kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri 2005/86 E.N , 2005/158 K.N.

İlgili Kavramlar

DAVACININ VEKİLİNİ AZLETMİŞ OLMASI
HUMK İLE VUK'UN UYGULANACAĞI HALLER
USULSÜZ TEBLİGAT
USÜL EKONOMİSİNE AYKIRI DAVRANMA

Özet
ADİ KOMANDİT ŞİRKET ADINA KESİLEN CEZADA, ORTAKLAR ADINA YAPILAN GELİR VERGİSİ TARHİYATININ SONUCUNUN ARAŞTIRILMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Tuğla imalatı ve satışı ile uğraşan yükümlü şirketin 997 yılı işlemlerinin randıman yöntemiyle incelenmesi sonucu bulunan matrah farkı üzerinden hisseleri oranında ortaklar adına salınan vergi ve fon payına bağlı olarak davacı şirket adına ağır kusur, kusur ve özel usulsüzlük cezalan kesilmiştir.

Antalya Vergi Mahkemesi 13.12.2000 günlü ve E:2000/524, K:2000/952 sayılı kararıyla; fabrikanın kapasitesi, kullanılan teknoloji, toprak ve işgücünün üretimdeki payı ve etkisi göz önüne alınmaksızın salt elektrik tüketiminden hareketle randıman incelemesi yapılamayacağı, belgesi ibraz edilemeyen 369.565.217 lira giderin kabul edilmemesinin yasaya uygun olduğu ancak, belgesi olduğu halde kaydedilmediği tespit edilen ve inceleme elemanınca davacı lehine hareketle re'sen göz önünde bulundurulan 880.840.886 lira tutarlı elektrik giderine ilişkin fatura ile karşılaştırılması sonucu karı artırıcı bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu cezaları kaldırmıştır.

Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi 3.3.2004 günlü ve E:2001/2952, K:2004/603 sayılı kararıyla; Vergi hukukumuzda adi komandit şirket tüzel kişilerinin, ne kurumlar vergisi ne de gelir vergisi mükellefleri arasında sayılmayıp, bu şirketlerin elde ettikleri kazanç, ortakların şahsi kazancı sayılarak şirket ortaklarının kazancının gelir vergisine tabi tutulduğu, şirket kazancının hatalı hesaplanması sonucu bir fark tespit edilmesi halinde ortakların beyanları ilave edilen farktan kaynaklanan vergi zıyaı nedeniyle vergi cezasının şirket tüzel kişiliği adına kesilmesinin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 333 üncü maddesinde yer verilen hüküm gereği olduğu, 1997 yılı işlemleri incelenen davacı şirketin bir kısım hasılatını kayıt dışı bıraktığı sonucuna varılarak bulunan matrah farkı üzerinden hisseleri oranında şirketin 20.2.1997 tarihine kadar komandite ortağı olan ... ile komanditer ortağı olan ..., bu tarihten sonra şirkete komanditer ortak olan ..., ..., ... ve ... adına salınan gelir vergileri ve fon paylan dava konusu cezaların dayanağını teşkil ettiğinden, vergi mahkemesince ortaklar adına yapılan tarhiyatların sonucu değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle cezaların kaldırılması yolundaki kararda yasaya uygunluk görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Antalya Vergi Mahkemesi 22.9.2004 günlü ve E:2004/548, K:2004/715 sayılı kararıyla; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; bozma kararında ortaklar adına salınan gelir vergileri ve fon paylarının uyuşmazlık konusu cezanın dayanağını teşkil ettiği, mahkemece bu tarhiyatların sonucu değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, bu davada hem ortaklar adına salınan vergiler hem de şirket adına kesilen cezaları dayanağını oluşturan matrahın irdelendiği, bu tip olaylarda, şirket raporu düzenlendikten sonra, ortaklar adına şahıs raporları düzenlenmesi yoluna gidildiği, ortaklar adına yapılan tarhiyatların akıbetinin şirket adına kesilen cezaları da belirleyici olması gerektiği yolundaki görüşün idareye, şirket adına ceza kesilmeden önce ortaklar adına yapılan tarhiyatları kesinleşmesini bekleme külfeti getireceği ve idarenin ceza kesme zamanaşımı ile karşılaşmasına sebep olacağı, yine şirket
adına kesilen cezalara karşı açılan davada ortaklar adına yapılan tarhiyatların bekletici ve belirleyici sebep olarak alınmasının, mahkemece hem tamiyata hem de cezaya dayanak oluşturan matrah incelenmeden karar verilmesi sonucunu doğuracağı, ortaklık hisseleri ve yapıları farklılık arz eden şirket ortaklarından adına yapılan tarhiyata dava açmayan ortağın, dava açan ortağa ve mahkeme kararı ile tarhiyatı ortadan kaldıran ortağa, cezanın ödenmesi yönünden hakkaniyete uygun düşmeyen bir külfet getireceği, dava açma iradesini kullanan ortağın dava açmayan ortağa dava açtırma konusunda bir yaptırımın olmadığı gözönüne alındığında, matrahın irdelenmesi ile karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle ısrar etmiştir.

Israr kararı vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş, vergi inceleme raporuna dayalı tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti: Savunmada bulunulmamıştır.

Danıştay Tetkik Hakimi Gülsen BİŞKİN'in Düşüncesi:Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz İsteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Sefer YILDIRIM'ın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Tuğla imalatı ve satışı ile uğraşan yükümlü adi komandit şirketin 1997 yılı işlemlerinin randıman yöntemiyle incelenmesi sonucu bulunan matrah farkı üzerinden hisseleri oranında ortaklar adına salınan vergi ve fon payına bağlı olarak davacı şirket adına kesilen ağır kusur, kusur ve özel usulsüzlük cezalarını kaldıran vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Vergi hukukumuzda adi komandit şirketlerin elde ettikleri kazanç, ortakların şahsi kazancı sayılarak gelir vergisine tabi tutulmuş, şirket kazancının eksik hesaplandığının tespiti halinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 333 üncü maddesi hükmü gereğince ortakların beyanlanna ilave edilen farktan kaynaklanan vergi zıyaı nedeniyle vergi cezasının şirket tüzel kişiliği adına kesilmesi öngörülmüştür.

Dava konusu olayda da davacı şirketin 1997 yılı işlemleri incelenerek bir kısım hasılatını kayıt dışı bıraktığı tespit edilerek şirket ortaklan adına hisseleri oranında gelir vergisi salınmış ve bu tutar üzerinden de davacı şirket adına ceza kesilmiştir. Dava konusu cezanın dayanağını ortaklar adına hesaplanan gelir vergisi matrahının oluşturduğu tartışmasızdır.

Söz konusu gelir vergisi tarhiyatlarının dava konusu edilmemesi halinde şirket adına kesilen cezaya karşı açılan davada mahkemece tarhiyatın yerinde olup olmadığı araştırılarak karar verileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Gelir vergisinin dava konusu edilmiş olması halinde ise tarhiyatın hukuka uygun olup olmadığı incelenerek karara bağlanmış olacağından, matrah yönünden bağlı olan cezaya karşı açılan davada bu kararların sonucunu değerlendirmek kararlar arasında çelişki olmasını engelleyecektir.

Öte yandan, şirket tüzel kişiliği adına ceza kesebilmek için idarenin gelir vergisi tarhiyatının sonucunu beklemek gibi bir zorunluluğu olmadığından, zamanaşımı da söz konusu olmayacağından mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir.

Dava konusu olayda, gelir vergisi tarhiyatları ..., ... ve ... varislerince dava konusu edilmiş ve lehlerine sonuçlanmış ... adına yapılan 27 milyon liralık vergi tarhiyatı dava konusu edilmeksizin kesinleştiğinden, mahkemece cezaların kaldırılması yolundaki kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, 17.6.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Vergi Dava Daireleri Kurulunun görevi, vergi mahkemesi ısrar kararlan üzerinde temyiz incelemesi yapmakla sınırlıdır.

Şirket tüzel kişiliği adına kesilen cezayı; üzerinden hesaplandığı vergiler hakkında dava açılıp açılmadığı ve sonucunu değerlendirilmeksizin ve vergilerle bağ kurmaksızın kaldıran ilk derece yargı yeri karan, Danıştay Üçüncü Dairesince; adi komandit şirketin paydaşları hakkında aynı nedenle salınan vergiler incelenmeden verilmiş olması nedeniyle bozulmuştur.

Israr hükmü sadece bu noktadadır. Danıştay Üçüncü Dairesince, dava konusu cezanın hukuka uygunluğu yönünden yapılmış bir temyiz incelemesi bulunmadığından, bu ikinci noktada bir ısrar kararı yoktur.

Cezanın hukuka uygunluğunun Kurulca İncelenmesi gerek 2575 ve gerekse 2577 sayılı Yasalara uygun düşmediğinden, Kurulumuzca sadece ısrar hükmü yönünden karar verilebileceği görüşüyle, verilen vergi mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı yolundaki hükme katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA