Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

YARGITAY CEZA DAİRELERİ ARASINDA VEKALET ÜCRETİ İLE İLGİLİ DEĞİŞİK KARARLAR

Hukuk Mahkemeleri Yargılama Usulü, Duruşma, İspat ve Deliller, İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti, Gider Avansı, Yargılama Giderleri, Adli Yardım, Vekalet Ücreti, Temyiz, İstinaf, Tahkim, Avukat Hakları, Avukat Disiplin İşlemleri, Barolar...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23646
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

YARGITAY CEZA DAİRELERİ ARASINDA VEKALET ÜCRETİ İLE İLGİLİ DEĞİŞİK KARARLAR

Mesaj gönderen teoman »

15 BAŞLIKTA VEKALET ÜCRETİ

Değerli meslektaşlarım, ceza yargılamasında vekalet ücreti ile ilgili farklı uygulamaların olması ve sürekli bu konuda forumlarda soru gelmesi hususlarını da dikkate alarak önemli gördüğüm 15 başlıkta mümkün mertebe tüm Yargıtay ceza daielerinin yerleşik ve son dönemde verdiği kararlarından bir çalışma yapıp takdirlerinize sunuyorum,

Bazı konularda daireler arası farklı uygulamaların olduğunu gördüm, hangi daireinin uygulamasını dikkate alacağınız sizlerin takdirinde,,,

Katkı ve eleştirilerinizi bekliyorum,,,Saygılarımla,,,

Not 1;Paylaştığım kararlarda emeği geçen tüm daire üyeleri ve tetkik hakimlerimize teşekkür ediyorum.

Not 2:Çalışmayı kısa zamanda makale haline getireceğim inşalaah..

Not 3:Bundaki önceki ''15 başlıkta çocuklarla ilgili yargılamalar'' isimli çalışmamı makale haline getirip adalet dergisine yayınlanması için gönderdim, uygun görülürse ocak sayısında yayınlacak,,


HALİL ÇIĞLI
Cumhuriyet Savcısı





:arrow: 1-BİRDEN FAZLA SANIĞIN TEK MÜDAFİİ İLE SAVUNULMASI

>a-)Tek Vekalet Ücreti Verilmesi Gerektiğini Kabul Eden Daireler



??.. Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına hükmolunan vekalet ücretinin, CMK'nın 327/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak Hazine yerine katılandan tahsiline karar verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan Hüseyin Y vekilinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, ancak bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca hükümdeki "1200 TL ücreti vekaletin katılandan alınarak sanıklara verilmesine" ibaresinin çıkartılarak yerine "1200 TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanıklar Hayati Y ve Abdullah İ'na verilmesine" ibaresinin eklenmesi biçiminde hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/11/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Yargıtay 18. Cd, 2015/15881 E., 2015/10323 K.



??.. 1-Beraat eden sanıklar , kendilerini ortak vekille temsil ettirdikleri ve dosya içerisinde vekaletname asıllarının bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma öneren düşünce benimsenmemiş, sanıklara tek bir maktu vekalet ücreti verilmesine karar veren mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.?? Yargıtay 1. CD, 16.04.2015, 2014/5588 E., 2015/2276 K.



??? CGK'nin 16.10.1978 tarih 2/324- 350 sayılı kararı uyarınca avukatlık ücreti sanık sayısına değil davaların sayısı esas alınacağı ayrı ayrı dava açılmadıkça vekalet ücretini de ayrı ayrı değil tek hükmolunması gerektiği dikkate alınarak davayı vekil aracılığıyla temsil ettiren sanıklar lehine hazine aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 madde ve fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 3. Cd, 2014/31666 E., 2015/1120 K.


??..Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan"Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." biçimindeki düzenleme ile Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978-2/324-350 sayılı Kararında belirtilen "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas almış ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olması karşısında; ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün bulunmadığı" hususu nazara alınarak kendilerini aynı vekille temsil ettiren ve beraatlerine karar verilen sanıklar yararına tek vekaletücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden sanıklar S.. K.., E.. Ç.. ve Y.. K.. haklarında ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması,?? Yargıtay 5. CD, 26.03.2015, 2014/6053 E., 2015/8807 K.



??.. 2-Sanıkların tek vekaletname ve aynı vekille kendilerini temsil ettirdikleri halde, sanıklar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine ve bu vekaletücretinin, Hazine yerine katılandan tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan Kuşadası Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/09/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY:Beraat eden sanıkların aynı vekille temsil edilmeleri halinda tek ücreti vekalet değil, beraat eden sanık sayısınca ücreti vekalete hükmolunması gerekir. Çünkü, beraat eden sanık lehine ücreti vekaletin kabulü, vekilin esas alınmasına değil, sanığın esas alınmasına dayanmaktadır. Dolayısıyla, her sanık yönünden, vekilin aynı vekalet olup olmadığına bakılmaksızın, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinden, yüksek çoğunluğun (2) nolu bozma düşüncesine bu gerekçeyle iştirak edilmemiştir. Yargıtay 4. Cd, 2012/29103 E., 2014/27375 K.



??.. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.10.1978-2/324-350 sayılı kararında belirtilen; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas almış ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olması karşısında; ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün bulunmadığı nazara alınarak kendilerini sadece bir vekille temsil ettiren ve beraetlerine karar verilen sanıklar yararına tek ücreti vekalete hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 15.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 16. Cd, 2015/1758 E., 2015/1883 K.



??.. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde ?Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.? biçiminde düzenleme bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12/11/1979 tarihli, 1979/2-229 Esas ve 1979/477 sayılı Kararında belirtildiği üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas aldığı ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olduğu, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdirinin mümkün bulunmadığı, dosya içeriğine göre sanıklar Özcan E ve Özcan T'ın yakınan Ekrem T' a yönelik yağma suçundan açılan tek bir davada beraat kararı verilmiş olması karşısında; sanıklara tek bir vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken sanıklara ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi;?? Yargıtay 6 CD, 17.06.2015, 2013/26257 E., 2015/41442 K.




>b-)Sanık Sayısı Kadar Vekalet Ücreti Verilmesi Gerektiğini Kabul Eden Daireler


???Kovuşturmada kendilerini bir müdafii ile temsil ettiren ve beraat eden sanıklar yararına, hazine aleyhine ayrı ayrı vekalet ücreti tayin edilmesi gerekirken beraat eden sanıklar için tek vekalet ücretine hükmolunması, 02/07/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Yargıtay 2. CD, 2014/9438 E., 2015/13765 K.



??..1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine ayrı ayrı maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılanlar vekillerinin ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeple 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Sanıklar A ve Figen L'nun kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.200,00 TL vekalet ücretinin hâzineden alınıp sanıklara ayrı ayrı verilmesine" fıkrasının eklenmesi suretiyle sanıklar Alparslan ve Figen L yönünden hükmün DÜZELTİLEREK, diğer sanıklar yönünden ise hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA, 09.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi. Yargıtay 11. CD, 2013/12093 E., 2015/30715 K.



??..Beraat eden ve duruşmaları vekil ile takip eden sanıklar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi gereğince vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafinin temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun'un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK?nın 322. maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; tebliğnameye uygun olarak, hüküm fıkrasına" ?Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi gereğince kendisini vekil ile temsil ettiren her bir sanığa 1980 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak ödenmesine? ibaresinin ilave edilmesi biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün bu bağlamda ONANMASINA, 09.11 .2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 19 CD, 2015/13169 E., 2015/6782 K.



???1136 sayılı Avukatlık Kanunun 164 ve 168. maddeleri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca beraatlerine karar verilen ve dosya içinde mevcut vekâletnamelere göre kendilerini vekille temsil ettirdikleri anlaşılan sanıklar Hasan ve Hüseyin yararına maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Sanık Hasan ve Hüseyin'in kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri anlaşılmakla hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre her bir sanık için 1200 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 14. Cd, 2014/340 E., 2014/4611 K.



:arrow: 2-BİRDEN FAZLA KATILANIN TEK VEKİLLE TEMSİL EDİLMESİ HALİNDE VEKALET ÜCRETİ



??..Kendilerini aynı vekille temsil ettiren katılanlar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki iki numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.?? Yargıtay 11.11.2015, 2015/12529 E., 2015/31974 K.



???Katılanlar Süleyman ve Emine'nin davada kendilerini aynı vekille temsil ettirdikleri anlaşılmakla lehlerine tek bir maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi Yasaya aykırı ise de,?? Yargıtay 1 Cd, 15.06.2015 2015/1237 E., 2015/3834 K.



??..Katılan lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden vekalet ücretinin sanıklardan ayrı ayrı tahsiline karar verilmesi, 30/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2014/11051 E., 2015/11096 K.



??..Katılanlar tek vekille kendilerini duruşmalarda temsil ettirdiğinden bir kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir katılan için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi,?? Yargıtay 3. CD, 17.06.2015, 2015/3251 E., 2015/20996 K.



??..Katılanlar Hamide D, Ferman D, Şadan D ve Fadli D, kamu davasında kendilerini tek bir vekil ile temsil ettirdiklerinden, katılanlar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi yerine, her bir katılan için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi,?? Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.02.2015, 2014/11546 E., 2015/1149 K.



??.. Katılanlar kendilerini aynı vekil ile temsil ettirmelerine rağmen katılanlar yararına tek vekalet ücreti yerine ayrı ayrı üç kez vekalet ücretine hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 12. CD, 2014/3617 E., 2014/26669 K.



??..Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12/11/1979 tarih, 1979/2-229 Esas, 1979/477 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin belirlenmesinde ilke olarak müdahil veya sanıkların sayısını ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan davaların sayısını ele almıştır. Taraflara yükletilecek avukatlık parasının da her dava için ayrı ayrı belirlenmesini öngörmüştür." Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekalet ücretinin ayrı ayrı takdiri mümkün görülmediğinden, aynı vekil ile davayı takip eden katılanlar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi,
24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 15. CD, 2013/3461 E., 2014/19523 K.





:arrow: 3-SANIĞIN BİR SUÇTAN MAHKUMİYET/HAGB/DÜŞME/CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI KARARI ALIP DİĞER SUÇTAN BERAAT KARARI ALMASI HALİNDE BERAATİ NEDENİYLE VEKALET ÜCRETİNE HAK KAZANMADIĞI



??..Diğer taraftan, aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkum olan sanık hakkında, müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından da vekalet ücretine hükmedilmesine gerek yoktur. Bu açıklamalara göre uyuşmazlık konusu ele alındığında;Aynı dava kapsamında yargılandığı rüşvet alma suçuna teşebbüsten mahkum olan sanık Asım Korkut lehine, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme suçundan verilen beraat kararı yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır??? Yargıtay CGK, 19.02.2013 tarih, 2011/5-137 E., 2013/58 K.



??.. Kasten yaralama suçundan beraat eden sanık Özkan hakkında, aynı dosyada mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle lehine ücreti vekalete hükmedilmemesine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.?? Yargıtay 23. Cd, 23.11.2015, 2015/15417 E., 2015/6995 K.



??..basit yaralama, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından beraatine, basit yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği aynı dava dosyasında tek bir vekille temsil edildiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978 tarih ve 2/324-350 nolu kararı da dikkate alınarak yapılan incelemede; aynı vekil tarafından davanın takip edilmesi ve ayrı ayrı emek ve gayret harcanmaması dikkate alındığında, sanığın yapılan yargılamada basit yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği bu nedenle hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan beraatine hükmedilmesi nedeniyle sanık müdafinin hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği anlaşılmakla; Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine, ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 12. CD, 2015/12984 E., 2015/14283 K.




??.. 1) Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davalarının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan beraatına, ancak nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği tespit edilmiş olup, mahkemece haklarında aynı yargılama içerisinde nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan beraatları nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.?? Yargıtay 11. Cd, 14.10.2015, 2015/3484 E., 2015/5109 K.



??.. Sanık hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiğinin anlaşılması karşısında sanık lehine vekalet ücreti verilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiş, yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,?? Yargıtay 2. Cd, 26.05.2014, 2013/19328 E., 2014/14507 K.



??... ??..Sanık Hilim hakkında katılan Veli'ye yönelik yaralama suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar Veli ve Mehmet hakkında katılan Hilim'e yönelik yaralama suçundan beraat, sanıklar Veli ve Nizamettin hakkında karşılıklı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık Hilim hakkında üzerine atılı katılanlar Veli ve Mehmet'e yönelik kasten yaralama suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş olması ve sanık Veli hakkında ise Nizamettin'e karşı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması nedeniyle beraat ettiği suç yönünden lehinevekalet ücretine hükmedilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar Hilim ve Veli müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 3. CD, 2015/4296 E., 2015/31489 K.





??.. sanıklar Murat T, Murat O ve Hamza G haklarında mağdur Caner'e karşı şikayet yokluğundan düşme kararı verildiği, sanın Hamza hakkında, mağdur Polat'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen beraat hükmünde, aynı dosyada sanık hakkında başka suçtan düşme kararı verilmesi nedeniyle vekalet ücreti verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış,?? Yargıtay 1. Cd, 20.10.2015, 2015/975 E., 2015/4986 K.





??..Sanıklar Hasan S ve Filiz S hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:Sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesi içeriğine göre vekalet ücretine hasren yapılan incelemede:

Sanık Serkan S'in işlemiş olduğu ve aynı mahkemece yargılaması yapılan ve bir tek müdafi ile temsil edildiği katılanlara karşı kasten yaralama, hakaret ve tendit suçundan açılan davada, sanığın katılan Cengiz A'a karşı hakaret ve katılanlar Anıl A, Cengiz A ve Adem Ceyhun A'a karşı kasten yaralama suçundan beraat etmesi, katılan Cengiz Asan'a karşı silahla kasten yaralama suçundan mahkumiyet ve tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi karşısında beraat ettiği suç bakımından vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gibi ??? Yargıtay 3. CD, 25.05.2015, 2014/35376 E., 2015/17420 K.




:arrow: 4-KATILAN SANIK OLMA HALİNDE ATILI SUÇTAN BERAAT, KENDİSİNE KARŞI İŞLENEN SUÇTAN DİĞER KİŞİNİN MAHKUMİYETİ HALİNDE NE ŞEKİLDE VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLECEĞİ



??? Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi içeriğine göre vekalet ücretine hasren yapılan incelemede: Sanık Babür'ün aynı zamanda katılan sıfatının bulunması ve katılan sıfatıyla lehine vekalet ücretine hükmolunmuş olması nedeniyle, üzerine atılı kasten yaralama suçundan beraatine ilişkin olarak lehine ikince kez vekalet ücretine hükmolunamayacağı anlaşılmakla, bu yönündeki tebliğnamenin düzelterek onama düşüncesine iştirak olunmamıştır. 11/06/2015 gününde Üye Muzaffer Karadağ'ın karşı oyu üzerine oyçokluğu ile karar verildi.?? Yargıtay 3. Cd, 11.06.2011, 2014/41033 E., 2015/24217 K. .(karşı oy vekalet ücretine ilişkin olup uzun olduğu için paylaşılmamıştır.)



??..Sanık Havva B hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;

Kendisini vekille temsil ettiren katılan sanık Havva B lehine, kendisini yaralayan ve TCK'nın 86/2. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen katılan sanık Bayram K?tan vekalet ücreti alınmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sanık Havva B'ın beraat ettiğinden bahisle ayrıca Hazineden de vekalet ücreti alınmasına karar verilmesi,?? Yargıtay 18. CD, 09.07.2015, 2015/2930 E., 2015/4424 K.



?? Sanık Levent müdafiinin temyizinin yaralama suçundan beraat eden sanık lehine, hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik olduğu belirlenmekle;

Karşılıklı ve aynı anda suç işleyen sanık Mert'in müşteki Levent'e karşı mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve müşteki lehine vekalet ücretine hükmedilmesi karşısında sanık Levent'in katılan Mert'i yaralamaya teşebbüs suçundan beraati nedeniyle ayrıca hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. 25.02.2015 gününde Üye Muzaffer Karadağ'ın karşı oyu üzerine oy çokluğu ile karar verildi.?? Yargıtay 3. Cd, 2014/33464 E., 2015/7324 K.(karşı oy vekalet ücretine ilişkin olup uzun olduğu için paylaşılmamıştır.)



???Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi nedeniyle TCK'nın 129/3. maddesi uyarınca haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen katılan sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.?? Yargıtay 4. CD,14.05.2015, 2013/11766 E., 2015/29083 K




:arrow: 5-VEKALET ÜCRETİ İÇİN VEKALETNAME İBRAZININ GEREKİP GEREKMEDİĞİ

>a-)Hükümden Önce İbrazı Gerekir Diyen Daireler



??? Sanık müdafii olarak duruşmalara katılan Avukat Nazan S'nın vekaletname ibraz etmemesi nedeniyle, beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında bir aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 20. CD, 2015/15487 E., 2015/3954 K.



??.. Kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar mahkemeye vekaletname ibraz etmeyen müdafii için, beraat eden sanık lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığından sanıklar müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz isteminin reddiyle hükmün ONANMASINA,?? Yargıtay 16 Cd, 21.05.2015, 2015/2637 E., 2015/1525 K.



??..Duruşmalara katılmayan, sanığa dosyaya yansıyan hiçbir hukuksal yardım sağlamayan, beraat kararının verilmesinden sonra vekaletname ibraz ederek sadece vekalet ücretine yönelik temyiz isteminde bulunan Av. Abdulvahap K'un vekalet ücretine hak kazanmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilebileceği, incelenen dosyaya göre vekalet ücreti verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından Av. Abdulvahap K'un sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 11. Cd, 2013/7927 E., 2015/5 K.



??? Sanık müdafii olarak duruşmalara katılan avukatın vekaletname ibraz etmemesi nedeniyle, beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında bir aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,?? Yargıtay 10 Cd, 21.11.2014, 2014/3955E., 2014/12937 K.



??.. Kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar mahkemeye vekâletname ibraz edilmediğinden ve temyiz dilekçesi ekinde ve sonrasında vekaletname sunulmadığından, beraat eden sanık lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz isteminin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,?? Yargıtay 9. Cd, 06.11.2014, 2013/14870 E., 2014/10949 K.



??..Katılan Haydar A. vekilince dosyaya vekaletname ibraz edilmediği halde katılan lehine vekalet ücreti tayin edilmesi,?? Yargıtay 3 Cd, 05.11.2014, 2014/16342 E., 2014/35607 K.



??.. Mahkemece verilen süreye rağmen müdafii tarafından vekaletname ibraz edilmediği cihetle, vekalet ücreti takdir edilmemesinde isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 17.09.2015 gününde oybir- liğiyle karar verildi.?? Yargıtay 8. Cd, 2015/5129 E., 2015/21626 K.




???Dosyada vekaletnamesi bulunmayan, süre verilmesine rağmen vekaletname sunmayan katılan vekili yararına vekalet ücreti tayini,?? Yargıtay 12. CD, 31.10.2013, 2013/4546 E, 2013/24020 K.




??? Dairemizin 11.12.2012 tarih ve 2012/893 esas, 2012/30239 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre temyiz isteğinin vekalet ücretiyle sınırlı olduğu gözetilerek yapılan incelemede:

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 163/5. maddesi uyarınca tarafların özgür iradeleriyle kurulan vekalet sözleşmesi şekle bağlı bulunmayıp, vekaletname ise fiilen kurulan vekalet ilişkisinden doğan temsil yetkisini gösteren bir belgeden ibarettir (YHGK 2.4.3003. 19-265/267). Vekalet ilişkisi kimi zaman CMK'nın 150 ve 234/3. maddelerde olduğu gibi yasadan kaynaklanabilir ve bu takdirde temsil yetkisini görevlendirme belgesi gösterir. Ceza muhakemesinde vekalet belgesi olmasa dahi müdafiin sanığın fiili olarak verdiği yetkiyle ve müvekkilleriyle birlikte bir kez duruşmaya katılmakla müdafi sıfatını kazanacaklarına yönelik müstakar (YİBK 20.10.1975, 7/9) uygulama ve 5271 sayılı CMK'nın 154. maddesinde müdafi yönünden aynı ilkenin yasa hükmü haline dönüşmesi ve mağdur ve şikayet edenler bakımından da yasanın silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde kabul ettiği hakları (CMK'nın 233 ila 243 ve 234/3. maddeler) doğrultusunda aynı ilkenin mağdur ve yakınan tarafından atanan vekillerle ilgili olarak da kabul edilmesi icap etmekle; usulen hak etmeleri halinde de bu sebeple müdafi ve vekilin müvekkilleri lehine vekalet belgesi aranmaksızın vekalet ücretine karar verilmesi gerekeceği, ancak beraat eden sanık lehine CMK'nın 150. maddesi uyarınca yasa gereği atanan müdafi sebebiyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceği (ve bu halde vekalet ücretinin ilgili yasa kapsamında baro tarafından bizzat avukata ödeneceği) hususları yasal gerekler içerisindedir.

İncelenen dosyada; tensip kararında sanığa soruşturma evresinde baroca atanan Av. Mehmet B'a duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmesine karşın, ilk duruşmaya Av. Nezahat P'ın katılması ve dosyada avukat hakkında bir görevlendirme yazısı veya vekalet belgesinin bulunmaması karşısında, hükmü de temyiz eden anılan avukatın sanık tarafından mı yoksa yasa gereği mi görevlendirildiği araştırılıp sonucuna göre, açıklanan yöntem çerçevesinde beraat eden sanık lehine vekalet ücreti hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Yasaya aykırı ve sanık Yakup Çakır müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, " karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2013 gün ve 2009/289891 sayılı yazısı ile;"4. Ceza Dairesi'nin kararının yerinde olmadığı zira hükmü temyiz eden avukatın sanık için baro tarafından mı görevlendirildiği veya vekaletnamesinin bulunup bulunmadığının tespiti için hükmün bozulmasının gerekli olmadığı düşünülmektedir. Daire hükmü temyiz eden avukatın sanık için baro tarafından atanıp atanmadığını yada vekaletnamesinin bulunup bulunmadığını dosyayı eksiğe göndererek tespit edebilirdi. Yine eğer Daire bu avukatın sanığı temsile yetkisinin bulunmadığını kabul ediyorsa temyiz isteminin reddine karar vermeliydi. Sadece vekalet ücreti yönünden temyiz edilen hükmün bu şekilde bozulmasının yerinde olmadığı anlaşıldığından bu karara karşı itiraz edilmiştir.

Sonuç ve istem : 1- İtirazımızın KABULÜNE,

2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.12.2012 gün ve 2012/893 Esas, 2012/30239 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,

3- İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi?nin 04.06.2009 tarih, 2008/297 Esas, 2009/458 Karar sayılı hükmü için karar verilerek ve esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmasına,

4-Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine,

Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

II- İTİRAZIN KAPSAMI

İtiraz, görevi yaptırmamak için direnme ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından sanık Yahye Çakır hakkında verilen beraat kararının bozulmasına dair, Dairemizin 11.12.2012 tarihli kararına ilişkindir.

III- KARAR

Dairemizin 16.01.2014 tarih ve 2013/9568 esas, 2014/1002 sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek, Dairemizin 11.12.2012 tarih ve 2012/893 esas, 2012/30239 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği ve ilgili avukatın vekalet ilişkisi ile mi seçildiği yoksa baro tarafından mı atandığı veya soruşturma safhasında baro tarafından atanan Av. Mehmet B?ı temsilen mi duruşmalara katıldığının belirlenmesi için dosyanın mahalline iade edildiği, belirtilen araştırmanın yapılarak dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla,

İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 04/06/2009 tarih ve 2008/297 esas, 2009/458 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık ile Av. Nezahat Paşa B arasında düzenlenmiş bir vekaletname bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede:

Vekalet ücretine yönelik sanık Yahye Ç müdafiinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 25/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 4 CD, 2014/46892 E., 2014/37055 K.





>b-)Hükümden Sonra Vekaletname İbrazını Kabul Eden Daireler


??.. Sanığın talebi üzerine duruşmalara katılıp sanığa hukuksal yardım sağlayan Av. Mustafa E'in ibraz etmiş olduğu vekaletname karar tarihinden sonraya ait ise de hükmü temyiz etmeye ve vekalet ücreti takdirine engel teşkil etmeyeceği cihetle, tebliğnamede "temyiz isteminin reddine" karar verilmesini isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.?? Yargıtay 21. Cd, 29.06.2015 tarih, 2015/11352 E., 2015/2432 K.


??..Sanıklar hakkındaki beraat hükümlerini vekalet ücreti yönünden temyiz eden Av. Şaban U'un sanıklar tarafından vekil edildiğine dair vekaletnamelere dosya kapsamında rastlanmadığından, adı geçenlerden alınmış vekaletnamelerin varlığı halinde temini ile dosya içine konulmasından sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 5. 2013/13207 E., 2015/16104 K.



??.. Sanık İdris E müdafii olarak duruşmalara katılan ve hükmü vekalet ücreti yönünden temyiz eden Avukat Şennur K?a verilmiş bir vekaletnameye dosyada rastlanılmadığı anlaşılmakla; adı geçen avukata hüküm tarihinden önce verilmiş bir vekaletname varsa dosya içerisine konularak Dairemize iadesi için, dosyanın incelenmeksizin mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE) 10/11/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.?? Yargıtay 1. Cd, 2015/3879 E., 2015/5360 K.




>c-)Vekaletname İbrazını Hiçbir Şekilde Aramayan Daire(Dairenin başka kararına da rastlayamadım, halen aynı görüşte olup olmadığını bilmiyorum)



??..Kanunda vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrası hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen vekilin veya müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine (avukatlık sözleşmesine) dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Yasasının 163.maddesinde 4667 sayılı yasayla yapılan değişiklik sonrasında avukatlık (vekalet) sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanığın avukatı olarak duruşmalara giren Avukat F...'e yönelik sanığın herhangi bir itirazda bulunmadığı vekili olarak kabul ettiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.Kendisini vekille temsil ettiren beraat eden sanık lehine, hazine aleyhine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasına "Beraat eden sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 660 TL.'nin hazinden alınarak sanığa verilmesine" şeklinde ibarenin eklenmesine, diğer yönlerin aynen bırakılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,,01.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 3. Cd, 2014/9218 E., 2014/32172 K.




:arrow: 6-HAGB KARARI SONRASI HÜKMÜN AÇIKLANMASI HALİNDE VEKALET ÜCRETİ

a-)>Hükmün Açıklandığı Tarihteki Vekalet Ücretini Dikkate Alan Daireler


??.. 2-Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, mahkumiyet kararı olmadığı gibi, davayı esastan sonuçlandıran bir hüküm de değildir. Ceza Genel Kurulu?nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında belirtildiği gibi, bu karar ?koşullu bir düşme kararı? niteliğinde olup, CMK?nun 231. maddesinin 10 ve 11. fıkraları uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, kamu davası aynı Yasanın 223. maddesi uyarınca düşürülecek, aksi halde ise açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanacaktır. CMK?nun 325. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde vekalet ücretini de kapsayan yargılama giderlerinin sanığa yükleneceğine ilişkin
Kural, istisnai bir düzenlemedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, yasa gereği vekalet ücretine hükmedilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değiştikten sonra hükmün açıklanması gerekmişse, bu tarihte yürürlükte bulunan tarifedeki miktardan, ilk kararla verilen miktar mahsup edildikten sonra aradaki farka hükmedilecektir. Aksi halde sanığa, bir davada iki kez vekalet ücreti yüklenmiş olunacaktır. Somut olayda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, deneme süresi içinde yeniden suç işleyen sanık hakkında 27.11.2012 tarihinde açıklanan hükümde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğiningözetilmemesi,??Yargıtay11.CD,17.11.2014, 2014/3638 E., 2014/19298 K.


??.. Deneme süresi içinde suç işleyen sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanması gerekirken hapsin adli para cezasına çevrilmesi suretiyle CMK' nın 231/11. maddesine aykırı davranılması ve 27.06.2013 tarihinde açıklanan hükümde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan idare lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 13.10.2008 tarihli hükümde karar altına alınan vekalet ücretinin mahsup edilerek ek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.?? Yargıtay 19. CD, 24.06.2015 tarih, 2015/1455 E., 2015/3198 K.



b-)>Hagb Kararının Verildiği Tarihteki Vekalet Ücreti Miktarını Dikkate Alan Daireler


??..a)Denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki 1.500 TL adli para cezasının, 3.075 TL'ye çıkarılması, adli para cezasının taksit sayısının arttırılması ile vekalet ücretinin 310 TL'den 660 TL'ye çıkarılması suretiyle CMK'nın 231/11. maddesine aykırı davranılması,?? Yargıtay 18. CD, 09.11.2015, 2015/8436 E., 2015/10603 K.



?? Kasten yaralama suçundan sanık K.. A..?ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-c, 35/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5-8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına dair Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2014 tarihli ve 2014/230 Esas, 2012/217 sayılı Kararına vekalet ücreti yönünden yapılan itirazın kabulüne, 3.000,00 Türk Lirası vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine ilişkin Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2014 tarihli ve 2014/1467 Değişik İş sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 17.02.2015 tarih ve 2014/4081 ? 12290 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27.02.2015 tarih ve 2015/65144 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekleincelendi. Mezkurihbarnamede;Dosya kapsamına göre, 2) Kabule göre de, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. kısım 2. bölümde belirlenen 1.500,00 Türk Lirası ücretivekalete hükmetmek gerekirken fazla vekalet ücreti tayininde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereğigörüşülüpdüşünüldü:2) Tebliğnamedeki 2 no.lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2014 tarihli ve 2014/1467 Değişik İş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, hükmün 2 no.lu parağrafından ?3.000 TL.? ibaresinin çıkartılarak yerine ?1.500 TL.? ibaresinin eklenmesine, hükmündiğer bölümlerinin aynen korunmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 08.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 3. CD, 2015/9318 E., 2015/12507 K.



?..Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün sanığın yükümlülüklerine uymaması nedeniyle açıklandığı somut olayda; önceki hükmün aynen açıklanması gerekirken vekalet ücreti ile ilgili olarak 18.04.2012 tarihli karara atıfla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,..?? Yargıtay 16. CD, 10.06.2015, 2015/3471 E., 2015/1854 K.



:arrow: 7-HAGB KARARINDA VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ VE İTİRAZ MERCİİNİN VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN İNCELEME YAPABİLECEĞİ/AKSİ HALDE KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURULABİLECEĞİ


??..Kasten yaralama suçundan sanık K.. A..?ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-c, 35/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5-8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına dair Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2014 tarihli ve 2014/230 Esas, 2012/217 sayılı Kararına vekalet ücreti yönünden yapılan itirazın kabulüne, 3.000,00 Türk Lirası vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine ilişkin Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2014 tarihli ve 2014/1467 Değişik İş sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 17.02.2015 tarih ve 2014/4081 ? 12290 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27.02.2015 tarih ve 2015/65144 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekleincelendi. Mezkurihbarnamede;Dosya kapsamına göre, 1) Açıklanması geri bırakılmış olması nedeniyle hukuken varlık kazanmayan hükmün esasına dahil hukuka aykırılıkların itiraz yoluyla denetlenmesine olanak bulunmadığı gözetilerek, katılan vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazının reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,?5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü:1) Tebliğnamedeki 1 no.lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede; Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bulunulması karşısında, kurulan hükmün henüz hukuki bir sonuç doğurmadığı, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu?nun 231/11. maddesi uyarınca mahkemece geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verileceği ve söz konusu hükmün açıklanmasından sonra kanun yollarına tabi olduğu kabul edilmekte ise de,??.. hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının esas bakımından incelenmesi gerekeceği, aynı zamanda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarih ve 2013/15 sayılı Kararının da itiraz merciinin hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapabileceğini değinmesi karşısında, itiraz merciince işin esasına girilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itiraz kabul edilerek anılan mahkeme kararının düzeltilmesine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenlerle mahkeme hükmünde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE;?.dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 08.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 3. CD, 2015/9318 E., 2015/12507 K.




??..Hakaret, tehdit ve yaralama suçlarından sanıklar Gülşeren Ş ve Mehmet Ş hakkında yapılan yargılama sonucunda, Çine Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2013 tarihli kararıyla hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, katılan sanık Yakup Ö vekilinin itirazı üzerine, merci Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/04/2013 tarihli kararıyla, itirazın katılan sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle kısmen kabulüne karar verildiği, kesin olan bu karara yönelik Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyen merciin, hükmü usul ve esas yönünden denetleme yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK?nın 231. maddesinde düzenlenen ?hükmün açıklanmasının geri bırakılması? müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir. CMK?nın 231. maddesinin 1. fıkrasında; ?Duruşma sonunda, 232 nci Maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.? Hükmüne yer verildiği, hüküm fıkrasının neleri içermesi gerektiğini düzenleyen 232. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde; ?Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,? aynı maddenin 6. fıkrasında ?Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.? Şeklinde düzenlemenin yer aldığı, aynı Kanunun ?yargılama giderleri? başlıklı 324. maddesinde ise; ?1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir. (2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.? hükümlerine yer verilmiştir. CMK?nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir. Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK?nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür. CMK?nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir. CMK?nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; ?İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK'nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.? şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir. İnceleme konusu somut olayda; katılan sanık Yakup Ö vekilinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik mahkeme kararına, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği yönünde itirazda bulunması üzerine, itirazı inceleyen Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesince itiraz yerinde görülerek, itirazın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere itirazı inceleyen merciin hem usul hem esas yönünden inceleme yapabileceği anlaşıldığından, itirazın yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı ile sınırlı yapılması gerektiğine yönelik Kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 4. CD, 2013/29374 E., 2014/25401 K.



??..Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 22.01.2013 gün ve 2012/10-534, 2013/15 sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden itiraz merciince, sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapılması gerektiğinin kabul edilmesi karşısında, itiraz yasa yoluna başvurulması halinde, itiraz merciince, açıklanması geri bırakılan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar yönünden de inceleme yapılabileceğinden, Elmadağ Asliye Ceza Mahkesince yapılan yargılama sırasında kamu davasına katıldığı anlaşılan kurum lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1.maddesi uyarınca sanığa avukatlık ücreti yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle itirazın bu nedenle kabulü yerine reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ANKARA) 1.Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 16.07.2014 gün ve 2014/687 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 24.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?Yargıtay 2 CD, 24.06.2015, 2015/10292 E., 2015/13157 K.



:arrow: 8-DURUŞMALARA KATILMAYAN ANCAK DOSYAYA VEKALENETNAME GÖNDEREN AVUKAT İÇİN DİLEKÇE YAZIM ÜCRETİ YERİNE MAKTU AVUKATLIK ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ



???1- Kendisini vekil ile temsil ettiren, ancak vekili duruşmalara iştirak etmeyen katılan lehine takdir edilecek ücretin dilekçe yazım ücreti mi, yoksa maktu vekalet ücreti mi olacağına ilişkin uyuşmazlığın değerlendirilmesi:

Avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan avukatlık ücreti ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre karşı tarafa yüklenen avukatlık ücreti olarak ikiye ayrılan avukatlık ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 164. maddenin 1. fıkrasında; ?avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder? şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki yardımın ne şekilde yerine getirileceği anılan yasa maddesinde sayılmamış ve tarafların aralarında yapacakları anlaşmaya bırakılmıştır. Avukatlık Yasasının 168. maddesi uyarınca hazırlanıp 13.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve yerel mahkemenin karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ?Ceza davalarında ücret? başlıklı 13/1. maddesindeki; ?Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir? şeklindeki hükmüne göre, sanığın mahkûm olması halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölümüne göre vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmelidir. Katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi için ceza davasının mahkûmiyetle sonuçlanması ve katılanın kendisini hukuki yardımından yararlandığı bir vekille temsil ettirmesi yeterli olup, ayrıca vekilin duruşmaları takip etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Zira tarifeye göre hükmedilmesi gereken vekâlet ücreti, katılana vekili tarafından sunulan hukuksal yardımın şekli ve kalitesiyle ilintili olmayıp, katılanın kendisini vekil ile temsil ettirmesinin bir sonucudur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 04.10.2011 gün ve 167-194 ile 20.12.2011 gün ve 282-288 sayılı kararları da aynı doğrultudadır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Hırsızlık suçundan sanığın mahkûmiyetiyle sonuçlanan ceza davasında katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi zorunlu olup, yerel mahkemece katılan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, Özel Dairece katılan vekilinin duruşmaları takip etmediği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün; ?Katılan kurum vekilinin oturumlarda hazır bulunmadığının, sadece katılma istemini içeren 26.03.2008 havale tarihli dilekçesini celse arasında ibraz ettiğinin anlaşılması karşısında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre dilekçe yazım ücreti yerine, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin? yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmesi isabetli değildir.??Yargıtay CGK, 31.01.2012, 2011/2-290 E., 2012/12 K.



???2-Ceza Genel Kurulunun 07.02.2012 gün ve 397-25 sayılı kararında da belirtildiği üzere; katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi için, ceza davasının mahkumiyetle sonuçlanması ve katılanın kendisini hukuki yardımından yararlandığı bir vekille temsil ettirmesi yeterli olup, ayrıca vekilin duruşmaları takip etmesi zorunluluğu bulunmadığı gözetilmeden, katılana maktu vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine karar verilmesi,??Yargıtay 13 Cd, 03.12.2014, 2013/28505 E., 2014/34464 K.



??.. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca, kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine, tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen maktu vekalet ücretinehükmedilmesigerekirken dilekçe yazım ücretinehükmedilmesi,?? Yargıtay 7. CD, 23.11.2015, 2014/17785E.,2015/22165K.
??.. Kendini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretiyerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması aleyhe temyiz bulunmadığındanbozmanedeniyapılmamıştır.?? Yargıtay 11. Cd, 24.11.2014, 2014/3646 E., 2014/19932 K.



??.. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 27/12/2011 tarih 2011/2-286 Esas 2011/295 sayılı Kararı uyarınca; kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi,?? Yargıtay 5 CD, 04.06.2015, 2013/8595 E., 2015/12120 K.




:arrow: 9-ZORUNLU MÜDAFİİYE ÖDENEN ÜCRETİN SANIĞA/SSÇ?YE YARGILAMA GİDERİ OLARAK YÜKLENİP YÜKLENMEYECEĞİ

a-)SSÇ?ye Atanan Müdafiiye Ödenen Ücret


??5271 sayılı CMK'nin 324/1. maddesinde ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama giderlerinden sayılarak cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde bu giderlerin sanığa yükletilmesi gerektiği bildirilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki bir suç ile isnat edilen herkesin avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun olması halinde ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği yönündeki düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90/5. maddesindeki usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı yönündeki düzenleme karşısında, 5271 sayılı CMK'nin 324. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi arasında çıkan uyuşmazlıkta milletlerarası antlaşma hükmü olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk için yapılan müdafiilik giderinin 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi uyarınca kendisine zorunlu olarak müdafii tayin edilen suça sürüklenen çocuktan tahsiline karar verilmesi,;Yargıtay 3 CD, 29.09.2015, 2015/6224 E., 2015/26507 K.



???5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca, 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğun savunmasını yapmak üzere zorunlu müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafie ödenen ücretin, ''dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan'' suça sürüklenen çocuğa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırılık meydana getirilmesi, ..DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 13 CD, 2014/24200 E., 2015/11253 K.



??..B) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK'nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınmasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,Yargıtay 1. CD, 2014/1783 E., 2015/2093 K.



???T.C. Anayasa?sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi?nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınmasına hükmedilemeyeceğinin düşünülmemesi?22/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi. Yargıtay 17. CD, 2015/9522 E., 2015/4325 K.



b-)Yetişkine Atanan Müdafiiye Ödenen Ücret



??? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90.maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c. maddesi uyarınca, 5271 sayılı CMK?nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanunun 13.maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8.maddesi gereğince, baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin sanıklardan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde Baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin tahsiline karar verilmesi yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, yargılama giderleri ile ilgili bölümde yer alan ?sanığa baro tarafından görevlendirilen baro müdafiilerine ödenen/ödenecek olan soruşturma aşaması için 172, mahkeme aşaması için 561.TL ve ayrıca müdahile mahkeme aşaması için baroca görevlendirilen vekiline ödenen/ödenecek olan 561.TL ücreti vekalet? şeklindeki kısmın hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve yargılama giderleri toplamının "1500,30.TL" olarak değiştirilmesine karar verilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak DÜZELTİLEN, kasten öldürme suçu yönünden re'sen de temyize tabi olan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 28.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 1. Cd, 2015/905 E., 2015/3471 K.,



???T.C. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin yeterli maddi gücü olmayan sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretinin sanık Burhan'dan alınmasına hükmedilmesi,..?? Yargıtay 6. CD, 23.03.2015,, 2014/12345 E., 2015/38604 K.



??.. 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, ödeme gücü bulunmayan sanıktan, yargılandığı suç nedeniyle baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu müdafii ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilmesi,?? Yargıtay 20 Cd, 2015/403 E., 2015/4523 K.



??.. T.C. Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 8. maddesi gereğince, suça sürüklenen çocuk için baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunmanın ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu müdafii ücretlerinin de yargılama giderlerine dahil edilmesi,?? Yargıtay 5. CD, 13.01.2015, 2013/13780 E., 2015/767 K.




:arrow: 10-ZORUNLU KATILAN/MAĞDUR VEKİLİNE ÖDENEN ÜCRETİN SANIĞA YARGILAMA GİDERİ OLARAK YÜKLENMESİNİ;

a-)Kabul Eden Daireler


??..5320 sayılı Kanunun 5560 sayılı Kanunla değişik 13. maddesinin "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır" yönündeki açık hükmü karşısında katılan vekilinin CMK'nın 239. maddesi uyarınca baro tarafından atanmış olması nedeniyle katılan yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği, bu miktarın sanıktan yargılama gideri olarak tahsili gerektiğinin gözetilmemesi,??Yargıtay 13. Cd, 02.07.2014, 2014/22036 E., 2014/23216 K.



???3-5320 sayılı Kanunun 5560 sayılı kanunla değişik 13. maddesinin "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrı olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır" yönündeki açık hükmü karşısında, katılanlar vekilinin CMK'nın 239. maddesi uyarınca baro tarafından atanmış olması nedeniyle, karar tarihi itibariyle 254 TL'nin sanıktan yargılama gideri olarak tahsili gerektiğinin gözetilmeyerek katılanlar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi,?? Yargıtay 12. CD, 15.04.2014, 2013/12719 E, 2014/9268 K.



b-)Kabul Etmeyen Daireler

??.. b-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi uyarınca, 5271 sayılı CMK'nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık ve mağdur için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinden bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağının gözetilmemesi,?? Yargıtay 1. Cd, 20.10.2015, 2015/975 E., 2015/4986 K.





:arrow: 11-CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI, DÜŞME VE DAVANIN REDDİ KARARLARINDA VEKALET ÜCRETİ


???Yargılama giderleri 5271 sayılı CYY'nın 324 ila 330. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 324. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ?Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir? şeklindeki düzenleme ile yargılama giderlerinin kapsamı; Yasanın ?Sanığın Yükümlülüğü? başlıklı 325. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ?Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir? şeklindeki düzenleme ile de kural olarak, ancak cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde sanığın yargılama giderlerinden sorumlu olacağı belirlenmiştir. Anılan Yasanın ?Beraat veya Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilmesi Halinde Gider? başlıklı 327. maddesinin birinci fıkrası ise; ?Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir? şeklinde düzenlenmiş olup, fıkranın açık hükmünden de anlaşılacağı üzere, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde sanık ancak, kendi kusurundan ileri gelen giderlerden sorumlu olacaktır. Madde gerekçesinde kendi kusurundan ne anlaşılması gerektiği; ?hakkında kamu davası açılmış olan kişi savsama ve kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan giderlerden sorumludur? şeklinde açıklanmıştır.5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının yargılama giderlerine ilişkin bölümünde, anılan Yasanın 223/8. maddesi uyarınca verilen düşme kararlarında sanığın yargılama giderlerinden sorumlu olup olmayacağı ya da hangi hallerde sorumlu tutulacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yasanın 327. maddesinde yalnızca beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına kararları verilmesi halinde yargılama giderlerinin kimden ve ne suretle tahsil edileceği düzenlenmiş olduğundan, anılan Yasanın 223/8. maddesi uyarınca verilen düşme hükümlerinde yargılama giderlerinden kimin sorumlu tutulacağı anılan madde hükümleri uyarınca değil, aynı Yasanın 325. maddesi hükmü uyarınca belirlenmelidir.

Bu açıklamalar ışığından somut olay değerlendirildiğinde;İmar kirliliğine neden olma suçundan açılan kamu davasında, sanığın ruhsata aykırı olarak yaptığı binayı yıkması nedeniyle 5237 sayılı TCY'nın 184/5. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.5271 sayılı CYY'nın 325/1. maddesi gereğince, ancak ceza veya güvenlik tedbirine mahkumiyet halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilmesi olanaklı olup, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş olduğundan, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulması olasılığı bulunmamaktadır. Ceza Yargılaması Hukukunda kıyasın olanaklı olduğu, bu itibarla kıyas yoluyla anılan Yasanın 327. maddesi uyarınca sanığın katılan lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülebilir ise de; kıyas ancak genel nitelikteki hükümler bakımından söz konusu olup, 327. maddenin ise istisnai bir hüküm olması nedeniyle, kıyas yoluyla da olsa, maddenin kapsamının genişletilmesi olanaklı değildir.?? Yargıtay CGK, 28.02.2012, 2011/4-260 E., 2012/62 K.



??? Katılan kurumun zararını tazmin etmiş olan sanık hakkında, 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi karşısında; sanığın vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, ?Katılanın vekalet ücreti takdiri konusundaki hakkının saklı tutulmasına? karar verilmesi,?? Yargıtay 8 Cd, 20.11.2014, 2014/14355 E., 2014/26989 K.



??? Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2012 tarih ve 4-260/62 sayılı kararında kabul edildiği gibi, 5271 sayılı CMK'nın 325/1. maddesi gereğince, ancak ceza veya güvenlik tedbirine mahkumiyet halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilebileceği, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş olduğundan, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından,?? Yargıtay 4 Cd, 15.10.2014, 2013/22008 E., 2014/29018 K.



??...Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28/02/2012 ve 2011/260-2012/62 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK'nın 325/1. maddesi gereğince, ancak ceza veya güvenlik tedbirine mahkumiyet halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilmesi mümkün olup, sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş olduğundan, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulması imkanı olmadığı, dolayısıyla yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu konuya ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.?? Yargıtay 20. CD, 20.10.2015, 2015/1210 E., 2015/4188 K.



??? Yargıtay Ceza Genel Kurulu?nun 13.03.2012 gün ve 2011/4-415 Esas, 2012/92 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, CMK'nın 327. maddesinin birinci fıkrası; ?hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edilir? şeklinde düzenlemeye yer vermiş olup,maddenin gerekçesinde ise ?sanığın kendi kusuruyla sebep olduğu giderler? kavramı ile ?hakkında kamu davası açılmış olan kişi kendi savsama veya kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi,kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan? giderlerin anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.Somut olayda ise, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücretinin sanığın kusurundan kaynaklanan bir gider olarak kabulünün olanaklı olmadığıgibi,dosya kapsamına göre sanığın kusurundan kaynaklanan bir gider de bulunmadığından elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan açılmış kamu davasında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince hakkında beraat karar verilen sanığın katılan kuruma vekalet ücreti ödemesine karar verilmesi ve yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken sanıktan tahsiline kararverilmesi,??Yargıtay2.CD,01.10.2015,2015/11185E.,2015/16957K.


???Katılan kurumun zararını tazmin etmiş olan sanık hakkında, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, sanığın vekaletücretinden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi,??Yargıtay 2. Cd, 10.03.2015, 2014/4470 E., 2015/4929 K.


??? Dosya kapsamına göre sanığın kusurundan kaynaklanan bir gider bulunmadığından, elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan açılmış kamu davasında yargılama giderlerinin hazine hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, 6352 sayılı Yasanın Geçici 2/2 ve CMK'nın 234/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığın katılan lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerini ödemesine karar verilmesi,?? Yargıtay 13 Cd, 29.01.2014, 2014/1203 E., 2014/2909 K.


??..Vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin talebin reddine yönelik 28.11.2013 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek, sanık müdafiinin 19.11.2013 tarihli hükme yönelik temyizi üzerine vekalet ücretiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; Mahkemece mükerrer dava nedeniyle CMK.nun 223/7. madde ve fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiş olduğundan sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 8. CD, 2015/7977 E., 2015/24411 K.



:arrow: 12-İŞTİRAK HALİNDE İŞLENEN SUÇLARDA SANIKLARA VEKALET ÜCRETİNİN NE ŞEKİLDE YÜKLENECEĞİ


??.. Öte yandan, 5271 sayılı CMK?nun 326. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen, "İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir" hükmü uyarınca, yerel mahkeme hükmünde her bir sanığın sebep olduğu yargılama giderinin ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken, "sanıklardan müteselsilen alınmasına" karar verilmesi de usul ve kanuna aykırıdır.?? Yargıtay CGK, 20.05.2014, 2013/6-353 E., 2015/277 K.


??..5271 sayılı CMK'nın 324/1 ve 326/2. maddeleri uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların, sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, geriye kalan ortak yargılama giderlerinden eşit şekilde sorumlu oldukları gözetilmeden, yazılı şekilde vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen sanıklardan tahsilinekararverilmesi,?Yargıtay 15. CD, 02.06.2014, 2012/17765 E., 2014/10863 K.


??..Katılan lehine hükmedilen vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken müteselsilen tahsiline hükmedilmesi,?? Yargıtay 2. Cd, 10.09.2014, 2013/26273 E., 2014/20475K.


??..Katılan vekalet ücreti dahil olmak üzere yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,?? Yargıtay 6. CD, 13.11.2015, 2015/6490 E., 2015/44849 K.


??..Hüküm tarihi itibariyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3000 TL maktu ücreti vekâletin sanıklardan eşit olarak alınarak kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına verilmesine? ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 14 Cd, 2015/4990 E., 2015/10225 K.


???Katılan lehine hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan payları oranında tahsili yerine müteselsilen tahsilinekararverilmesi,?? Yargıtay 3 Cd, 06.07.2015, 2015/4678 E., 2015/23775 K.
???Taksirli suçların iştirak halinde işlenemeyeceği gözetilmeden, vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak tahsili yerine, müştereken vemüteselsilen tahsiline karar verilmesi,?? Yargıtay 12. CD, 05.11.2014, 2013/29477 E., 2014/21854 K.



:arrow: 13-HÜKMÜN SALT VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN TEMYİZ EDİLEBİLECEĞİNİN MÜMKÜN OLMASI------VEKALET ÜCRETİNİN HERHANGİ MİKTAR İLE SINIRLI OLMADIĞI------TEMYİZİN SADECE HAK SAHİBİ TARAFINDAN YAPILABİLECEĞİ

???1- Hükmün, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle sanık ya da onun adına müdafii tarafından temyiz edilmesi halinde, temyiz incelemesinin vekalet ücreti ile sınırlı olarak mı yapılacağı;

1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan ve 23.12.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2007 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde; "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" şeklinde düzenleme yapılmış, bu tarihten sonra yayımlanan asgari ücret tarifelerinde de aynı hükme yer verilmeye devam edilmiştir. 5271 sayılı CMK'nun "Yargılama giderleri" başlıklı 324. maddesi ise; "(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.(2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir..." şeklinde düzenlenerek, avukatlık ücretlerinin yargılama giderleri kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir.

26.05.1935 gün ve 111-7 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararında da; "Ceza davalarındaki yargılama giderlerinin hükmün tamamlayıcı bir parçası (mütemmim cüzü) olduğu, bu sebeple ilamlarda açıklanması ve kime yükletileceğinin belirtilmesi gerektiği, yargılama giderleriyle ilgili kararların da Yargıtay incelemesine tabi olup kendiliğinden temyiz yeteneğinin bulunduğu" sonucuna ulaşılmıştır.Kanuni düzenlemeler ve içtihadı birleştirme kararı ışığında, hükmün tamamlayıcı parçası olan yargılama giderleri hüküm ve kararlarda gösterilmeli ve giderlerin kim tarafından karşılanacağı da belirtilmelidir. Bu kapsamda mahkemece yargılama giderlerinden olan avukatlık ücretlerinin de kararda gösterilmesi ve ücretlerin hangi tarafça karşılanacağının belirtilmesi gerekmekte olup, aksine bir uygulama 5271 sayılı CMK'nun 324. maddesine aykırılık oluşturacaktır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 gün ve 301-1800 ile 19.02.2013 gün ve 137-58 sayılı kararlarında da aynı husus vurgulanmıştır.Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması açısından, sanıkların haklarında kurulan beraat hükümlerini temyiz etme yetkilerinin olup olmadığının da tartışılması gerekir. 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesinde sayılan hükümlerden sanığın en lehine olanı, ikinci fıkrada beş bent halinde şartları belirtilen beraat hükmü olduğundan, sanığın beraat hükmünün esasını gerekçesi dışında temyiz etmesinde hukuki bir yararı bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, sanığın beraat hükmüne yönelik temyiz davası açmakta ve temyiz kanun yoluna başvurmak suretiyle hukuki korunma istemekte bir çıkarının ve ceza muhakemesi kuralları tarafından korunan bir yararının bulunmadığı kabul edilerek beraat hükümlerinin gerekçesi dışında sanık ya da müdafii tarafından temyiz edilmesi halinde talepleri 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 317. maddesi gereğince reddedilmektedir. Nitekim bu yöndeki uygulama temyiz merciince istikrarlı bir şekilde sürdürülmektedir. Öte yandan, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına ve hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin gereğidir. Bu nedenle, beraat eden sanığın ya da sanık adına müdafiinin gerekçesi dışında esasen temyiz edemediği hükmü yalnızca vekalet ücretine yönelik olarak temyiz etmesi halinde, gerekçeye yönelik temyiz başvurusu bulunmadığından, Yargıtayca yapılacak temyiz incelemesinin vekalet ücreti ile sınırlı olarak yapılması gerektiği kabul edilmelidir. Aksi halde, yalnız vekalet ücreti yönünden sanık lehine temyiz edilen beraat hükmünün, esasına ilişkin ve sanık aleyhine olacak şekilde temyiz merciince denetlenmesi sonucu ortaya çıkacaktır ki, bu durumun ceza muhakemesi ilkelerine göre kabulü mümkün değildir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği suçundan sanık hakkında beraat hükmü kurulmuş ve sanık müdafiince hüküm yalnız vekalet ücretiyle sınırlı olarak temyiz edilmiş olup, beraat hükmünün gerekçesine yönelik bir temyiz başvurusu bulunmayan olayda, Özel Dairece vekalet ücreti ile sınırlı olarak temyiz incelemesi yapılması isabetlidir. Bu itibarla, vekalet ücreti ile sınırlı inceleme yapılmasının mümkün olmadığı ve hükmün esasının incelenmesi gerektiğine ilişkin itirazın reddine karar verilmelidir.?? Yargıtay CGK 01.10.2013, 2012/11-1304E., 2013/397 K.



?2- Vekalet ücreti ile sınırlı inceleme yapılırken temyiz edilebilirlikte ölçünün ne olması gerektiği;

Ceza Genel Kurulunun 15.11.2011 gün ve 213-227 ile 09.03.2010 gün ve 237-51 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; 04.06.1936 gün ve 12-14 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında, zoralım kararlarının temyiz edilebilme sınırlarının saptanmasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun esas alınması gerektiği açıkça vurgulanmış olup, bugüne kadar istikrarlı olarak devam eden bu uygulama 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK?nun yürürlüğe girmesinden sonra da sürdürülmüştür. Buna karşın yargılama giderleri ya da bu giderlerden olan vekalet ücreti ile ilgili olarak HUMK'nun 427. maddesinin esas alınacağına ilişkin bir kabul hiçbir dönemde oluşmamıştır. Yerleşmiş yargısal kararlarda, 1412 sayılı CMUK'nın 305. maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezası miktarının, HUMK'nun 427. maddesi uyarınca da müsaderesine karar verilen eşyanın değerinin temyiz edilebilirlik sınırında ölçü alınması gerektiği belirtilmiş, yargılama giderleri ve bu giderlerden olan vekalet ücreti ile ilgili olarak asıl hükme tabi bulunduğu ve asıl hükmün tamamlayıcı parçası olduğu açıklanarak, vekalet ücreti ile diğer yargılama giderlerinin miktarı temyiz edilebilirlik açısından değerlendirmeye esas alınmamıştır. Buna göre yargılama gideri hüküm niteliğinde olmayıp, hükme bağlı tamamlayıcı bir parça olarak kabul edildiğinden, kanun yolu açısından asıl hükmün bağlı olduğu kurallara tabi olduğu gibi, yalnızca vekalet ücreti ile sınırlı bir temyiz başvurusunun yapıldığı durumlarda da, temyiz edilebilirlik sınırı olarak HUMK'nun 427. maddesindeki düzenleme belirleyici olmayacak ve asıl hükmün tabi olduğu temyiz edilebilirlik ölçüsü esas alınacaktır. Bu konuda hukuk yargılama usulünün ilgili hükümleri incelendiğinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Özel Dairelerce vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin asıl hükümden bağımsız olarak temyiz edilebilecekleri kabul edilip, bu halde de temyiz edilebilirlik sınırı açısından asıl hükme konu müddeabih değerinin esas alındığı, miktar itibarıyla yargılama gideri ya da vekalet ücretlerinin temyiz edilebilirlik yönüyle değerlendirmeye esas alınmadığı görülmektedir. Diğer bir anlatımla, yargılama gideri ya da vekalet ücreti ile sınırlı yapılan temyiz başvurularında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesindeki sınır açısından temyize konu vekalet ücreti miktarı hukuk yargılama usulünde dahi ölçü alınmamaktadır. Görüldüğü gibi, sanığın beraatine karar verilen durumlarda, hükmün yalnızca sanık ya da müdafii tarafından sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle temyiz edilmesi halinde, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılacak, temyiz edilebilirlikte esas hükme bağlı kalınarak, vekalet ücretinin miktarı ile bağlantılı olarak Hukuk Usulü Muhakemesi Kanununun 427. maddesi esas alınmayacaktır.Öte yandan, 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan ve "Temyizi kabil olan ve olmayan hükümler" başlıklı 305. maddesinde bir kısım hükümlerin kesin olduğu açıklanmış olup, buna göre yukarı sınırı onbin lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri kesin olduğundan, temyiz edilemeyecektir. Kesin olduğu belirtilenler dışındaki hükümlerin ise temyizi mümkün olduğundan, yukarı sınırı onbin lirayı geçen para cezasını ya da hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri temyize tabi olacaktır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun cezası 765 sayılı TCK'nun 342. maddesi uyarınca iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis, 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi uyarınca da iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasından ibaret olup, hapis cezası gerektiren suçtan dolayı kurulan beraat hükmünün temyize tabi olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Hükmün, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edildiği dikkate alındığında, vekalet ücreti ile sınırlı olarak yapılan incelemede temyiz edilebilirlik sınırı açısından asıl hükmün esas alınması gerekmektedir. Bu nedenle, vekalet ücreti ile sınırlı inceleme yapılmasının kabulü halinde temyiz edilebilirlikte HUMK'nun 427. maddesinin esas alınması gerektiğine ilişkin itirazın da reddine karar verilmelidir.?? Yargıtay CGK 01.10.2013, 2012/11-1304E., 2013/397 K.

???Dairemizin 19/12/2013 tarih, 2013/27940 esas, 2013/47477 karar sayılı red kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27/01/2014 tarih ve 2012/140984 temyiz sayılı itiraznamesi ile ?Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/12/2013 gün ve 1322-421 sayılı ilamında belirtildiği şekilde hükmün sadece vekalet ücretine hasren katılan tarafından temyiz edilmesi halinde temyiz edilebilirlik sınırı olarak HUMK'un 427. maddesindeki düzenlemenin belirli olamayacağı asıl hükmün tabi olduğu temyiz edilebilirlik ölçüsünün esas alınacağının kabul edildiği belirtilerek hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI talebiyle dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede ; Gereği görüşülüp düşünüldü:

1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,

2) Dairemizin 19/12/2013 tarih, 2013/27940 esas, 2013/47477 karar sayılı red kararının KALDIRILMASINA,

3) a) Sanığın temyiz istemi bakımından yapılan incelemede;

Sanığın 16/02/2012 gününde tebliğ edilen hükme karşı CMUK'un 310.maddesinde öngörülen süre geçtikten sonra 08/03/2012 tarihli dilekçe ile yaptığı temyiz isteğinin reddine ilişkin ek mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ONANMASINA,

b) Katılan vekili tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde ise;Katılan idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi ;Bozmayı gerektirmiş katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bozma üzerine verilen hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'un 322. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin bendine "katılan idare kendisine vekil ile temsil ettirdiğinden" ibaresinden sonra gelmek üzere "600tl maktu vekalet ücreti ile" ibaresi eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 3. Cd, 2014/3932 E., 2014/6849 K.


???Sanık ve müdafiin yüzüne karşı verilen hükmün, CMUK'nın 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra müdafii tarafından 18/07/2011 havale tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş olduğu anlaşılmakla temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin katılan vekilinin temyizi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/05/2013 tarih ve 2013/11-79 Esas, 2013/244 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere vekalet ücreti gibi kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların inceleme konusu yapılabilmesi için hak sahibi tarafından temyize konu edilmesi gerektiği hususu nazara alınarak tebliğnamede bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 5 Cd, 2013/11847 E., 2015/14971 K.

???Hakaret suçundan sanıklar Sibel ile Nevcivan'ın ve tehdit suçundan sanık Nebiha'nın beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık Nebiha'nın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık Nebiha müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

A) Beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarihli ve 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık Nevcivan yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir.?? Yargıtay 12 Cd, 21.10.2015, 2015/2112 E., 2015/15991 K.

??..Avukatlık ücretinin, yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesinin, kişisel hak niteliğini değiştirmeyeceği, bu hususla ilgili yasa yolu başvurusunun yalnızca hak sahibi tarafından yapılabileceği ve Cumhuriyet Savcılarının hükümlerin kişisel hakka ilişkin yönlerini temyize yetkileri bulunmadığı, Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 317. Maddeleri uyarınca O Yer Cumhuriyet Savcısının beraat eden sanık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 19/11/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 18 CD, 2015/27798 E., 2015/11596 K.



:arrow: 14-VEKALET ÜCRETİ KONUSUNDA HÜKÜM MAHKEMESİNCE HÜKÜMDEN SONRA EK KARAR VERİLİP VERİLMEYECEĞİ

??..Sanıklar hakkındaki 28.01.2010 tarihli beraat hükmünün temyiz edilmemesi nedeniyle 24.02.2010'da kesinleştiği, sanıklar müdafiinin 30.10.2014 tarihli dilekçesi ile beraat eden sanıklar lehine vekalet ücretine karar verilmesi için ek karar verilmesine yönelik dilekçesi üzerine temyiz talebini değerlendirme yetkisi Yargıtay'a ait olduğundan 26.11.2014 tarihli talebin reddine dair ek karar hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğundan, sanıklar müdafiinin kesinleşen hükme karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi yönünde talepte bulunulması yerine, asıl hükmü ek karar ile tamamlamaya yönelik isteminin asıl hükme yönelik temyiz olarak kabul edilmesi gerektiği belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar müdafiinin, yasal süreden sonra olan temyiz isteminin CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, 28.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 16 Cd, 2015/3539 E., 2015/3506 K.

???Mahkemenin beraat kararı üzerine, sanıklar müdafiinin vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin talebi ek karar ile reddedilmiş ise de, 10.04.2012 tarihli hükümle mahkemece dosyadan el çekildikten sonra yapılan işlemler ve verilen karar hukuki değer taşımadığından sanıklar müdafiinin 17.04.2012 tarihli dilekçesi temyiz istemi olarak kabul edilerek yapılan incelemede;Sanıklar müdafiinin, beraat hükmü nedeniyle vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,02.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 11 CD, 2013/18765 E., 2015/31474 K.

??? Vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin talebin reddine yönelik 28.11.2013 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek, sanık müdafiinin 19.11.2013 tarihli hükme yönelik temyizi üzerine vekalet ücretiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; Mahkemece mükerrer dava nedeniyle CMK.nun 223/7. madde ve fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiş olduğundan sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.?? Yargıtay 8 Cd, 2015/7977 E., 2015/24411 K.



:arrow: 15-UYARLAMA YARGILAMASINDA VEKALET ÜCRETİNİN DE YER ALMASI VE AYNEN KORUNMASI GEREKTİĞİ

???Hükümlü E.. M.. hakkında 765 sayılı TCK'nın 450/4, 59, 31 ve 33. maddeleri gereğince kurulup, Yargıtay 1. Ceza Dairesince ONANMAK suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren, 5237 sayılı TCK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan uyarlama sonucu bozmaya uyularak kurulan hükümde eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, katılanlar veklinin vesaireye yönelen temyiz itirazlarının reddiyle;
Uyarlama yargılaması sonucunda kurulan yeni hükümle uyarlamaya konu kesinleşmiş hükmün tüm neticeleri ile birlikte ortadan kalktığı, bu nedenle yargılama gideri ile vekalet ücretine ilişkin olarak da yeniden karar verilmesi gerektiği ve hükümlünün uyarlama yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin; kesinleşmiş hükümdeki yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hususlarda herhangi bir karar verilmemesi ve uyarlama yargılaması sırasında yapılan yargılama giderinin hükümlüden tahsiline karar verilmesi kanuna aykırı ise de, bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CMUK?nun 322. maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının mahsus bölümünde yer alan ve toplam tutarı "57,00 TL" olarak belirlenen yargılama gideri miktarının "3,17 TL" olarak değiştirilmesine ve hükmün mahsus bölümüne ?Kesinleşmiş bulunan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılanlara verilmesine? ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, ve re'sen de temyize tabi bulunan hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 02/11/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.?? Yargıtay 1. CD, 2015/4251 E.,2015/5189 K.

??..Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/02/2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği cihetle önceki hükümdeki vekalet ücreti, müsadere, yargılama giderleri ve benzeri hususların infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,??Yargıtay 23. CD, 02.11.2015, 2015/14909 E., 2015/5913 K.

??..Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; önceki hükmün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkumiyet hükmünün gerekçesinde; 5271 sayılı CMK'nun 220-232. maddelerine uygun biçimde, iddia, savunma ve delillerin gösterilmesi, suçun nitelendirmesinin yapılması, ceza yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve cezaya mahkumiyet yerine ya da yanısıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesine yahut bu hususlara ilişkin istemlerin reddine dair dayanaklar ile önceki hükümdeki yargılama giderleriyle varsa vekalet ücretinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlamahükmünde de aynen gösterilmesi gerekirken, bu kurallara uyulmaksızın, gerekçesiz hüküm kurulması,?? Yargıtay 11. CD, 22.01.2014, 2013/24412 E., 2014/1279 K.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23646
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: YARGITAY CEZA DAİRELERİ ARASINDA VEKALET ÜCRETİ İLE İLGİLİ DEĞİŞİK KARARLAR

Mesaj gönderen teoman »

T.C
YARGITAY
18.CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2017/2028
KARAR NO:2017/9054
KARAR TARİHİ:18.09.2017


>CEZA DAVASINDA BERAAT EDEN SANIĞI VEKALET NAME SUNMADAN TEMSİL EDEN MÜDAFİ YARARINA VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ, VEKALETNAME SUNULMASININ ZORUNLU OLMADIĞI.


ÖZET: Ceza davasında beraat eden sanığı vekaletname sunmadan temsil eden müdafi yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, vekaletname sunulmasının zorunlu olmadığı..

"Mevzuat kapsamında vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrazı hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Yasasının 163. maddesinde 4667 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonrasında avukatlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanığın müdafii ile birlikte duruşmaya katıldığı ve müdafiine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, müdafii olarak kabul ettiği anlaşılmakla, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği .."




KARAR

Hakaret suçundan sanık ...'ün beraatine, sanık kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 1.500,00 Türk Lirası vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine dair Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2015 tarihli ve 2015/294 esas, 2015/948 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24/02/2017 gün ve 11007 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “ Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/02/2014 tarihli ve 2013/24499 esas, 2014/2707 sayılı ilamında, “... Sanık müdafinin dosyaya vekaletname ibraz etmediği anlaşıldığından, vekalet ücreti isteminin reddine karar verilerek yapılan incelemede...” şeklinde belirtildiği üzere, son celseye katılan müdafiin dosyaya vekalet sunmadığı gibi baro tarafından görevlendirildiğine dair herhangi bir görevlendirme yazısının da bulunmadığı anlaşıldığından vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme:

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168.maddesinin 1.fıkrasında “Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.” 2.fıkrasında “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir.” hükümlerine yer verilmiş,

5271 sayılı CMK'nın 324. maddesinin 1.fıkrasında “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” 2.fıkrasında, “Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir." hükümleri düzenlenmiştir.

Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin hüküm tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/5 maddesinde ise, "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." hükmüne yer verilmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde Avukatlık ücretinin avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade edeceği, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesinin uygulanacağı, dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı, aynı Kanunun “İşi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil” başlıklı 171. maddesinde de avukatın, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip edeceği belirtilmiştir.

Öte yandan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesinin 1. fıkrasında “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” hükmü, “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327. maddesinde “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir. Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.” kuralları yer almaktadır. Öte yandan diğer hallerde bu Kanunun 324 ila 330. maddeleri arasında Hazine aleyhine hangi durumlarda yargılama giderlerine hükmedileceği açıkça belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen hükümlerin değerlendirilmesinden avukatlık ücretinin avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı ifade ettiği ve bu meblağın dava sonunda ücret tarifesine göre belirleneceği, avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip etme zorunluluğunun bulunduğu, ceza davalarında tarifeye göre hükmedilmesi gereken avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, hakkında beraat kararı verilenlerin kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemek zorunda olduğu, bunun yanında önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin de Devlet Hazinesince üstlenileceği anlaşılmaktadır.

İncelenen dosyada, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonucu, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilerek beraatine karar verildiği görülmektedir.

Mevzuat kapsamında vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrazı hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Yasasının 163. maddesinde 4667 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonrasında avukatlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanığın müdafii ile birlikte duruşmaya katıldığı ve müdafiine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, müdafii olarak kabul ettiği anlaşılmakla, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündeki kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.


SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 18.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.




T.C.
YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2015/9215
KARAR NO: 2015/11938
KARAR TARİHİ: 25.11.2015



Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:


KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, Kanunda vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrazı hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Yasasının 163. maddesinde 4667 sayılı Yasayla yapılan değişiklik sonrasında avukatlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanık N.. K..'in müdafii olarak talimat duruşmasına katılan vekiline yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığı, vekili olarak kabul ettiği anlaşılmakla, sanık N.. K.. lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündeki tebliğnamedeki düşünceye itibar edilmeyerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.


Ancak;

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 ve CMK'nın 327/2. maddeleri uyarınca beraat eden ve kendilerini müdafi ile temsil ettiren sanıklar yararına ve Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanıklar N.. K.. ile B.. G.. müdafiileri ile katılan D.. U.. vekilinin temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; tebliğnameye uygun olarak, “beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına CMK'nın 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddeleri uyarınca, 660 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanıklara verilmesi” biçiminde HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM
imsel
Kıdemli ** Üye
Mesajlar: 195
Kayıt: 27 May 2016 19:32

Re: YARGITAY CEZA DAİRELERİ ARASINDA VEKALET ÜCRETİ İLE İLGİLİ DEĞİŞİK KARARLAR

Mesaj gönderen imsel »

ÜSTAD ŞİMDİ OKUDUM.ÇOK YARALI OLMUŞ.EMEĞİNİZE SAĞLIK.
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23646
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: YARGITAY CEZA DAİRELERİ ARASINDA VEKALET ÜCRETİ İLE İLGİLİ DEĞİŞİK KARARLAR

Mesaj gönderen teoman »

T.C
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2019/33104
KARAR NO: 2019/13267
KARAR TARİHİ:22.10.2019
Tebliğname No : UG - 2019/77924


>ÇOK SANIKLI CEZA DAVALARINDA ÖZEL VEKİLLE TEMSİL EDİLİP BERAAT EDEN HER SANIK İÇİN AYRI AYRI VEKALET ÜCRETİ VERİLECEĞİ


A-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU

Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, 18.07.2019 tarihli ve 2019/3 sayılı kararıyla;

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2019/1017 esas 2019/1340 karar sayılı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2018/5173 esas 2019/1004 karar sayılı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2018/465 esas 2018/260 karar sayılı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2018/1141 esas, 2018/1368 karar sayılı ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2018/2156 esas 2018/2262 karar sayılı kararları arasında, "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan '...Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir...' düzenlemesinin, bir avukatın aynı dosyada birden fazla sanığı temsil etmesi ve temsil ettiği sanıkların beraat etmesi halinde tek vekalet ücretine mi yoksa beraat eden sanık adedince mi vekalet ücretine hükmedileceği..." konusunda çıkan uyuşmazlığın, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35/3. maddesi gereği. Yüksek Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından bu konuda bir karar verilerek giderilmesini istemiştir.

5235 sayılı Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesinde, her ne kadar ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun, uyuşmazlığın giderilmesi hususunda kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtay'dan bir karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş ise de; Başkanlar Kurulu'nun görüşü yazılmadan uyuşmazlığın Dairemize gönderilmesinin, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesine engel oluşturmadığı değerlendirilmiştir.


B-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR

1-) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 2019/1017 E. 2019/1340 K. sayılı kararı,

2-) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi 2018/5173 E. 2019/1004 K. sayılı kararı,

3-) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi 2018/465 E. 2018/260 K. sayılıkararı,

4- ) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 2018/1141 E. 2018/1368 K. sayılı kararı,

5- ) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi :2018/2156 E. 2018/2262 K.
sayılı kararı.


C-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARININ ÖZETLERİ

1-) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2019/1017 E. 2019/1340 K. ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2018/5173 E. 2019/1004 K. sayılı kararlarında özetle;

1136 sayılı Kanun'un "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesi, "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324. maddesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.10.1978 tarihli, 1978/2-324 E. ve 1978/350 K. sayılı kararına atıfta bulunularak, "...vekalet ücretinin tayininde ilke olarak sanıkların sayısının ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasının değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedinin esas alındığı ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı tayininin öngörüldüğü, buna göre sanıklar hakkında ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdirinin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle sanık sayısı ne kadar olursa olsun neticede hüküm kurulan dava adedi kadar vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.


2-) Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2018/465 E. 2018/260 K.„ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2018/1141 E. 2018/1368 K. ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2018/2156 E. 2018/2262 K. sayılı kararlarında özetle;

1136 sayılı Kanun'un "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesi, "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324. maddesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 26.05.1935 tarihli, 1935/111 E. 1935/7 K. sayılı kararı ile Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerine (AAÜT) atıfta bulunularak, "...5271 sayılı CMK'de vekalet ücretinin sanık müdafii lehine değil sanık yararına hükmolunacağının düzenlendiği, sanık île müdafi arasındaki sözleşmenin ayrı bir hukuki değer taşımakla sanıkların aynı veya farklı avukatlarla vekalet ilişkisi kurmalarının konunun kapsamına girmediği, Hazine aleyhine hükmedilecek vekalet ücreti miktarının ise hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirleneceği, çok sanıklı davalarda her bir sanığın farklı bir süje olduğu, her ne kadar da 2016 yılı için geçerli olan ve 21.12.2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren AAÜT'de '...beraat sebebi farklı olan sanıklar için ayrı vekalet ücretine hükmedileceği...' düzenlenmiş ise de bu düzenlemenin 2017 ve sonraki yıllardaki AAÜT'lerde kaldırıldığı, buna göre AAÜT'de bir engel bulunmaması halinde 5271 sayılı CMK'nin 324. maddesine göre her sanık İçin ayrı vekalet ücretine hükmolunacağı..." gerekçesiyle birden fazla sanığın tek bir müdafi ile temsil edildiği bir ceza davasında, aynı vekilin temsil ettiği sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi halinde beraat eden her sanık lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.



D-) KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2019 tarihli, UG-2019/77924 sayılı "Uyuşmazlığın giderilmesi talebi" konulu yazısında;

"...1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ilgili hükümleri incelendiğinde 31/10/1980 tarih ve 2329 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 169. maddesi "Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz" düzenlemesi dikkate alındığında avukatın davada emeğinin asgari tarifenin üzerinde ücret takdiri ile karşılanabileceği anlaşılmaktadır. Yine talep yazısında yer aldığı üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978 tarihli, 1978/2-324 E. 1978/350 K. sayılı ve 12/11/1979 tarihli, 1979/2-229 E. 1979/477 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların sayısı ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas aldığı ve taraflara yükletilecek avukat parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olduğu, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdirinin mümkün bulunmadığı dikkate alındığında: kendisini tek müdafii ile temsil ettiren birden fazla sanık lehine tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği düşüncesi ile aksine kararların usul ve yasalara aykırı olduğu..." değerlendirilmekle,

Sonuç olarak "696 sayılı KHK'nin 92/2. maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1 madde ve fıkrası uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 18/07/2019 tarihli ve 2019/3 sayılı kararına istinaden anılan kararlar arasındaki uyuşmalığın giderilmesi" talep edilmiştir.


E-) KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER

1 -) 5235 Sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunu"nun 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35. maddesi;

"...(3)Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin yada Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında yada bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,

(Değişik fıkra: 20/11/2017 - KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.)

numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir.

2-) 1136 sayılı Avukatlık Kanunu

a-) "Avukatlık sözleşmesinin kapsamı" başlıklı 163/1. maddesi;

"Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir...",

b-) "Avukatlık ücreti" başlıklı 164/1. maddesi;

"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder...",

c-) "Ücret dolayısiyle müteselsil sorumluluk" başlıklı 165/1. maddesi; (Değişik: 2/5/2001 - 4667/78 md.)

"İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.",

d-) "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesi; (Değişik: 2/5/2001 -4667/81 md.)

"Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle: 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir, Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.

Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.",

e-) "Yargı mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı" başlıklı 169. maddesi; (Değişik: 31/10/1980 - 2329/2 md.)

"Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz." hükümlerini içermektedir.

3-) 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu
a-) "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303. maddesi;

" (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:

h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.",

b-) "Yargılama giderleri" başlıklı 324. maddesi;

"(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hâzinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.

2. Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.

3. Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.

4. Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı icra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hâzinesine yüklenmesine karar verilir.

5.Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.",

c-) "Bağlantılı davalarda giderler" başlıklı 326. maddesi;

"(1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir.

(2) iştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.",

d-) "Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider" başlıklı 327, maddesi;

" (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.

(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir." hükümlerini içermektedir.

4-) Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri

a-) 31.12.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2015 yılı için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Ceza davalarında ücret" başlıklı 14/5. maddesi;

"(5) Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." şeklinde iken;

b-) 21 Aralık 2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2016 yılı için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinin "Ceza davalarında ücret" başlıklı 14/4. maddesi;

"(4) Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Beraat eden sanıklar bîrden fazla ise beraat sebebi ortak olan sanıklar müdafii lehine tek, beraat sebebi ayrı olan sanıklar müdafii lehine ise ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.",

c-) 2017, 2018 ve 2019 yılları için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin "Ceza davalarında ücret" başlıklı 14/4. maddeleri;

"(4) Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.",

d-) Yukarıda sözü edilen ve 2014 - 2019 yılları arası yürürlükte bulunan tarifelerin "genel hükümler" başlığı altında düzenlenen "Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti" başlıklı 3. maddeleri;

"(1) Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.",

e-) Yine 2014 - 2019 yılları arası yürürlükte bulunan tarifelerde ortak ve aynı şekilde düzenlenen "Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde ve ayrılmasında ücret" başlıklı 8. maddeleri;

" (1) Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur."

düzenlemelerini içermektedir.

5-) 02.03.2007 tarihli 26450 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin, "Ödemeye ilişkin esaslar" başlıklı 10/4. maddesi;
"(4) (Değişik:RG-22/7/2016-29778) Aralarında menfaat çatışması bulunmayan birden fazla şüpheli, sanık, mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören veya katılan için görevlendirilen aynı müdafi ya da vekile bu kişilerin her biri için ayrı ücret ödenir." düzenlemesini içermektedir.


F-) İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

1-) İnceleme ve Değerlendirme

Dairemizin 18.04.2018 tarihli, 2018/3074 E., 2018/4708 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere;

Avukatlık (vekalet) ücreti, avukatın müvekkiline karşı üstlendiği savunma görevinin yerine getirilmesi sonucu hak kazandığı değerdir. Avukatlık ücreti, esasen 5271 sayılı CMK'de bazı suçlar için öngörülen "zorunlu müdafılik" ve 1136 Avukatlık Kanunu'nda yer alan "adli yardım bürosunca yapılacak görevlendirme" kavramlarından farklı olarak, vekil

eden ile avukat arasında özel hukuk hükümlerine göre yapılan sözleşmeden doğan bir ücrettir.

Avukatın yürüttüğü vekalet hizmetinin esasları, Borçlar Kanunu'ndaki genel hükümler çerçevesinde, özel olarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda düzenleme altına alınmıştır. Avukatın müvekkiline sunduğu avukatlık hizmetinin konusunu, dava dışı bir danışmanlık, mütalaa veya idari başvuru oluşturabileceği gibi uyuşmazlık konusu olayda olduğu üzere bir ceza yargılamasının tarafı olan kişiye yargı organları önünde temsil veya savunma hizmeti sunulması şeklinde de gerçekleşebilir. Hemen belirtmek gerekir ki; avukatlık hizmeti, sadece duruşmaya girmek veya savunma yapmakla sınırlı olmadığı gibi yargılama sürecinin her aşamasında müvekkille görüşmek, dava konusu üzerinde hazırlık yapmak, delilleri toplamak gibi yargı organlarına yardımcı iş veya işlemlerin yürütülmesini de gerektirmektedir. Hatta 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, Borçlar Kanununda yazılı olan vekalet görevini bizzat yerine getirme zorunluluğunun bir istisnası olarak, avukatın savunma esnasında veya duruşmada başka bir meslektaşını yetkili kılabilmesi (tevkil, yetki belgesi vb.) veya kanunda duruşmasız olarak yapılabileceği öngörülen bazı yargılamalarda, mahkeme huzuruna hiç çıkmadan temsil yetkisinin gerçekleşmesini de mümkün kılmaktadır.

Gerek medeni muhakeme gerekse ceza muhakemesi sürecinde; davacı, davalı, müdahil, şüpheli veya sanık gibi değişik sıfatlarla bulunan müvekkilinin haklarının tespitini, ortaya çıkarılmasını veya icrasını sağlamak amacıyla kamu görevi yürüten avukatlar, yaptıkları serbest meslek faaliyetinin karşılığı olarak hak edecekleri sözleşmesel vekalet ücretini sözleşme gereği müvekkillerinden alabileceklerdir. Yargılama sürecinin tarafı olan vekil edenler, hukuki yardımın konusunu oluşturan uyuşmazlığa dair mahkemelerce verilecek karar ne olursa olsun, henüz hukuki yardım hizmeti gerçekleşmeden önce veya hizmetin sonunda sözleşmede belirlenecek ücreti ödemekle yükümlüdürler.

Avukatlık (vekalet) sözleşmesinde ücrete konu edilen hizmet, vekalet hizmetinin, hukuki yardımın veya çabanın bizatihi kendisidir. Öte yandan hiçbir avukat, vekillik hizmetinin görülmesi sonucunda mahkemelerce verilecek hükmün sonucunu garanti edecek bir taahhütte bulunamayacağı gibi vekalet ücretinin ödenme şartlarını hükmün sonucuna (ihtimale) göre de belirleyemez. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nave meslek kurallarına göre, avukatların ücretsiz bir vekillik hizmeti yapmaları için bu durumu ve gerekçesini bağlı oldukları baroya bildirmeleri gerekmektedir. Kısacası avukatlık (vekalet) ücreti, vergi hukukundan kaynaklı hükümler saklı kalmak üzere, henüz hizmet verilmeden önce belirlenen ve ödenme şartları kanuna uygun olarak yapılması gereken sözleşmeye göre taahhüt altına alınan bir ücrettir. Bu ücretin (avukatlık ücreti) alacaklısı hizmeti gören avukat; borçlusu ise vekil eden ve sözleşmenin tarafı olan kişilerdir.

Muhakeme süreci sonunda, kendisini en az bir vekille temsil ettiren taraf lehine, davada haklı çıkması halinde, Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesinde düzenlenen karşı tarafa yükletilecek "yasal vekalet ücreti" ise; vekil eden ile avukatı arasındaki sözleşme ilişkisinden farklı bir kavram olarak, haksız yere bir davanın açılmasına veya yürütülmesine sebebiyet veren kişilerden (karşı taraftan) alınacağı düzenlenen bir ücrettir. Ayrıca mahkemelerce hükmedilecek bu ücret, yine Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesine göre, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen miktardan az ve bunun üç katından fazla olamaz. Mahkemelerce hükmedilecek yasal vekalet ücretinin alacaklısı kendisini en az bir vekille temsil eden ve yargılama sürecinde haklı çıkan taraf (gerçek veya tüzel kişi vekil eden); borçlusu ise kendini vekille temsil ettiren kişiler aleyhine haksız yere yürütülen bir davaya neden olan taraf olacaktır.

Dairemizce çözülmesi gereken uyuşmazlık; birden fazla sanık hakkında açılan ya da önceden ayrı ayrı açılmış olup sonradan birleştirilen bir ceza davasında, birden fazla sanığın kendisini aynı avukatla temsil ettirmesi halinde, beraat eden sanıklar hakkında mahkemelerce kurulacak hükümde sanıklar lehine tek vekalet ücretine mi yoksa birden fazla vekalet ücretine mi hükmedileceği; bîrden fazla vekalet ücreti ödenecekse hangi şartlarda ve ne kadar vekalet ücretine hükmedileceğidir.

Ceza muhakemesinde müdafıilik, zorunlu ve isteğe bağlı (özel) müdafıiiik olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, zorunlu müdafıiliğin kapsamı ve muhakemenin görüldüğü il merkezinde bulunan barolarca yürütülen zorunlu müdafıilik hizmetleri esasları ve zorunlu müdafİlik ücretlerinin nasıl ve ne miktarda ödeneceği uyuşmazlık konusunun kapsamı dışındadır. Keza zorunlu müdafİlik ücret tarifesinin dayanağı olan "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" hükümlerine göre, "...Aralarında menfaat çatışması bulunmayan birden fazla şüpheli, sanık, mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören veya katılan için görevlendirilen aynı müdafi ya da vekile bu kişilerin her biri için ayrı ücret ödeneceği..." açıkça hüküm altına alınmıştır. Tam da bu noktada, birden fazla sanık hakkında görülen bir ceza davasında, sanıklardan bir kısmının zorunlu müdafi ile bir kısmının ise özel müdafi ile temsil edilmesinin mümkün olabileceği, mahkemece sadece özel müdafi ile temsil edilen sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dikkat edilmelidir.

Avukat (vekil) ile müvekkilin (vekil eden), ceza davasında verilecek hukuki yardım hizmetinin kapsamına göre aralarında yaptıkları sözleşmeyle özel olarak kararlaştırdıkları sözleşmesel vekalet (avukatlık) ücreti de uyuşmazlığın kapsamı dışındadır. Yukarıda izah edildiği üzere, mahkemelerce hükmedilecek yasal vekalet ücretinin tarafları ve hükümlerinin, sanıkla avukatı arasında yapılan sözleşmede kararlaştırılan avukatlık ücretinin tarafları ve hükümleriyle farklı olduğunu da hatırlatmakta fayda bulunmaktadır.

Mahkemelerce haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin yasal dayanağını, 5271 sayılı CMK'nin 324 ve devamı maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesine göre hazırlanan avukatlık asgari ücret tarifeleri (AAÜT), vekalet ücretinin miktarını ise yine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesi ve ilgili avukatlık asgari ücret tarifesi (AAÜT) oluşturmaktadır. Avukatlık asgari ücret tarifeleri, belli periyotlarla yenilenen ve değişen miktarlarda yasal vekalet ücreti ödenmesini düzenleme altına alan, mahkemelerce takip edilmesi gereken dayanak belgelerdir.

5271 sayılı CMK'nin "Yargılama Giderleri" başlıklı 324. ve devamı maddelerinde, "...tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri..." yargılama giderleri île birlikte sayılmıştır. Ayrıca mahkemelerce verilecek hüküm ve kararlarda yargılama giderlerinin ve kimlere yükletileceğinin gösterilmesi gerektiği de aynı kanunda emredici şekilde hüküm altına alınmıştır.

5271 sayılı CMK'nin "beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi halinde gider" başlıklı 327. maddesi "...kişi, sadece kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemeye mahkum edilir. Bu kişinin önceden ödemek zorunda olduğu giderler. Devlet Hazinesince üstlenilir..." hükmünü içermektedir. Anılan norma göre, ceza muhakemesinde sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve sanığın kendisini en az bir vekille temsil ettirmesi halinde, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve bu ücretin haksız yargılamaya mahal verdiği anlaşılacak olan Devlet Hazinesince ödenmesi gerektiği hususunda da bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanık hakkında beraat kararıyla birlikte veya beraat kararından ayrı olarak mahkumiyet, düşme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, güvenlik tedbiri veya ceza verilmesine yer olmadığına dair bir karar verilmesi halinde, kararın gerekçesine göre kusuru bulunan ve hakkında ceza davası açılmasına neden olduğu kanaatine varılan bir sanık lehine vekalet ücretinin ödenmesine hükmedilmeyeeeği de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli, 2019/4-6 E. 2019/214 K. sayılı kararında belirtilmiştir.

Yukarıda özetlenen yasal düzenlemeler çerçevesinde; ceza yargılaması sonunda bir sanık hakkında atılı suçtan dolayı "beraat" hükmü verilmesi halinde, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'de belirtilen miktarda "sanık lehine" vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği açıktır. Ancak hükmedilecek vekalet ücretine dair mevzuatta bireysel bir düzenleme hüküm altına alınmış olmakla ceza davasında beraat eden sanık sayısının birden fazla olması halinde, hangi usul ve esaslara göre, kaç adet vekalet ücretine hükmedileceğine dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

İstisnai bir şekilde, 2016 yılında geçerli olan AAÜT'de yer alan 14/4. maddesinde, "...Beraat eden sanıklar birden fazla ise beraat sebebi ortak olan sanıklar müdafii lehine tek, beraat sebebi ayrı olan sanıklar müdafii lehine ise ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur...” şeklinde açık bir düzenlemenin mevcut olduğu, bundan önceki veya sonraki yıllarda bu hususta bir hüküm bulunmadığı, konunun yargısal içtihatlarda o dönemde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre farklı ilke ve esaslara göre değerlendirildiği görülmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 26.05.1935 tarihli. 1935/111 E., 1935/7 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında (özetle);

Yargılama giderlerinin hükmün tamamlayıcı bir parçası niteliğinin bulunduğu, muhakeme masraflarının hükümde gösterilmesinin icap ettiği, temyiz incelemesinin hükmün muhakeme masraflarına da şamil olmak üzere yapılması gerekeceği belirtilmektedir.

Uyuşmazlığa konu bir kısım Bölge Adliye Mahkemeleri İlgili Ceza Dairelerinin kararlarında dayanak olarak gösterdiği gibi uyuşmazlık konusu olan vekalet ücretinin sayısına dair açık bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan vekalet ücretinin yargılama gideri olarak hükümde gösterilmesinin zorunlu olduğu hususu. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nin 324/2. maddesinde açıkça yazılı olmakla, uyuşmazlık konusunu doğrudan ilgilendiren bir çözüm öngörmemektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.11.1979 tarihli, 1979/2-229 E„ 1979/477 K. sayılı kararında ise (özetle);

Uyuşmazlık konusunun, o tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gereğince açılmış bir "şahsi davada", müdahiller vekilinin verdiği tek dilekçe ve ekindeki tek vekaletname ile açmış olduğu şahsi davanın, sanığın her üç müdahile karşı işlediği sabit olan bir yaralama suçu nedeniyle "mahkumiyet" ve ayrıca "manevi tazminat davalarının 500'er liralık kısmının kabulüyle geri kalan kısmın reddine" dair hükümlerle sonuçlanması karşısında, kendisini tek vekille temsil ettiren "birden fazla müdahil lehine" hükmedilen 400'er lira maktu, 50'şer lira nispi vekalet ücretinin, usulüne uygun belirlenip belirlenmemesi olduğu,

Hüküm tarihinde (04.01.1979) yürürlükte bulunan (1975 yılı) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "avukatlık ücretinin şuurlarf'na dair 4. maddesinde ve "karşılık davada, davaların birleştirilmesinde ve ayrılmasında ücret" başlıklı 9. maddesinde belirtilen ilkelere göre; "...vekalet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak davacı veya sanıkların adedinin değil, usulünce açılmış olan ve avukat tarafından takip olunan (şahsi) davaların adedinin esas alındığının, taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayininin öngörüldüğünün..." buna göre ayrı ayrı (şahsi) dava açılmadıkça birden çok şikayetçi için açılan şahsi davada müdahiller lehine vekalet ücretine de ayrı ayrı hükmedilmesinin mümkün olamayacağına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.10.1978 tarihli, 1978/2-324 E.,1978/350 K. sayılı kararı da aynı gerekçelerle tek bir şikayet dilekçesiyle açılmış olan tek bir (şahsi) ceza davası için müdahiller lehine tek bir vekalet ücretine hiikmedileceği kararı verilmiştir.

Yukarıda özetlenen emsal kararların; o tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK,

1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile 1975 yılında yürürlüğe giren AAÜT hükümleri kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, müdahillerin sanığın tek bir eyleminden dolayı mı yoksa birden fazla eyleminden dolayı mı zarar gördüğü açıklanmadan ve müdahiller vekili tarafından açılan "şahsi dava ve manevi tazminat davaları" nedeniyle müdahiller lehine yükletilecek vekalet ücretinin miktarı hususunda verilen kararlar olduğu, bu nedenle uyuşmazlık konusunu doğrudan çözebilecek derecede açık ve benzer nitelikte

olmadığı değerlendirilmiştir.


2-) Gerekçe

Ceza muhakemesi süreci, suç şüphesiyle birlikte başlayan, maddi gerçekliğe ulaşmak amacıyla yürütülen, sanığın eylem(ler)ini kanunda öngörülen şartlarda yapılacak soruşturma ve kovuşturma işlemleriyle birlikte yorumlayıp değerlendiren ve ceza normunda öngörülen suçun oluşup oluşmadığını ortaya çıkaran, yargı organı eliyle yine kanunda öngörülen hükmün verilmesiyle sonuçlanan bir süreçtir. Ceza muhakemesinin temel süjelerini, hakim (mahkeme), iddia makamı ve savunma makamı oluşturmaktadır. Ancak şikayete tabi suçlarda şikayet şartı gerçekleşmek şartıyla, bir katılma talebi veya kararı olmadan da kamu davasının devam edebilmesi mümkündür. Dolayısıyla sanık, iddia makamı ve yargıç, yargılamanın sacayağını oluşturan olmazsa olmaz en temel unsurlarıdır.

Kamu davası, 5271 sayılı CMK'nin 170 vd. maddelerine göre, sanığın suç oluşturduğu iddia edilen eyleminin ve bu eyleme uyan suç tipinin davayı açan belgede (iddianame vb.) belirtilmesi suretiyle Cumhuriyet savcısı tarafından açılan davadır. Bir kamu davasından söz edebilmek için en az bir davacının (iddia makamı), en az bir sanığın ve en az bir suça konu eylemin bulunması şarttır. Ceza davası terimi ise yargı organı önünde görülen bir veya birden fazla kamu davasını nitelemek için günlük dilde kullanılan bir kavramdır.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile mülga olan 765 sayılı TCK ve 1412 sayılı CMUK'de öngörüldüğü şekilde, takibi şikayete bağlı bir kısım suçlar için önceden varolan "şahsidava" kavramı ceza muhakemesi sistemimizden çıkartılmıştır. Dolayısıyla ceza muhakemesi sistemimizde özel kanunlarda yer alan bir kısım suçlar (İcra ve İflas Kanunu, Çek Kanunu v.b.) istisna olmak üzere artık sadece "kamu davası" olarak adlandırılan ceza davası türü vardır ve bu dava kural olarak ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma evresi sonucunda açılmaktadır.

Bağlantı ve iştirak halinde işlenen suçlardan dolayı yapılan yargılama giderleri, 5271 sayılı CMK'nin "Bağlantılı davalarda giderler" başlıklı 326. maddesinde;

"(1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir.

(2) İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir." şeklinde ayrı fıkralarda sistematik biçimde ele alınmıştır.

Suça konu eylemler arasındaki "bağlantı" kavramı, birden fazla sanık hakkında açılan davalar arasındaki (objektif) bağlantı ve bir sanığın birden fazla eylemini konu edinen (sübjektif) bağlantı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şartları varsa kamu davalarının birlikte açılması veya sonradan birleştirilerek birlikte görülebilmesi mümkün kabul edilmektedir.(Yenisey,F. - Nuhoğlu,A., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2016, Soyaslan,D., Ceza Muhakemesi Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara, 2016, Toroslu,N.- Feyzioğlu,M., Ceza Muhakemesi Hukuku, Savaş Yayınevi, Ankara, 2009)

Öte yandan 5237 sayılı TCK'de yeniden düzenleme altına alman ve 765 sayılı TCK'denpek çok yönden farklılık arz eden hükümleri bulunan "suça iştirak" kavramı, birden fazla kamu davası arasındaki "bağlantı" kavramına benzer şekilde, birden fazla sanık hakkında tek bir yargılama süreci yürütülmesi için elverişli bir diğer olguyu işaret etmektedir.

Bir sanığın ceza muhakemesi süreci sonunda beraat etmesi halleri, CMK'nin "duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223/2. maddesinde;

"a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,

b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,

d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk
nedeninin bulunması,

e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması," halleri olarak sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Madde metninde yazılı beraat nedenleri arasında bir öncelik veya ayrıcalık öngörülmediği açıkça görülebilmektedir.
Kanun koyucu, CMK'nin 324/2. maddesinde, yargılama sırasında yapılan giderlerinin neler olduğunu ve yargılama sonucunda bu giderlerin kimler tarafından ödeneceğinin hükümde belirtilmesini emredici olarak düzenlemiştir. Kuşkusuz vekalet ücreti de bu yargılama giderlerinden birisidir.

CMK'nin "Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider" başlıklı 327. maddesinde, "hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edileceği" ve "kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği" kuralıyla amaçlanan, aleyhine açılan ceza davasında beraat eden, dolayısıyla mağdur edilen bir sanığın, gerek yargılama öncesi gerekse yargılama sürecinde sırf aleyhine yürütülen ceza yargılaması nedeniyle uğramış olduğu zararların karşılanmasıdır. Yargı organlarınca hükmedilecek (yasal) vekalet ücreti, bu nedenle "sanık lehine" hükmedilen bir miktardır.

Kanun koyucu, beraat eden sanığın ödemek zorunda kaldığı yargılama giderlerinin Devlet Hâzinesinden karşılanması kuralıyla, Avukatlık Kanunu ve AAÜT hükümlerine göre hükmedilecek olan yasal vekalet ücretinin, avukatla vekil eden arasında yapılan sözleşmede kararlaştırılan miktar ne olursa olsun, mahkemece beraat eden sanık lehine hükmedilecek miktarın Devlet Hazinesince karşılanmasını amaçlamıştır. Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesinde mahkemelerce hükmedilecek vekalet ücreti miktarının, avukatın emeği ve benzeri hususlar göz önünde bulundurularak, AAÜT'de öngörülecek miktardan az ve üç katından fazla olamayacağı ilkesi benimsenmiş ise de; hemen hemen tüm avukatlık asgari ücret tarifelerinde "ceza davalarında ücret" ortak başlığı altında "maktu" olarak belirlendiği, yani sanık sayısına göre hükmedilecek vekalet ücretinde mahkemelerin bir takdir yetkisi de kullanamayacağı görülmektedir.

Çözümü gereken uyuşmazlıkta, ceza muhakemesinde kendisini, en az bir özel müdafi ile kurduğu sözleşme (vekalet) ilişkisi çerçevesinde temsil ettiren ve aldığı avukatlık (savunma) hizmetinin bedelini, özel hukuk kurallarına göre ödemekle yükümlü olan kişi, beraat eden sanıktır. Bu nedenle sanık kendisini kaç avukatla ve ne kadar ücretle temsil ettirirse ettirsin bir sanık lehine tek bir (maktu) avukatlık vekalet ücretine hükmedilecektir.

Birden fazla sanık hakkında mahkemelerce beraat kararı verilmesi halinde, hükmedilecek vekalet ücretinin her sanık için ayrı ayrı mı yoksa tüm sanıklar için tek bir vekalet ücreti mi olacağı hususuna gelince;

Ceza ve ceza muhakemesi hukukuna hakim olan "ceza sorumluluğunun şahsiliği" ve "cezaların bireyselleştirilmesi" ilkeleri çerçevesinde, ceza muhakemesi süreci, kural olarak her sanık yönünden ayrı ayrı yürütülen bir süreçtir. İster bağlantı sebebiyle ister iştirak halinde işlenen suçlar sebebiyle birlikte görülen çok sanıklı bir ceza davasında, her sanığın ifadesinin ayrı ayrı alınması, her sanığın suç oluşturan eyleminin ve her sanık hakkında toplanan delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi, her sanığın neden beraat ettiğinin gerekçesinin ayrı ayrı yazılması ve koşulları varsa her sanık için ayrı ayrı beraat hükmü kurulması gerekecektir. Dolayısıyla avukatlık (savunma) hizmeti ne şekilde yerine getirilirse getirilsin, kural olarak sanıkların eylemleri arasındaki objektif farklılıklar (asıl fail, azmettiren vb.) veya sanıkların sahip oldukları sübjektif özellikler (yaş küçüklüğü vb.) bakımından müdafiilik görevinin her bir sanık için ayrı ayrı yürütülmesi gerekeceği tartışmasızdır.

O halde, birden fazla sanığın tek bir müdafi tarafından temsil edilmesi halinde, her sanık için ayrı bir savunma hizmeti gerçekleştirileceği, tüm sanıkların müdafıisi aynı olsa dahi sanıklar müdafiinin; tüm sanıklarla ayrı ayrı görüşüp gerek eylemlerini gerekse kişisel durumlarını, dava dosyasındaki delilleri her sanık açısından ayrı ayrı araştırmak zorunda

olacağı, öte yandan Avukatlık Kanuııu'na göre müdafiin görevini yerine getirmesi sırasında sanık konumundaki müvekkilleri arasında menfaat çatışması kriterini de göz önüne alarak görevini her sanık için ayrı ayrı dikkat ve özen göstererek yerine getirmesinin zorunlu olacağı, sanıkların ise müdafıinden kendi savunmalarını ayrı bir özen göstererek yapmasını bekleyecekleri, her sanığın müdafıine ayrı ayrı sözleşme gereği avukatlık ücreti ödemiş veya ödemekle yükümlü olacağı, netice itibariyle mahkemelerce beraat eden sanık için hükmedilecek maktu vekalet ücretinin "sanık lehine" hükmedileceğinin mevzuatta açıkça düzenlenmiş olması göz önüne alındığında;

Bir ceza dava dosyasında birden fazla sanık hakkında beraat hükmü verilmesi halinde; her bir sanığın, hakkında yürütülen kamu davasının açılmasında kendi kusurunun olmaması şartıyla ve yukarıda açıklanan temel ilkeler çerçevesinde, tek bir avukatla temsil edilseler dahi mahkemece sanıklar lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'de yazılı maktu vekalet ücreti miktarınca her sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

G-) SONUÇ

Gerek bağlantı kavramı nedeniyle birleştirilen; gerekse suçun iştirak halinde işlenmesi nedeniyle birden fazla sanık hakkında açılan kamu davalarının; bir ceza davasında birlikte görülmesi sırasında kendisini özel bir müdafi ile temsil ettiren sanıklar hakkında beraat hükmü verilmesi halinde, sanıkların haklarında kamu davasının açılmasına sebebiyet verecek derecede kusuru olmaması şartıyla, her sanık için ayrı ayrı ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen miktarda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, 22.10.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.




MUHALEFET ŞERHİ

Avukatlık ücretinin ne olduğuna ilişkin düzenlemeler, 1136 sayılı kanunun 163/1, 164/1,165/1. maddelerinde yer almıştır.

Aynı kanunun 168. maddesinde, baroların yönetim kurullarının her yıl eylül ayı içinde, yargı yerlerindeki ve diğer yerlerdeki işlemler için hazırlayacakları tarifelerin Türkiye Barolar Birliğine gönderileceği, T.B.B. yönetim kurulunca baroların yönetim kurullarının teklifleri de dikkate alınarak hazırlanacak tarifenin, Adalet Bakanlığınca onaylanmasıyla avukatlık asgari ücret tarifesinin kesinleşeceği belirtilmiştir.



Anayasanın 141.maddesinde yargılamanın ucuzluğu ve seriiiği ilkesine yer verilmiş,

CMK'nin 324/1. maddesinde Avukatlık Ücretinin yargılama giderlerinden olduğu gösterilmiştir.

Bu düzenlemeler içinde, beraatle sonuçlanan bir davada birden çok sanığın bir müdafi tarafından temsili halinde, her bir sanık için ayrı vekalet ücretine hükmolunacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu hususta Yargıtay Ceza Daireleri arasındaki uygulamada yeknesaklık bulunmayıp, farklı kararlara rastlanılmaktadır.

Mevcut durum karşısında değerlendirme yapılması gerektiğinde, çözümün esasının hukukun temel ilkelerinden olan hak ve nesafet kuralları ölçeğinde aranması gerektiği açıktır.

Zira beraat eden sanığa devlet hâzinesinden ödenecek vekalet ücretinde tüm toplumun hakkı söz konusudur.

Öncelikle belirtelim ki, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunmayan davaların birlikte görülmesi ceza muhakemesi hükümlerine göre mümkün değildir. Yani birden çok sanığın birlikte yargılanıp beraat etmesi ancak birlikte suç işleyen sanıklar bakımından mümkündür. Bu sebeple normalde birlikte yargılanan sanıklarla ilgili müdafıinin ayrı ayrı sebeplerle savunma hazırlaması gerekmez.

Bu bakımdan harcanan emek esaslı değerlendirmede, birlikte yargılanıp beraat hükmü kurulan sanıklar lehine verilecek ücretin, avukatlık ücret tarifesine göre gösterilen asgari sınırın üç katma kadar aşılmak suretiyle takdir edilip, sanıklar yararına eşit olarak verilmesi hakkaniyete uygun olacaktır.

Öte yandan bir suçla ilgili birden çok sanığın yargılanıp mahkum olduğu dava hakkında katılan lehine tek bir vekalet ücreti hükmedilirken, tersine durumda her bir sanık için ayrı vekalet ücreti tayini bir çelişki olacaktır.

Eğer herhangi bir nedenle farklı hukuki sebeplerle aynı davada birden çok sanık hakkında dava açılmış ve bu dava beraatle sonuçlanmış ise bu durumda her bir sanık için farklı savunmalar yapılması gerektiğinden, ayrı ayrı vekalet ücreti tayin edilmesinde hukuken herhangi bir engel bulunmamaktadır ve ayrı ayrı vekalet ücreti tayini gerekecektir.

Ancak somut uyuşmazlıkta böylesi bir hal söz konusu olmadığından, sayın çoğunluğun, aynı davada beraat eden bîrden çok sanıkla ilgili her bir sanık için ayrı ayrı vekalet ücreti tayini gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyorum.



MUHALEFET ŞERHİ

Sayın çoğunluk ile şahsım arasında çıkan hukuki uyuşmazlık; birden fazla sanığın tek vekil ile temsil edilmesi ve dava sonunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi halinde. Hazine tarafından sanıklar yararına ödenecek olan avukatlık ücretinin, vekilin temsil ettiği beraat eden sanık sayısı kadar mı olacağı, yoksa (beraat eden) sanıkların tümü için sadece bir avukatlık ücretine mi hükmedileceğine ilişkindir.

Sui generis bir niteliğe haiz olan “avukatlık ücreti” temelde iki ayrı kategoriden oluşmaktadır. Birinci kategori, avukat ile müvekkili arasında (Avukatlık Kanunundaki sınırlar dahilinde) serbest irade ile kararlaştırılan ve avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan avukatlık ücreti iken; diğeri ise “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’Yıe göre yargılama gideri olarak mahkeme tarafından davayı kaybeden karşı tarafa yükletilmesi gereken ücrettir. Olayımızda söz konusu olan avukatlık ücreti, yargılama gideri olarak Hâzineye yükletilecek olanıdır.



Sorunu doğru bir şekilde çözebilmek için konu ile ilgili tüm mevzuatın ve düzenleyici işlemlerin analitik bir şekilde ele alınıp irdelenmesi gerekmektedir. Avukatlık ücreti ile ilgili başlıca mevzuat ve düzenleyici işlem şunlardır:

2709 sayılı “T.C. Anayasası”,

5271 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu”,

1136 sayılı “Avukatlık Kanunu”,

Her yıl Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”.

Bütün bu kanuni düzenlemelere baktığımızda, uyuşmazlık konusu ile ilgili sarih bir hüküm bulunmadığı gerçeği ile karşılaşırız.

Bu gerçeğin bir yansıması olarak Yargıtay içtihatlarında dahi yeknesak bir uygulama bulunmamaktadır. Şöyle ki Yargıtay’da bazı ceza daireleri her bir katılan için ayrı ayrı değil, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine karar verirken, diğer bazı ceza daireleri ise her bir katılan için ayrı vekalet ücreti ödenmesi gerektiğine hükmetmektedir.

Konu ile ilgili doğru bir kanaate ulaşabilmek için bütün bu mevzuat ve düzenleyici işlemlerin lafzına, konuluş amacına ve ruhuna (ratio legis) bütüncül bir bakış açısıyla bakmak gerekir.

Normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan Anayasamızın 141. maddesinin son fıkrasına göre "davaların en az giderle... sonuçlandırılması yargının görevidir."

5271 sayılı CMK'nin "Yargılama Giderleri" başlığı altındaki 324 ve devamı maddeleri gereğince; “ ... tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama gideri sayılır”, “hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilmek zorundadır”, “bu bağlamda iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarı da hükümde açıkça belirtilmelidir.”

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, “avukatlık ücretimi düzenleyen 164. maddesi île “avukatlık ücret tarifesini düzenleyen 168. maddesinin de içerisinde yer aldığı; “Avukatlık Sözleşmesi” başlıklı onbirinei kısmındaki 163 ila 175. maddelerinin lafzı ve ruhu birlikte irdelendiğinde, ücretin belirlenmesindeki temel ölçütün "dava" olduğu; “katılan ya da sanık sayısı” veya “sanığa isnat edilen suç sayısı” olmadığı görülecektir.

Şöyle ki Avukatlık Kanunu m. 164/1'e göre; "Avukatlık Ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı (veya değeri) ifade eder."

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücreti avukata aittir (Avukatlık Kanunu m. 164/son).

Avukatlık Kanunu, 169. maddesine göre “yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.”

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde (AAÜT) de vekalet ücretinin belirlenmesinde ilke olarak temel alınan kriter "dava" ve “dava sayısf’dır. En güncel AAÜT olan, 2019 yılına ilişkin AAÜT'nin 2/(1). maddesinde bu ilke şöyle ifade edilmiştir. "Bu tarifede yazılı avukatlık ücreti, ...dava... ücreti karşılığıdır”. AAÜT de katılanların veya sanıkların sayısını ya da sanığın işlediği suç sayısını değil, usulüne uygun olarak açılan ve avukat tarafından takip olunan dava sayısını esas almıştır.

Taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin, her dava için ayrı ayrı belirlenmesi ilkesi öngörülmüştür. Buna göre ayrı dava söz konusu olmadıkça ya da katılanlar veya sanıklar kendilerini farklı vekiller ile temsil ettirmedikleri sürece; yani katılanların ve sanıkların kendilerini tek vekil ile temsil ettirdikleri durumlarda katılanlar ya da sanıkların sayısınca değil tek avukat ücretine hükmedilmesi gerekir.

Türkiye Barolar Birliği'nin yıllık olarak yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, genel hükümler kısmında her yıl değişmeksizin yer alan bir hüküm bulunmaktadır. 2019 yılı için geçerli olan AAÜT'nin 3/(1). maddesinde de yer alan ve Avukatlık Kanunu 169. maddesini aynen tekrar eden bu hükümde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere, karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti (ekli) tarifede yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz” denilmektedir. Bu ücretin belirlenmesinde avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi gözönünde tutulur.

Burada birden çok sanığın ya da katılanın aynı avukat ile temsil edilmesi halinde şüphesiz, avukatlık ücretinin tarifedeki yazılı miktarın üç katına kadar ücret takdir edilmesi imkanının mahkeme tarafından kullanılması suretiyle hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak mümkündür.

Sonuç olarak Avukatlık Kanunu, CMK ve AAÜT başta olmak üzere tüm ilgili kanuni düzenlemelerin, avukatlık ücretinin tayininde esas aldığı ölçüt; avukat tarafından takip edilen dava sayısıdır ve yargılama gideri olarak davayı kaybeden taraflara yükletilecek avukatlık ücreti, dava bazında kararlaştırılacaktır. Yoksa katılanların ve sanıkların sayısı ya da bir sanığın işlediği suç sayısı esas kriter olmayıp; avukatın davadaki emeği, çabası, işin niteliği ise avukata ödenecek ücretin tarifede yazılı miktarın üç katına kadar bir ücreti belirlemede dikkate alınabilecek tali ölçütlerdir. Buna göre ayrı davalar söz konusu olmadıkça avukatlık ücretinin her bir katılan için ayrı ayrı tayini ve takdiri mümkün değildir. Kuşkusuz bu ilke kendilerini aynı vekil ile temsil ettiren katılanlar ve sanıklar için geçerli olup, katılanların veya sanıkların farklı avukatlar tarafından temsili halinde geçerli değildir. Zaten unutulmamalıdır ki aralarında menfaat çatışması bulunan sanıklar veya katılanlar için aynı müdafii veya vekilin görevlendirilmesi mümkün değildir. Sanıkların ve katılanların kendilerini ayrı avukat ile temsil ettirmeleri halinde her bir avukat için (karşı tarafa yükletilecek yargılama gideri olarak) ayrı avukatlık ücretine hükmedileceği aşikardır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; birden çok sanığın aynı (tek) vekil ile temsil edildiği ve sanığın beraat ettiği durumlarda, yargılama gideri olarak sanıklara, sanık sayısı kadar Hazine tarafından vekalet ücreti ödenmesi gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamakla birlikte;

Davada sanıklar lehine tek vekalet ücreti belirlenmesi ve belirlenecek bu tek avukatlık ücretinin Avukatlık Kanunu 169. maddesinde ifade edildiği üzere sanık sayısının fazlalığının avukatın davada gösterdiği emek ve çaba düzeyini artırmasından dolayı tarifede yer alan asgari ücretin halin icabına göre hakkaniyete uygun bir şekilde üç misline kadar yükseltilmesi;

Gerektiği kanaatiyle, çoğunluğun görüşüne katılmadığımdan, bu muhalefet şerhini kaleme almış bulunmaktayım.

Muhalif Üye
Erdoğan İSHAKOĞLU
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj