kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdare D.Gen.Kur. 2003/326 E.N , 2003/588 K.N.


Özet
DAVA; İSKENDERUN, SARISEKİ BELDESİ, ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÖNÜNDE 3621 SAYILI KIYI KANUNU KAPSAMINDA BULUNAN DOLGU SAHASININ 400X90 METREDEN 600X90 METREYE ÇIKARILMASINA İLİŞKİN 1/1000 ÖLÇEKLİ UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN 3621 SAYILI KANUNUN 7. MADDESİ UYARINCA ONAYLANMASI YOLUNDAKİ 24.4.2002 GÜNLÜ, 7862 SAYILI BAKANLIK İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİYLE AÇILMIŞTIR. OLAYDA İMAR KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ İSKELEDE FAALİYET GÖSTEREN ŞİRKET TARAFINDAN YAPILARAK BELEDİYENİN BİLGİSİ DIŞINDA BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞINA SUNULMUŞ VE BAKANLIKÇA ONAYLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. 3621 SAYILI KANUNUN 7. MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN YAZILI USUL UYGULANMAKSIZIN, DOĞRUDAN ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN HAZIRLAYIP SUNDUĞU PLANIN BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞINCA ONAYLANMASI SURETİYLE GELİŞEN BU DURUM KARŞISINDA; DAVA KONUSU İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞINCA ONANDIĞI ANDAN İTİBAREN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİNİN, UYGULANABİLECEK KESİN VE İCRAİ BİR İŞLEM HALİNE GELDİĞİNİN KABULÜ GEREKMEKTEDİR. BÖYLE BİR DURUMDA, İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN İLGİLİ BELEDİYESİNCE İLAN EDİLMEDİĞİNDEN BAHİSLE KESİNLEŞMEDİĞİ YOLUNDAKİ AKSİ BİR DÜŞÜNCE, PLANIN UYGULANMASI İLE BERABER MENFAATİ VE HAKKI İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASIYLA SÜRESİNDE PLANA KARŞI DAVA AÇAN KİŞİNİN, DAVA HAKKININ ERTELENMESİ, OLUŞAN FİİLİ DURUM NEDENİYLE ZARAR GÖRMEYE DEVAM ETMESİ ANLAMINA GELECEKTİR. BU NEDENLE DAİRESİNCE, İŞİN ESASINA GİRİLEREK BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, PLANIN BELEDİYECE İLAN EDİLMEDİĞİ VE BU NEDENLE KESİNLEŞMEDİĞİ; ORTADA KESİN VE YÜRÜTÜLMESİ ZORUNLU BİR İŞLEM OLMADIĞI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİ YOLUNDA VERİLEN KARARDA HUKUKİ İSABET GÖRÜLMEMİŞTİR.


İçtihat Metni

İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesinin 12.12.2002 günlü, E:2002/3770, K:2002/5926 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacılar tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler'in Düşüncesi : 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunun 8/b maddesi hükümleri incelendiğinde; deniz, göl ve akarsu kıyılarında doldurma suretiyle arazi elde etme amacıyla yapılan uygulama imar planının Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girdiği, kesin hukuksal sonuçlar doğuran uygulanabilir bir idari işlem haline geldiği kuşkusuzdur.

Onay tarihinden itibaren ilgililer tarafından uygulama işlemleri başlatılıp dolgu faaliyetinin sonuçlandırılabileceği bir durumda, dolgu işlemine ilişkin imar planının iptali istemiyle dava açılabilmesinin, ilgili mercii tarafından yasanın açık hükmüne rağmen ilan edilmediği bir halde, ilan şartına bağlanmasının, iptal davalarından beklenen hukuka uygunluk denetimini sağlama amacını gerçekleştirmeyeceği açıktır. Bu şekilde açılacak bir iptal davasının, ancak kamu yararının gerektirdiği hallerde yapılması zorunlu olan dolgu faaliyetine ilişkin imar planının, dolgu işleminin geri dönülemez bir şekilde tamamlanmasından sonra yargısal denetime tabi tutulması gibi bir sonuç doğuracağı ve zira böyle bir yargısal denetimin yapılması neticesinde dava konusu imar planının kamu yararına olmadığının belirlenmesi durumunda ise bu davanın bir tür tespit davasına benzer bir görünüm sergileyeceği, belirlenen hukuka aykırılığı önleyici ve giderici bir etki yapmayacağı, hukuka aykırılığı saptanan imar planının tesis edildiği tarihten önceki hukuki ve fiili durumun sağlanamayacağı açıktır. Böylelikle kamu yararına olmadığı tespit edilen bir dolgu faaliyetinin kıyıda yaratacağı tahribatı önlemek imkansız hale gelecektir.

Bu nedenle kıyılarda doldurma suretiyle arazi elde etme amacıyla yapılan uygulama imar planının, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylanması ile yürürlüğe girdiği ve itiraz etmeyip uygulamayı başlatanlar yönünden olduğu gibi sözkonusu planın uygulanması nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler için de kesinlik taşıdığının kabulü gerekir.

Açıklanan nedenlerle davacıların temyiz isteminin kabulü ve işin esası incelenmek üzere Danıştay Altıncı Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı M.İclal Kutucu'nun Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; İskenderun, Sarıseki Beldesi, Organize Sanayi Bölgesi önünde 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında bulunan dolgu sahasının 400X90 metreden 600X90 metreye çıkarılmasına ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 3621 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca onaylanması yolundaki 24.4.2002 günlü, 7862 sayılı Bakanlık işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Altıncı Dairesinin 12.12.2002 günlü, E:2002/3770, K:2002/5926 sayılı kararıyla; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesinde "Kamu yararının gerektirdiği hallerde uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir. Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, Valilik görüşü ile birlikte Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderilir. Bakanlık konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan Kanunun 7'nci maddesine göre tasdik edilir" hükmünün yer aldığı, 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin ( b ) fıkrasında; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Kesinleşen imar planlarının bir kopyası Bakanlığı gönderilir" hükmüne yer verildiği, idari bir işlemin hukuksal sonuçlar yaratabilmesi ve dava konusu edilebilmesi için kesinleşmesinin gerektiği, nitekim 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin 3/d bendinde de idari davaya konu olabilecek işlemlerin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler olması gerektiğinin öngörüldüğü, belediye meclisince kabul edilmekle veya bakanlıkca onanmakla yürürlüğe girdiği 3194 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde belirtilen imar planlarının kesinleşmeleri için aynı madde hükmü uyarınca bir ay süreyle askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmeleri gerektiği, olayda ara kararına verilen yanıtlardan ise uyuşmazlığa konu imar planının 3194 sayılı Kanunda öngörüldüğü biçimde ilan edilmediği, bu durumda, ortada kesin ve davacılar yönünden uygulanabilir nitelikte bir imar planının bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre, dava konusu işlemin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle dava 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca reddedilmiştir.

Davacılar; ... Endüstri A.Ş.'nin 400x90 metre dolgu alanı yapılmak suretiyle iskele inşasına ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmasına rağmen proje dışına çıkarak dolgu yaptığını, böylelikle kendi şirketlerine ait iskelelerin çalışma alanını daralttığı gibi can ve mal güvenliğini de tehlikeye soktuğunu, daha sonra anılan şirketin plan tadilatı isteğinde bulunduğunu ve Bakanlıkça değişik kurum ve kuruluş tarafından belirtilen sakıncalar dikkate alınarak şirketin tadilat isteğinin reddedildiğini, fakat firmanın tekrar başvuruda bulunması üzerine Bakanlığın plan tadilatını şartlı olarak onayladığını, böylece anılan şirket aleyhine açılan men-i müdahale davasının sonucunu etkiler şekilde ve izinsiz, kaçak iskele dolgu sahasına meşruluk kazandıracak biçimde plan tadilatı yapıldığını, ortada Sarıseki Belediye Meclisince yapılmış ve onaylanmış bir uygulama imar planı değişikliği olmadığını, plan değişikliğinin bakanlıkça res'en yapıldığını, bu nedenle Sarıseki Belediyesi tarafından sözkonusu planın ilan edilmediğini ve askı tutanakları düzenlemediğini, ayrıca yeni imar planı üzerine ... Endüstri A.Ş.'ne yapı ruhsatı izni verildiğini ve şirketin dolgu ve inşaata başlandığını öne sürerek, Daire kararının temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.

3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesinde "Kamu yararının gerektirdiği hallerde uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir. Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderilir. Bakanlık, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan Kanunun 7 nci maddesine göre tasdik edilir..." hükmü yer almıştır.

Uyuşmazlıkta uygulanması gereken 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin ( b ) fıkrasında; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar..." hükmüne yer verilmiştir.

Olayda, Sarıseki Belediyesi sınırları içinde bulunan İskenderun Organize Sanayi Bölgesi önündeki kıyıda, 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre imar planı kararı bulunan mevcut ( 3 ) adet iskeleden ( 1 ) ve ( 3 ) nolu iskelelerin davacı şirketler tarafından, ( 2 ) nolu iskelenin ise ... Endüstri Anonim Şirketi tarafından kullanıldığı, 400x90 metre dolgu sahasına sahip 10.3.2000 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunan ( 2 ) nolu iskelede ... Endüstri Anonim Şirketi tarafından plana aykırı olarak dolgu sahası dışına çıkılması üzerine Sarıseki Belediyesince kaçak inşaat zaptı tutulduğu ve inşaatın durdurulduğu, bu arada adıgeçen şirketin 10.3.2000 tarihli onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik yapılması teklifinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca uygun görülmediği, ancak Sarıseki Belediyesince yapılmış bir plan değişikliği kararı ve belediyenin bu yolda bir teklifi olmaksızın adıgeçen şirketin bir önceki teklifinde revizyon yaparak buna göre hazırladığı ve dolgu sahasının 600x90 metreye çıkarılmasına ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığının davaya konu 24.4.2000 günlü işlemiyle onaylandığı, onay işleminden sonra söz konusu imar planı değişikliğinin Sarıseki Belediyesince ilan edilmediği, ( 1 ) ve ( 3 ) nolu iskeleyi kullanan davacıların ise Bakanlığın sözü edilen onay işlemi üzerine bakılan davayı açtıkları anlaşılmıştır.

3621 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen yazılı usul uygulanmaksızın, doğrudan üçüncü kişinin hazırlayıp sunduğu planın Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylanması suretiyle gelişen bu durum karşısında; dava konusu imar planı değişikliğinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onandığı andan itibaren yürürlüğe girdiğinin, uygulanabilecek kesin ve icrai bir işlem haline geldiğinin kabulü gerekmektedir.

Böyle bir durumda, imar planı değişikliğinin ilgili belediyesince ilan edilmediğinden bahisle kesinleşmediği yolundaki aksi bir düşünce, planın uygulanması ile beraber menfaati ve hakkı ihlal edildiği iddiasıyla süresinde plana karşı dava açan kişinin, dava hakkının ertelenmesi, oluşan fiili durum nedeniyle zarar görmeye devam etmesi anlamına gelecektir.

Bu nedenle Dairesince, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, planın belediyece ilan edilmediği ve bu nedenle kesinleşmediği; ortada kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 12.12.2002 günlü, E:2002/3770, K:2002/5926 sayılı kararın BOZULMASINA, 10.7.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacıların temyiz istemlerinin reddi ve Danıştay Altıncı Dairesinin 12.12.2002 günlü, E:2002/3770, K:2002/5926 sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına karşıyız.


 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA