kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdare D.Gen.Kur. 2004/2320 E.N , 2004/1949 K.N.

İlgili Kavramlar

DAVA AÇMA EHLİYETİ
KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI
TERMİK SANTRALİN VE MADEN SAHALARININ DEVRİ

Özet
DAVACI SENDİKANIN 4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNUNUN GEÇİCİ 6. MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN ŞARTLARI YERİNE GETİRMEYEREK, KENDİSİNİ KANUNA UYARLAMAMASI NEDENİYLE ANAYASANIN ÖNGÖRDÜĞÜ KANUN OLAN 4688 SAYILI KANUNUN "CEVAZ VERDİĞİ" KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKİSI NİTELİĞİNDE OLMADIĞINDAN; YİNE ANAYASA HÜKMÜ GEREĞİ, ÜYELERİ ADINA YARGI MERCİİLERİNE BAŞVURMA HAKKI BULUNMADIĞI HAKKINDA.


İçtihat Metni

İstemin Özeti:Danıştay Onuncu Dairesinin 26.12.2003 günlü, E.-2000/6026, K:2003/539! sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını rektırecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Müdahil Savunmasının Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Yakup Bal'ın Düşüncesi: 2577 sayılı Kanunun 26. maddesininl. fıkrasında, dava esnasında veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine talebi yenilenmesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı hükme bağlanmıştır.

Davacı Sendika'nın 4688 sayılı Kanun'a kendisini uyarlamadığı, anlaşılmakta ise de, 4688 sayılı Kanun, kendisini bu Kanun'a uyarlamayan mevcut sendikalar yönünden tüzel kişiliğin ortadan kalkacağına dair bir hüküm içermemesi, davacının, tüzel kişiliğin kendi iradeleriyle ortadan kaldırıldığı yönünde bir beyanının olmaması, bu konuda bir yargı karan da bulunmaması karşısında, Sendikanın tüzel kişiliğinin ortadan kalktığı ve bu nedenle davada taraf olma niteliğini yitirdiğinden söz edilemeyeceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden. ise, 4688 sayılı Kanun uyarınca belirlenen "Enerji, Sanayi, Maden" işkolunda "Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası'Yıın kurulduğu anlaşılmaktadır.

4688 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinde öngörülen süre içerisinde kendisini adı geçen Kanuna uyarlamayan kuruluşların, yine aynı kanunda tanımlanan sendikaların hak ve yetkilerini kullanamayacakları hususu, yeni bir sendikanın kurulması, davacı sendika üyelerinin bu davadan elde etmek istedikleri sonuç dikkate alındığında, yeni kurulan sendikanın davacı sendikanın kanuni halefi dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 26/1 maddesi uyarınca (Kanuni zorunluluk gereği) sendika'nın niteliğinde değişiklik olduğu kabul edilerek, öncelikle dosyanın işlemden kaldırılması kararının verilmesi, hak arama özgürlüğünün kullanılması açısından önem kazanmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasa'nın 26/1. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması kararı verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Emin Celalettin Özkan'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:

... Termik Elektrik San. ve Tic. A.Ş.'ne Ankara Çayırhan Termik Santrali görev bölgesinde yer alan Çayırhan Termik Santralinin 1-2 nci ünitelerinin ve Ankara OAL-Orta, Anadolu Linyit İşletmeleri görev bölgesinde yer alan ve adıgeçen Santralin 1-2 nci ünitelerine kömür sağlayan maden sahalarının rehabilitasyonu, işletilmesi, Ankara Çayırhan Termik Santrali görev bölgesinde yer alan tevsii mahiyetinde ve inşaatı devam etmekte olan 3-4 ncü ünitelerinin işletilmesi ve elektrik üretimi ile ticaretini yapmak üzere 20 yıl süreyle görev verilmesi, bu görevlendirmeye ilişkin şirket ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında görev sözleşmesi yapılması ve Çayırhan Termik Santralinin 1-2-3-4 ncü ünitelerinin işletme haklarının ilgili maden sahası ile birlikte şirkete devredilmesi, şirket ile üretilen enerjiyi satın alacak kurum (TEAŞ) arasında 20 yıl süreli enerji satış anlaşması yapılması, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının görüşüne dayanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 24.3.1998 günlü, 4750 sayılı yazısı üzerine 4.12.1984 günlü, 3096 sayılı Kanunun 3, 5 ve 9. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca verilen 5.4.1998 günlü, 23308 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 31.3.1998 günlü, 98/10859 sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi 26.12.2003 günlü, E:2000/6026, K:2003/5391 sayılı kararıyla, Medeni Kanundaki düzenlemeye göre tüzel kişilerin hak ehliyeti (medeni haklardan yairarlanma) ve fiil ehliyeti olmak üzere iki tür ehliyetinin kurala bağlandığı, dava açma ehliyetinin fiil ehliyetinin içeriğine dahil edildiği, dolayısıyla dava açma ehliyetinin, bir şahsın mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla yemin, ikrar, sulh, feragat, kabul v.s. gibi usul hukukuna ait işlemleri bizzat yapabilme iktidarını ifade ettiği, dava açılması sırasında olduğu kadar, dava sürecinde de bu ehliyetin yitirilip yitirilmediğinin yargı yerince gözönünde bulundurulacağı, Medeni Kanunun tüzel kişiler yönünden düzenlenen 46. maddesinde öngörülen medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların dava açabilmesine veya davayı takıp edebilmesine olanak bulunmadığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 9.12.2002 günlü, 3056 sayılı, Ankara Valiliği Emniyet Genel Müdürlüğünün 10.12.2002 giınlu, B.05.1 EGM.4.06.00.12.06 sayılı yazılarından, Enerji Yapı Yol Sendikası'nın (Enerji, Yol, Yapı, Altyapı, Tapu Kadastro, Kamu Emekçileri Sendikası) Başbakanlığın 5.8.1999 günlü, 1999/44 sayılı Genelgesine istinaden 13.8.2001 tarihine kadar faaliyetini sürdürdüğü, 4688 sayılı Yasanın Geçici 6. maddesinin (a) ve (b) bentleri uyarınca Enerji Yapı Yol Sendikası adı altında faaliyette bulunduğuna ilişkin genel kurul evrakları ile tüzüğüne ait herhangi bir belgenin ilgili yerlere intikal ettirilmediğinîn anlaşıldığı, dolayısıyla davacı sendika kendisini Yasa'ya uyaı tatmadığından tüzel kişiliğine ait hak ve yetkileri kullanamayacağı, bu itibarla davanın her aşamasında bulunması gereken medeni hakları kullanma ehliyetinin artık bulunmadığı anlaşılan davacı sendikanın bu davayı takip edebilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davayı ehliyet yönünden reddetmiştir.

Davacı sendika, Anayasanın 53. maddesi ve uluslararası sözleşmelere dayanarak kurulduğunu, 4688 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle 1.3.2002 tarihinde 1. Olağanüstü Genel Kurulun toplanarak sendika tüzel kişiliğinin devam ettirilmesine karar verdiğini, 24-25 Ocak 2004 tarihinde 6. Olağan Genel Kurulun yapıldığını, sendikanın kapatılması için hakkında açılmış herhangi bir kapatma davasının bulunmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmekte, bozulmasına karar verilmesini istemektedir.

Anayasanın 53. maddesine 4121 sayılı Kanunun 4. maddesiyle eklenen fıkra ile; kamu görevlilerinin ancak kanunla kurmalarına cevaz verilecek sendikaların üyeleri adına yargı mercilerine başvurması, idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilmesi esası getirilmiş olup, Anayasada öngörülen kanunun henüz çıkmadığı dönemde kurulan kamu görevlileri sendikalarının tüzel kişiliği ve dava açma ehliyeti Anayasada yapılan değişiklik gereği Danıştay İçtihatlarıyla (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 21.1.2000 günlü, E:1999/431, K.2000/18) kabul edilmiş, devamında kamu görevlileri sendikalarının kuruluş, usul ve esaslarını belirlemek amacıyla 12.7.2001 günlü, 24460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çıkarılmış, Kanunun 5. maddesinde Sendikaların kurulabilecekleri hizmet kolları düzenlenmiş, Geçici 6. maddesinde ise, Kanunun yayımı tarihinde faaliyette bulunan kamu görevlileri kuruluşlarının Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren sekiz ay içinde kanuna uygun olarak yeni tüzüklerini düzenlememiş ve ilk olağan genel kurullarını yapmamış olmaları halinde bu Kanunda tanımlanan sendikaların hak ve yetkilerini kullanamayacakları öngörülmüştür.

Davacı sendika 4688 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinde öngörülen şartları yerine getirmeyerek kendisini kanuna uyarlamaması nedeniyle Anayasanın öngördüğü Kanun olan 4688 sayılı Kanunun "cevaz verdiği" kamu görevlileri sendikası niteliğinde olmadığına göre, yine Anayasa hükmü gereği üyeleri adına yargı mercilerine başvurma ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilme hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca, davacı sendika bu hali ile bir sivil toplum kuruluşu olarak kabul edilse dahi, Danıştay İçtihatlarıyla kabul edildiği üzere; ancak çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlarda dava açma ehliyeti bulunduğundan bu anlamda da dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

Öte yandan, Anayasanın 53. maddesinde belirtilen Kanunun henüz çıkmadığı dönemde, kurulan kamu görevlileri sendikalarının tüzel kişiliği ve dava ehliyeti Anayasa hükmü gereği o dönemde Danıştay İçtihatları ile kabul edilmiş, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte anılan sendikaların kuruluş usul ve esasları belirlenmiş olup, yapılan yasal düzenlemeye istinaden verilen bu kararın daha önce verilen yargı kararlarına aykırı olduğunu söylemekte bu nedenle mümkün değildir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 26.12.2003 günlü, E:2000/6026, K:2003/5391 sayılı kararının ONANMASINA, 9.12.2004 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Bakılmakta olan dava; Ankara Çayırhan Termik Santralinin ve bu santrale kömür sağlayan maden sahalarının rehabilitasyonu ve işletilmesi hakkının Park Termik Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine devredilmesine ilişkin 31.3.1998 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle 29.5.1998 tarihinde Enerji Yapı Yol Sendikası tarafından açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi, 9.7.1998 günlü, E:1998/3886, K:1998/3766 sayılı kararıyla; "...sendika olarak tüzel kişilik kazanmamış olan davacı kuruluşun iptalini istediği işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi bulunmamaktadır" gerekçesiyle davayı ehliyet yönünden reddetmiş, bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 18.12.1998 günlü, E:1998/729, K:1998/691 sayılı kararıyla onanmıştır. Ancak daha sonra davacının karar düzeltme istemini kabul eden Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu Danıştay Onuncu Dairenin ehliyet ret kararını bozmuştur. Genel Kurul, Onuncu Dairenin ısrar hakkı bulunmayıp, uyması zorunlu olan kararında "1982 Anayasasının 53. maddesine 4121 sayılı Yasanın 4. maddesiyle eklenen fıkra ile Anayasanın 128. maddesinin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kuracakları sendikalar ve üst kuruluşların üyeleri adına yargı merciilerine başvurabilecekleri ve idare ile amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilecekleri hükme bağlanmış ve bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usullerin kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Yasal düzenleme yapılmamış olsa bile Anayasanın belirtilen kuralı karşısında memur sendikalarının kurulacağı ve kurulmayla birlikte sendika olarak tüzel kişilik kazanacağı kabul edilmelidir.

Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, davacı sendikanın 12.2.1996 tarihinde kurulduğu, hakkında kapatma istemi ile açılmış bir davanın bulunmadığı, faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda, iptali istenilen Bakanlar Kurulu Kararı ile sendika ve üyeleri arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat alakasının bulunduğu anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulüne, uyuşmazlığın esası incelenmek üzere Danıştay Onuncu Dairesinin 9.7.1998 günlü, E:1998/3886, K:1998/3766 sayılı kararının bozulması" sonucuna ulaşmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi ise Genel Kurul kararından sözetmeksizin verdiği temyize konu kararında; 12.7.2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanıp, takip eden otuzuncu gun sonunda yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun Geçici 6 ncı maddesine göre kendisini yasaya uyarlamayan davacı sendikanın tüzel kişiliğine ilişkin hak ve yetkileri kullanamayacağı, "...medeni hakları kullanma ehliyeti bulunmadığı anlaşılan davacı sendikanın bu davayı tekip edemeyeceği" gerekçesiyle bu davada ikinci kez ehliyet ret kararı vermiştir.

Danıştay Onuncu Daire, davacı sendikanın, tüzel kişiliği ve hak ehliyeti olduğunu tartışmayıp kabul etmekte; 4688 sayılı Yasaya kendisini uyarlamayan davacı sendikanın f«' ehliyeti olmadığını belirtmektedir.

Oysa, genel kurulunu yapıp, organlarını oluşturmakla birlikte 4688 sayılı Yasanın geçicii' 6 ncı maddesine göre tüzüğünü bu yasaya uyarlamadığı anlaşılan davacı tüzel kişiliğin, fiil ehliyeti de ortadan kalkmış değildir. Zira 4688 sayılı Yasa, bu yasadan önce kurulan Sendikaların tüzel kjşilerini kabul etmekte; sadece geçici 6 ncı maddesinde, "kamu görevlileri kuruluşları" olarak adlandırdığı, tüzel kişilerin, kendilerini yasaya uyarlamalarını öngörmektedir. Yasanın geçici 6 ncı maddesine kendisini uyarlamayan tüzel kişiler hakkında getirilen yaptırım ise, "...bu kanunda tanımlanan sendikaların hak ve yetkilerini kullanmamaktır." Dolayısıyla genel kurulunu yapıp, organlarını oluşturan, fakat 4688 sayılı Yasaya kendisi uyarlamayan davacı Enerji Yapı Yol Sendikası, anılan yasaya göre sendika
hak ve yetkilerini; toplu görüşmeye katılma ve yasanın 19 uncu maddesinde kamu görevlileri sendıkalanna tanınan hak ve yetkileri kullanamayacaktır. Ancak yetkili mahkeme kararıyla kapatılmaması ve kendi genel kurul kararıyla faaliyetine son vermemiş olması karşısında, 'davacı kuruluşun hak ve fiil ehliyetine sahip olduğunda duraksama bulunmamaktadır.

Kamu görevlileri sendikası hak ve yetkilerini kullanma hakkı kazanamamakla birlikte tüzel kişiliğini sürdürmekte olan Enerji Yapı Yol Sendikasının, mevcut tüzüğüne göre enerji alanında değerlendirmeler yapıp, görüş açıklayan, bu alanda kamusal yararın gerçekleştirilmesi için çaba sarfeden bir sivil toplum kuruluşu olarak, dava konusu kararla menfaat ilgisini kabul etmek gerekir.

Kaldı ki, yukarıda da söz edildiği gibi, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu bu davada davacı sendikanın dava konusu kararla menfaat ilgisi olduğunu kabul etmiştir. Bu karara rağmen Danıştay Onuncu Dairesinin ya da Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun sübjektif ehliyeti yeniden tartışma konusu yapması da mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle temyize konu daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.



 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA