Ceza Genel Kurulu 2014/361 E. , 2016/211 K.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 544044
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

Ceza Genel Kurulu 2014/361 E. , 2016/211 K.

Mesaj gönderen kararara.com »

Ceza Genel Kurulu 2014/361 E. , 2016/211 K.

"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza

Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 765 sayılı TCK'nun 415/2 ve 2253 sayılı Kanunun 12/2. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.06.2004 gün ve 218-243 sayılı hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmesinden sonra Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesince 13.04.2006 gün ve 234-323 sayı ile; hükümlünün, lehe olan 5237 sayılı TCK’nun 103/1-a ve 31/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,
Hükümlü müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 30.10.2006 gün ve 8146-8163 sayı ile; "Hükümlü müdafiinin son celsede lehe olan yasa maddeleri uyarınca karar verilmesini talep ettiği ve tayin olunan 1 yıl 4 aylık cezanın da erteleme sınırları içinde kaldığı nazara alınarak bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesince 06.03.2007 gün ve 727-87 sayı ile; hükümlünün 5237 sayılı TCK’nun 103/1-a ve 31/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,
Hükümlü müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 30.10.2008 gün ve 10892-9105 sayı ile;
“Hükümlünün suç tarihindeki yaşı ve lehe kanun değerlendirmesinde 5237 sayılı Yasanın 103/1a maddesinde öngörülen basit cinsel istismar suçuna ilişkin cezanın alt sınırı 3 yıl olduğundan 5395 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı ve uzlaşmanın da bir kovuşturma şartı olduğu nazara alınıp 5560 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 253. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmiş ise de lehe yasa ve müktesep hak hükümleri gözetilerek uzlaştırma işlemi yapılması ve sonucuna göre 5395 sayılı Kanunun 24. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı tartışılması gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun dairemizce de benimsenen 07.04.2006 gün ve 2006/10-128-177 sayılı kararında da açıklandığı üzere; uyarlama yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden hükümlünün sorumlu tutulamayacağı ve infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere kesinleşen hükümdeki yargılama giderleri ve vekalet ücretinin uyarlama hükmünde de aynen gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” isabetsizliklerinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.03.2011 gün ve 616-80 sayı ile; hükümlünün 5237 sayılı TCK’nun 103/1-a ve 31/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,
Katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 28.06.2012 gün ve 6624-7459 sayı ile;
“765 sayılı TCK'nun 53. maddesindeki 'fiili işlediği zamanda onbir yaşını bitirmemiş olanlar hakkında takibat yapılamaz ve ceza verilemez' hükmü nedeniyle 765 sayılı Kanun döneminde ceza sorumluluğunun 11 yaşının bitirilmesiyle başladığı, ancak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 31/1. maddesinde ise "Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir." şeklindeki düzenleme ile ceza sorumluluğunun 12 yaşının doldurulmasından sonra başlayacağının kabul edildiği, somut olayda 08.08.1989 doğumlu olan hükümlü ...'nin suç tarihi olan 29.04.2001 itibarıyla 12 yaşının içinde olduğu ve bu yaşını bitirmediğinin anlaşılması karşısında hükümlünün ceza sorumluluğunun bulunmadığı ancak hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde 5237 sayılı TCK hükümleri uyarınca hükümlünün cezasının yeniden belirlenmesi” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.11.2012 gün ve 240-409 sayı ile;
"Mahkememizin 29.03.2011 tarih ve 616-80 sayılı ilamı ile sanığın neticeten 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 28.06.2012 tarih ve 6624-7459 sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK'nun 53. maddesindeki fiili işlediği zamanda onbir yaşını bitirmemiş olanlar hakkında takibat yapılamaz ve ceza verilemez hükmü nedeniyle 765 sayılı Kanun döneminde ceza sorumluluğunun 11 yaşının bitirilmesiyle başladığı, ancak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 31/1. maddesinde ise fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir şeklindeki düzenleme ile ceza sorumluluğunun 12 yaşının doldurulmasından sonra başlayacağının kabul edildiği, somut olayda 08.08.1989 doğumlu olan hükümlü ...'nin suç tarihi olan 29.04.2001 itibariyle 12 yaşının içinde olduğu ve bu yaşını bitirmediğinin anlaşılması karşısında hükümlünün ceza sorumluluğunun bulunmadığı ancak hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK hükümleri uyarınca hükümlünün cezasının yeniden belirlenmesi, kanuna aykırı katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı kanunun 8/1 maddesi gözetilerek CMUK'nun 321.maddesi uyarınca bozulmasına dair karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ise de; dava konusu somut olayda 08.08.1989 doğumlu olan hükümlü ...'nin suç tarihi olan 29.04.2004 tarihi itibari ile 14 yaşının içinde olduğu ve 12 yaşını doldurduğu, dosya kapsamına göre Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 28.06.2012 tarih ve 6624-7459 sayılı bozma ilamının usul ve yasaya aykırı olduğu" şeklindeki gerekçeyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2014 gün ve 8833 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükümlünün cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının öncelikle belirlenmesi gerekmiştir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak,
d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi durumunda ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Özel Dairece hüküm, hükümlünün cezai sorumluluğunun bulunmadığından bahisle bozulmuş ancak yerel mahkemece önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.
Bu nedenle, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp, ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuş olması nedeniyle yeni hüküm niteliğindedir. Özel Daire denetiminden geçmemiş olan bu yeni ve değişik gerekçelerin doğrudan ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün görülmediğinden, hükmün Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde bulunduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.11.2012 gün ve 240-409 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.


Cevapla