Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4244 E. , 2017/6767 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4244 E. , 2017/6767 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4244 E. , 2017/6767 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, alacak isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...'ın sahibi olduğu ... Basımevini ilk evliliğinden olma oğlu davalı ...'a temlik ettiğini, davalının da devirden 6 ay sonra basımevini bir üçüncü şahsa devrettiğini, devir işleminin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı yapıldığını ileri sürerek, basımevinin belirlenecek gerçek değeri üzerinden miras payına isabet eden bedelin mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın 9 adet taşınmazını muvazaalı olarak davacılara temliki nedeniyle açılan davanın devam ettiğini, çekişme konusu yerde işçi olarak çalıştığını ve yerin kapandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muris muvazaası koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, bizzat mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazlarını kendisi ya da vekili (temsilcisi) aracılığıyla aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik etmesi durumunda uygulama olanağı bulacağında kuşku yoktur.
O hâlde, dava konusu işletmenin davalıya devri iddiası bakımından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı bedel isteğinde bulunulması mümkün değildir. Ancak; Türk Borçlar Kanunun 19. maddesi ile genel muvazaa düzenlenmiş olup, anılan maddede “…tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır...” düzenlemesine yer verilmiştir. Sözleşmenin bu biçimde yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanma olanağına sahiptir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nın 19. maddesi uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2008 günlü ve 2008/1-711Esas, 2008/725 Karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
Hâl böyle olunca; mahkemece TBK'nın 19. maddesi kapsamında değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları