kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 1982/222 E.N , 1982/298 K.N.


Özet
FİİLEN İTHAL EDİLMİŞ MALLARDA, MAL KARŞILIĞI TÜRK LİRALARININ YETKİLİ BANKALARA YATIRILMASINI İZLEYEN 6 AYIN BİTİMİNDEN SONRA MEYDANA GELEN KUR FARKLARININ ÖZEL HESAPTAN KARŞILANMASI GEREKİRKEN, AKSİNE BİR UYGULAMA İLE İTHALATÇIDAN İSTENMESİNDE TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA MEVZUATINA UYARLIK YOKTUR.


İçtihat Metni

Davanın özeti : 24/1/1980 gün ve 8/167 Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 25 sayılı kararın 8 inci ve geçici 3 üncü maddeleri ile bu maddeler uyarınca davacıdan 2.303.75, 29 TL.sı kur farkı istenmesine ilişkin Maliye Bakanlığı ....... Kambiyo Müdürlüğünün 9/4/1960 günlü 4047 sayılı işleminin, ithal edilen araçların son taksitinin süresinde ilgili bankaya yatırıldığı fiili ithali yapılmış mallardan dolayı kur farkı istenilmesinin Anayasanın özüne ve 65 inci maddesine aykırı olduğu, 9/4/1980 günlü 4047 sayılı ....... Kambiyo Müdürlüğü işleminin 25 saydı kararın 8 inci maddesinin ( b ) bendine de aykırı olduğu iddialarıyla iptali istenilmektedir.

Savunmanın özeti : Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı Kanunun linçi maddesi, 1211 sayılı Kanunun 4 üncü 933 sayılı Kanunun 3/C ve 3018 sayılı kararın parite ve kur ayarlamaları ile ilgili çeşitli kambiyo işlemlerini genel mahiyetle düzenleyen bir karar olduğu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 17 sayılı karar ve bu karara ek ithalat tebliğinde belirtilen işlemler yerine getirilmediği sürece ithalat işlemlerinin tamamlanmış sayılamayacağı, dövizi satılmış olup fakat henüz ithal edilmemiş mallarda, bu arada yapılan kur ayarlaması nedeniyle dış alım yapan kimseler lehine beklenmeyen bir fiyat farkının ortaya çıkacağı, haksız bir mal edinmeye yol açacak bu durumun ekonomiyi menfi yönde etkileyici, transfer talepleri Merkez Bankasına intikal etmiş mal mukabili işlemlerde, ülkenin içinde bulunduğu ödemeler dengesi güçlüğü ve Merkez Bankasının disponibilite imkansızlıkları nedeniyle ilgililerin transfer gecikmeleri dolayısıyla yatıracakları Türk Liralarının belirli bir istikrara kavuşması için bu kararın 8 inci maddesi ile ilgililerin lehine bir düzenleme yapılmadığı, ancak yine bu madde ile pahalıya temin edilen bir dövizin ucuza satılması suretiyle hazinenin zarara uğramasının önlendiği, Merkez Bankasında tesis edilen özel hesapta oluşturulan fon için tahsis edilen kur farkının, vergi niteliğinde mali yüküm veya hazine lehine haksız olarak temin edilmiş bir menfaat olarak kabul edilemeyeceği bu nedenle de davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Tetkik Hakimi : S.T.

Danıştay Savcısı N.Ö.'nin Düşüncesi: Dava, 25/1/1980 yayım tarihli 8/167 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konan Türk Parası Kıymetinin Korunması Hakkındaki 25 sayılı Kararın 7/2, 8. ve geçici 3. maddelerinin iptalleri dileğiyle açılmış bulunmaktadır.

Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkındaki 1567 sayılı Yasanın 1., 1211 sayılı Yasanın 4. 933 sayılı Yasanın 3/c. ve 3018 sayılı Yasanın da 7. maddelerine dayanılarak, Türk Parasının Kıymetinin Korunması amacıyla, Bakanlar Kurulunca çıkartılmış bulunan 25 sayılı karar, 17 sayılı karar gibi, Kambiyo işlemleriyle ilgili genel hükümleri içeren ve 18 sayılı karar ve eki 7/16703 sayılı Bakanlar Kurulu kararının içerdiği niteliklere sahip bulunan, buna karşın konuları daha geniş ve kapsamlı olarak düzenleyen bir karardır.

25 sayılı kararın 7/1. maddesiyle, satışı yapılmış dövizler için sonradan meydana gelecek kur değişiklikleri nedeniyle, ilgililerden fark istenilmeyeceği genel olarak ortaya konulmuş olmakla beraber, para değerinin yeniden saptanması sonucu fiyat farklarının oluşturduğu fazlalığın ilgililerin elinde kalarak haksız bir mal edinmeye neden olmasını önlemek amacıyla bu genel hükme, dövizleri satılmış olup ta dış alımları henüz yapılmamış bulunan malların yurda getirilmesi için ilgililerden yeni döviz satış fiyatları ile eski döviz satış fiyatları arasındaki farkın alınarak, kararın 4. maddesiyle oluşturulan "Özel Hesap"a yatırılmasını öngören bir istisna getirilmiş bulunmaktadır.

Böylece bir yönden yatırıma bir yönden de harcamalara kaynaklık eden söz konusu özel hesabın bu işleyişi nedeni ile alınan kur farklarının vergi niteliğinde ve yalnızca hazine yararına olduğunun kabulüne olanak yoktur.

Dış alım işlemlerinde uygulanması zorunlu esaslar 17 sayılı karar ve eki İthalat tebliği ile saptanmış bulunduğu ve malların dış alımından önce dövizlerinin satılması ise akreditifli ve belge karşılığı dış alımlarda söz konusu olduğu cihetle, yalnızca dövizin satılmış olmasının dış alım işleminin sonuçlandığının kabulü için yeterli olmayacağı bunun sonucu olarak da ortaya çıkabilecek yeni bir kur ayarlaması nedeniyle dövizi satılmış olup da henüz dış alımı gerçekleştirilmemiş mallarda, dış alım girişiminde bulunan kişilerin yararına haksız bir mal edinmenin kaçınılmazlığı ve de eski ve yeni kurlar arasındaki farkın özel hesaba yatırılması yolundaki düzenlemenin 25 sayılı kararın dava konusu 7. maddesinden önce 7/16703 saydı Bakanlar Kurulu kararıyla getirilen 18 sayılı kararın ekindeki kararın 5/2. maddesinde ve D.D.K.nun örneğin, 9/2/1973 gün ve K. 73/106 sayılı kararında da yer almış olduğu bilinen bir husustur.

Kararın, iptali istenilen 8. maddesiyle, Türk Liralarının yetkili Bankalara yatırılmış olmasına karşın karşılığı dövizleri henüz satılmamış transfer istemlerinde uygulanacak esasların getirildiği görülmüştür.

25 sayılı kararın yine dava konusu yapılan geçici 3. maddesi, yukarda tartışması yapılan 8/3. maddesiyle getirilen genel düzenlemeye, "Bu kararın 8. maddesinin ( a ) fıkrası kapsamına giren ve T.C. Merkez Bankasına döviz transferleri için intikal etmiş olup da bu kararın 2. maddesinde belirtilen kur'a göre doğan farklar 2 ay içerisinde T.C. Merkez Bankasına bir defada yatırılır. Bu süre içerisinde farkları yatırmayanların Türk Liraları ve varsa tazminatları ilgililere iade olunur." diyen hükmü ile yalnızca biraz daha açıklık getirmiş bulunmaktadır. Satışı istenen dövizlerin Türk Liralarının istem tarihindeki kurdan değil, satış tarihindeki kurdan alınması, aksi uygulamanın ise kişiler arasında ayrıcalığa ve de hazinenin kaybına neden olunacağı tartışmasızdır.

Türkiye yapılacak dış alımı ve bedellerinin ödenmesini düzenlemeye 1567 sayılı Yasa ile yetkili olan Bakanlar Kurulunun bu konuda da bir düzenleme getirmeye yetkili bulunduğu yadsınamaz.

Belirtilen nedenlerle hukuken tutarsız bulunan davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca işin gereği görüşüldü:

Dava. 24/1/1980 gün ve 8/167 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 25 sayılı kararın 8 inci ve geçici 3 üncü maddeleri ile bu maddeler uyarınca davacıdan 2.303.751.29 Tl. si kur farkı istenilmesine ilişkin Maliye Bakanlığı ....... Kambiyo Müdürlüğünün 9/4/1980 günlü 4047 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

25 sayılı kararın 1 inci maddesi ile Türk lirasının Amerika Birleşik Devletleri Dolarına nazaran muadeleti ( paritesi ) 1 ABD Dolan -70, - lirası olarak tespit edilmiş; ve bu kararı iptali istenen 8 inci maddesinin ( a ) fıkrasında, Türk liraları yetkili bankalara yatırılmış olmakla beraber dövizlerin eski ve yeni kurlar arasındaki farkların transfer esnasında bir defada tahsil edileceği; ( b ) fıkrasında, döviz satışına konu olan malların ithali yapılmış ise, mal karşılığı Türk liralarının yetkili bankalara yatırılmasın izleyen 6 ay içerisinde döviz satışının yapılmaması halinde, Türk liralarının yatırıldığı sırada uygulanan kur ile 6 ncı ayın sonunda geçerli kur arasındaki farkların özel hesaptan karşılanacağı, geçici 3 üncü maddesinde ise, bu kararın 8 inci maddesinin ( a ) fıkrası kapsamına giren ve T.C. Merkez Bankasına döviz transferi için intikal etmiş olup da, bu kararın yayını tarihinde henüz transfer edilmemiş olan işlemler için bu kararın 2 nci maddesinde belirtilen kur'a göre doğan farkların iki ay içerisinde T.C. Merkez Bankasına bir defada yatırılacağı; bu süre içinde farkları yatırmayanların Türk liraları ve varsa teminatlarının ilgililere iade olunacağı öngörülmüştür.

18/10/1963 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 1963/71 sayılı kararıyla Anayasaya aykırı olmadığı kabul edilen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı Kanunun 6258 sayılı kanunla değişik 1 inci maddesi, kambiyo ve nakit alım satımının ve bunların ihracı ve ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk Parasının Kıymetinin Korunması Zımnında kararlar alınmasına Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu belirtmiştir. Dava konusu 25 sayılı kararın da dayanağını teşkil eden bu yetkiye istinaden çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 17 sayılı kararın 4 üncü maddesi, her türlü kaynaktan doğan dövizlerin, mülkiyeti kime ait olursa olsun Maliye Bakanlığının emrinde olduğunu, 24 üncü maddesi ise ithal müsaadesi olmadan veya t»aşka bir mal için alınan müsaadeye istinaden mal ithal edilemeyeceğini ve her ne suretle olursa olsun süresi içinde ithal edilmeyen malların ödenmiş bulunan bedellerinin yurda getirilerek yetkili bir bankaya satılmasının mecburi bulunduğunu, 23 üncü maddesi de bedeli transfer edilen malların tamamen ve fiilen yurda ithali ve bu cihetin yetkili Bankalara tevsikinin mecburi olduğunu hükme bağlanmıştır. Görülüyor ki döviz bedelinin bankaya yatırılması veya transferi alıcının döviz üzerinde serbestçe tasarrufuna imkan vermemektedir. Bu, memleketin döviz siyasetinin ve ithalat rejiminin tabii bir sonucudur. Bu sebeple döviz alım satımı özel hukuktaki satış akdine benzetilerek döviz bedeli Türk Parasının bankaya yatırılmasıyla akdin tamam olduğu ve böylece ithalatçının borcundan kurtulduğu iddiası varit değildir.

Kararın dava konusu edilen 8 inci maddesinin ( a ) fıkrası gereğince ithalâtçı tarafından ödenecek kur farkının maliyete dolayısıyla tüketiciye yansıtılacağı tabii bulunduğundan, anılan hükümlerin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu iddiasında isabet bulunmadığı gibi, yukarıda değinilen aynı nedenlerle, mal mukabili ithalatta da süresinde mal bedeli Türk Lirasının Merkez Bankasına yatırılmasından sonra, davacının, transferin yapılabilmesi için kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği; bundan sonraki sorumluluk ve yükümlülüklerin Merkez Bankasına ait olduğu yolundaki iddia da kabule değer görülmemiştir.

Memleketin iktisadi zorluklar içinde bulunması, ihracat ve ithalat arasındaki dengesizlik ve para kıymetinin düşmekte bulunması karşısında, Türk Parası değerinin yeniden tespiti zorunluluğunun doğması sebebiyle gerçekleştirilen, devalüasyon ameliyesinin başarısı, bir kısım önlemleri ve kontrol sistemini de beraberinde getirmesi suretiyle sağlanabilir. Türk Parası değerinin düşürülmesinin memleket ekonomisine yapabileceği olumsuz etkilerin önlenebilmesi için ilgililerin devalüasyon sebebiyle fahiş karlar elde etmesinin veya büyük zararlara uğramasının da önlenmesi gerekecektir. 25 sayılı kararda da bu hususun sağlanması için bir kısım hükümler getirilmiş bulunmaktadır. Gerçekten para değerinin yeniden tespitinden doğan ve kişiler lehine ortaya çıkan fiyat farklarının, kararın 4 üncü maddesiyle kurulan özel hesaba yatırılması, aleyhteki farkların ise kararda belirtilen esaslar Dairesinde bu hesaptan karşılanması, 25 sayılı kararda öngörülmektedir.

Yeniden tespit edilen para değerinin korunabilmesi için Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkarıldığı anlaşılan 25 sayılı kararın dava konusu 8 inci ve geçici 3 üncü maddesinin, Kanunun amacına aykırı olmadığı gibi memleketin gerçeklerine de uyduğu sonucuna verilmiştir. Dava konusu edilen 9/4/1980 gün ve 4047 sayılı işleme gelince:

Her ne kadar işlemde 25 sayılı kararın geçici 3 üncü maddesine dayanılarak, kur farklarını oluşturan 2.303,751, 29 TL. sının ilgili bankaya yatırılıp yatırılmadığı soruluyor ise de; dava dosyası incelendiğinde davacıya 25 sayılı kararın 8 inci maddesinin ( b ) bendi hükmünün uygulandığı anlaşılmaktadır.

Davacı 1973 yılında, ....... Bankası ....... Şubesi aracılığıyla 354.287 dolarlık 2/30668/74 sayılı akreditifi açtırmış ve %15, 20/10/1973 tarihinde ilgili bankaya yatırılmış 1974/1975 yıllarında da fiili ithalat gerçekleşmiştir.

Vadesi 30/6/1977 olan altıncı ve son taksit için 50.190.66 dolar karşılığı 901.546.40 TL. sı döviz tahsis belgesinin bankaya geç intikal etmesi nedeniyle gecikmeli olarak 25/7/1977 tarihinde bankaya yatırılmış ve daha sonra 389.470. liralık kur farkı da davacı tarafından yine ilgili bankaya ödenmiştir.

Fiilen ithal edilmiş mallarla ilgili 6 ncı ve son taksit karşılığı Türk lirası 25/7/1977 tarihinde ve o tarihteki kur 1 dolar 25.50 Tl. sı üzerinden ilgili Banka aracılığı ile Merkez Bankasına intikal ettirilmiş fakat 25/1/1980 günlü mükerrer 16880 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25 sayılı karar yürürlüğe girinceye kadar transfer yapılmamış ve Aracı Banka ilk kez 13/2/1980 günlü yazısı ile davacıya bildirilen Merkez Bankası İdare Merkezi Bildirisi ve 11/3/1980 günlü yazısı ile davacıdan 2.303.751, 29 TL sı kur farkı istemiştir.

Aracı ....... Bankası ile ....... Kambiyo Müdürlüğü arasında cereyan eden yazışmalardan ve ....... Bankası ....... Şubesinin 25/3/1980 günlü 9145 sayılı yazısından bu farkın 24-25/1/1980 tarihleri arasında hasıl olan kur farkı olduğu anlaşılmaktadır.

Fiili ithali yapılmış ancak karşılığı olan dövizleri satılmamış işlemler ve ilgili ilk düzenleme 10/11/1978 günlü 16459 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Türk .Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 18 sayılı karara ek 7/16703 sayılı kararın 6 ncı maddesinin ( b ) bendi ile getirilmiştir. 18 sayılı kararın "fiilen ithal edilmiş mallarla ilgili 7 inci maddesi, o kararın yayını tarihine kadar Türkiye'ye fiilen ithal edilmiş mallarla ilgili özel bir düzenlemedir.

24/1/1980 gün ve 8/167 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan 25 sayılı kararın 8 inci maddesinin ( b ) bendi 7/16703 sayılı kararın 6 ncı maddesinin ( b ) bendi hükmünü aynen tekrarlamakta ve ilgililerce ödenecek kur farklarını altı ayla sınırlamaktadır.

Bu duruma göre 25/7/1977 tarihinde bankaya yatırılan ve transferde altı aydan daha fazla beklemiş olan Türk lirası için, 6 aydan sonra vaki olacak kur değişiklikleri nedeniyle doğan kur farklarının özel hesaptan karşılanması gerekirken yirmi dokuz ay sonra yapılan kur ayarlaması sonucu yatırıldıktan otuz üç ay sonra davacıdan kur farkı istenmesinde mevzuata uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davanın 25 sayılı kararın 8 inci ve geçici 3 üncü maddelerine yönelik bölümünün reddine, işleme yönelik bölümünün ise kabul edilerek ....... Kambiyo Müdürlüğünün 9/4/1980 gün ve 4047 sayılı işleminin iptaline 24/9/1982 günü oyçokluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU

Memleketin ekonomik zorluklar içinde bulunması, Türk parasının sürekli değer yitirmesi gibi nedenler idarenin haksız, eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı kararlar almasının özrü olamaz. Savaş içinde dahi mahkemelerin görev yapması en güç koşullar içinde bile adaletten vazgeçilmeyeceğini göstermektedir. Toplumun içinde bulunduğu sıkıntının birkaç kişiye haksızlık edilerek giderilmeyeceği de açıktır.

Davacının ithal ettiği malı yürürlükteki döviz kurlarına göre bulunan maliyet fiyatları da dikkate alınarak piyasada geçerli fiyatlara göre satışını yapması doğaldır. İthal edilen malın piyasa fiyatının döviz kurları ile ilişkili olduğu kuşkusuzdur. Döviz kurlarının oldukça sık aralıklarla yükseltildiği ve bir süre sonra daha önce ithal edilen bir malın ithal edildiği sırada piyasada geçerli fiyatının çok üstüne yükseldiği bilinmektedir. Bu durumda idareden aldığı izne dayanarak ithal ettiği malın Türk parası karşılığını Merkez Bankasına ödeyen ithalatçıya yüklenebilecek hiçbir kusur olmadığı halde dövizi zamanında dışarıya transfer edememek gibi sırf idareye ait bir kusurdan, aradan uzun bir süre geçtikten ve döviz dışarıya transfer edilinceye kadar artan kur farklarını ödemek zorunda bırakılmak suretiyle ithal edilen malın maliyetinin satış bedelini de aşacak biçimde zarara uğratılarak ithalatçının sorumlu tutulmasında hukuk ve adalet ilkelerine aykırılık açıktır.

Bu nedenle, 24/1/1980 günlü 8/167 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan 25 sayılı kararın 8 inci maddesinin ( b ) bendi hükmünün ve işlemin iptali gerektiğini düşündüğümden, davanın genel ve düzenleyici tasarrufa yönelik bölümünün reddi ve fakat işlem bu tasarrufa uymadığından işlemin iptali yolunda verilen karara, kararnameye yönelik bölümüne esastan ve işleme yönelik bölümüne ise gerekçe yönünden karşıyım.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA