Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4361 E. , 2017/6389 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4361 E. , 2017/6389 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389501
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4361 E. , 2017/6389 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, ... parsel no’lu taşınmazın muris babalarından intikal ettiğini, babalarından anneye intikal eden 1/4 payın annenin vekili olan davalı tarafından tevkil edilen kişi aracılığı ile davalıya aktırıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taksim anlaşması gereği işlemlerin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Kök muris ... ... ’ın 24.03.2010 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ..., davacı oğlu ..., davalı oğlu ..., davadışı oğlu ... ve ..., kızları ... ...'nın kaldıkları, dava konusu ... parselde mirasbırakan ... ...’ten kalan 1/4 payın, vekili ... tarafından 29.09.2012 tarihinde davalı ...’a temlik edildiği kayden sabittir.
Muris ...’in, içlerinde davacı ...’nin de olduğu erkek çocuklarının, ... 8. Noterliğinin 11.02.2011 tarih 4892 yevmiye no’lu düzenleme şeklinde vekaletname, kızlarının da ... 10. Noterliğinde 09.03.2011 tarihli düzenleme şeklinde vekaletname ile ... ...'yi vekil tayin ettikleri, 18.7.2011 tarihinde de bir kısım mirasçıların asaleten, bir kısım mirasçılar adına vekaleten vekil ... ...'nin katılımı ile murise ait bazı taşınmazların taksim suretiyle mirasçılar adına tesciline ilişkin tapuda resmi senet düzenlendiği sabittir.
Aynı zamanda mirasçı olan tanık ... ..., çekişmeli taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim uyarınca temlikin yapıldığını bildirmiştir.
Hal böyle olunca, temlikin muvazaalı olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı bu yönüyle yerindedir. Kabulüyle,hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları