Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4692 E. , 2017/6466 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4692 E. , 2017/6466 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389955
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4692 E. , 2017/6466 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL-TENKİS

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil ve tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacılar, ortak mirasbırakanları ...’un, maliki olduğu 189 parsel sayılı taşınmazının ½ payını eşi olan ...'in ½ payını ise temlik tarihinde 17 yaşında olan davalı gelini ...’ye temlik ettiğini, ...’in payının bir kısmını oğlu olan davalı ...’e, bir kısmını ise diğer oğlu olan davalı ...’a temlik ettiğini, ...’in de payını oğlu olan davalı ...’ye temlik ettiğini, yine mirasbırakanın paydaşı olduğu 787 parseldeki payını oğlu olan davalı ...'ye, paydaşı olduğu 890 parseldeki payını eşi ...’e temlik ettiğini, 890 parsel sayılı taşınmazın 21.10.1994 tarihinde ifraz ile 1391, 1392 1393 parsellere dönüştüğünü ve ...’in paydaş olduğunu, ...’in 1391 ve 1393 parsel sayılı taşınmazlardaki payını oğlu olan davalı ...’e temlik ettiğini, davalıların alım gücü olmadığını, temliklerin mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar, zamanaşımı defi ile satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Bir kısım davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden 05.01.1987 tarihinde ölen mirasbırakan ...’un, maliki olduğu 189 parsel sayılı taşınmazının ½ payını eşi olan ...'e, ½ payını ise davalı olan gelini ...’ye satış suretiyle temlik ettiği, ...’in ½ payının 680/2400 payını 29.08.1981 tarihinde oğlu olan davalı ...’e, kalan 520/2400 payını 11.01.1983 tarihinde diğer oğlu olan davalı ...’a temlik ettiği, ...’in de payını 25.08.2005 tarihinde oğlu olan davalı ...’ye temlik ettiği, yine murisin 600/2400 pay ile paydaşı olduğu 787 parseldeki payının tamamını 05.05.1981 tarihinde oğlu olan davalı ...'ye, 775/2400 pay ile paydaşı olduğu 890 parseldeki payının tamamını 09.02.1978 tarihinde eşi olan ...’e satış suretiyle temlik ettiği, 890 parsel sayılı taşınmazın 21.10.1994 tarihinde ifraz ile 1391, 1392 1393 parsellere dönüştü ve ...’in 19840/61440’ar pay ile paydaş olduğu, ...’in 1391 ve 1393 parsel sayılı taşınmazlardaki payını 02.08.1996 tarihinde oğlu olan davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, HMK'nun 190. ve TMK'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Somut olayda, davacılar iddialarını ispat edecek deliller ortaya koymamışlar, dinlenen davacı tanıkları temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğuna ilişkin bilgilerinin bulunmadığını belirtmişler, davalı tanıkları ise satışların gerçek olduğunu bildirmişlerdir.
Açıklanan bu olgular, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde; mirasbırakanın davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek bir sebebin ortaya konulamadığı saptanmış olup, HMK'nun 190. ve TMK'nun 6. maddeleri uyarınca davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, bir başka ifade ile temlikin gerçek satış olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları