Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/3742 E. , 2017/5974 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/3742 E. , 2017/5974 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391984
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/3742 E. , 2017/5974 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ -ECRİMİSİL

Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi-ecrimisil davası sonunda yerel mahkemece el atmanın önlenmesi isteği yönünden davanın kabulüne, ecrimisil isteği bakımından davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı; maliki olduğu 1456 parsel sayılı taşınmazı yurt dışında olduğu dönemde davalı kardeşinin kullanmasına izin verdiğini ancak yurt dışından döndükten sonra tüm uyarılarına rağmen davalının taşınmazı ve taşınmaz üzerindeki barakayı kullanmaya,ekip biçmeye ve taşınmazdan faydalanmaya devam edip, kullanmasına engel olduğunu ileri sürerek el atmanın önlenmesi ile geriye dönük beş yıl için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 5.000-TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; çekişme konusu taşınmazın tapu kaydını özel nedenlerden dolayı üzerine alamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle el atmanın önlenmesi yönünden davanın kabulü ile davalının çekişme konusu taşınmazın 30/06/2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokisinde A harfi ile gösterilen 2.120 m2'lik kısmına el atmasının önlenmesine,ecrimisil isteği yönünden davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye dönük beş yıllık dönem için 3.252,00-TL ecrimisilin davalıdan tahsiline,fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1456 parsel sayılı, fındıklık vasıflı taşınmazı davacının 20.12.1991 tarihinde satış yolu ile edinmiş olduğu,davalının ise taşınmaz üzerinde kayıttan kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokiye göre A harfi ile gösterilen alanın davalı tarafından kullanıldığı ve 2.120 m2 yüzölçümünde olup içinde 10 m2’lik baraka bulunduğu, krokide B harfi ile gösterilen alanın davacı tarafından kullanıldığı ve 2.120 m2 olup içinde 48 m2’lik prefabrik ev olduğu, inşaat ve mülk bilirkişi raporuna göre de dava konusu taşınmazın bir bölümüne davalı tarafından çit ile sınırlandırma yapıldığının saptandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
El atmanın önlenmesi isteği yönünden davanın kabulüne dair karar davalı tarafça temyiz edilmiş ise de dosya içeriği ve toplanan delillere göre mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi doğru olup davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine,
Davalının ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin, taşınmazı kullanması nedeniyle kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Ne var ki; uygulamada taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.) bu gibi hallerde, rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım kabul edilmemektedir. Rızaya dayalı kullanım, haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile sorumluluk da söz konusu olmamaktadır.
Somut olaya gelince, davacı, dava dilekçesi içeriğinde çekişme konusu taşınmazı yurt dışında iken kullanımı konusunda davalı kardeşine onay verdiğini beyan etmiş, yurda döndükten sonra davalının kullanımına ilişkin onayını dava tarihinden önce geri aldığını kanıtlayamamıştır. Bu duruma göre ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.
Davalı yanın temyiz itirazı belirtilen sebeple yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları