Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

Sözleşme Tescili ile İlgili Kararlar

Cevapla
Kullanıcı avatarı
inspector
Onaylı Üye
Mesajlar: 1895
Kayıt: 06 Mar 2012 08:40

Sözleşme Tescili ile İlgili Kararlar

Mesaj gönderen inspector »

Kararın Çeşidi : Daireler Kurulu Kararı
Kararın Konusu: Sözleşme Tescili ile İlgili Kararlar
Kararın Numarası : 848/1
Kararın Tarihi : 22.09.1993

ÖZET : Acil olmayan bir işin yedi günlük ilân süresine uyulmadan bağıtlanan sözleşmesinin tescilinin mümkün olup olmadığı hk.

.............Valiliği ile ............İnş.Tic.San.Ltd.Şti. arasında bağıtlanan "............ Komutanlığı Tesisleri (1.Kısım) İkmal İnşaatı" işine ait sözleşme dosyası üzerinde yapılan incelemede;

Anılan inşaat işinin 1990 yılında ihaleye çıkarılarak...........İnşaat Ticaret Kolektif Şirketine ihalesinin yapıldığı, daha sonra taraflar arasında akdedilerek Sayıştay'a gönderilen sözleşmesinin 13.3.1990 tarih ve 456-787 numara ile tescili yapılarak işe başlandığı ve Tasfiye Kabul Tutanağında tespit edilen işlerin yapıldığı, ancak inşaatın %30 keşif artışı ile temel oluru dahilinde ikmal edilemeyeceği gerekçesi ile Valiliğin 30.11.1992 tarihli onayı ile tasfiye edilmesi üzerine 1993 yılında Ankara-Çankaya Jandarma Okul Komutanlığı tesisleri (1.kısım) ikmal inşaatı olarak Emanet Komisyonunun 25.6.1993 tarih ve 1 No.lu Kararı ile 2886 sayılı Kanunun 81/h maddesine göre ve işin müstaceliyeti ve özellik arz etmesi bakımından ehliyetli taşeronlardan yazılı teklif almak suretiyle malzeme ve işçilik dahil olmak üzere ............ -lira keşif bedelle emaneten yaptırılmasına karar verildiği, bunun üzerine ........... Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce yeterli ve ehliyetli görülen 14 firma davet edilerek ilân yapılmadan kapalı teklif alınmak suretiyle 2.7.1993 tarihinde ihaleye çıkarıldığı ve Emanet İhale Komisyonunun 2.7.1993 tarihli 2 nolu Kararı ile ihaleye katılan 12 firmadan en uygun teklif veren 3 nolu teklif sahibi ........ Ltd.Şti.ne %4,50 tenzilatla ihalenin gerçekleştirildiği görülmüştür.

Bu konuda Nöbetçi 2'nci Dairece verilip red işlemine esas tutulan Kararda özetle; "Olayın gelişimi ve gösterilen gerekçe karşısında tercih edilen ihale usulünün mevzuata aykırı bir yanının bulunmadığına karar verildikten sonra; söz konusu ikmal inşaatı işinin 7 gün beklemeye tahammülü olmayacak kadar acil ve özelliği de olmayan bir iş olması nedeniyle daha fazla rekabete imkân sağlamak üzere gazete ve sair yollarla duyuru yapılmasa bile en azından 7 gün önceden ilân tahtasında duyuru yapılmadan taşeronlardan teklif almak suretiyle ihalenin yapılmış olması Emanet İşlere Ait Uygulama Yönetmeliği'nin 16'ncı maddesi hükmüne aykırı bulunduğundan, mevzuata aykırı olarak bağıtlanmış olan sözleşmenin tescilinin mümkün görülmediği" belirtilmiştir.

Bu tespitlerden sonra yapılan görüşmeler sonucunda; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "Emanet Suretiyle Yapılacak İşler" başlıklı 81'inci maddesinde emanet yolu ile yapılacak işler 16 fıkra halinde sayılmış ve bu madde hükmüne dayanılarak çıkarılan ve 6.7.1984 tarih ve 18450 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan "Emanet İşlere Ait Uygulama Yönetmeliği"nin "Taşeron Seçilmesi" başlıklı 16'ncı maddenin ilk ve ikinci fıkralarında aynen;

"Taşeron eliyle yaptırılması kararlaştırılan işler cins, miktar, yer, teklif alma gün ve saati belirtilmek suretiyle taşeron seçilmesinden 7 gün önce ilân tahtalarına asılır. Gerektiğinde şekil ve muhtevası ve adedi idarece tespit olunarak ilân yolu ile ilgililere duyurulabilir.

Acil ve özellik arzeden işler ilân edilmeksizin komisyonun ehliyetli gördüğü bir veya birden fazla taşerondan yazılı veya sözlü teklif almak ve bedel üzerinden anlaşmak sureti ile yapılabilir." denilmiş olup, maddenin birinci fıkrasında taşeron eliyle yaptırılacak işlerin ilân yoluyla duyurulması esası benimsenmiş, sonraki fıkrada da bu prensibin istisnasını teşkil eden haller belirlenmiştir.

Bu fıkra ile idareye aciliyet ve özellik arzetme konularında açık ve net ölçüler verilmemiş olmakla birlikte bu konudaki mevzuatla sınırlı kalmak kaydıyla, genel bir istisna getirilmiştir.

Başka bir ifadeyle, bazı durumlarda işlerin daha kısa sürede ve kolay yapılabilmesinde idarelere takdir yetkisi verilmiştir. İdareler de bu takdir yetkilerini kullanırken mevzuat hükümlerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Aksi halde takdir yetkisinin sınırsız kullanılması söz konusu olur.

İdarelere takdir yetkisi verilmesindeki amaç; idarelerin kamu yararını göz önünde tutarak işlerini kısa sürede bitirmelerine imkân sağlamaktır.

Böylece; idarelere genel kurallar dışında hareket etme serbestliği verilirken, yapılan işin acil ve özelliği olması öngörülmüştür. Bu nitelikleri taşıyan bir işin, genel kurallar dışında ihale edilebilmesi için, toplumun zarar görmesi veya görecek olması gerekir. Burada bu tanıma uyacak bir durum bulunmamaktadır.

Nitekim Maliye ve Gümrük Bakanlığı tarafından 6.5.1992 tarih ve 21220 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "20 Sıra Nolu Devlet İhaleleri Genelgesi"nin II-5'inci maddesinde "Emanet İşlere Ait Uygulama Yönetmeliği"nin I6'ncı maddesinin, ikinci fıkrasında yer alan hüküm, ani ve beklenmeyen olayların ortaya çıkması üzerine acele olarak yaptırılması gereken ve ilân tahtasına asılması suretiyle geçecek 7 günlük süreye tahammülü olmayan işlerin bir an önce gerçekleştirilmesi ve hizmet aksamasına sebebiyet verilmemesi amacına yönelik olduğundan, bu özellikte olmayan emanet suretiyle yaptırılacak işlerin rekabete imkân vermek üzere ilân ve sair yolla en geniş ölçüde duyurulması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Ayrıca anılan yönetmeliğe göre yaptırılacak işlerin, gerek bu yönetmelikte ve gerekse 2886 sayılı Kanunun 81'inci maddesinde ifade edilen işler olması gerektiğine dikkat edilmelidir." denilmek suretiyle idarelere, ani ve beklenmeyen olayların ortaya çıkması halinde ancak ilân yapılmadan ihalenin mümkün olduğu belirtilmiş, bunların dışındaki durumlarda ise ilân yapmaları istenilmiştir. Başka anlatımla Maliye Bakanlığı anılan genelge ile idareleri ilân hususunda uyarmıştır.

Öte yandan 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun "İlkeler" başlıklı 2'nci maddesinde "Bu Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır." denilmek suretiyle ihalelerde açıklık ve rekabetin sağlanması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Rekabetin olmadığı ihalelerde açıklıktan bahsedilemez. Rekabetin sağlanması çok sayıda firmanın katılımıyla olur. Katılımı da ilân sağlar.

Oysa, olayımızda Kanunun amir hükmü dikkate alınmadan, 14 firma davet edilmiş ve bunlardan 12'si ihaleye katılmıştır.

İdare ilânsız ihale yaparak, rekabetin oluşmasını önlemiştir.

İhaleye 14 firma davet edilmiş olmakla, rekabetin sağlandığı iddiasına gelince, rekabetin gerçekleşmesinin ilânla olacağı 2886 sayılı Kanunun temel ilkeleri arasında yer almaktadır.

İlânın olmadığı yerde rekabetten söz edilemez. İdarenin istediği firmaların ihaleye davet edilmesi rekabet için yeterli olamaz. Rekabetin oluşması, ihalenin herkese açık olması halinde mümkün olur. Aksi halde rekabetin şartları gerçekleşmemiş olacaktır.

İhalelerde açıklık ve rekabetin sağlanmasını esas alan 2886 sayılı Kanunun 81'inci maddesiyle istisna getirilmiştir.

Anılan maddeye dayanılarak çıkarılan "Emanet İşlere Ait Uygulama Yönetmeliği"nin 16'ncı maddesinde ilân konusu açıklığa kavuşturulmuş olmasına rağmen, idare ilân şartına uymadan ihale yapmıştır. Dolayısıyla ihalede rekabet yeterince sağlanamamıştır.

İşin acil ve özellikli iş olduğu iddiasına gelince; dosya üzerinde yapılan incelemelerde işin acil ve özellikli iş olmadığı görülmektedir. Zira anılan iş yatırım programında 91 K 020120 proje numarası ile 1991-1994 yıllarına sari olarak yer almaktadır. 1994 yılına kadar sari olacak bir işi acil iş olarak tanımlamak mümkün olamaz. İşin "Emanet İşlere Ait Uygulama Yönetmeliği"nin 16'ncı maddesinin 2'nci fıkrasındaki acil iş kapsamına girebilmesi için, yangın, sel, deprem, heyelan, savaş gibi hemen önlem alınmasını gerektirecek bir afetin olması gerekirdi. Mevcut belgeler üzerinde yapılan incelemelerde ve itirazda böyle bir olayın olmadığı da ortadadır.

Diğer taraftan iş, idarenin belirttiği gibi, acil olsa idi, 30.11.1992 tarihinde tasfiye olunan işin ihalesi hemen yapılması icabederdi. Oysa acil denilen işin ihalesi 2.7.1993 günü yapılmıştır. Bu geçen süre içerisinde idarenin hizmetini aksatacak durumun olmadığı da anlaşılmaktadır.

Aciliyetle ilgili başka bir iddia da, tasfiye nedeniyle işin aciliyet kazandığıdır. Oysa tasfiye müteahhidin kusuru yüzünden gerçekleşmiş değildir. Tasfiye, idarenin keşfi gerçekçi hazırlamamasından kaynaklanmıştır. Şayet idare keşfi gerçekçi hazırlamış olsaydı, aciliyet diye bir durumdan söz edilmeyecekti. Başka bir deyişle aciliyet sonradan idarenin kusuru nedeni ile ortaya çıkmış olmaktadır.

Bu nedenlerle, söz konusu işin adı geçen Yönetmelikte belirtilen ilân şartına uyularak ihalesinin yapılması gerekirdi.

Ayrıca itiraz yazısında işin özellikli iş olduğu ileri sürülmektedir. Oysa, işle ilgili keşif özetine bakıldığında, kazı, betonarme duvar, tuğla duvar, sıva, badana, boya, sıhhi tesisat, müşterek tesisat, yemekhane, mutfak, çamaşırhane gibi, standart inşaat işlerinin yer aldığı görülmektedir.

Acil ve özelliği bulunmayan böyle bir işin seçilen firmalardan teklif alınarak ihale edilmesi yerine, şekli, muhtevası ve adedi idarece tespit olunacak ilân yolu ile firmalara duyurulmak suretiyle yaptırılması halinde 2886 sayılı Kanunun temel prensiplerine uyulmuş olunacaktır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, 7 günlük ilân süresine uyulmadan bağıtlanan sözleşmenin tescilinin mümkün görülmediğine, çoğunlukla karar verildi.


Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj