kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 1992/447 E.N , 1992/6 K.N.


Özet
ÇÖZÜMLENMESİ DANIŞTAY`IN İDARE VE VERGİ MAHKEMELERİNİN GÖREVLERİNE GİRDİĞİ HALDE, ADLİ VE ASKERİ YARGI YERLERİNE AÇILMIŞ BULUNAN DAVALARIN GÖREV NOKTASINDAN REDDİ HALİNDE, BU HUSUSTAKİ KARARLARIN KESİNLEŞMESİNİ İZLEYEN GÜNDEN İTİBAREN OTUZ GÜN İÇİNDE GÖREVLİ MAHKEMEDE DAVA AÇILABİLİR. GÖREVSİZ YARGI MERCİİNE BAŞVURMA TARİHİ, DANIŞTAY`A İDARE VE VERGİ MAHKEMELERİNE BAŞVURMA TARİHİ OLARAK KABUL EDİLİR.


İçtihat Metni

İstemin Özeti : Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Kamulaştırma, Toplulaştırma ve Dağıtım Dairesi Başkanlığının 4.5.1988 günlü 907-1/851 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada Gaziantep İdare Mahkemesince verilen ve mahkemenin, Danıştay Sekizinci Dairesinin 4.12.1991 günlü, E: 1991/3400, K: 1991/1900 sayılı bozma kararına uymayarak, davanın süreaşımı yönünden reddine dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 12.5.1992 günlü, E: 1992/203, K: 1992/498 sayılı kararını, davacılar temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler.

Savunmanın Özeti: Davacıların temyiz istemine cevap verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: S.T.

Danıştay Savcısı H.E.Ç.`nin Düşüncesi: 1757 sayılı Yasaya göre kamulaştırılan taşınmaz mallarından 3083 sayılı Yasa uyarınca geri verilecekleri belirleyen işleme karşı açılan davayı süreaşımı yönünden reddeden idare mahkemesi kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin 4.12.1991 gün ve 1900 sayılı kararıyla bozulmasından sonra kararında ısrar ederek davayı süreaşımı yönünden reddeden mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Davacıların 3083 sayılı Yasaya göre geri verilecek arazilerin sınıflandırılmasının hatalı yapıldığının belirlenmesi ve sınıflandırmanın yargı kararıyla gerçekleştirilmesi istemiyle adli yargı yerinde açtıkları edim ve tesbit davasının görev yönünden reddinden sonra süresi içinde bu davayı açtıkları anlaşılmaktadır.

Adli yargı yerinde açılan davada her ne kadar uyuşmazlığa konu işlemin iptali istenilmemiş ise de arazi sınıflandırılmasında hata olduğu ve sınıflandırmanın hükmen yapılması savının edim davası içerikli olduğu yani iptal istemini de kapsadığı kuşkusuzdur.

Adli yargı yerinde açılmış olan edim ve tespit davacı içerikli iken sırf tesbit davası gibi kabul edilerek iptal davasının tespit davasının devamı biçiminde görülemiyeceği gerekçesi yerinde bulunmamıştır.

Bilindiği gibi edim davaları ferdi veya idari bir işlemin kaldırılıp yargı kararı ile konunun çözüme ulaştırılmasını içeren davalardır. Dolayısıyla idari işleme yönelik edim davaları doğal olarak işlemin ortadan kaldırılması veya iptali isteğini de kapsar.

Bu nedenle davanın görev ret kararından sonra bu karara dayalı olarak idare mahkemesinde süresinde açıldığının kabulü gerekirdi.

Açıklanan sebeperle temyiz isteminin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Türk Milleti Adına Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, duruşma yapılmasına ilişkin istem uygun bulunmayarak, gereği görüşüldü: Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Kamulaştırma, Toplulaştırma ve Dağıtım Dairesi Başkanlığının, 4.5.1988 günlü 907-1/851 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan dava Gaziantep İdare Mahkemesinin 10.4.1991 günlü E: 1991/285, K: 1991/708 sayılı kararıyla süreaşımı yönünden reddedilmiş ise de; bu karar, davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin 4.12.1991 günlü E: 1991/3400, K: 1991/1900 sayılı kararıyla bozulmuştur.

Gaziantep İdare Mahkemesinin, Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararına uymayarak, davanın süre yönünden reddine dair ilk kararında ısrarı sonucu, davacılar bu kez, 12.5.1992 günlü, E: 1992/203, K: 1992/498 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler.

Temyiz edilen kararla ilgili dava dosyasının incelenmesinden; davacıların, 1757 sayılı Kanuna göre kamulaştırılan taşınmazlarının, daha sonra 3088 sayılı Kanuna göre bir kısmının geri verilmesi sırasında arazilerinin tamamının geri verilmediği, toprak vasfı ve sınıflandırılmasının yanlış yapıldığını öne sürerek, yeniden sınıflandırma yapılması istemiyle davalı idareye başvurdukları; 5.4.1988 günlü başvurularının Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Kamulaştırma, Toplulaştırma ve Dağıtım Dairesi Başkanlığının 4.5.1988 günlü 907-1/851 sayılı işlemiyle reddedildiği; red işleminin 10.5.1988 tarihinde tebliği üzerine 30.6.1988 tarihinde Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesinde ... ölge Müdürlüğü aleyhine dava açarak, toprak vasfının tespitinde ve arazi sınıflandırılmasında idarece hata yapıldığı iddiasıyla, vasıf tespiti ve sınıflandırmanın hükmen yapılmasını istedikleri; bu davanın Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.9.1990 günlü E: 1988/140, K: 1990/191 sayılı kararıyla görev yönünden reddedildiği, davacıların temyiz istemlerinin de Yargıtay`ca reddedilmesi ve Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesi kararının, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.12.1990 günlü E: 1990/13170 K: 1990/11124 sayılı kararı ile onanması üzerine de 25.3.1991 kayıt günlü dilekçe ile idare mahkemesinde dava açtıkları anlaşılmaktadır.

2577 sayılı Kanunun 3622 sayılı Kanunla değişik 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrası "çözümlenmesi Danıştay`ın idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştay`a idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." hükmünü taşımaktadır.

Gaziantep İdare Mahkemesi, "idari dava açıldıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tesbiti isteğinin dışında, adli yargıda açılan müstakil tesbit davasının görevden reddi üzerine idari yargıda açılacak tesbit davasının esasının idari yargıda incelenmesi olanağı bulunmadığından, idari dava türlerinden sayılmayan bu davaya dayanılarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 9 uncu maddesi hükümlerine görede ( idari dava açma süresi geçirilmiş olması halinde ) iptal davası açılma olanağı bulunmadığı gibi; iptal davasını açma süresini de durdurmayacağından ve kesmeyeceğinden dava konusu işlemin davacılara tebliği üzerine idari dava açma süresi içerisinde iptal davasının açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra adli yargıda açılan ve görevden reddedilen tesbit davası üzerine açılan bu davada süreaşımı bulunduğu açıktır." gerekçesiyle davanın süreaşımı yönünden reddine ilişkin ilk kararında ısrar etmiş ise de; öncelikle, yine aynı kararda yer alan ve yukarıda da açıklanan tarihler dikkate alındığında dava konusu işlemin tebliğinden itibaren, idari dava açmak için öngörülen 60 günlük süre içerisinde adli yargı yerinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Adli ve idari yargı yerinde açılan davaların nitelendirilmesine gelince: Danıştay Sekizinci Dairesince verilen bozma kararında da açıklandığı üzere, davacıların adli ve idari yargı yerinde açtıkları her iki davada da iddiaları, idarenin yapmış olduğu toprak vasfı değerlendirilmesi ve arazi sınıflandırılmasının hatalı olduğu noktasında birleşmekte ve uyuşmazlığın çözümü; davacıların bu yoldaki başvurularının reddine ilişkin 4.5.1988 günlü 907-1/851 sayılı işlemin yargısal yönden denetlenmesinde düğümlenmektedir. Adliye mahkemesinde açılan davanın görev yönünden reddedilmesi de bu sebebe dayanmakta ve uyuşmazlığın temelini oluşturan tasarrufun idari işlem niteliği taşıdığı belirlenmektedir.

Gaziantep İdare Mahkemesinin ise bu durumu dikkate almadığı ve bu nedenle davayı 2577 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi çerçevesinde değerlendirmeyerek ve adli yargı aşamasını bir kenara bırakarak; 4.5.1988 günlü 907-1/851 sayılı işlemin tebliği tarihinden itibaren 60 günlük süresi çerisinde açılmadığı gerekçesiyle davayı süreaşımı yönünden reddettiği anlaşılmaktadır.

Davacılar, temyiz dilekçelerinde, Akçakale Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının onanmasına ilişkin Yargıtay kararının, kendilerine 16.3.1991 tarihinde tebliği üzerine 25.3.1991 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesinde dava açtıklarını belirtmektedirler.

Bu durumda, yine Danıştay Sekizinci Dairesince verilen bozma kararında belirlendiği üzere, 2577 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre açılan davanın, bu madde uyarınca süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerekirken, bu durum dikkate alınmayarak verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından; davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Gaziantep İdare Mahkemesinin 12.5.1992 günlü E: 1992/203, K: 1992/498 sayılı ısrar kararının bozulmasına, 22.1.1993 günü oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA