Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4751 E. , 2017/6520 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4751 E. , 2017/6520 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387398
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4751 E. , 2017/6520 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, davalı ile ortak mirasbırakan anneleri ...’ın kayden maliki olduğu çekişme konusu 1980 ve 945 parsel sayılı taşınmazları 22.10.1999 tarihinde davalı oğluna ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiğini, mirasbırakanın bakıma ihtiyacının olmadığını, ölümüne kadar davacı oğlu ...’in sağlık güvencesinden faydalandığını, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, bakım borcunu yerine getirdiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, mirasbırakan ...'ın maliki olduğu çekişme konusu 1980 ve 945 parsel sayılı taşınmazları 22.10.1999 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya temlik ettiği, 1923 doğumlu mirasbırakanın 24.08.2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak çocukları davanın taraflarının kaldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Kural olarak, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Ne var ki, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, çekişme konusu 1980 ve 945 parsel sayılı taşınmazların temlik tarihindeki değerleri ile halen mirasbırakan adına kayıtlı olan taşınmazların aynı tarihteki değerlerinin keşfen belirlenmek suretiyle yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek mirasbırakanın gerçek amacının bakılmak mı yoksa mirasçılardan mal kaçırmak mı olduğunun açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.11.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(Muhalif)
-KARŞI OY-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Miras bırakan ...'nin 24.8.2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak davanın tarafları çocuklarını bıraktığı, çekişme konusu 1980 ve 945 sayılı parseller murise aitken 22.10.1999 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya temlik ettiği kayden sabittir.
Bilindiği ve TBK'nun 611 ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir mal varlığını veya bazı mal varlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Bireylerin yaşlanma ve yaşlılıkta yalnız kalma korkusu ölünceye kadar bakma sözleşmesinin doğumuna ve bilimsel ve yargısal içtihatlarla gelişmesine yol açmıştır. Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri ivazlı olduğu kadar yaşama süresince bakımı gerektiren ve rastlantıya (tesadüfe) bağlı sözleşmelerdendir. Öte yandan, TBK'nun 611. maddesi bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörmemiştir. Bu bakımdan, bakım alacaklılarının akit anında özel bakıma muhtaç olmasını aramak, kanunda bulunmayan bir unsuru ilave etmek olacaktır.
Somut olayda, miras bırakan akit tarihinde 76 yaşındadır. Dinlenen tanıklar murisin diğer çocukları ile bir husumetinin olmadığını, diğer çocuklarının da murise baktıklarını, ancak daha çok davalı ve eşi tarafından bakıldığını, hatta 2010 yılında felç geçirdiğini ifade etmişlerdir. Muris, sağlığında bakılmadığı iddiası ile bir dava da açmamıştır. Öte yandan, halen muris adına kayıtlı birçok taşınmaz bulunmaktadır.
Tüm bu somut olgular değerlendirildiğinde, murisin gerçek irade ve amacının mal kaçırmak olmayıp, gerçekten bakılmak olduğu, davalının da bakım borcunu yerine getirdiği, ölünceye kadar bakma akitleri ivazlı akitlerden olduğundan tenkis de istenemeyeceği, dava reddedilmek üzere hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun araştırma bozması gerekçesine katılamıyorum.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları