kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdare D.Gen.Kur. 2003/967 E.N , 2004/640 K.N.

İlgili Kavramlar

DAVADAN FERAGAT
FERAGAT
HUMK. HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI
İDARİ DAVALARDA HUMK. HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI
İDARİ PARA CEZASI

Özet
SERMAYE PIYASASI IŞLEMLERIYLE ILGILI YÜKÜMLÜLÜKLERININ YERINE GETIRILMEDIĞINDEN BAHISLE IDARI PARA CEZASIYLA TECZIYESINE ILIŞKIN IŞLEMIN IPTALI İSTEMIYLE AÇILAN DAVADA; DAVANIN ASIL SAHIBI OLARAK (DAVACININ) KANUNDA ÖNGÖRÜLEN ŞEKLE VE ESASA UYGUN OLARAK DAVASINDAN AÇIK BIR IRADE BEYANI ILE FERAGAT ETMIŞ OLMASI KARŞISINDA, TARAFLAR ARASINDA UYUŞMAZLIĞI SONA ERDIREN BU BEYANIN DIKKATE ALINARAK FERAGAT NEDENIYLE DAVANIN SONA ERDIRILMESI GEREKTIĞI HAKKINDA.


İçtihat Metni

İstemin Özet: Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen ve Mahkemenin
dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 30.9.2003, günlü. E:2003/1816, K:2003/1507 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : 9.4.2002 güniü dilekçe ile davadan feragat edildiği, bu beyan doğrultusunda karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Yakup Balın Düşüncesi: Davacı davadan feragat ettiğinden, bu konuda yeniden bir karar verilmek üzere temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savası Bilgin Arısan'ın Düşüncesi:... Menkul Değerler A.Ş. temsilcisi olan davacının, sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle 6.000.000.000,- lira tutarında idari para cezasıyla tecziyesine ilişkin davalı idare işlemini iptal eden Ankara 6 ıncı İdare Mahkemesi ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması talep edilmektedir.

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 47 inci maddesi sermaye piyasası araçlarının değerlerini etkileyebilecek veya halkın zararına sebep olabilecek suç niteliğindeki eylemler ile bu eylemler sebebiyle verilecek hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ağır para cezaları tesbit edilmiş ve aynı maddenin B bendinin 5 inci ftkrasında bu kanundaki yetkilere dayanılarak Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelik ve tebliğlere, düzenlenen standart ve formlara, alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı davranışların ağır para cezasnı gerektirdiği hükme bağlanmıştır.

Sermaye Piyasasında aracı kuruluşların aracılık faaliyetlerinde düzenleyecekleri belgelere ilişkin esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılan Seri N:6 sayılı aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğlin 4 üncü maddesinde, aracı kuruluşların müşterilerine aylık dönem itibariyle, ilgili dönemi izleyen 7 gün içinde hesap ekstresi gönderme yükümlülüğü getirilmiştir. Seri 5. No;29 sayılı Portföy Yöneticiliği Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Portföy Yönetim Şirketilerine ilişkin Esaslar Tebliği'nin 4 üncü maddesinin 14 üncü fıkrasında Portföy Yönetim sözleşmesi İmzalanmadan müşteriye portföy yönetim hizmeti sunulamayacağı belirtilmiştir.

18.12.1999 tarihli tarihli Resmi Gazetede neşredilerek yürürlüğe giren 4487 sayılı Kanun İle 2499 sayılı Kanunun ceza hükümlerini içeren 47 inci maddesinde yapılan değişiklikle 47 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (B) bendinin (5) nolu alt bendi yürürlükten kaldırılarak idari para cezalarına ilişkin 47 inci maddesine 47/1 maddesi eklenmiştir.

2499 sayılı Kanunun 47/A maddesinde "Bu Kanun'a dayanılarak düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket ettiği tespit edilen gerçek ve tüzel kişiler hakkında, gerekçesi belirtilmek suretiyle kurul tarafından 2 milyar liradan 10 milyar liraya kadar para cezas verilir" hükmü ile yönetmelik, genelge ve kurul kararlarına aykırı davranışlar, idari para cezasını gerektiren eylemler olarak kabul edilmiştir

Dava dosyasının incelenmesinden; aracı kurum olarak sermaye piyasası işlemleri yapan ... Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olan davacıya anılan Şirketçe müşterilere aylık ekstre gönderilmediği ve sözleşme imzalanmadan müşteriye portföy yönetim hizmeti verildiğinin yapılan inceleme sonucu tespit edildiğinden bahisle savunması alınarak dava konusu idari para cezasının verildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu idari para cezasına esas alınan eylemlerin 17,2.1999 tarihinden 29.11.1999 tarihine kadar gerçekleştiği ve anılan dönemde 2499 sayılı Kanunun 47 in maddesinin (B) bendinin yürürlükte olduğu, bir başka ifadeyle söz konusu eylemli gerçekleştiği tarihte ve kanunda değişiklik yapıldığı 18.12.1999 tarihinden sonra da eylemler suç niteliği taşımaktadır.

Türk, Ceza Kanunu'nun 2 inci maddesinde ifadesini bulan "suç ve cezaların kanuniliği ilkesine göre, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza mümkün olmadığı gibi, cürüm ve kabahatin islendiği zamandaki kanunu ile sonradan çıkarılan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehine efen kanunun uygulanması esastır.

Davacının, işlediği tarih itibariyle suç niteliği taşıyan eylemlerine ağır para veya hapis cezası öngören kanuni düzenleme, 4487 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılarak, eylem suç olmaktan çıkarılmamış, sadece bu suça karşılık verilecek cezanın niteliği ve bu cezayı verecek makam tesbit edilmiştir. Davacının bu eylemi sebebiyle adli yargı yerince takipsizlik veya beraat kararı verilmeyip görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.

Bu durumda, davacının suç olan ve mevcut belgelerle sabit olan eylemi sebebiyle dava konusu kararın alındığı tarihte yürürlükte olan kanuni düzenleme gereğince adına para cezası verilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan sebeplerle dava konusu işlemi iptal eden Ankara 6 ıncı İdare Mahkemesi ısrar kararı 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 4487 sayılı Kanunla değişik 47/A maddesi amir hükmüne aykırı bulunduğundan temyiz talebinin kabulü ile Ankara 6 ma idare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETÎ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:

... Menkul Değerler A.Ş. temsilcisi olan davaanın, sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle 6.000.000.ÖGÖ.-lira tutarında İdari para cezasıyla tecziyesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açbğı davada; Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onuncu Dairesinin 12,3.2003 günlü, E:20Öl/56ö, K:2003/825 sayılı bozma kararına uyulmayarak. Mahkemenin dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısranna ilişkin bulunan 30.9.2003 günlü, E:20Ö3/İ816, K:2003/1507 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda feragat hakkında özel bir düzenleme yapılmamış, 31 inci maddesinde bu konuda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91 inci maddesinde, feragat iki taraftan birinin talep sonucundan vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 93 üncü maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 95 ind maddesinde de, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlannı haal edeceği hükmü yer almıştır

Dosyanın incelenmesinden; davacı adına para cezası verilmesine ilişkin işlemin Ankara 6. İdare Mahkemesinin 25.1.2001 günlü, E:2000/1019, K:2001/68 sayılı kararıyla iptal edildiği, anılan kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 10.5.2001 günlü. E:2001/560 sayılı kararıyla yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekilleri tarafından Danıştay Onuncu Dairesi Başkanlığına hitaben verilen ve 9.4.2002 tarihinde Danıştay kayıtlarına geçen dilekçe ile davacı adına verilen idari para cezasına ilişkin işlemin iptali için açılan davadan feragat edildiğinin beyan edildiği, Danıştay Onuncu Dairesince davacının feragat talebinin, mahkemece işlemin iptaline karar verilmesi ile kamu yararının korunduğu gerekçesiyle dikkate alınmadığı ve temyiz isteminin esastan neticelendirildiği, diğer yandan davalı idarenin temyiz dilekçesine davacı vekilleri tarafindan verilen ve 26.12.2003 tarihinde Ankara 6. İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen savunma dilekçesinde; idari para cezasının iptali istemiyle ağlan davadan 9.4.2002 günlü dilekçe ile feragat edildiği, bu nedenle "feragat" beyanı doğrultusunda karar verilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.

Bakılan davada, davacı davadan feragat ile dava dilekçesindeki talep sonucunun tamamından vazgeçmiştir. Bilindiği üzere davadan feragat, davacının tek taraflı bir irade beyanı ile yapılıp tamamlandığından, feragatin geçerliliği için, feragatin davalı tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Dolayısıyla feragat, davayı kendiliğinden sona erdirmemekle birlikte taraflar arasındaki dava konusu yapılan uyuşmazlığı sona erdirmektedir. Bunun yanında dava konusu uyuşmazlığın feragat nedeniyle son bulduğunu tespit etmek görevi is mahkemeye ait bulunmaktadır. Mahkeme, bu görevi sadece davacının feragat beyanı gerçekten feragat olup olmadığını ve kanunun öngördüğü şekilde yapılıp yapılmadığını araştırmak suretiyle yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemenin, davacının beyanının gerçekten feragat olduğunu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığını tespit durumunda, davadan feragat nedeniyle uyuşmazlığın son bulduğuna karar vermesi gerekmektedir.

Diğer yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun değişik 2. maddesinde iptal davası, İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri hukuka aykırı olduklanndan dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından davalar şeklinde tanımlanmış ve idari yargı yetkisinin, İdari İşlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.

Dolayısıyla iptal davaları, dava konusu idari işiemin hukuka uygunluğu açsından kamu yararı yönünden de yargısal denetim yapılmak suretiyle objektif özelliklere sahip bir dava türü olmakla beraber, kamu adına açılan bir dava niteliği taşımamakta, menfaati ihlal edilen davacının talebi ile sınırlı olarak görüşülüp neticelendirilmektedir.

Bu durumda, davanın asıl sahibi olarak davacının, kanunda öngörülen şekle ve esasa uygun olarak davasından açık bir irade ile beyanda bulunarak feragat etmiş olması karşısında taraflar arasında uyuşmazlığı sona erdiren bu beyanın dikkate alınarak feragat nedeniyle davanın sona erdirilmesi gerekirken, Mahkemece, davacının davadan feragat beyanının dikkate alınmayarak uyuşmazlığın esastan görüşülüp neticelendirilmeşinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca Ankara 6. İdare Mahkemesinin 30.9.2003 günlü, E:2003/1816, K:2003/1507 sayılı kararının bozulması yukarıda belirtilen hususlar gözönüne alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adıgeçen İdare Mahkemesine gönderilmesine 17.6.2004 günlü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dosyanın incelenmesinden, davacının, davalı idarenin temyiz istem sonrasında 9.4.2002 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiği görülmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesiyle feragat" konusunda atıfta bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91. maddesinde "Feragat taraftan birinin neticesi talebinden vazgeçmesidir" 94. maddesinde ise "Feragat veya kabul eden taraf mahkum olmuş gibi masarifi muhakemeyi tediyeye mecburdur." Anılan Yasanın 95. maddesinde de "Feragat ve kabul kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder" kuralına yer verilmiştir.

Her ne kadar, davacının davadan feragat etme hakkı dava açma hakkının da sonucu ise de; İdarenin yargısal denetiminin gerçekleştirildiği idari yargıda davanın karara bağlanmasından sonraki aşamada, temyiz veya karar düzeltme isteminin incelenmesi sırasında davacıya davasından feragat etme hakkının tanınması, yapılmış olan yarga denetiminin geçersiz sayılması sonucunu doğuracaktır. Bu da, yukarıda değinildiği gibi, iptal davasının işleviyle, yani hukuk devleti ilkesinin gereği olarak idarenin faaliyetlerinde hukuka uygunluğun sağlanması amaayla, dolayısıyla kamu yararıyla bağdaşmayacaktır.

Bu nedenle, 2577 sayılı Yasanın 31. maddesiyle yollamada bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun feragata ilişkin hükümlerinin ancak idari yargılama usulüyle bağdaştığı ölçüde uygulanması mümkün olup söz konusu yasai düzenlemenin idari yargıda kanun yollarında da davadan feragat etme olanağı tanıdığından söz edilemeyeceğinden temyiz aşamasında verilen, davasından feragat ettiği yolundaki davacı dilekçesinin dikkate alınmayarak, davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesi gerektiği oyuyla karara karşıyız.

X - KARŞI OY

İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uyulmayarak verilen ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin bulunan ısrar kararı uyuşmazlığın esasına ait olduğundan bu aşamada davacının davasından feragat ettiği yolundaki dilekçesi dikkate alınmayarak, davalı idarenin temyiz isteminin İncelenmesi gerektiği oyuyla karara karşıyım.


 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA