kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2002/777 E.N , 2004/1981 K.N.


Özet
SOSYAL SİGORTALAR KURUMUNA YAŞLILIK SİGORTASI PRİM BORCU BULUNAN AVUKATLARIN NAKİL TALEBİ HAKKINDA İŞLEM YAPILMAMASINI ÖNGÖREN YÖNETMELİK HÜKMÜNDE VE BU HÜKÜM UYARINCA TESİS EDİLEN İŞLEMDE HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI HAKKINDA.


İçtihat Metni

Danıştay Sekizinci Dairesinin 16.4.2002 günlü, E:2001/534, K-.2002/2315 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti:Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Pınar Kara'nın Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Cem Erbük'ün Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul Barosu levhasına kayıtlı avukat olan davacının, İzmir Barosuna nakil başvurusunun reddine ilişkin İzmir Barosu Yönetim Kurulu Kararına karşı yaptığı itirazın reddedilmesi yolundaki Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 22.4.2000 günlü, 1023-12 sayılı kararının ve kararın dayanağı Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 43/a maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesinin 16.4.2002 günlü, E:2001/534, K:2002/2315 sayılı kararıyla, "1136 sayılı Avukatlık Yasasının 69. maddesinde, nakil isteği ile başvurulan baronun yönetim kurulunun, istekte bulunan avukat hakkında gerekli gördüğü her türlü inceleme ve işlemleri yapacağı ve özellikle avukatın disiplin kovuşturması altında olup olmadığı ile ödenecek borcu bulunup bulunmadığını levhasına yazılı olduğu barodan soracağı, disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasından veya avukatın baroya borçlarını ödemesinden evvel hiçbir işlem yapılamayacağı hükmünün yer aldığı, bu Yasanın 182. maddesi uyarınca çıkarılan Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin iptali istenen 43/a maddesinde ise, baro yönetim kurulunun, avukatın, isteği sırasında levhasına yazılı olduğu baroya yıllık kesenek borcu, Sosyal Sigortalar Kurumuna yaşlılık sigortası prim borcu olduğunu veya disiplin kovuşturması altında bulunduğunu tespit etmesi halinde, işlem yapılmamasını kararlaştıracağı ve avukata, nakil isteği hakkında bir karar verilebilmesi için borçlarının ödenmesinin veya disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasının gerektiğini tebliğ edeceği kuralına yer verildiği, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan davacının İzmir Barosuna nakil isteminin yaşlılık sigortası prim borcu olduğundan bahisle reddedildiği, yasa hükmünde, "avukatın baroya borçlarını ödemesinden evvel hiçbir işlem yapılamayacağı" ve "ödenecek borcu bulunup bulunmadığı" biçiminde genelleme yapılmış olduğu gözönüne alındığında SSK'na olan prim borcunun da bu genelleme kapsamı içinde düşünülmesinin gerektiği ayrıca, aynı Yasanın 72/f maddesinde, topluluk sigortası primlerinin sözleşmede gösterilen zamanlarda ödenmemesi halinin, avukatın levhadan silinmesini gerektiren haller arasında sayıldığı, buna göre baro levhasından silinmeyi gerektiren bir hususun nakle de engel olacağının kuşkusuz olduğu, bu durumda, SSK'na yaşlılık sigortası prim borcu bulunan avukatların nakil talebi hakkında işlem yapılmamasını Öngören yönetmelik hükmünde ve bu hüküm uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanı reddine karar verilmiştir.

Davacı; bu kararı temyiz etmekte ve kararın, yasada açıkça düzenlenemeyen bir konuda yorum yapılmak suretiyle verildiğini öne sürerek bozulmasını istemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesine verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Sekizinci Dairesinin 16.4.2002 günlü, E-.2001/534, K:2002/2315 sayılı kararının onanmasına, 9.12.2004 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

T.C. Anayasasının 124. maddesinin 1 fıkrasında; "Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmü yer almış, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında da; "nakil isteği ile başvurulan baronun yönetim kurulu, istekte bulunan avukat hakkında gerekli gördüğü her türlü inceleme ve işlemleri yapar ve özellikle avukatın disiplin kovuşturması altında olup olmadığını, ödenecek borcu bulunup bulunmadığını levhasına yazılı olduğu barodan sorar Disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasından veya avukatın baroya borçlarını ödemesinden evvel hiçbir işlem yapılamaz" düzenlenmesine yer verilmiştir.

Belirtilen Yasa hükmüne dayanılarak düzenlenen ve 20.2.1973 tarihli resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin dava konusu 43/a maddesinde; "Baro Yönetim Kurulu, avukatın istek sırasında levhasına yazılı olduğu baroya yıllık kesenek borcu, Sosyal Sigortalar Kurumuna yaşlılık sigortası prim borcu olduğunu veya disiplin kovuşturması altında bulunduğunu tespit ederse, işlem yapılmamasını kararlaştırır ve avukata, nakil isteği hakkında bir karar verilebilmesi için borçlarının ödenmesinin veya disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasının gerektiğini tebliğ eder" kuralına yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeye göre nakil isteği ile başvuruda bulunan avukatın baroya olan borçlarını ödemesinden evvel hakkında nakil işlemi yapılamayacaktır.

Buna karşın, dava konusu Yönetmelik maddesinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna olan yaşlılık sigortası prim borcunun, yasal düzenlemede ödenmesi gereken borçlar arasında sayılmadığı halde, avukatın nakline engel haller arasında sayıldığı görülmektedir.

Öte yandan; 1136 sayılı Yasanın "Levhadan Silinmeyi Gerektiren Haller" başlıklı 72. maddesinin (f) bendinde yer alan; Topluluk sigortası primlerinin, topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanlarda ödenmemesi halinde, avukatın adının levhadan silineceğine ilişkin kural, ayrı bir konuyu düzenlemekte olup, anılan maddeden hareketle, avukatın levhadan silinmesini gerektiren bir halin, avukatın başka bir baroya nakline öncelikle engel teşkil edeceği sonucuna ulaşmak mümkün bulunmamaktadır.

Bu durumda, yasada öngörülmediği halde, yönetmelik ile; avukatın Sosyal Sigortalar Kurumuna Yaşlılık Sigortası Prim Borcunun bulunması halinde hakkında işlem yapılmayacağı yolunda düzenleme getirilmesinde ve ayrıca Yasanın ayrı bir konuya ilişkin diğer bir maddesindeki düzenlemesinden hareket edilerek dava konusu Yönetmelik maddesine hukuki geçerlilik kazandırılmasına ilişkin Daire kararındaki gerekçede hukuka uyarlık bulunduğundan söz edilemeyecektir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile, 20.2.1973 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 43/a maddesinin ve bu madde uyarınca tesis edilen işlemin iptalinin gerekeceği oyuyla, Daire kararının onanmasına ilişkin karara katılmıyorum.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA