Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/2224 E. , 2017/6016 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/2224 E. , 2017/6016 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 402280
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/2224 E. , 2017/6016 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan dedeleri ...'un maliki olduğu 81 ada 106 parsel (imar uygulaması ile 29 parça taşınmaz), 214 ada 3 ve 4 parsel, 131 ada 107 parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla davalı çocukları Yurdanur ile Süleyman'a satış yoluyla devrettiğini, yapılan devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muvazaa olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden mirasbırakan ...'un 23.12.2010 tarihinde öldüğü 01.02.1995 tarihinde maliki olduğu 81 ada 106 parsel sayılı taşınmazının ½ payını oğlu olan davalı ...'a, diğer 1/2 payını ise kızı olan davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, 29.04.2009 tarihinde yapılan imar uygulaması ile çekişme konusu 81 ada 106 parselin 468 ada 6 ve 7 parsel,469 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,14,15,16,17,18, 19,20,21,22 parsel, 470 ada 2,3,4,5, 6,7 parsel ile 454 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara dönüştüğü, davalıların imar uygulaması sonrası oluşan adı geçen taşınmazlarda 1/2'şer pay ile paydaş oldukları, 28.04.1998 tarihinde 131 ada 107 parsel sayılı taşınmazını oğlu olan davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, çekişme konusu 214 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise mirasbırakanın eşi olan ... tarafından 21.11.1994 tarihinde davalı ...'a temlik edildiği, yine çekişme konusu 214 ada 4 parsel sayılı taşınmazda davalı ...'ın 10.05.1990 tarih ve 839 yevmiye nolu satış senediyle tam pay ile malik olduğu ancak edinime esas resmi senedin dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda çekişme konusu 214 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından değil, mirasbırakanın eşi ...l tarafından davalı ...'a temlik edildiği, ...'nin gerçekleştirdiği temlik bakımından da muvazaa iddiasına dayanılmadığı gözetilerek anılan parsel bakımından tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere;uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirascıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağıda kuşkusuzdur.
Somut olayda, yukarıda değinilen olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, her ne kadar mahkemece mirasbırakanın taşınmazlarını paraya ihtiyacı olması sebebiyle sattığı gerekçe gösterilmiş ise de; mirasbırakanın 01.09.1994 tarihinden ölüm tarihi olan 23.12.2010 tarihine kadar, oğlu ...’un ölümünden dolayı ölüm aylığı aldığı, çekişme konusu taşınmazların satışınınhiç kimse tarafından bilinmediği, zabıta araştırmasında dahi dava konusu taşınmazların halen mirasbırakan adına olduğu kayıtlı olduğuna ilişkin tespit yapıldığı, bir kısmının satışı ile ihtiyacını karşılayabilecek iken, taşınmazlarının tamamını elden çıkardığı, davalı tanığı ...’in, davacıların annesi geldiğinde mirasbırakan ile aralarında anlaşmazlık çıktığı ve kavga ettikleri beyanı birlikte değerlendirildiğinde anılan temliklerin muvazaalı ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; 81 ada 106 parsel sayılı taşınmazın 29.04.2009 tarihli imar uygulaması ile meydana gelen 29 parça taşınmaz ile 131 ada 107 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulüne; 214 ada 4 parsel sayılı taşınmaz bakımından ise davalı ...'ın temlikine esas 10.05.1990 tarih ve 839 yevmiye nolu satış senedi getirtilerek taşınmazı kimden temlik aldığı saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazları bu yön itibariyle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları