kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2003/730 E.N , 2005/284 K.N.

İlgili Kavramlar

İDARİ PARA CEZASI
KİRLETME YASAĞI
SÜRESİ İÇİNDE KURULMAYAN ARITMA TESİSİ

Özet
DAVACIYA AİT TESİSİN ATIKSULARININ FOSEPTİKTE TOPLANMASI NEDENİYLE OLABİLECEK KİRLİLİĞİN ÖNLENMESİ AMACIYLA ÇEVRE BAKANLIĞI'NIN GENELGESİ UYARINCA ARITMA TESİSİ KURULMASI VE BUNA İLİŞKİN İŞ

TERMİN PLANININ İLETİLMESİ GEREKTİĞİNİN BELİRTİLMESİNE KARŞIN, BU GEREĞİN SÜRESİ İÇERİSİNDE YERİNE GETİRİLMEMESİ ÜZERİNE 2872 SAYILI ÇEVRE KANUNUNUN 8/2. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİ NEDENİYLE PARA CEZASI VERİLMESİNDE MEVZUATA VE HUKUKA AYKIRILIK GÖRÜLMEDİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

İstemin Özeti: İzmir 3. İdare Mahkemesinin 30,4.2003 günlü, E:2003/507, K:2003/551 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Aylin Bayram'ın Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesinin ısrar kararının Danıştay Altıncı Dairesi kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Tülin Özgenç'in Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, gereği görüşüldü:

Dava,... İli,... İlçesi,... mevkiinde bulunan davacıya ait eğitim ve dinlenme tesisleri arıtma tesis ünitesi inşaasına yönelik iş termin planlarının davalı idareye zamanında verilmeyerek 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesinin 2. fıkrasına aykırı faaliyette bulunması nedeniyle aynı Yasanın 20. maddesi uyarınca 342.000.000.-lira para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali İstemiyle açılmıştır.

İzmir 3. İdare Mahkemesi, 29.9.1999 günlü, E:1998/905, K:1999/809 sayılı kararıyla; 6.7.1995 tarihinde yapılan tespitte işletmenin arıtma tesisinin bulunmadığının saptandığı, iş termin planlarının iletilmesi için süre verilmesine karşın bu gereğin yerine getirilmediği, 29.12.1997 tarihinde arıtma tesisi tamamlanmışsada İlk tespitten sonra konuya ilişkin çalışma ve termin planlannın süresi içinde davalı idareye iletilmediği anlaşıldığından; dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Bu karar, karar düzeltme aşamasında, Danıştay Altıncı Dairesinin 14.1.2003 günlü, E:2001/6258, K:2003/206 sayılı kararıyla; 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. ve 11. madde hükümleri uyarınca, çevrenin kirletilmesi yasak olduğu gibi kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirlenmeyi durdurmakla yükümlü oldukları, bu yasak ve yükümlülüklere uyulmaması durumunda çevre para cezası verileceği; ancak arıtma tesisi kurma zorunluluğunun kurum, kuruluş ve işletmeler için getirildiğinin açık olduğu, uyuşmazlığa konu çevre para cezasının dayanağı 6.7.1995 günlü tutanakta, sitenin arıtma tesisinin bulunmadığının belirtildiği ve anılan tutunakta çevre kirliliğine neden olunduğuna ilişkin bir ifadeye yer veriimediği,uyuşmazlığa konu tesise atıksularını foseptiklerde biriktirmesi ve arıtma tesisi kurmaması nedeniyle 2872 sayılı Yasanın 8. maddesinin 2. fıkrası ve aynı kanunun 20/a maddesi uyarınca para cezası verilebilmesi için foseptik çukurlannın varlığının çevre kirliliği ihtimalini beraberinde getirdiğinin bilimsel olarak tespitinin gerektiği, öte yandan 19.3.1971 günlü, 13783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik île su, toprak ve yiyecek' maddelerinin pis sularla kirlenmesini Önleyerek aile ve toptum sağlığını korumak amaç edinildiğinden ve bunun sağlanmasına ilişkin olarak yapılması gerekenler bu Yönetmelikte sayıldığından, olayda çevreyi kirlettiği veya kirletme ihtimalinin olduğu konusunda bilimsel bir tespit bulunmaksızın salt arıtma tesisinin olmadığından bahisle davacıya verilen para cezasında hukuka uyarlık görülmediği, davalı idarece Çevre Bakaniığı'nın 21.12.1993 günlü, 1993/1 sayılı Genelgesi uyarınca yazlıklarda ve sitelerde arıtma tesisi kurma zorunluluğu getirildiği, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacıya da idari para cezası verildiği ileri sürülmekte ise de, kanuni dayanağı olmaksızın genelge veya tebliğe dayanılarak para cezası verilmesinin de hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de, İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak, uyuşmazlığa konu tesisin 2872 sayılı Yasanın 11. maddesinde belirtilen arıtma tesisi kurmakla yükümlü kurum ve kuruluş kapsamında olduğu, anılan madde ile atıksulann çevre kirliliğine yol açmayarak biçimde alıcı ortama verilmesi amaçlandığından arıtma tesisi kurma zorunluluğunun davacı site için de getirilmesinin Yasanın amacına uygun olduğu, davacı sitenin atıksularının foseptiklerde toplanarak dolaylı yoldan alıcı ortama verilmesi suretiyle çevre kirliliğine neden olunacağr açık olduğundan, antma tesisi kurulmayarak çevre kirliliğini önlemek için gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığını da belirtmek suretiyle ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 30.4.2003 günlü, E:2003/507, K:2003/551 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece, davacı idareye ait tesisin atıksularının foseptikte toplandığının 6.7.1995 günlü tutanakla saptandığı, Çevre Kanunu ve Çevre Bakanlığının 21.12.1993 günlü, 1993/1 sayılı Genelgesi uyarınca arıtma tesisi ile ilgili iş termin planının sunulması için 6.8.1995 tarihine kadar süre verildiği, daha sonra 1996 ve 1997 yıllarında yeniden süre verildiği, en son 30.7.1998'e kadar verilen süre içinde de gereğinin yerine getirilmemesi üzerine 2872 sayılı Çevre Kanununun 8/2. maddesinin ihlali nedeniyle aynı Kanunun 20. maddesi uyannca para cezası verilmesine dair dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi; kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi ... İçin yapılacak düzenlemelerin ve alınacak önlemlerin, ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlenmesi olduğu belirtilmiştir. Bu amacın gerçekleştirilmesi çerçevesinde Yasanın 3. maddesi ile ilkeler belirlenmiş, 8. maddesinde de; kirli atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde ilgili yönetmeliklerde belirtilen standartlara, yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmanın yasak olduğu, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililerin kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirletenin, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, 11. maddesinde, gerçekleştirilmesi planlanan kurum, kuruluş ve işletmelerin mevzuatta öngörülen arıtma tesisi veya sistemlerini müstakil veya ortak olarak kurmakla yükümlü bulunduğu, arıtma tesis veya sistemleri kurulup işletmeye hazır hale getirilmedikçe kurum, kuruluş ve işletmelere işletme ve kullanım izninin verilmeyeceği öngörülmüş, aynı Yasanın 20. ve 21. maddelerinde de, bu maddelerdeki yükümlülüğü yerine getirmeyenlere para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

443 sayılı Çevre Bakanlığı'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde Çevre Bakanlığı'nın görevleri sayılmıştır. Bu görevler arasında, çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için prensip ve politikaları tespit etmek, programlar hazırlamak, bu çerçevede araştırmalar ve projeler yapmak ve yaptırmak, bunlann uygulama esaslarını tespit etmek, uygulanmasını sağlayacak tedbirleri almak; çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla ülke şartlanna uygun olan teknolojiyi belirlemek, bu maksatla kurulacak tesislerin vasıflarını tespit etmek; atık, artık ve yakıtlar ile ekolojik dengeyi bozan, havada, suda ve toprakta kalıcı özellik gösteren kirleticilerin çevreye zarar vermeyecek şekilde bertarafının sağlanması için denetimler yapmak; tehlikeli hallerde veya gerekli durumlarda faaliyetlerin durdurulması ile ilgili usul ve esasları bir yönetmelikle belirlemek; ülke genelinde tüm uygulayıcı kurum ve kuruluşların bu konudaki taleplerini değerlendirerek, sonuçlandırmak, ülkenin atık yönetimi politikasını belirlemek ve bu konuda gerekli tedbirleri almak sayılmış bulunmaktadır.

443 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 8.5.2003 günlü, 25102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ise de, 4856 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde Çevre ve Orman Bakanlığı'nın görevleri sayılırken 443 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile paralel bir düzenleme getirilmiştir.

2872 sayılı Yasa ile 443 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyannca, çevre değerlerinin tespiti, çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve kirliliğin önlenmesi amacıyla gereken her türlü tedbirin alınmasının Çevre Bakanlığı'nın asli görevlerinden olduğu, bu kapsamda uygulama esaslarına ilişkin gerekli düzenlemeler yapabileceği açıktır.

Çevre Bakanlığı'nca 21.12.1993 günlü, 1993/1 sayılı Genelge ile; ülke genelinde başta sahiller olmak üzere otel, motel, yazlık site gibi tesislerde antma tesisi veya sistemleri yapılmadığından çevre değerlerinin bozulmasına neden olunduğunun tespit edildiği belirtilmek suretiyle arıtma tesisi bulunmayan otel, motel, yazlık site, tatil köyü, kampus ve benzeri tesislerin en kısa sürede Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 32. maddesinde belirtilen deşarj standartlarını sağlayacak şekilde arıtma tesisi kurmalan gerektiği; antma tesisi mevcut olan işletmelerin de denetimlerinin yapılarak mevzuata uygun çalıştırılmasının sağlanması ve deşarja ilişkin açıklamalar getirilerek ilgili Valiliklerin uyması gereken hususlar belirlenmiş bulunmaktadır.

Anılan Genelgenin, çevre kirliliğine neden olduğu saptanan bir faaliyetin engellenmesi ve çevrenin korunması amacıyla Çevre Bakanlığı'nın yasal yükümlülüğünün yerine getirilmesi bağlamında ve Yasa ve Yönetmeliğin uygulanması zımnında tesis edildiği anlaşıldığından, Genelgenin yasal dayanağının bulunmadığından sözedilemeyeceği açıktır.

21.12.1993 günlü Genelge ile belirtilen tesislerde arıtma tesisinin kurulmaması halinde bozulabilecek olan çevre değerinin korunması amacıyla öngörülen yükümlülüklere ilgililerin uyması gerekmekte olup, aksi durumda 2872 sayılı Yasanın 8/2. maddesinde belirtilen kirlenme ihtimalinin bulunduğu hallerde ilgililerin gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu kuralının ihlali sözkonusu olacaktır.

Bu durumda, olayda, davacıya ait tesisin atıksularının foseptikte toplanması nedeniyle olabilecek kirliliğin önlenmesi amacıyla Çevre Bakanlığı'nın genelgesi uyarınca antma tesisi kurulması ve buna ilişkin iş termin planının iletilmesi gerektiğinin belirtilmesine karşın, bu gereğin süresi içerisinde yerine getirilmemesi üzerine 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8/2. maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle dava konusu işlemle para cezası verilmiş olduğundan, işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu İzmir 3. İdare Mahkemesinin 30.4.2003 günlü, E:2003/507, K:2003/551 sayılı ısrar kararının yukanda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 28.4.2005 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dava, İzmir İli, ... İlçesi, ... mevkiinde bulunan davacıya ait eğitim ve dinlenme tesisleri arıtma ünitesi inşaasına yönelik iş termin planlarının davalı idareye zamanında verilmeyerek 2872 sayılı Çevre Kanununun 8/2. maddesinin ihlali nedeniyle aynı Yasanın 20. maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Bütün vatandaşlann ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması, su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi amacıyla yürürlüğe konulan Çevre Kanunu, bu amacın gerçekleştirilmesi sürecinde, genel uygulamalardan farklı kurallara da yer vermiş bulunmaktadır.

Bu amaçla cezai hükümler 2872 sayılı Kanunun beşinci bölümünde düzenlenmiş; 20. maddede idari nitelikteki cezalar yer almış; idari cezalara itiraz konusunda da 25. maddede düzenleme yapılmış bulunmaktadır.

25. maddede, idari cezalara karşı, cezanın tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmayacağı, itirazın zaruret görülmeyen hallerde, evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılacağı belirlenmiş; itiraz üzerine verilen cezanın kesin olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu madde ile idari nitelikteki para cezalarına yönelik olarak yargıya yapılacak başvuru, itiraz olarak nitelendirilmiş, bu nedenle başvuru süresi, dava süresinden farklı biçimde yedi gün olarak saptanmış ve itiraz üzerine verilen cezalann kesin olduğu ifade edilmiş bulunduğundan, İzmir 3. İdare Mahkemesince verilen kararın temyiz yoluyla incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, İzmir 3. İdare Mahkemesince verilen 30.4.2003 günlü, E:2003/507, K:2003/551 sayılı karara karşı, davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunun İncelenmeksizin reddi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA