kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 1991/496 E.N , 1992/176 K.N.


Özet
İŞ VE İŞÇİ BULMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDE ŞEF OLARAK GÖREV YAPAN MEMURA AMİRLERİ TARAFINDAN VERİLEN GÖREVLERE İTİRAZ ETMESİ NEDENİYLE VERİLEN UYARMA CEZASI MEMURLAR İLE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN DİSİPLİN CEZALARININ AFFI HAKKINDA KANUN HÜKÜMLERİ KAPSAMINDADIR.


İçtihat Metni

İstemin Özeti: Davacıya "uyarma" cezası verilmesine ilişkin 24.2.1988 günlü, 199 sayılı işlemin ve İş ve İşçi Bulma Kurumu Personel Yönetmeliğinin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Danıştay Onuncu Dairesince verilen 5.2.1991 günlü, E: 1988/1151, K: 1991/354 sayılı, dava konusu işlemin ve Personel Yönetmeliğinin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptaline dair kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: M. C.

Danıştay Savcısı M.N.D.`nin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü.

İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinde şef olarak görev yapan davacıya, amirleri tarafından verilen görevlere itiraz ederek, kurum işlerini yavaşlattığı nedeniyle, Personel Yönetmeliğinin 108-B/j maddesi uyarınca, fiilinin karşılığı olan kınama cezasının, bir derece hafifletilmek suretiyle "uyarma" cezası verilmesine ilişkin 24.2.1988 günlü, 199 sayılı işlemin ve Kurum Personel Yönetmeliğinin "itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz" hükmünü taşıyan 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay Onuncu Dalresince verilen 5.2.1991 günlü E: 1988/1151, K: 1991/354 sayılı kararla, dava konusu Personel Yönetmeliğinin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrası ve davacıya uyarma cezası verilmesine ilişkin işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare, bu kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Anayasanın 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan "uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz" hükmü uyarınca, uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışında bırakılabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu yönde bir kısıtlamanın, normlar hiyerarşisine göre yasa ile getirilebileceği de açık bulunmaktadır. Bu itibarla, yönetmelik hükmü ile yargı denetimine sınır konulması düşünülemez.

Diğer yandan, 3011 sayılı Resmi Gazete`de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanunun 1 inci maddesi b bendi, kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan yönetmeliklerin Resmi Gazete`de yayımlanması gerektiği hükmünü taşımaktadır.

Bu durumda, davaya konu İş ve İşçi Bulma Kurumu Personel Yönetmeliğinin yasal zorunluluğa karşın Resmi Gazete`de yayınlanmamış olmasının yanısıra, "itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz." hükmü ile yargı denetimine kısıntı getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararının, sözü edilen yönetmeliğin, dava konusu 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptaline ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun bulunduğu, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususların, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Uyuşmazlığın, uyarma cezasına ilişkin kısmına gelince;

7.7.1992 günlü, 21277 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3817 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin 1 inci fıkrası "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş Devlet şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı ve şeref ve haysiyet kırıcı suçlar sebebiyle kurumla sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ... hariç olmak üzere kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir" hükmünü taşımakta olup, aynı Yasanın 2 nci maddesinde ise, bu kanun kapsamına giren disiplin cezalarına karşı, kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargı mercilerine başvurmuş olanlardan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine müracaat etmek suretiyle davaya devam etmek istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında, karar temyiz edilmiş ise, Danıştay`ca "karar verilmesine yer olmadığına" ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına karar verileceği belirtilmiş bulunmaktadır.

Kamu görevlisi olan davacıya verilen "uyarma"cezasının anılan yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin, dava konusu Personel Yönetmeliğine yönelik kısmının REDDİNE, Danıştay Onuncu Dairesinin 5.02.1991 günlü, E: 1988/1151, K: 1991/354 sayılı kararının, sözü edilen yönetmeliğin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptaline ilişkin kısmının ONANMASlNA esasta oyçokluğuyla, Danıştay Onuncu Dairesinin anılan kararının davacıya verilen "uyarma" cezasının iptaline ilişkin kısmına yönelik, davalı idarenin temyiz istemi hakkında ise, 3817 sayılı Yasanın 2 nci maddesi uyarınca Karar Verilmesine Yer Olmadığına oybirliğiyle 23.10.1992 gününde karar verildi.

KARŞI OY

Anayasanın 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, disiplin kararlarına karşı yargı yoluna başvurulabileceği, bu kararların yargı denetimi dışında bırakılamayacağı hükme bağlanırken, "uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç" denilmek suretiyle, anılan cezalara ilişkin olarak yargı yolunun kapalı tutulduğu görülmektedir.

Dava konusu personel yönetmeliğinin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrası ile getirilen ve itiraz edilmeyen ya da itiraz üzerine verilen kararların ( ki, bunlar uyarma ve kınama cezaları ile ilgili olan disiplin kararlarıdır ) kesin olup, idari yargı yoluna başvurulamayacağına dair hükmün ise, Anayasanın sözü edilen 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasına dayalı bulunduğu ve anılan yönetmeliğin, bu noktada hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği açıktır. Anayasanın kınama ve uyarma cezalarına idari yargı yolunu kapatan bu kuralı, bu işin ancak bir yasa ile yapılabileceği kuralını içermemektedir. Aksine bir yasa olmadıkça Anayasanın bu kuralının geçerli ve yürürlükte sayılması gerekmektedir.

Diğer yandan idarelerin bir disiplin cezası verebilmeleri için bu konuda yürürlükte bir yönetmelik bulunması gereksinimi de doğru değildir. Disiplin cezası verilebilmesi, genel cezaların aksine, herhangi bir kural bulunmasına bağlı değildir. Önceden belirlenmiş bir kural varsa idarelerin buna uymak zorunlulukları bulunmakta ise de; böyle bir kuralın olmaması halinde idarelerin duruma göre disiplin cezası takdir etme etkileri doğal karşılanmalıdır. Çünkü disiplin cezası yetkisi kamu hizmeti yapan idarenin bu hizmeti engelleyenlere karşı sahip olduğu, yönetmek ve kamu hizmeti yapmak yetkisinin doğal ve ayrılmaz bir parçasıdır. Dava konusu yönetmeliğin Resmi Gazete`de yayımlanmamış olması bir iptal sebebi oluşturmaz. Mevcut düzenleme, idareyi, daha ağır bir ceza vermemek yönünden bağlayıcıdır. Disiplin cezası uygulanan kişi ise, bu cezayı idari yargı önüne getirebilecek, yargı yerine verilecek karara göre, disiplin cezası, kişiyi bağlayıcı duruma gelecektir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onuncu Dairesinin dava konusu yönetmeliğin iptaline ilişkin kısmına dair davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, aksine verilen karara katılmıyorum.

KARŞI OY

2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiş bulunmaktadır. Anılan yasa hükmü ile ilgililer hakkında tesis edilen subjektif işlem üzerine, menfaati ihlal eden objektif işlemin de yargı önüne getirilmesi mümkün kılındığına göre, bu iki işlem arasında, ilgilinin menfaatine dayalı illiyetin varlığının da aranması gereklidir.

Nitekim, olayda davacıya "uyarma" cezası verilmesine ilişkin işlem ile birlikte, bu tür cezalara karşı idari yargı yolunu kapatarak, menfaatini ihlal eden İş ve İşçi Bulma Kurumu Personel Yönetmeliğinin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının da iptali istemiyle dava açılmıştır.

Dava konusu edilen işlemleri iptal eden Danıştay Onuncu Dairesi kararının davalı idarece temyiz edilmesinden sonra, 7.7.1992 günlü Resmi Gazete`de yayınlanarak yürürlüğe giren 3817 sayılı Yasa ile bazı disiplin cezaları affedilmiştir. Anılan Yasanın 2 nci maddesi uyarınca, yasa kapsamında kaldığı anlaşılan dava konusu "uyarma" cezası ile ilgili olarak, davalı idarenin temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı hükmüne varılmaktadır. Bu hükmün sonucunda, bu aşamada, davacının düzenleyici işlem ile menfaat alakası kesildiğine göre davalı idarenin davaya konu personel yönetmeliğine yönelik, temyiz istemi hakkında da, karar verilmesine yer olmadığı hükmünün verilmesi gerektiği görüşüyle, Danıştay Onuncu Dairesinin İş ve İşçi Bulma Kurumu Personel Yönetmeliğinin 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptaline yönelik kısmı hakkında davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın, bu kısmının onanmasına ilişkin kısmına katılmıyorum.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA