kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2004/3 E.N , 2005/2371 K.N.

İlgili Kavramlar

DAVA EHLİYETI ŞARTLARI
İPTAL DAVASI AÇABİLECEK KİŞİLER
MENFAATLERİ İHLAL EDİLENLER
TESCİL İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ

Özet
İPTAL DAVALARI İLE İDARİ İŞLEMLERİN HUKUKA UYGUN OLUP OLMADIĞININ SAPTANMASINA, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN SAĞLANMASINA, İDARENİN HUKUKA BAĞLILIĞININ BELİRLENEREK, HUKUK DEVLETİ İLKESİNİ GERÇEKLEŞTİRİLEBİLMESİNE OLANAK SAĞLANDIĞINDAN, BU DAVALARDA MENFAAT İLİŞKİSİNİN BU AMAÇ DOĞRULTUSUNDA YORUMLANMASININ GEREKTİĞİ; BUNA GÖRE ..... ..... RAN'IN TÜRK VE DOĞU HALKLARININ ŞİİRİNİ BÜYÜK ÖLÇÜDE ETKİLEMİŞ, ŞİİRDE YENİ YOLLAR AÇMIŞ, GEÇMİŞ VE GELECEK YÜZYILLARIN EBEDİYEN YAŞAYACAK KLASİĞİ OLMASI İTİBARİYLE, HAKKINDAKİ VATANDAŞLIKTAN ISKAT KARARININ NÜFUS KÜTÜĞÜNE TESCİLİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ İLE AÇILAN DAVADA, BİR VATANDAŞ OLARAK DAVACININ KİŞİSEL VE MEŞRU MENFAATİNİN İHLAL EDİLDİĞİ AÇIK OLUP DAVACININ SÜBJEKTİF EHLİYETİNİN VARLIĞI KABUL EDİLMEK SURETİYLE DAVANIN ESASININ İNCELENMESİNİN GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Danıştay Onuncu Dairesinin 29.1.2003 günlü, E:2002/2371, K:2003/302 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Başbakanlığın ve İçişleri Bakanlığının Savunmalarının Özeti: Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Pınar Kara'nın Düşüncesi: Ulusal sınırları da asarak dünya çapında kabul görmüş ve doğumunun 100. yılında evrensel olarak anılmış bir sanatçı hakkındaki vatandaşlıktan ıskat kararının nüfus kütüğüne tesciline dair işlemin iptali istemi ile açılan davada, sübjektif ehliyet koşulunun geniş yorumlanması gerektiği gerekçesi ile temyiz İsteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Emin Celalettin Özkan'ın Düşüncesi: Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi İle temyiz edilen Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MÎLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca 2577 sayılı Kanunun 17. maddesine göre davacının duruşma istemi kabul edilmeyerek, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, Şair …. ….. Ran'ın TC. Vatandaşlığından ıskat'ına ilişkin 25.7.1951 günlü, 3/13401 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının geçersiz kaldığı ve uygulanamayacağı hususunun tespiti ile nüfus kaydında 8.3.2002 günlü, VGF 90 nolu form düzenleterek ve düzenleyerek vatandaşlıktan ıskatın nüfus kütüğüne tesciline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi 29.1.2003 günlü, E:2002/2371, K:2003/302 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi "a" fıkrasında, idari işlem hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların iptal davaları olarak tanımlandığı ve sübjektif ehliyet koşulunun "menfaat İhlali" olarak yer aldığı, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri gözönüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu, Türk Vatandaşlığı Kanununun 34. maddesinde yer alan "Kaybettirme ve çıkarma kararları şahsidir, ilgilinin eş ve çocuklarına tesir etmez." hükmü karşısında dava açma hakkının esas hak sahibine ait olacağı, vatandaşlık hakkının şahsa bağlı haklardan olduğu ve dava konusu işleme dayanak oluşturan Bakanlar Kurulu Kararının da dava konusu edilmediği gözönüne alındığında vatandaşlığın kaybettirilmesine ilişkin kararın nüfus kütüğüne tesciline ilişkin İşlem ile davacının doğrudan bir ilişkisinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir.

Davacı, 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararının 51 yıl sonra davalı İçişleri Bakanlığınca tescili yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ..... ..... Ran'ın 1963 yılında öldüğünü, dolayısıyla Nazım Hikmetin şahsı ile ilgili, sonradan tesis edilen hukuka aykırı işlemlerin hiçbir zaman yargı denetimine tabi olamayacağını, oysa idari bir işlemin yargısal denetiminin yapılmamasının hukuk devletinde söz konusu olamayacağını, çağına ve topluma karşı duyarlı ve sorumluluk duygusu taşıyan her aydının evrensel bir sanatçının ölümünden sonra gerçekleşen hukuk dışı bir uygulama karşısında duyarsız kalamayacağını öne sürmekte ve Daire karannın temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 nci maddesinin 1 inci bendinin (a) alt bendinde iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu "menfaat ihlali" olarak yer almışken; bu koşul, 4001 sayılı Kanunla; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere "kişisel hak ihlali" olarak değiştirilmiş; ancak, 2. maddenin 1. bendinin (a) alt bendi; 10.4.1996 günlü, 22607 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.9.1995 günlü, E: 1995/27, K: 1995/47 sayılı kararıyla, idari işlemlere karşı iptal davası açabilmek için, idare hukukunun genel esaslarına aykın biçimde, idari işlemin davacının "kişisel hakkını ihlal" etmiş olması koşulu getirilmesinin hak arama özgürlüğünü kısıtladığı ve birçok işleme karşı dava yolunu kapattığı, bu haliyle hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasanın 2. ve 36. maddelerine aykın bulunarak iptal edilmiş, iptal nedeniyle doğan hukuksal boşluğun giderilmesi için iptal kararının Resmi Gazete'de yayımından itibaren üç ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararında öngörülen sürede, söz konusu hukuksal boşluğu dolduracak bir yasal düzenleme getirilmemiş olmakla birlikte idari yargı yerleri içtihat yoluyla iptal davalarını açabilmek için menfaat ilgisini aramışlardır. Ancak daha sonra bu yasal boşluk giderilmiş ve 2577 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin 1 inci bendinin (a) alt bendi 4577 sayılı Kanunla yeniden düzenlenerek, iptal davaları "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan" davalar olarak tanımlanmıştır.

Dolayısıyla iptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri gözönüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.

Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.

Ayrıca, iptal davaları ile; idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.

..... ..... Ran Türk dünyasının ve 20. Yüzyıl dünya edebiyatının en büyük şairlerinden olup, milletlerarası bir kurum olan UNESCO'nun, şairin 100. doğum yılı anısına 2002 yılını N... H.... Yılı ilan etmesi bu gerçeğin bir tasdiki olmaktadır. N... H.....'in Türk ve Doğu halklarının şiirini büyük ölçüde etkilemiş, şiirde yeni yollar açmış, geçmiş ve gelecek yüzyılların ebediyen yaşayacak bir klasiği olması itibariyle, hakkındaki vatandaşlıktan ıskat kararının nüfus kütüğüne tesciline İlişkin işlemin iptali istemi ile açılan bu davada, davacının güncel menfaati bulunduğu gibi, adı geçen şairin, ulusal sınırları da aşarak dünya çapında kabul görmüş bir sanatçı olması nedeniyle, bir vatandaş olarak davacının kişisel ve meşru menfaatinin de ihlal edildiği anlaşıldığından, bakılan davada, davacının sübjektif ehliyetinin varlığı kabul edilmek suretiyle davanın esasının incelenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 29.1.2003 günlü, E:2002/2371, K:2003/302 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine 6.10.2005 günü oyçokluğu ile karar verildi..

KARŞI OY Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan Daire kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan karara katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA