kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri 2005/470 E.N , 2005/1158 K.N.


Özet
İPTAL EDİLEN BİR DÜZENLEYİCİ İŞLEMDEN DOLAYI, MENFAATİ İHLAL EDİLEN VEYA KİŞİSEL HAKKI ETKİLENEN KİŞİNİN, VERİLEN İPTAL KARARININ DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YARARLANMAK AMACIYLA İDAREYE BAŞVURABİLECEĞİ TABİ OLUP, DAVACININ BAŞVURUSUNUN, KENDİSİYLE AYNI DURUMDA OLAN DİĞER İLGİLİLERİN AÇTIKLARI DAVALAR SONUCUNDA VERİLEN İPTAL KARARININ KENDİSİNE DE UYGULANMASI İSTEMİYLE YAPILDIĞININ VE 2577 SAYILI İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNUNUN 10. MADDESİ KAPSAMINDA YAPILAN BİR BAŞVURU NİTELİĞİNDE OLDUĞUNUN KABULÜNÜN GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.12.2004 günlü, E:2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Pınar Kara'nın Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Handan Yağuş'un Düşüncesi: Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, Maliye Bakanlığı personeli olan davacı tarafından 4.10.2001-24.4.2004 tarihleri arasında ... Gümrük Saymanlık Müdürlüğünde görev yaptığı süre zarfında. Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği uyarınca aldığı ücretlerin, Maliye Bakanlığı personeline 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Ek.13. maddesi uyarınca ödenmekte olan ek ödemeden mahsubu suretiyle yoksun kaldığı ek ödeme tutarının ödenmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 19.7.2002 günlü Ek Ödeme Usul ve Esaslarının 4/d maddesinin iptali ve yoksun kaldığı 4.663.650.000.- lira ek ödeme tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.

Danıştay Onbirinci Dairesi, 15.12.2004 günlü, E:2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve İdare Mahkemelerinde dava açma süresinin aitmiş gün olduğu, 11. maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, İdari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş olan sürenin hesaba katılacağı kuralına yer verdiği, bu durumda, davacının ... Gümrük Saymanlığında görev yaptığı süre zarfında, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği uyarınca aldığı ücretlerin, Maliye Bakanlığı Personeline verilmekte olan ek ödemelerden mahsubu uygulamasından (işlemlerinden), her aylık ödemesi tarihi itibariyle haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre davacı tarafından, söz konusu yerdeki görevinin sona erdiği 24.4.2004 tarihinden önce aldığı en son aylık tarihinden (15.4.2004 tarihinden) itibaren altmış günlük yasal süre içinde doğrudan dava açılması veya 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi uyarınca, aynı süre içinde idareye başvurulması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra, 3.8.2004 tarihinde yapılan başvuru üzerine tesis olunan işlem ile bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen düzenleyici işleme karşı açılan davanın, süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı, diğer taraftan, davanın, 3.8.2004 tarihinde yapılan başvuruya cevap verilmemek suretiyle tesis olunan işleme karşı süresinde açıldığı görülmekle beraber, başlangıçta dava konusu yapılabilecek nitelikte olan mahsup işlemlerine karşı dava açma süresi geçirilmiş olduğundan, yapılan bu başvurunun, geçirilmiş olan dava açma süresini ihya etmesinin mümkün olmadığı" gerekçeleri ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir.

Davacı; Gümrük Saymanlığındaki geçici görevinden sonra tekrar Maliye Bakanlığı personeli olarak ... Vergi Dairesindeki görevine atandığını, buradaki görevi sırasında Danıştay'ın aynı durumda olanlar için vermiş olduğu 8.12.2003 günlü, E:2003/906, K:2003/5380 sayılı kararını öğrenerek, kendi durumu için idareden bilgi aldığını ve kendisinden fazla çalışma ücretinin kesildiğini öğrendiği gün olan 3.8.2004 tarihinde idareye başvurduğunu, bilahare 60 günlük süre zarfında cevap verilmemesi üzerine de bu davayı açtığını öne sürmekte ve daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmü yer almaktadır.

İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumu ortaya koyar. Bir genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile İlgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici işleme dayanılarak yapılan işlemler hükümsüz hale gelir ve doğurduğu tüm etki ve sonuçlar ortadan kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen İptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir.

Maliye Bakanlığı personeli olan davacının 3.8.2004 tarihinde idareye yaptığı başvuru; dava konusu işlemin dayanağı olan 19.7.2002 günlü, Ek Ödeme Usul ve Esasların 4/d maddesinin iptaline ilişkin olarak kurumda çalışan ve davacı ile aynı durumda olan diğer ilgililerin açtıkları davalar sonucunda; Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir başvuru olup, davacının bu .başvurusunun, genel düzenleyici nitelikteki bir işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle başvurusu reddedilerek menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, kararın kendisine de uygulanması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda, davacı tarafından yapılan başvurunun, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve başvuruya cevap verilmemesi üzerine süresi içinde açılan davanın, bireysel işleme ve buna bağlı parasal haklara ilişkin kısmının esastan
incelenmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.12.2004 günlü, E:2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine, 5.5.2005 günü oyçokluğu İle karar verildi.

KARŞI OY Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.12.2004 günlü, E-.2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması oyuyla, karara karşıyız.


Özet
İPTAL EDİLEN BİR DÜZENLEYİCİ İŞLEMDEN DOLAYI, MENFAATİ İHLAL EDİLEN VEYA KİŞİSEL HAKKI ETKİLENEN KİŞİNİN, VERİLEN İPTAL KARARININ DOĞURDUĞU SONUÇLARDAN YARARLANMAK AMACIYLA İDAREYE BAŞVURABİLECEĞİ TABİ OLUP, DAVACININ BAŞVURUSUNUN, KENDİSİYLE AYNI DURUMDA OLAN DİĞER İLGİLİLERİN AÇTIKLARI DAVALAR SONUCUNDA VERİLEN İPTAL KARARININ KENDİSİNE DE UYGULANMASI İSTEMİYLE YAPILDIĞININ VE 2577 SAYILI İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNUNUN 10. MADDESİ KAPSAMINDA YAPILAN BİR BAŞVURU NİTELİĞİNDE OLDUĞUNUN KABULÜNÜN GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.12.2004 günlü, E:2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Pınar Kara'nın Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Handan Yağuş'un Düşüncesi: Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, Maliye Bakanlığı personeli olan davacı tarafından 4.10.2001-24.4.2004 tarihleri arasında ... Gümrük Saymanlık Müdürlüğünde görev yaptığı süre zarfında. Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği uyarınca aldığı ücretlerin, Maliye Bakanlığı personeline 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Ek.13. maddesi uyarınca ödenmekte olan ek ödemeden mahsubu suretiyle yoksun kaldığı ek ödeme tutarının ödenmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 19.7.2002 günlü Ek Ödeme Usul ve Esaslarının 4/d maddesinin iptali ve yoksun kaldığı 4.663.650.000.- lira ek ödeme tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.

Danıştay Onbirinci Dairesi, 15.12.2004 günlü, E:2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve İdare Mahkemelerinde dava açma süresinin aitmiş gün olduğu, 11. maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, İdari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş olan sürenin hesaba katılacağı kuralına yer verdiği, bu durumda, davacının ... Gümrük Saymanlığında görev yaptığı süre zarfında, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği uyarınca aldığı ücretlerin, Maliye Bakanlığı Personeline verilmekte olan ek ödemelerden mahsubu uygulamasından (işlemlerinden), her aylık ödemesi tarihi itibariyle haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre davacı tarafından, söz konusu yerdeki görevinin sona erdiği 24.4.2004 tarihinden önce aldığı en son aylık tarihinden (15.4.2004 tarihinden) itibaren altmış günlük yasal süre içinde doğrudan dava açılması veya 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi uyarınca, aynı süre içinde idareye başvurulması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra, 3.8.2004 tarihinde yapılan başvuru üzerine tesis olunan işlem ile bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen düzenleyici işleme karşı açılan davanın, süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı, diğer taraftan, davanın, 3.8.2004 tarihinde yapılan başvuruya cevap verilmemek suretiyle tesis olunan işleme karşı süresinde açıldığı görülmekle beraber, başlangıçta dava konusu yapılabilecek nitelikte olan mahsup işlemlerine karşı dava açma süresi geçirilmiş olduğundan, yapılan bu başvurunun, geçirilmiş olan dava açma süresini ihya etmesinin mümkün olmadığı" gerekçeleri ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir.

Davacı; Gümrük Saymanlığındaki geçici görevinden sonra tekrar Maliye Bakanlığı personeli olarak ... Vergi Dairesindeki görevine atandığını, buradaki görevi sırasında Danıştay'ın aynı durumda olanlar için vermiş olduğu 8.12.2003 günlü, E:2003/906, K:2003/5380 sayılı kararını öğrenerek, kendi durumu için idareden bilgi aldığını ve kendisinden fazla çalışma ücretinin kesildiğini öğrendiği gün olan 3.8.2004 tarihinde idareye başvurduğunu, bilahare 60 günlük süre zarfında cevap verilmemesi üzerine de bu davayı açtığını öne sürmekte ve daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmü yer almaktadır.

İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibariyle ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumu ortaya koyar. Bir genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile İlgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. İptal kararı ile bu düzenleyici işleme dayanılarak yapılan işlemler hükümsüz hale gelir ve doğurduğu tüm etki ve sonuçlar ortadan kalkar. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen İptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir.

Maliye Bakanlığı personeli olan davacının 3.8.2004 tarihinde idareye yaptığı başvuru; dava konusu işlemin dayanağı olan 19.7.2002 günlü, Ek Ödeme Usul ve Esasların 4/d maddesinin iptaline ilişkin olarak kurumda çalışan ve davacı ile aynı durumda olan diğer ilgililerin açtıkları davalar sonucunda; Danıştay Onbirinci Dairesince verilen iptal kararının kendi hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle yapılmış bir başvuru olup, davacının bu .başvurusunun, genel düzenleyici nitelikteki bir işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği gerçeğinden hareketle ve o düzenleyici işlem nedeniyle başvurusu reddedilerek menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, kararın kendisine de uygulanması istemiyle yapıldığının ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda, davacı tarafından yapılan başvurunun, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve başvuruya cevap verilmemesi üzerine süresi içinde açılan davanın, bireysel işleme ve buna bağlı parasal haklara ilişkin kısmının esastan
incelenmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.12.2004 günlü, E:2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Daireye gönderilmesine, 5.5.2005 günü oyçokluğu İle karar verildi.

KARŞI OY Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, Danıştay Onbirinci Dairesinin 15.12.2004 günlü, E-.2004/5566, K:2004/5210 sayılı kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması oyuyla, karara karşıyız.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA