Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4005 E. , 2017/6219 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4005 E. , 2017/6219 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389355
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4005 E. , 2017/6219 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-ECRİMİSİL

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi,ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, 9089 ada 1 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen çekme kat 9 nolu daireyi yüklenici dava dışı ...’dan satın alarak, taşınmazda 3/25 pay sahibi olduğunu, ancak daireye davalının haklı ve geçerli bir hukuki sebebe dayanmaksızın müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın mirasbırakanı ...’a ait olduğunu, yüklenicinin açmış olduğu elatmanın önlenmesi davasının reddedildiği ve kararın kesinleştiğini, fuzuli şagil durumunda olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının pay satın aldığı yüklenicinin, davalının mirasbırakanı olduğu ve davalı hakkında açmış olduğu davanın reddedilerek kararın kesinleştiği, bu davada verilen kararın davacı için de kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece “...paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve soruşturma yapılması, bu arada sözü edilen 04.05.2009 tarihli karşılık yazının da nazara alınarak, yeni imar durumu muvacehesinde değerlendirme yapılmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, davalının karar düzeltme talebi reddedilmiş, mahkemece kararda direnilmesi üzerine ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu “...yüklenicinin, arsa maliki aleyhine açtığı davada çekişmeli bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesi açısından hukuksal durumu ve konumunun tartışıldığı, bu nedenle çekişme konusu 9 nolu bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kime ait olacağı yönünden, kararın taraflar açısından kesin hüküm oluşturacağı, ancak davalının satın aldığı payın hangi bağımsız bölüme ait olacağı yönünden anılan ilamda değerlendirme yapılmadığı için davacı payının 9 nolu bölümü kapsayıp kapsamadığı yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, bu nedenlerle işin esasına girilerek Özel Daire bozma ilamında belirtilen şekilde paydaşlar arası elatmanın önlenmesi yönünden gerekli araştırma ve inceleme yapılması gerekirken, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan kesin hüküm varlığından bahisle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu...” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda mahkemece yeniden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/88E, 2005/242 K. sayılı dosyasında; davacısının pay satın aldığı yüklenici ... tarafından taşınmazda paydaş bulunan davalının mirasbırakanı ... aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasında; mahkemece, 08.04.2003 tarihli kararla, elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay l5. Hukuk Dairesinin 08.04.2004 tarihli ilamı ile, dava konusu olan çekme katın imara aykırılığı sebebiyle yıkım kararı kapsamında kalan bölümde olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca her türlü inşaatın projesine uygun olarak yapılmasının zorunlu olduğundan yapıdaki çekme katın kaçak olduğu, kaçak oluşu sebebiyle yıkımı gereken bu bölümün ekonomik değeri olduğunun düşünülemeyeceği, mahkemelerce yasaya aykırılığın devamını sağlar biçimde bu gibi yerlerde mülkiyet iddiası dinlenemeyeceğinden davanın reddine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece de usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak açılan davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 15. hukuk Dairesince 25.01.2007 tarihinde onanarak kesinleştiği, gerek özel daire kararı gerekse hükmüne eylemli olarak uyulan HGK kararında bahse konu kararın eldeki dava da kesin hüküm oluşturmayacağı kabul edilmiş olmasına rağmen, davanın kesin hüküm gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, yeni imar durumu ve bozma sonrası yapılan tespitlere göre dava konusu taşınmazda öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulması varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanılması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın Medeni Kanun’un müşterek mülkiyet hükümlerine göre davacının payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir yer olup olmadığının saptanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları



cron