kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2003/319 E.N , 2004/1857 K.N.


Özet
SERMAYESİNİN TAMAMI KAMUYA AİT T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. YÖNETİM KURULUNCA ÇIKARILAN VE İDARİ İŞLEM NİTELİĞİ TAŞIYAN SAĞLIK YARDIM SANDIĞI AN STATÜSÜ VE EKLİ SAĞLIK YARDIM SANDIĞI SEÇİM TÜZÜĞÜ'NÜN İPTALİ İSTEMİYLE AÇILAN DAVANIN İDARİ YARGININ GÖREVİNDE OLDUĞU HAKKINDA.


İçtihat Metni

Danıştay Onbirinci Dairesinin 28.11.2002 günlü E:2002/3369, K:2002/3784 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, dav tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler'in Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Handan Yağuş'un Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nite1 görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Yönetim Kurulunun 19.2.2002 günlü, 24 kararıyla kabul edilerek yürürlüğe konulan Sağlık Yardım Sandığı Ana Statüsü ve eki S Yardım Sandığı Seçim Tüzüğünün iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onbirinci Dairesinin 28.11.2002 günlü, E:2002/3369, K:2002/3784 kararıyla; 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'da yer alan düzenlemek davalı Bankanın, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışında, 4603 sayılıKanuna göre yeniden yapılanan, sermayesinin tamamı şu an için devlete ait olmakla birlikte Bankalar Kanunu ve genel hükümlere tabi, kendine özgü kamuya ait bir anonim şirket statüsünde bulunan ve dava konusu düzenlemeyi bu sıfat ve statü altında gerçekleştiren bir kuruluş olduğu, öte yandan 4603 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 4743 sayılı Kanun 6. maddesi ile değişik 3. fıkrası ile bu yasa kapsamındaki bankalarda 31.12.2002 tarihinden sonra özel hukuk hükümlerine tabi olmayan personel çalışmayacağı kurala bağlanmış olduğundan, bu tarih itibariyle bankada çalışacak personelin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu ve bu statüde istihdam edildiği, 4.8.1937 günlü, 3202 sayılı T.C. Ziraat Bankası Kanununun 70. maddesine göre Banka nizamnamesinde tayin edilecek şartlar çerçevesinde banka memurlarının ve ailelerinin tedavileri ile meşgul olmak üzere kurulan ve daha sonra 107 sayılı KHK'nin geçici 2. maddesi ile 233 sayılı KHK'nin geçici 5. maddesi uyarınca faaliyetini sürdüren Sandığın, banka personelinin sağlık hizmetlerini yürütmekte olduğu, 4603 sayılı Kanunun 3. maddesinin 3. fıkrasına istinaden, bankanın mevcut sağlık yardım sandığının tüzel kişilik kazandığı, Sağlık Yardım Sandığı Ana Statüsü ve eki Seçim Tüzüğün ise 19.2.2002 günlü, 24 sayılı Banka Yönetim Kurulu Kararı ile onaylanarak yürürlüğe girmiş bulunduğu, T.C. Ziraat Bankası Anonim Şirketi Sağlık Yardım Sandığı Ana Statüsünün 1. maddesinde, bu ana statünün T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Sağlık Yardım Sandığının hukuki yapısı, amaç ve faaliyet konulan, teşkilat yapısı, görev ve yetkileri ile çalışma konuları ve diğer esasları düzenlemeyi amaçladığının, 2. maddesinde, bu Ana Statünün, sandığa üye olan, tüm Banka ve Sağlık Yardım Sandığı çalışanları ile bu çalışanların sağlık yardımından yararlanan aile fertleri hakkında uygulanacağının belirtilmiş olduğu, 16. maddesinde de personelin maaş/ücretlerinden yapılacak kesintiler sandık kaynakları arasında sayıldığı, ana statünün ekini oluşturan Sandık Seçim Tüzüğünün ise T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Sağlık Yardım Sandığının Genel Kurul toplantısına katılacak delegeler ile organların seçimi ve seçiminde uygulanacak esasları düzenlediği, buna göre uyuşmazlık, genel hükümler ve Bankalar Kanununa tabi Anonim Şirket statüsünde olan bir kuruluşta, özel hukuk hükümlerine göre yapılan hizmet sözleşmesi ile görev yapan banka personeline, kendi sosyal güvenlik kurumlarınca karşılanmayan ek sosyal güvence (sağlık yardımı) sağlamak amacıyla, yasa ile oluşturulan ve tüzel kişiliğe sahip sağlık yardım sandığı (ki bir çeşit özel sağlık sigortasıdır) statüsü ve bu sandık organlarına yapılacak seçimin kurallarını koyan sağlık yardım sandığı seçim tüzüğünün hukuka aykırı olup olmadığından kaynaklandığından, bu uyuşmazlığın çözümünün de yukarıda belirtilen hukuki durum ve buna uygulanacak özel hukuk kuralları gözönüne alınarak mümkün olacağından, başka bir anlatımla davanın çözümü özel hukuk kurallarının olaya uygulanmasını gerektirdiğinden, davada, bu kuralları uygulayacak adli yargı yerinin görevli bulunduğu gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca idari yargı yerinin görev alanı dışında kalan davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.

Davacı; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.2.2002 günlü, 2002/2777 sayılı kararında belirtildiği üzere davalı Bankanın kamu kurumu niteliğini koruduğunu öne sürmekte ve Daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak, bu Kanun Hükmünde Kararname ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde faaliyetini sürdürmekte olan bir iktisadi devlet teşekkülü iken, 4603 sayılı Kanun ile özelleştirmeye hazırlanması sağlanmak üzere yeniden yapılandırılarak, özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsüne dönüştürülmüş ise de; bu durum davalı Bankanın kamu bankası olma niteliğini ortadan kaldırmamış olup, Banka, halen sermayesinin tamamının kamuya ait olması nedeniyle kamu kurumu niteliğini sürdürmektedir.

Zira 4603 sayılı Kanunun 4. maddesinde, bu Kanunun Banka hakkında sermayesindeki kamu payı % 50'nın altına düşünceye kadar uygulanacağı öngörülmüş bulunmaktadır.

Diğer yandan 4603 sayılı Kanunun 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasında; "Bankaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut personeli hakkında aylık, özlük ve emeklilikleri yönünden tabi oldukları mevzuatın uygulanmasına devam olunur. Bunlardan uygun görülenler istekleri halinde, emeklilik statüleri devam etmek üzere özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılabilir. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile ilgileri devam eden personelin özel hukuk hükümlerine göre çalışacakları süreler kazanılmış


hak aylıklarında değerlendirilir ve emeklilik işlemlerinde söz konusu Kanunun ek 48 inci maddesinin (b) fıkrası ile ek 68 inci maddesi hükümleri uygulanır..." denilmek suretiyle, davalı Bankanın yukarıda belirtilen kamu kurumu olma niteliğine uygun olarak, Bankada kendi isteğiyle özel hukuk hükümlerine tabi çalışmayı kabul eden personele, emeklilik statülerini 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak devam ettirmeleri imkanı tanınmış ve bu durumda olan personelin, kamu hukuku ile ilgileri de sürdürülmüştür.

4603 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan "Bankalarda 31.12.2002 tarihinden sonra özel hukuk hükümlerine tabi olmayan personel çalıştırılamaz." hükmünün, özel hukuk hükümlerine tabi çalışan banka personelinin kamı hukuku ile ilgisini kesmeyeceği ve bu personelin, sermayesinin tamamı kamuya ait olan bi bankada çalıştığı gerçeğini değiştirmeyeceği kuşkusuzdur.

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Yönetim Kurulunun 19.2.2002 günlü, 24 sayılı kararı il kabul edilerek yürürlüğe konulan dava konusu Sağlık Yardım Sandığı Ana Statüsü ve el Sağlık Yardım Sandığı Seçim Tüzüğü, 4603 sayılı Kanunun 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayanılarak hazırlanmış olup; anılan fıkrada, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasın mevcut sağlık yardım sandığının, bu Kanun ile tüzel kişilik kazanacağı öngörülmüş, ancak t tüzel kişiliğin özel hukuk tüzel kişisi olduğu şeklinde herhangi bir hükme yer verilmemiştir.

Diğer yandan dava konusu Sağlık Yardım Sandığı Ana Statüsünün 1. maddesinde 3202 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Kanunu ve T.C. Ziraat Bankası Tüzük uyarınca kurulan Sağlık Yardım Sandığının devamı niteliğindeki T.C. Ziraat Bankası A.Ş Sağlık Yardım, Sandığının amacı; sandık üyesi olan Banka personeli ve bunların saç yardımından faydalanan aile fertleri ile sandık üyesi olarak Bankadan emekli olan personel Sağlık Yardım Sandığının büro ve sağlık çalışanların tabi oldukları sosyal güvenlik kurum tarafından karşılanmayan "Sağlık Hizmetleri" ile uğraşmak şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca Ana Statünün 18. maddesinde, sandık üyeliği isteğe bağlı kılınmış ise de, sandığın, ge rek rekfonksiyonları itibariyle kamu gücüne dayanan bir statüye sahip olduğu, gerekse kaynakları arasında, sermayesinin tamamı kamuya ait olan davalı Bankadan tahsil edilen ve Sandık Bütçesine gelir kaydedilen paraların da yer aldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mevcut haliyle T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Sağlık Yardım Sandığının yapmış olduğu hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu çerçevede, özelleştirme amacıyla yeniden yapılandırma çalışmaları devam eden ve sermayesinin tamamı kamuya ait olan davalı Bankanın Yönetim Kurulunca çıkarılan ve banka personeline sağlık hizmeti verecek Sandık ile ilgili düzenlemeler içeren Sağlık Ya Sandığı Ana Statüsü ve eki Sağlık Yardım Sandığı Seçim Tüzüğü, idari işlem niteliğini taşıyan: düzenleyici bir işlem olup, gerek anılan bankanın ve çalışan personelinin statüsü gerekse dava konusu düzenleyici işlemlerin niteliği itibariyle, bu davanın görüşülüp çözümlenmesinin idari yargının görevinde olduğu sonucuna ulaşıldığından, adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda verilen Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca Danıştay Onbirinci Dairesinin 28.11 günlü, E:2002/3369, K:2002/3784 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine, 11.11.2004 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 28.11.2002 günlü, E:2002/3369 K:2002/3784 sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA