kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2004/762 E.N , 2007/2427 K.N.

İlgili Kavramlar

SORUŞTURMA VE CEZA
MESLEK KURULUŞLARI

Özet
MANİSA DEVLET HASTANESİNDE ÇALIŞAN VE DOKTOR OLAN DAVACININ; EYLEMİ NEDENİYLE TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ TARAFINDAN SORUŞTURULUP, SONUCUNA GÖRE CEZA VERİLEBİLECEĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Ankara 9. İdare Mahkemesinin 21.11.2003 günlü, E:2003/829, K:20Ö3/1350 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi Gülhan Akyüz'ün Düşüncesi : Davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı A.Yahya Özdemir'in Düşüncesi : Devlet hastanesinde doktor olan davacının 3 ay süre ile meslekten men cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu kararına karşı açılan davayı, Danıştay 8. Dairesinin bozma kararına uymayıp eski kararında ısrar ederek reddeden İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İncelenen dosyadan, davacının adli tabip sıfatı ile muayenesini yaptığı şahısların muayenesi sırasında gerekli kuralları uygulamadığı ve özeni göstermediği, düzenlediği adli raporu kapalı bir biçimde merciine ulaştırılmak üzere güvenlik görevlilerine vermesi gerekirken bu hususa uymadığı gerekçeleri ile Tıbbı Deontoloji Tüzügününü 2 inci ve 14 üncü maddelerini ihlal ettiğinden bahisle T.T.B Soruşturma ve Yargılama Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin 1. fıkrası uyarınca davaya konu ceza ile cezalandırıldığı, cezanın dayanağının anılan 6 ncı madde olarak gösterildiği görülmektedir.

3011 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanunun 1. maddesinin (c) fıkrasında, kamuyu ilgilendiren yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı belirtilmiştir. T.T.B. Soruşturma ve Yargılama yönetmeliği, 3011 sayılı Kanun kapsamında bulunmasına karşın Resmi Gazetede yayımlanmaksızın uygulanması nedeni ile işlemde bu yönü ile hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, temyiz konusu kararın bozulmasının uygun olacağı düşpnülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:

Dava, Manisa Devlet Hastanesinde doktor olarak görev yapan davacı hakkında 3 ay meslekten men cezası verilmesine ilişkin Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun 25.6.1999 gün ve 99/3 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 9. İdare Mahkemesi 23.2.2001 günlü, E: 1999/959, K:2001/181 sayılı kararıyla, hekimlik mesleği etiği açısından gözaltında alınan sanıklara işkence yapılıp yapılmadığı hususunda gerçeği ortaya çıkarma durumunda olan bir hekimin gerekli dikkat ve ihtimamı göstererek mesleki bilgi ve becerisini kullanmak zorunda olduğu, dava konusu olayda da, olayın gelişimi ve yapılan muayene ve verilen adli raporların niteliğine göre ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.6.1999 gün ve E: 1999/8109, K: 1999/164 sayılı kararıyla da gözaltındaki şahıslara farklı şekillerde işkence yapıldığı hususunun da hüküm altına alınmış olması nedeniyle davacı doktorun gereken ihtimamı ve saygıyı göstermediği, doktorluk mesleği etik kurallarına uygun davranışta bulunmadığının görüldüğü, bu durumda, davacının uyması gereken usuller açısından gerekse işkence olayının ortaya çıkarılmasında doktor olarak üstüne düşen görevi yapmadığının açık olması karşısında hakkında verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanının reddine karar vermiştir.

Anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 13.6.2002 günlü, E.-2001/3452, K:2002/3600 sayılı kararıyla, doktor olan kişiye, kamu görevi ifasında mevzuata aykırı davranışından ötürü soruşturma açmaya ve disiplin cezası vermeye ancak disiplin amirlerinin yetkili olduğunun kabul gören bir idare hukuku prensibi olduğu, bu nedenle, ilgilinin görev yaptığı kamu kuruluşunca herhangi bir disiplin soruşturması açılmamasına karşın, davacı odanın şahsın görevinin niteliğini değerlendirmeden görevinde kusurlu davrandığından bahisle mevzuatına göre disiplin cezası uygulamasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş olup, Ankara 9. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmektedir.

Davacı, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin 21.11.2003 günlü, E:2003/829, K:2003/1350 sayılı ısrar kararının bozulmasını istemektedir.

6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunun 1. maddesinde; serbest veya resmi görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği'nin kuruluş amaçları arasında, mesleki deontolojiyi korumak da yer almıştır.

Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektedir.

Tabip ve diş tabibi hastanın "cinsiyeti, ırk, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlaki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaati ne olursa olsun muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir." hükmü yer almaktadır.

Anılan Tüzüğün 14. maddesinde, "Tabip ve diş tabibi hastaların vaziyetinin icabettirdiği sıhhi ihtimamı göstermek, hastanın hayatını kurtarmak ve sıhhatini korumak mümkün olmadığı takdirde ızdırabını azaltmaya veya durdurmaya çalışmakla mükellef olduğu hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan düzenlemelere göre, disiplin hukuku bakımından meslek mensubu olup, kamu görevlisi statüsünde olanlarla, mesleğini serbest olarak icra edenler arasında kesin bir yetki alanı ayrımı yoktur. Başka bir deyişle, meslek mensubu olup, kamu görevlisi olanların bağlı olduğu kamu tüzel kişiliğine karşı, mesleğini serbest icra edenlerin ise meslek kuruluşuna karşı disiplin hukuku açısından sorumlu olduğu şeklinde kesin bir sonuca ulaşılması mümkün değildir. Disiplin hukuku bakımından önemli olan, disiplin cezasına konu eylemin ağırlıklı olarak hangi görevden kaynaklandığının tesbitidir.

Buna göre, Manisa Devlet Hastanesinde doktor olan davacının eylemi nedeniyle davalı Birlik tarafından soruşturulup sonucuna göre ceza verileceği tabii olup, kararın yetki yönünden bozulmasında hukuki isabet görülmemiştir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen kararın, davalı idarenin yetkili olduğu yönündeki bölümünün usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından davacının temyiz isteminin reddine, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin 21.11.2003 günlü, E:2003/829, K:2003/1350 sayılı ısrar kararının yetkiye ilişkin kısmının onanmasına, dosyanın İdare Mahkemesi kararının uyuşmazlığın esası hakkındaki bölümüne yönelik temyiz istemi hakkında bir karar verilmek üzere Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine 29.11.2007 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Danıştay Sekizinci Dairesinin 13.6.2002 günlü, E:2001/3452, K-.2002/3600 sayılı, İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin bulunan kararında yer alan gerekçeler doğrultusunda davacının temyiz isteminin kabulü ile Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin 21.11.2003 günlü, E:2003/829, K:2003/1350 sayılı ısrar kararının bozulması oyuyla karara karşıyız.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA