Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

EMLAK VERGİSİ, KAMU GELİRLERİNİN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILDIĞI

Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 23646
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

EMLAK VERGİSİ, KAMU GELİRLERİNİN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILDIĞI

Mesaj gönderen teoman »

SAYIŞTAY TEMYİZ KURULU KARARI

Saymanlık Adı: İstanbul Beşiktaş Belediyesi ,
Yılı: 2008
Dairesi: 7
Tutanak No: 3975
Tutanak Tarihi: 09.12.2014


ÖZÜ: 1990-2003 yılları arasında tahakkuk eden emlak vergilerinin gerekli takip, haciz ve tahsil işlemlerinin yapılmaması sonucunda kamu gelirinin zamanaşımına uğratıldığı ileri sürülmekteyse de, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102.maddesinde; “Amme alacağının, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı,103.maddesinde ise; amme alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk gününden başlayacağı hükmünün yer aldığı, zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara, ilgili tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak haciz konulduğu ve bu hacizlerin halen devam ettiğini, dolayısıyla alacağın teminata bağlandığı, böylece zamanaşımına uğrayan bir alacak söz konusu olmadığından tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.

1) 1000 sayılı ilamın 1. maddesiyle 1990-2003 yılları arasında tahakkuk eden emlak vergilerinin gerekli takip, haciz ve tahsil işlemlerinin yapılmaması sonucunda kamu gelirinin zamanaşımına uğratılması nedeniyle 874.361,49 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; A) Öncelikle, Tazmin Kararı 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun Zamanaşımını düzenleyen 74. maddesi hükmüne aykırı olduğunu;

5018 sayılı Yasanın “Zamanaşımı” başlıklı 74. maddesinde; “Kamu zararının meydana geldiği ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesini gerektiren fiilin işlendiği yılı izleyen mali yılın başından başlamak üzere zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezaları zamanaşımına uğrar.” denildiğini, Sayıştay 2008 hesap yılı denetiminde, 1990-2003 yılları arası tahakkukların incelendiğinin belirtilerek bu dönem için alacakların tahsil zamanaşımına uğratılarak kamu zararına sebep olunduğunun belirtildiğini,Sayıştay denetim raporu ve ilamında tahsil zamanaşımının dikkatte alındığını ancak lehe olan 5018 sayılı yasanın 74. maddesinde belirtilen zamanaşımının ise dikkate almadığını, yani ilgili yasa hükmünün uygulamadığını, 5018 sayılı yasanın 74. maddesinin Sayıştay tarafından dikkate alınarak tazmin kararı verilmemesi gerektiğini, Sayıştay ilamının 5018 sayılı yasanın 74. maddesinde belirtilen zamanaşımı yönünden yasaya aykırı olduğunu,

B) Tazmin kararının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 102. ve 103. maddesi hükmüne de aykırı olduğunu;

Gerek denetim raporunda ve gerekse Sayıştay İlamında 6183 sayılı Yasanın zamanaşımına dair hükmünün hatalı yorumlanarak tazmin kararı verildiğini, oysa Belediye yetkililerince bu hususa ilişkin yapılan savunmanın usul ve yasaya uygun olduğunu, keza 6183 sayılı yasanın zamanaşımı ile ilgili 102. ve 103. maddesi hakkında Danıştay yerleşik kararları bulunduğunu, Danıştay 13. Dairesi Kararında;

“103. maddeye göre güvenceye bağlanan kamu alacağına ilişkin zamanaşımı kesilir ve güvence kalkıncaya kadar devam edeceğinin açıkça belirtilmiş olup Belediyece borçlular hakkında ödeme emri gönderildiğini (ki ödeme emrinin de tahsil zamanaşımını keseceğinin yasa hükmü olduğunu) ayrıca borçluların mallarına haciz konulduğunu ve alacağın teminat altına alındığını, teminatın (haciz) devam ettiğini, tapu kayıtları üzerinde haciz muteber olarak devam ettiğinden zamanaşımına uğrayan bir alacağın söz konusu olmadığını, hal böyleyken alacağın tahsil zamanaşımına uğratıldığına dair Sayıştay ilamının usul ve yasaya ve gerekse Danıştay Kararlarına da açıkça aykırı olduğunu,

Ortada zamanaşımına uğramış bir alacak bulunmadığını, yanlış ve yasanın amacını aşar şekilde bir yorum yapılarak tazmin kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu,

C) Tazmin kararının 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal

Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine de aykırı olduğunu;

6111 sayılı yasa ile yasa kapsamında belirtilen kamu alacaklarının yeniden yapılandırılarak tasfiye edilmek istendiğini, 6111 sayılı Kanunun “Kapsam ve tanımlar” başlıklı 1. maddesinde;

“f) Belediyelerin;

1) idari para cezaları ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince belediyelere ödenmesi gereken paylar hariç, 213 sayılı Kanun kapsamına giren ve 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, bunların dışında kalan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan, asli ve fer’i amme alacakları,”nın kanun kapsamına alındığını, Sayıştay ilamına konu Belediye alacaklarının da 6111 sayılı Kanun hükümleri kapsamında bulunmakta olup, yeniden yapılandırıldığını ve yapılan ödemeler ve taksitlendirme neticesinde Sayıştay ilamında 874.361,49 TL olduğu belirtilen miktarın 102.786,55 TL olduğunu (ilgili belgenin ekte bulunduğunu) kaldı ki bakiye alacak için de borçluların maliki oldukları tapu kayıtlarına konulan hacizlerin de devam ettiğini, Bu aşamada ortada tahsil edilemeyen, edilemeyecek bir alacak da bulunmadığını, esasen 6111 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması ile Sayıştay Tazmin Kararının (alacakların tahsil zamanaşımına uğratılmasına dair tazmin kararı) da hükümsüz kaldığını

D) Sayıştay Tazmin Kararında, 6183 sayılı Yasanın 106. maddesi hükmü gereği terkin edilecek miktarların dikkate alınmadığını;

6183 sayılı Yasanın “Tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin” başlıklı 106. maddesinde;

“Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir” denildiğini,

Sayıştay ilamında Kanunun 106. maddesinin dikkate alınmadığını, bu durumda tazmin kararının da hatalı olduğunu,

E) Sayıştay ilamına konu edilen 1990-2003 yıllarında Belediye’de Hesap İşleri Müdürlüğü ile Gelir Müdürlüğünün ayrı ayrı müdürlükler olup, bu husus Sayıştay ilamında dikkate alınmadan, belediye alacaklarının tahsilinden sorumlu müdürlük olan Gelir Müdürlüğü yanında tahsilat görev ve yetkisi olmayan Hesap İşleri Müdürlüğü yetkililerinin de sorumluluğuna gidilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,

Yukarıda belirtilen tüm hususlar 2. Daire tarafından araştırılmadan ve yerinde tespit yaptırılmadan dosya üzerinden ve gerçeklere aykırı olarak karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir. Sayıştay Savcılığı karşılamasında; “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili UsulüHakkındaki kanunun konuyla alakalı maddeleri ilamda da açıkça açıklandığı üzere Emlak vergilerinin zaman aşımına uğratılmasında belediye başkanlarının sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle temyiz itirazının reddi ile mevzuata uygun ilam hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir. Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; 2008 mali yılı kesin mizan içerisinde yer alan 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabının 2009 yılına devreden alacak bakiyesinin incelenerek zamanaşımına uğrayan alacakların tespitinin yapıldığı ve tazmin hükmü verildiği görülmüştür.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Tahsil Zamanaşımı” başlıklı 102 nci maddesinde;

“Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.

Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” denilmekte, aynı Kanun’un “Zamanaşımının Kesilmesi” başlıklı 103 nci maddesinde ise;

“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:

1. Ödeme,

2. Haciz tatbiki,

3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat

4. Ödeme emri tebliği,

5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

6. Yukarda ki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,

7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

8. Amme alacağının teminata bağlanması,

9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,

11. (Ek bent: 25/12/2003-5035 S.K./1. md.)(*) Amme alacağım özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükümleri yer almaktadır.

6183 sayılı Kanun’un yukarıda ifade edilen 103. maddesinde belirtildiği üzere amme alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür. Dilekçi, zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara, ilgili tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak haciz konulduğunu ve bu hacizlerin halen devam ettiğini, dolayısıyla alacağın teminata bağlandığını belirtmiş ve dilekçe ekinde ilgili tapu sicil müdürlüklerine muhtelif tarihlerde gönderilen yazışma örneklerini göndermiştir. Ayrıca ilamda da tazmin hükmüne konu alacaklara haciz konulduğu kabul edilmiştir.

İlamda zamanaşımına uğradığı iddia edilen alacaklara ait borçluların mallarına haciz konulduğu ve alacağın teminat altına alındığı, teminatın (haczin) devam ettiği, tapu kayıtları üzerinde haciz muteber olarak devam ettiğinden zamanaşımına uğrayan bir alacağın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Keza, dilekçe ekinde de gönderilen Danıştay 13. Dairesinin 23.03.1974 tarih ve 1973/4921 E. 1974/1202 K. numaralı kararında da bu husus vurgulanmış ve haciz kaldırılmadığı müddetçe zamanaşımının işlemeyeceği ifade edilmiştir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabul edilerek 1000 sayılı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,






:arrow: Sayıştay Temyiz Kurulu Kararına Dayanak Olan Danıştay Kararı

DANIŞTAY
13. DAİRESİ,
ESAS NO : 1973/4921
KARAR NO: 1974/1202
KARAR TARİHİ: 23.03.1974

Davacı: İsmail AYVAZ

Vekili: Av. Muhsin İğmen-Özer Mancılıkçılar İç Koza Han No: 6 – BURSA

Davalı: 1) Maliye Bakanlığı – ANKARA

2) Bursa 1 Nolu Vergi Dairesi Müdürlüğü


Davanın Özeti: Müvekkilinin teminat gösterilerek tecil edilmiş olan 1958-1960 takvim yılı vergi borçlarının tahsil zamanaşımına uğradığından bahisle terkini yolundaki isteğinin, kamu alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımının kesileceği ve teminat kalkıncaya kadar da kesilmenin devam edeceği gerekçesiyle reddine dair Maliye Bakanlığının 16.2.1973 gün ve 10569 sayılı yazısıyla tesis edilen idari işlemin; konulan haczin teminat niteliğinde olmadığı, borcun tahsil zamanaşımına uğradığı id-diasıyla iptali isteğinden ibarettir.

Savunmanın Özeti: Kanuni dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerekeceği yolundadır.

Kanun sözcüsü Necati Koldemir’in Düşüncesi: 1958-1960 yıllarına ait vergi borcunu zamanında ödeyememesi nedeniyle tecil talebinde bulunan davacının bu isteği kabul edilerek teminat karşılığında amme alacağının tecil edildiği anlaşılmış olup, 6183 sayılı Kanunun 103 öncü maddesi hükmüne göre de amme alacağının teminata bağlanması ile zamanaşımı kesileceği ve teminat kalkıncaya kadar da zamanaşımı işlemeyeceği cihetle, bakanlıkça talebin reddedilmesinde kanuna aykırılık yoktur.

Yerinde olmayan davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

Raportör Sinan Yörükoğlu’nun Düşüncesi: Amme Alacaklarının Tahsi1 Usulü Hakkındaki Kanunun 103. maddesinin son fıkrasında alacağın teminata bağlanması üzerine kesilen zamanaşımının teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılının ilk günü işlemeye başlayacağı kabul edildiğinden, kanuna uygun olarak tesis edilen işlemin iptali için açılan davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onüçüncü Dairesince işin gereği düşünüldü:

Dava Maliye Bakanlığının 16.02.1973 gün ve 10569 sayılı yazısıyla tesis edilen işlemin iptaline ilişkin bulunduğundan Bursa 1 No lu Vergi Dairesi Müdürlüğü hasım mevkiinden çıkarılarak işin esası incelendi.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 102. maddesinde “amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrayacağının belirtildiği, 103 üncü maddesinde de amme alacağının teminata bağlanması halinde zamanaşımının kesileceği ve zamanaşımının başlangıcının teminatın kalktığı tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günü olacağı kabul edildiği ve 19.3.1960 gününde davacıya ait mallar üzerine konulan haciz kaldırılmadığı cihetle yukarıda yazılı kanun hükümlerine uygun olarak yapılan işlemde kanuna aykırılık görülmemiştir.

Davanın bu nedenle reddine, ilam harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına 23.3.1974 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Başkan Üye Üye Üye Üye

Ragıp Nigar Mevhibe Ekrem M.Atıf

TARTAN AKBAY AKYOLLU İŞBİR KÖSEBALABAN

(ASLINDAN ÇOĞALTILMIŞTIR.)

Ercüment Akış

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Başkontrolörü


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj