Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/3754 E. , 2017/6732 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/3754 E. , 2017/6732 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388515
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/3754 E. , 2017/6732 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, alacak davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptal tescil talebinin reddine,davalı ... aleyhine açılan tazminat davasının kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava tapu iptali ve tescil,olmadığı takdirde bedel istemlerine ilişkindir.
Davacı, adına kayıtlı 4883 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümü satması için davalı ...’a satış yekisini içerir vekaletname verdiğini, fakat davalı ...’ın vekalet yetkisini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazı akrabası olan diğer davalı ...’ya devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini, satış işleminin muvazaalı olduğunu, üzerinde eşi İbrahim Avcıel adına intifa hakkı bulunan taşınmazı davalı ...’nın satın almasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu ileri sürerek dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın satış bedeli olan 55.000 TL'nin davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., aynı köyde arkadaşı olan diğer davalı ...’ın ...'da evini sattığını beyan etmesi üzerine yatırım amaçlı olarak evi 55.000 TL ye aldığını, satış bedelini nakit olarak diğer davalı ...'a ödediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., savunma getirmemiştir.
Mahkemece, davalı ...'a yönelik olarak açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalı ... aleyhine açılan tazminat davasının kabulü ile 55.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan deliller ile; davacı ...’in ... 7. Noterliği’nin 07.06.2010 tarih ve 13759 yevmiye no’lu düzenleme şeklindeki vekaletnamesi ile maliki olduğu 4883 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümü dilediği kişilere dilediği bedelle satması konusunda davalı ...’ı vekil tayin ettiği,davalı ...’ın bu vekaletnameye dayanarak dava konusu mesken nitelikli 3 nolu bağımsız bölümü 29.04.2011 tarihinde davalı diğer davalı ...’ya 37.000 TL bedelle temlik ettiği, söz konusu taşınmaz üzerindeİbrahim Avcıel adına intifa hakkının bulunduğu kayden sabittir.
Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden ve davalı ...’nın savunmalarından, davalıların birbirlerini önceden tanıdıkları, arkadaş oldukları, dava konusu 3 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın davalı vekil Sinan tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak sureti ile arkadaşı olan diğer davalıya devredildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının eşi olan İbrahim Avcıel adına bulunan intifa hakkına rağmen söz konusu taşınmazın 55.000 TL bedelle satın alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın dava tarihindeki değerinin 62.869.50 TL olduğu, ancak intifa hakkı söz konusu olduğundan bu değerin 1/3’inin çıplak mülkiyete ayrılacağı, intifa hakkı tesis edilmiş olmasının taşınmaz üzerinde değer azaltıcı bir unsur olduğu gibi hususların da bir arada değerlendirilmesi neticesinde davalıların kötüniyetli olarak el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri ortaya konulmasına rağmen tapu iptal tescil talebinin reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan gerekçelerle tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Davacının temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları