Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4150 E. , 2017/6330 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4150 E. , 2017/6330 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391204
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4150 E. , 2017/6330 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptal tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı ...'ın kayden maliki olduğu çekişme konusu 642 ada 139, 141; 644 ada 68, 285; 645 ada 6; 652 ada 3; 655 ada 147 ve 665 ada 8 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/3’er paylarını davalı damadına ölünceye kadar bakma akdi ile 09.10.2001 tarihinde temlik ettiğini, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescil mümkün olmazsa tenkis istemiştir.
Davalı, bakım borcunun yerine getirildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mirasbırakan ...'ın dava konusu 8 parça taşınmazdaki 1/3'er paylarını 09.10.2001 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı damadına temlik ettiği, 1925 doğumlu mirasbırakanın 30.04.2012 tarihinde öldüğü geriye mirasçıları olarak davacı oğlu ile dava dışı kızının kaldığı, başkaca mirasçısının bulunmadığı, adına kayıtlı 3 parça taşınmazının olduğu kayden sabittir.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m.614 ) hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m.19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda; Her ne kadar mirasbırakan adına kayıtlı temlik dışı taşınmazların toplam değeri temlik edilenlerin toplam değerinden daha düşük ise de toplanan deliller yukarıda belirtilen ilke ile birlikte değerlendirildiğinde, temlik tarihinde 76 yaşında olan mirasbırakanın temliki davacı oğlundan mal kaçırmak amacıyla değil de bakılmak amacıyla gerçekleştirdiği, davalının bakım borcunu yerine getirdiği kaldı ki davanın, mirasbırakana bakılmadığı iddiasıyla açılmadığı da gözetildiğinde temlikin muvazaalı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları