Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/3819 E. , 2017/6317 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/3819 E. , 2017/6317 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389955
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/3819 E. , 2017/6317 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ... ...’ın maliki ve paydaşı olduğu taşınmazları miras taksim sözleşmesi ile mirasçıları arasında paylaştırdığını ve ferağ verdiğini, işlemin satış olarak gösterildiğini ancak mirasbırakanın maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazı 01/05/2011 tarihinde mal kaçırmak amacıyla ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya temlik ettiğini ileri sürerek ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... ... ’ın 11.11.2012 tarihinde öldüğü, geride çocukları davacılar ... ... , dava dışı çocukları ... ... ile davalı ...’in mirasçıları olarak kaldığı, mirasbırakanın 7.5.2008 tarihinde 77 yaşındayken maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazı davalı oğlu ...’e ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; mirasbırakanın tüm mirasçılarına taşınmaz temlik ettiği, mirasını sağlığında mirasçıları arasında taksim ettiği davacıların da kabulün de olup bu durumda denkleştirme olgusunun varlığından söz edilebilceği açıktır.
Öte yandan taraflarca bildirilen tanıkların beyanlarından mirasbırakanın dava konusu taşınmazı aynı binada birlikte yaşadığı davalı oğlu Mehmet’e kendisine bakıp gözetmesi karşılığında devrettiği, davacılardan mal kaçırma kastının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları