçerliliğini koruyan işlemler nedeniyle idarenin tazminat sorumluluğundan söz edilemeyeceği, bu itibarla, tazminata dayanak yapılan idari işlemlerin hukuken geçerliliğini koruması ve bu işlemlere dayalı olarak açılan tazminat davasında da, anılan idari işlemlerin hukukiliğinin denetlenemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davacının tazminat isteminin dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Anılan kararın, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Sekizinci Dairesinin 28.4.2003 günlü, E:2002/3189, K:2003/1940 sayılı kararıyla; İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesi uyarınca bir idari işlem nedeniyle hakları ihlal edilenlere doğrudan tam yargı davası açma hakkı tanınarak, idari işlemlerin iptal ve tam yargı davalarına birbirinden bağımsız olarak konu edilebileceğinin belirlendiği böylece, idarelerin hukuka uygun işlemlerinden de sorumlu tutulabileceklerinin öngörüldüğü, bu türden bir davada; idarenin hukuki sorumluluğunun zarara neden olan idari işlemin niteliği ve ilgilisi açısından oluşan sonuçlarına bağlı olduğu, olayda, davacının davalı idare ile imzaladığı ihale sözleşmesine göre eşdeğer bir hatta çalışıp çalışmadığının ve bu durumda bir zarara uğrayıp uğramadığının belirlenmesi gerektiği, eksik incelemeye dayalı idare mahkemesi kararında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

Ankara 6. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak; ilk kararında belirtilen gerekçelerin yanında, zararı oluşturan işlemlerin hukuka aykırılığının ileri sürülmemesi veya hukuka aykırı bulunmamasına rağmen, ilgililerin zararına yol açtığı durumlarda da, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen "doğrudan doğruya tazminat davası" açılabilmesi ve ilgililerin zararının tazmin edilmesi mümkün ise de; anılan tazminat davalarının da, zararı oluşturan işlemin icra tarihinden itibaren söz konusu işlem için öngörülen dava süresi içinde açılması gerektiği bu sürenin geçirilmesi halinde; zararı oluşturan işlemin hukuka aykırılığının veya ilgilinin zararının oluşup oluşmadığının yargı merciince incelenme olanağı bulunmadığı, davacı tarafından, maddi tazminat davasına dayanak olarak, çeşitli tarihlerde alınan UKOME Genel Kurulu kararları ile UKOME"nin gecikmeli hat değişikliğine ilişkin kararları gösterilmiş olmakla birlikte, sözü edilen kararların, 29.5.199:8 tarihli ve 22.3.2000 tarihli UKOME Genel Kurul kararları olduğu ve bunlara karşı herhangi bir dava açılmadığı, anılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu ve kişisel zarar doğurduğu iddiasına dayalı bakılan davanın ise; ilk olarak 11.10.2000 tarihinde Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, kaldı ki bu şekilde açılacak davalarda da tazminata hükmedilebilmesi için ortada varsayımlara dayalı muhtemel bir zararın değil açıkça ortaya konulabilecek net bir zararın varlığının gerekli olduğu, bu itibarla, tazminat istemine dayanak yapılan idari işlemlerin hukuken geçerliliğini koruması ve bu işlemlere dayalı olarak açılan tazminat davasının da, anılan idari işlemler için öngörülen dava açma süresinden sonra açılması nedeniyle hukukiliğinin ve ilgilinin zararına yol açıp açmadığının işbu davada incelenemeyeceği sonucuna varılmakla, davacının tazminat isteminin dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davacı, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.3.2004 günlü, E:2004/879, K:2004/434 sayılı ısrar kararının bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesinde; ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare veya vergi mahkemelerine doğrudan doğruya: tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri kurala bağlanmıştır.

İdari işlemlerden dolayı doğrudan doğruya tam yargı davası açılıp açılamayacağı hususu 521 sayılı Kanun zamanında da tartışmalara konu olmuş, daha sonra anılan kanunun 71. maddesinin 1740 sayılı Kanunla değiştirilmesi sonucu idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası açmanın mümkün olduğu hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, 1740 sayılı kanundan önceki dönemde, iptal davasının reddinden sonra aynı işlemden dolayı tam yargı davası açılabilmesine de olanak bulunmamasına karşın 1740 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile, iptal davası açılmadan da tam yargı davası açılabilmesine imkan tanınmasının yanı sıra iptal davasının reddi üzerine de tam yargı davası açılabileceği öngörülmüştür. 1740 sayılı Kanunun gerekçesinde de, İdare hukuku kurallarına göre, idare tarafından tesis edilmiş olan bir işlem, mevzuata uygun olmakla beraber, herhangi bir şahsın hakkını da ihlal ediyor ise, bu halde işlem iptal edilmeden de tam yargı davasının açılabileceği belirtilmiştir. Buna göre, hiçbir hukuki sakatlık taşımayan ve bu nedenle iptali gerekmeyen idari işlemlerden ötürü kişiler zarara uğramışlarsa, bu zararın da tazmini gerekebilir. 1740 sayılı kanunla getirilen bu düzenleme, 2577 sayılı Kanunda da kabul edilmiştir.

Dolayısıyla Daire kararında da belirtildiği üzere iptal davası açılmamış olması o işlem bakımından tam yargı davası açılmasına hukuki bir engel oluşturmamaktadır.

Bu durumda, doğrudan doğruya tam yargı davası açılabilmesi Yasa gereği olup, işlemin hukuka aykırılığının açılmış bir iptal davasında yargı kararı ile saptanmamış olması

işlem dolayısıyla açılan tam yargı davasının bu nedenle reddini de gerektirmediğinden idare mahkemesi kararında bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Ancak, temyiz dosyasının incelenmesinden, Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararında, daha önceki kararda belirtilmemiş olan davacının bu davayı süresinde açmadığı hususuna da gerekçede yer verildiği anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulü ile Ankara 6. İdare Mahkemesinin 26.3.2004 günlü, E:2004/879, K:2004/434 sayılı ısrar kararının, davacının tazminat isteminin dayanağı bulunmadığından davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına ve kararın davanın süresinde açılmadığına ilişkin kısmı karara bağlanmak üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine 4.10.2007 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA