kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdare D.Gen.Kur. 2003/417 E.N , 2005/234 K.N.

İlgili Kavramlar

BARONUN DAVA AÇMA EHLİYETİ
DÜZENLEYİCİ İŞLEM
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
YÖNETMELİK HÜKMÜNÜN İPTALİ

Özet
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ VE İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK, KORUMAK VE BU KAVRAMLARA İŞLERLİK KAZANDIRMAKLA GÖREVLİ BULUNAN BARONUN, BU KONULARA ÖZGÜ AÇMIŞ OLDUĞU DAVADA, DAVA AÇMA EHLİYETİNİN BULUNDUĞU HAKKINDA.


İçtihat Metni

İstemin Özeti:Danıştay Sekizinci Dairesinin 20.11.2002 günlü, E:2001/3139, K:2002/5419 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığını belirterek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Gülerin Düşüncesi : Danıştay Sekizinci ? Dairesi kararının, Sağlık Bakanlığı Sağlık Meslek Liseleri Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin 46. I maddesi ile 41/d maddesinde yer alan "fuhuş yapmak" ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına yönelik davacının temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının onanması, Yönetmeliğin 41/d maddesinde yer alan "ya da cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş f olmak" ibaresi yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması gerekteği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Cem Erbük'ün Düşüncesi : Sağlık Bakanlığı Meslek Liseleri Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin 41/d maddesiyle, 46. maddesinde yer alan "uyarma, kınama ve mahrumiyet cezalarına itirazda bulunulamaz" cümlesinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Daire karan temyiz edilmiştir.

Davaya konu yönetmeliğin 41/d maddesinde; fuhuş yapmak yada cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş olmak örgün eğitim dışına çıkarma cezasını gerektiren eylem | olarak belirlenmiştir.
T.C. Anayasa'sının 20. maddesinde; herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamıyacağı, adli soruşturma ve kovuşturma gerektiren istisnaların saklı olduğu kurala bağlanmıştır. Yine Anayasanın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını I koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

Anılan Yönetmeliğin 41/d maddesiyle getirilen düzenleme öğrenciler üzerinde keyfi uygulamalara yol açacak nitelikte olup davalı idare de bu hususun önlenmesi amacıyla 24.10.2001 günlü, 5746 sayılı genelgenin yayımlandığını belirtmekle bu kanıyı doğrulamaktadır. Yönetmelik hükmünün hierarşik bakımdan genelgenin bir üst normu, olduğu dikkate alındığında yönetmelikle bu yolda bir düzenlemeye gidilmesindeki sakıncanın genelge ile giderilemiyeceği de açıktır.

Belirtilen nedenlerle yönetmeliğin 41/d maddesi Anayasanın 20 ve 17. maddelerine , aykırı bulunmuştur.

Yönetmeliğin 46. maddesinde yer alan; "Uyarma, kınama ve mahrumiyet cezalanna ! itiraz edilemez." hükmüne gelince; bu madde ile getirilen düzenlemede yargı yolunun kapatılması söz konusu olmadığından anılan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Belirtilen sebeplerle, yönetmeliğin 41/d maddesine yönelik temyiz talebinin kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması, 46 ncı maddeye yönelik temyiz talebinin reddi . gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül etrrış olduğu anlaşıldığından, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkındaki talebi görüşülmeksizin dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava; 13.7.2001 günlü, 24461 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı Meslek Liseleri Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin "Örgün Eğitim Dışına Çıkarma" başlıklı 41. maddesinin (d) bendinde yer alan "Fuhuş yapmak ya da cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş olmak" hükmü ile 46. maddesinde yer alan "Uyarma, Kınama ve Mahrumiyet cezalarına itirazda bulunulamaz" hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesinin 20.11.2002 günlü, E:2001/3139, K:2002/5419 sayılı kararıyla; davalı idarenin ehliyet itirazının yerinde görülmediği, dava konusu Yönetmeliğin gj 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevlen M Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olduğu, Milli Eğitim Temel Kanununun 2. maddesinde Türk Milli Eğitiminin genel amaçlarının belirlendiği, Anayasanın 20. maddesinde herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunun, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulmayacağının, acj|j soruşturma ve kovuşturma gerektiren istisnaların saklı olduğunun kurala bağlandığı, yine Anayasanın 17. maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunun belirtilmiş olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 41. madesinin (d) bendinde belirtilen kuralın ortaöğretim kurumlarında büyük çoğunluğu 18 yaşını doldurmamış öğrencilerin bulunduğu dikkate alındığında onları koruyucu ve kötülükten alıkoyucu nitelikte olduğu, bu konuda davalı idarenin 24.10.2001 günlü, 83 sayılı 'Genelgesinde yer alan "Yönetmeliğin 41. maddesinin (d) bendi ile ilgili olaylarda sadece adlı makamlarca yapılan tespit doğrultusunda işlem yapılacağı, okul müdürlüğü veya sağlık müdürlüğünce kesinlikle durum tespitine yönelik herhangi bir uygulama yapılmayacağı" talimatı ile konuya açıklık getirildiği, bu nedenlerle Yönetmeliğin 41. maddesinin (d) bendinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Yönetmeliğin 46. maddesinde yer alan "uyarma, kınama ve mahrumiyet cezalarına itirazda bulunulmaz" cümlesinin iptali istemine gelince; Anayasanın 125. "maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yoiu açıktır." hükmünün yer aldığı, Yönetmeliğin 46. maddesindeki düzenleme ile yargı yolunun kapatılmasının söz konusu olmadığı, kaldı ki Yönetmeliğin 36. maddesinde düzenlenen uyarma, 37. maddesinde düzenlenen kınama ve 38. maddesinde düzenlenen mahrumiyet cezalarının öğrencinin kusurlu davranışlarını önleyici nitelikte ve eğitim-oğretımden uzak kalmasına sebep olmayan cezalar olduğu, Yönetmeliğin bu maddesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı; dava konusu Yönetmeliğin 41. maddesinin (d) bendinde yer alan düzenlemenin Anayasa ile güvence altına alınan eşitlik ilkesine, kişinin dokunulmazlığı ilkesine, özel hayatın gizliliği ilkesine, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği ilkesine aykırı olduğunu, öğrenim özgürlüğünü engellediğini, diğer yandan söz konusu 41. maddenin (d) bendinde bekaret kontrolü yönünden var olan sakıncanın Genelge ile giderilemiyeceğini, Yönetmeliğin bu hükmünün keyfi uygulamalara neden olabileceğini, Yönetmeliğin 46. maddesinin de hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve Daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Danıştay İkinci Daire Başkanı Mustafa Birden, Danıştay Onbirinci Daire Başkanı Mustafa İlhan Dinç, Danıştay Onuncu Daire Üyesi Ali Güven, Danıştay Onikinci Daire Üyesi Yücel Irmak, Danıştay Onikinci Daire Üyesi Kenan Atasoy, Danıştay Onuncu Daire Üyesi Ahmet Başpınar ve Danıştay Onbirinci Daire Üyesi M.Nihat Turan'ın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının idari dava türleri arasında sayıldığı, iptal davasının
sübjektif ehliyet koşulunun "menfaat ihlali" olarak yer aldığı, sözü edilen yasal düzenleme uyarınca ve içtihat ve doktrine göre; tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinde kuşku bulunmadığı, iptali istenilen Yönetmelik hükümlerinin, 1136 sayılı Kanunun 76. maddesi uyarınca; avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak
gelişmesini, iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakini kılmak üzere meslep disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan davacının, belirtilen anlamda meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini eklemediği, dolayısıyla işlemle menfaat ilişkisi bulunmadığı yönündeki oylarına karşılık 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılı Kanun ile değişik 76. maddesinde; Barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerınde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlandığı, yine aynı Kanunun Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95.maddesinin 21. bendinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğunun belirlenmiş olduğu, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmakla görevli bulunan Baronun, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile Anayasanın eşitlik ilkesinin, kişinin dokunulmazlığı ilkesinin, özel hayatın gizliliği ilkesinin, kanunsuz suç ve ceza olmayacağı ilkesinin, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği ilkesinin ihlal edildiğini, öğrenim özgürlüğünün engellendiğini öne sürerek bakılan davayı açtığı gözönünde bulundurulduğunda, iptalini istediği Yönetmelik hükümleri ile menfaat ilgisinin bulunduğunun açık olduğu gerekçesiyle aksi görüş kabul edilmeyerek Daire kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun esas yönünden incelenmesine geçildi.

Davacı tarafından ileri sürülen hususlar, Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 46. maddesine yönelik olarak davanın reddine ilişkin bulunan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Daire kararının, Yönetmeliğin 41. maddesinin (d) bendine ilişkin kısmının temyizen incelenmesine gelince;

13.7.2001 günlü, 24461 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı Sağlık Meslek Liseleri Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin 41. maddesinde; "Örgün Eğitim Dışına Çıkarma Cezası", öğrencinin, devam zorunluluğu olan okullara kayıt yaptıramayacak şekilde okuldan tasdikname ile uzaklaştırılması şeklinde tanımlanarak, bu cezayı gerektiren davranışlar sayılmış ve (d) bendinde; "Fuhuş yapmak ya da cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş olmak" eylemi bu cezayı gerektiren bir davranış olarak belirlenmiştir.

Fuhuş yapıldığının tesbitinin ise, buna ilişkin mevzuatta yer alan tanım ve usullere tabi olacağında kuşku yoktur.

T.C. Anayasasının "Kişinin dokunulmazlığı" başlıklı 17. maddesinde; herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulmayacağı, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı kurala bağlanmıştır. Yine Anayasanın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinde; herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı ilkesi yer almıştır.

T.C. Anayasasının 13. maddesinde yer alan; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunuimaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükmü karşısında, Anasaya ile güvence altına alınan kişinin dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği ilkelerinin, ancak Anayasa ile belirlenen çerçevede kanunla sınırlanması mümkün, olup, yürütmeyi oluşturan idari makamların çıkaracakları yönetmeliklerle, söz konusu ilkeleri sınırlandırıcı düzenlemeler yapması, bu ilkelerin işlerliğini azaltacak şekilde bir takım yetkileri kendinde toplaması mümkün değildir.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Meslek Liseleri Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin 41. maddesinin (d) bendinde yer alan "...cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş olmak" ibaresi, gerek okul yönetimince gerekse Bakanlığın il yönetimince, öğrenciler üzerinde keyfi birtakım uygulamalarda bulunulmasına yol açacak bir nitelik taşıdığı; kişinin dokunulmazlığı i ilkesi ile özel hayatın gizliliği ilkesinin var olan Anayasal ve yasal güvencelerinin, her türlü şüpheyi içinde barındıracak ve yönetimin keyfi uygulamada bulunmasına imkan verecek şekilde söz konusu ibare ile zayıflatıldığı; her ne kadar davalı idarece, uygulamada karşılaşılabilecek olumsuzlukları önlemek amacıyla çıkarılan 24.10.2001 tarihli Genelgede, yönetmeliğin 41. maddenin (d) bendi ile ilgili olaylarda sadece adli makamlarca yapılan tespit doğrultusunda işlem yapılacağı; okul müdürlüğü veya sağlık müdürlüğünce kesinlikle durum1 tespitine yönelik herhangi bir uygulama yapılmayacağı belirtilmiş ise de; Yönetmelikte bu yönde bir düzenlemeye gidilmesindeki sakıncanın, Genelge ile giderilmesinin hukuken mümkün olmadığı açıktır.

Buna göre, Yönetmeliğin 41. maddesinin dava konusu (d) bendinin "fuhuş yapmak" ıBâresi dışında kalan, "ya da cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş olmak" ibaresinin, Anayasanın 13., 17. ve 20. maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, temyize konu Daire kararında bu kısım yönünden hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Sekizinci Dairesinin 20.11.2002 günlü, E:2001/3139, K:2002/5419 sayılı kararının, Sağlık Bakanlığı Sağlık Meslek Liseleri Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinin 46. maddesi ile 41/d maddesinde yer alan "fuhuş yapmak" ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına yönelik davacının temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının onanmasına, Yönetmeliğin 41/d maddesinde yer alan "ya da cinsel ilişkiye girmiş olduğu tespit edilmiş olmak" ibaresi yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bu kısmının BOZULMASINA, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının isteği halinde davacıya iadesine, 7.4.2005 günü oybirliği ile karar verildi.




 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA