kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri 2005/308 E.N , 2006/36 K.N.


Özet
KESİNLEŞMİŞ KAMU ALACAĞININ TAHSİLİ AMACIYLA MÜTESELSİL SORUMLU SIFATIYLA TİCARET BORSASI ADINA ÖDEME EMRİ DÜZENLENEBİLMESİ İÇİN İHBARNAME DÜZENLENMESİNE GEREK BULUNMADIĞI HAKKINDA.


İçtihat Metni

Çırçır ve prese fabrikası işleten ... Çırçır ve Presecilik Limited Şirketi tarafından Ekim 1996 döneminde müstahsilden satın alınan zirai ürün bedelleri üzerinden tevkif edilip beyan edilmesi gereken gelir (stopaj) vergisi ve fon payının beyan edilmemesi ve ödenmemesi üzerine söz konusu vergilerle bunlara ilişkin ceza ve gecikme faizinden, zirai ürün alışlarını tescil eden davacı ticaret borsasının müteselsilen sorumlu olduğu görüşüyle ödeme emri düzenlenmiştir.

Hatay 1.Vergi Mahkemesi 25.7.2002 günlü ve E:2001/407, K:2002/203 sayılı kararıyla; kotasyona tabi olan ve belli bîr miktardan fazla tarım ürününü üreticiden satın alan tüccarın, bu alım satımı ticaret borsasında tescil ettirmek zorunda olduğu, 164 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 4'üncü bölümünün ilk paragrafının, 213 sayılı Kanunun ll'inci maddesinin altıncı fıkrasında da öngörülen yetkiye dayanarak, böyle bir alım satımın ticaret borsasında tescili sırasında müstahsil fişinin usulüne uygun düzenlenmiş ve Gelir Vergisi Kanununda yer alan kurallar gereği gelir vergisi kesintisinin yapılmış olmasının borsa yetkililerince aranmasını öngördüğünü, bu araştırma ve gereğinin yerine getirilmemesine karşın tescilin yapılmış olması halinde, borsaları da alıcı tüccarla birlikte müteselsilen sorumlu tutan bir düzenleme getirdiği, henüz beyanname verme süresi dolmamışken yapılan tescil sırasında borsaların beyannamenin düzenlenmiş ve ilgili vergi dairesine verilmiş olmasını aramaları düşünülemeyeceğinden, tebliğin bu paragrafında öngörülen sorumluluğu, tevkifatın yapılmasıyla sınırlı kabul etmek gerektiği, bununla birlikte, Borçlar Kanununun 141'inci ve 142'nci maddeleri karşısında alacaklı vergi dairesinin tarhiyat safhasından itibaren her aşamada müteselsilen sorumlulardan sadece birine vergi alacağının tahsili için başvuracağı sonucuna varıldığı, olayda, asıl borçlu yönünden yapılan tarhiyatın yargı kararıyla kesinleşmesi nedeniyle tahsil edilebilir hale gelen kamu alacağının, müteselsil sorumluluğu bulunan davacı borsadan doğrudan ödeme emri ile istenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak 164 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 4'üncü bölümünün ikinci paragrafına göre tahsil edilemeyen gelir (stopaj) vergisi üzerinden kesilen ağır kusur cezasından davacı borsanın müteselsil sorumlu tutulmasında kanuna ve cezaların şahsiliği ilkesine uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, ödeme emrinin ağır kusur cezasına ilişkin kısmının iptaline; davanın ödeme emrinin gelir (stopaj) vergisi, fon payı ve gecikme faizine ilişkin kısmının reddine, karar vermiştir.

Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi 4.3.2004 günlü ve E:2002/3510, K:2004/643 sayılı kararıyla; vergilendirmeye ilişkin işlemlerin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ihbarname kuralına göre takip edileceği, tescil ettiği zirai ürün alımları üzerinden tevkif edilip beyanı gereken, ancak beyan edilip ödenmeyen vergiden müteselsil sorumlu tutulan, iddia ve savunmalarını idareye karşı ileri sürmek hak ve yetkisine sahip olan ticaret borsasının bu olanağı kullanabilmesinin, söz konusu sorumluluğu nedeniyle, verginin tarh ve tahakkuku anından itibaren takibi ile mümkün olabileceği, uyuşmazlıkta, beyan edilmeyen ve ödenmeyen vergiler ile bunlara ilişkin ceza ve gecikme faizinden müteselsilen sorumlu tutulan ticaret borsasına, öncelikle vergi ve ceza ihbarnamesiyle söz konusu alacakların bildirilmesi gerekirken, doğrudan ödeme emriyle istenmesinde yasaya uygunluk bulunmadığından, aslı borçlu adına yapılan tarhiyatın kesinleşmesi nedeniyle tahsil edilebilir hale gelen kamu alacağının müteselsil sorumlu bulunan ticaret borsasından doğrudan ödeme emriyle istenebileceği yolunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı, davalı idarece ileri sürülen iddiaların kararın idare lehine bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle, vergi dairesi müdürlüğü temyiz isteminin reddine,davacı temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.

Vergi dairesi müdürlüğünün kararın düzeltilmesi istemi, Danıştay Üçüncü Dairesinin 16.2.2005 günlü ve E:2004/1533, K:2005/396 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Bozma kararına uymayan Hatay l.Vergi Mahkemesi 31.5.2005 günlü ve E:2005/26'S, K:2005/198 sayılı kararıyla, ilk kararında ısrar etmiştir.

Israr kararı taraflarca temyiz edilmiş; vergi dairesi müdürlüğünce, ağır kusur cezasına ilişkin hüküm fıkrasının yasaya aykırı olduğu; davacı ticaret borsasınca, ihbarname gönderilmeksizin ödeme emri tebliğ edilemeyeceği, Tebliğin düzenlemesinde sadece vergiden sorumluluk hususu belirtildiğinden, fon payı ve gecikme faizinden sorumluluklarının söz konusu olamayacağı, yargılama giderleri dağıtımının da hakkaniyete uygun yapılmadığı, ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti: Taraflarca savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Özlem ULAŞ'ın Düşüncesi: Ödeme emrinin ağır kusur cezasına ilişkin kısmının iptaline yönelik hüküm fıkrası kesinleşmiş olduğundan, vergi dairesi müdürlüğü temyiz isteminin incelenmeksizin reddi, ticaret borsasınca temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden davacı isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Sefer YILDIRIM'ın Düşüncesi: İdare vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemlerinin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Zirai ürün alımlarını tescil ettiği ... Çırçır ve Presecilik Limited Şirketi hakkında düzenlenen inceleme raporu ile şirketin Ekim 1996 döneminde yaptığı zirai ürün alımlarına ilişkin tevkifatı beyan etmediğinin ve ödenmediğinin belirlenmesi üzerine, sözü edilen kamu alacağı ile hesaplanan gecikme faizinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 11 inci maddesi uyarınca müteselsil sorumlu sıfatıyla Antakya Ticaret Borsasından tahsil edilmesi gerektiği yolunda düzenlenen müteselsil sorumluluğa ilişkin vergi inceleme raporuna dayanılarak, davacı borsa adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı kısmen reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı taraflarca temyiz edilmektedir.

Vergi mahkemesinin ilk kararının, ödeme emrinin ağır kusur cezasına ilişkin kısmının iptali yolundaki hüküm fıkrasına karşı vergi idaresince yapılan temyiz başvurusu Danıştay Üçüncü Dairesince reddedilerek söz konusu hüküm fıkrası kesinleşmiş olduğundan, kararın ödeme emrine karşı açılan davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasından sonra verilen ısrar kararının varlığı, idare yönünden kesinleşen hüküm fıkrasının yeniden temyiz incelemesine tabi tutulmasına olanak vermeyeceğinden, vergi dairesi müdürlüğünün temyiz isteminin incelenmesi mümkün değildir.

Antakya Ticaret Borsasının temyiz istemine gelince; temyiz dilekçesinde belirtilen borcun doğrudan ödeme emriyle istenemeyeceği yolundaki iddialar, mahkeme kararının bu yöndeki ısrar hükmünün bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.

Ancak, vergi mahkemesinin ilk kararı ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacağının, müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı ticaret borsasına öncelikle vergi ve ceza ihbarnamesiyle duyurulması gerektiği ve doğrudan ödeme emriyle istenmesinde yasaya uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş olduğundan, uyuşmazlığın esasına ilişkin bir temyiz incelemesi yapılmamış olup, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerlerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.

Bu nedenlerle, vergi dairesi müdürlüğü temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, davacı temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddine, diğer konular incelenmek üzere dosyanın Danıştay Üçüncü Dairesine gönderilmesine, 24.2.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY Israr kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararında yer alan esaslar doğrultusunda bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan karara katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA