Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2017/4397 E. , 2017/7201 K.

1. Hukuk Dairesi 2017/4397 E. , 2017/7201 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2017/4397 E. , 2017/7201 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : ... V.D.
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL


Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleştirilen davalar muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakanları ... ... ’in maliki olduğu ... sayılı parsel sayılı taşınmazı dava dışı ... ... ’ya, ... ... ’nın da davalılardan ... ... ’a satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazı ise diğer davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, yapılan satışların mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek dava konusu taşımazların tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir
Asıl ve birleştirilen davada davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ‘’...Somut olaya gelince; dinlenen tanık beyanlarından miras bırakanın paraya ve mal satmaya ihtiyacının olmadığı, çekişme konusu taşınmazların miras bırakanın sağlığında da ölümünden sonra da ... ... tarafından kullanıldığı, miras bırakanın üçüncü kişileri aracı olarak kullandığı, gerçek amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğu anlaşılmaktadır. Akitte gösterilen bedel ile saptanan gerçek değer arasında fark da muvazaayı kanıtlayan diğer bir olgudur. Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir....’’ gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece ‘’...Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp, ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. Öyleyse, HMK 326 maddesi uyarınca her dosya için harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı hesaplanması gerekir. Hâl böyle olunca; dosyalar birleştirilse dahi her dosya bağımsız varlığını devam ettirdiğinden ayrıca her mirasçının ayrı taraf olma özelliği de devam ettiğinden, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından, davacıların davalı ... adına tapu kaydı bulunan ... parsel numaralı taşınmazdaki paylarının keşfen belirlenen değeri üzerinden davalı ... için ayrı vekalet ücreti ve harç hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.’’ gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu,yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve zabıt katibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu sebeple bozma kararından sonra mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtilen unsurları içeren yeni bir karar verilmek zorundadır.
O halde, bozma sonrası hüküm tesis edilirken bozma kapsamı dışında bırakılan ancak onanmasına da karar verilmeyen hususlarda hüküm tekrarı yapılması gerekirken asıl ve birleştirilen davada mahkemece; mahkemenin 2015/12 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararı asıl ve birleşen davanın kabulü yönünden kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir.
Hâl böyle olunca, kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, öncelikle yukarıda değinilen usulü eksikliğin giderilmesi bakımından hüküm bozulmalıdır.
Davalıların temyizi üzerine re’sen yapılan inceleme sonucunda hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların harç ve yargılama giderine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları