Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4392 E. , 2017/6926 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4392 E. , 2017/6926 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4392 E. , 2017/6926 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine, tazminat isteminin kabulü nedeniyle davalı ... yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan oğlu ...'ın davalılardan ... ile evlenme kararı aldığını, davalı ...'ın Almanya vizesi alabilmesi amacıyla planlanandan 1 yıl önce 03/11/2009 tarihinde nikah yapıldığını, birkaç gün sonra oğlunun kalp krizi sonucu 07/11/2009 tarihinde öldüğünü, davalı ... ile mirasbırakan arasında fiili birliktelik olmadığını ancak davalı ...'ın yasal miras haklarından yararlanmayı amaçladığını, 13/10/2009 tarihinde dava konusu 1330 ada 8 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümü satın alması için mirasbırakana 65.000-TL parar verdiğini, ancak mirasbırakanın 6 nolu bağımsız bölümü kendisi adına satın aldığını, maliki olduğu 114 ada 28 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığı oğlu ...’e temlik etmek istediğini ancak oğlu ...’in bağış işlemi ile taşınmazı devraldığını, yapılan işlemlerin hileli olduğunu ileri sürerek dava konusu 114 ada 28 parsel ve 1330 ada 8 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına kayıt ve tesciline olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca 65.000-TL.’den, mirasçıların miras paylarına düşen bedel olan toplam 48,750-TL nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., yapılan devirlerin aksinin yazılı delille ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davalı ... davayı kabul ettiğini bildirmiş, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ispatlanamadığından davanın reddine, sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat isteminin kabul nedeniyle davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1130 ada 8 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümü mirasbırakanın dava dışı 3. bir kişiden 13.10.2009 tarihinde 30.000-TL bedelle satın aldığı, 114 ada 28 parsel sayılı kargir dükkan vasıflı taşınmazın da davacı tarafından 20.10.2009 tarihinde mirasbırakana bağışlandığı, mirasbırakan ...’in 07.11.2009 tarihinde öldüğü, geride annesi davacı ... ile eşi davalı ... ve kardeşleri davalılar Saygın ve ...’in mirasçı olarak kaldıkları kayden sabit olup davacının çekişmeli 6 nolu bağımsız bölüm bakımından iddiasını 05/02/1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı bir belge ile kanıtlayabileceği ancak davacı tarafından böyle bir belgenin ibraz edilmediği gözetilerek davalı ... dışında diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının buna ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Davacının dava konusu 114 ada 28 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtmek gerekir ki maddi vakıayı bildirmek taraflara hukuki nitelendirme yaparak olayı çözümleme hakime aittir.
Somut olayda iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden 114 ada 28 parsel bakımından davacının hile hukuksal nedenine dayandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Diğer taraftan, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.
Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK'nin 35. (BK'nin 25.) ve TMK'nin 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.
Öte yandan, yanılma ve aldatma her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle de bağlı değildir. Öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def’i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Ne varki; mahkemece hile iddiası bakımından hüküm kurmaya yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanığı yoktur.
Hal böyle olunca davalı ...’in 28.10.2010 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiği dikkate alınarak dava konusu her iki taşınmaz için de davalı ...’in miras payı oranında tapu iptal ve tescil hükmü kurulması, çekişmeli 114 ada 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise dinlenmeyen davacı tanıkları Asil ve ... ile daha önce dinlenen tanıkların yeniden dinlenmesi, yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması ve hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları



cron