Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/3710 E. , 2017/6222 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/3710 E. , 2017/6222 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388275
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/3710 E. , 2017/6222 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-ESKİ HALE GETİRME-YIKIM- ECRİMİSİL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, eski hale getirme, yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davada ecrimisil talebi bakımından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, el atmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme isteminin reddine ve birleştirilen davada ise el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleştirilen davalar, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, paydaş oldukları 10 ada 10 parsel sayılı taşınmazda, davalının bina inşa ettiğini ve yıllardır kullandığını, taşınmazda fiili bir paylaşım olmadığını ileri sürerek davalının haksız müdahalesinin sona erdirilmesini, inşa edilen yapının yıkımı ve eski hale iadesi ile haksız işgali başlatma tarihinden itibaren şimdilik 1.000,00TL ecrimisilin faizi ile birlikte tahsilini istemişler, birleştirilen davada, diğer paydaşlar ise, aynı sebeple haksız el atmanın ve işgalin önlenmesi, inşa edilen binanın yıkımı ile eski hale getirilmesi ve 2.000,00 TL ecrimisilin tahsilini istemişlerdir.
Davalı, çekişme konusu taşınmazdaki payı 1974 tarihinde satın aldığını, üzerinde bulunan gece- kondunun yerine bina inşa ettiğini, tecavüzün söz konusu olmadığını, davacıların binanın yapımından haberdar olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, paydaşlar arasında harici ve rızai bir taksim olmadığı, taşınmazdaki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verildiği, diğer paydaşların davada yer almadıkları gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin reddine, ecrimisil isteğinin kabulüne ilişkin karar Dairece; “Somut olaya gelince, taşınmazda tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçimi oluşmadığı açıktır. Ne var ki, mahkemece taşınmazda davacıların kullanabilecekleri bir yer olup olmadığı ya da taşınmazın tamamının davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı tam olarak araştırılmamıştır. Hal böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılarak yukarıdaki ilkeler uyarınca inceleme yapılması, davacıların kullandıkları ya da kullanabilecekleri bir yer olup olmadığının belirlenmesi ve bu belirlemeye göre elatmanın önlenmesi isteği bakımından bir karar verilmesi, ayrıca TMK'nun 692/1. maddesi gözetilerek tarla niteliğindeki taşınmaza bina yapılmak suretiyle niteliğinin değiştirildiği gözetilerek yıkım isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl davada ecrimisil talebi bakımından bozmadan önceki kararda kesinleştiği gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, el atmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme isteminin reddine ve birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, dosya içeriği ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu 10 parsel sayılı taşınmazda yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu neticesinde, davalının yaptığı yapı dışında davacıların kullanabileceği boş alanların bulunduğu tespit edildiğine göre, elatmanın önlenmesi talebin reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; asıl dava yönünden bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur ve mahkemece, bozma kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu durum, mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında ki esaslar çerçevesinde işlem yapma zorunluluğu getirir. ( 09.05.1960 T, 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, HGK 29.05.2002 T, 7- 444/463 E.K sayılı kararı)
Somut olayda, hükmüne uyulan bozma ilamında TMK'nun 692/1. maddesi gözetilerek tarla niteliğindeki taşınmaza bina yapılmak suretiyle niteliğinin değiştirildiği gözetilerek yıkım isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği vurgulanmak suretiyle davacılar lehine usulî kazanılmış hak doğmuştur.
Bilindiği üzere de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi “...a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmüne havidir. Bu düzenleme, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni, barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.05.2014 tarih, 2013/9-1989 Esas, 2014/657 Karar sayılı ilamında “...Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada mahkemece HMK’nun 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır...” şeklinde olup, HGK 19.04.2017 tarih 2017/12-705 Esas, 2017/832 Karar sayılı ilamında da tekrarlandığı gibi, bozmaya uyularak verilecek yeni hükmünde bozma konusu olmayan yönlerinde yer alması gerektiği açıktır.
Yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında, bozma ilamına konu olmayan kısımlar bakımından hüküm kurulmadan, sadece bozma ilamında değinilen yönlerden hüküm kurulması doğru değildir. Eldeki asıl davada, ecrimisil isteğinin kabulüne ilişkin karar davalının temyizi olmadığından bozma ilamına konu edilmemiş olup, mahkemece bu hususta karar verilmemiş olması doğru değildir.
Birleştirilen dava da ise; davacılar elatmanın önlemesi, yıkım, eski hale getirme ve ecrimisil talebinde bulundukları halde dava dilekçesinde belirtilen 2.000,00 TL ecrimisil dava değeri üzerinden harç alınarak dava görülmüş, diğer istekler yönünden değer belirlenip harç tamamlanmadan karar verilmiştir.
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK'nın 120. (1086 sayılı HUMK'un 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Hal böyle olunca, asıl davada yıkım isteğinin kabulü ile ecrimisil isteği yönünden HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması ve birleştirilen dava da öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve yıkım isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacılar vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları