Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2016/18332 E. , 2017/7471 K.

1. Hukuk Dairesi 2016/18332 E. , 2017/7471 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391684
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2016/18332 E. , 2017/7471 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL


Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın elatmanın önlenmesi isteği bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 01.11.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edenler vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...’dan intikal eden 224 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan ile dava dışı diğer paydaşlar arasında ... Noterliğinin 27.04.1987 tarih 7474 yevmiye numaralı işlem ile taksim edildiğini, anılan taşınmazın 79/210 payını 22.02.2007 tarihinde davalının satın alıp 1 ve 3 nolu dükkanda bulunan kiracıyı çıkartarak taşınmazları kullanmaya başladığını, davalı aleyhine ön alım hakkına dayalı açtıkları tapu iptal ve tescil davasının kabulle sonuçlanıp, deracattan geçerek kesinleştiğini, gönderilen ihtara rağmen haksız müdahalenin sonlandırılmadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ile 22.000-TL ecrimisilin kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, çekişme konusu taşınmazdaki 3 nolu dükkanın dava tarihinden önce boşaltıldığını, elatmanın önlenmesi iddiasının cevap süresi içerisinde kabul edildiğini, taşınmaza yapılan faydalı masraflar ödeninceye kadar hapis hakkı bulunduğunu belirterek, şartları oluşmayan ecrimisil isteğinin reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebinin davalı tarafından kabul edildiği ve yargılama sırasında taşınmazların davacılara teslim edildiği gerekçesiyle konusuz kalan el atmanın önlenmesi isteği bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların davayı açarken, 1987 yılında mirasbırakanları ile o dönemde dava konusu 224 ada 3 parsel sayılı taşınmazda paydaş olanlar arasında fiili kullanım biçiminin belirlendiği, 1 nolu dükkanın 1/3 payı ile 3 nolu dükkanın önceki paydaş İdris’in kullanımına bırakıldığı, İdris’in de payını davalıya satış suretiyle devrettiği, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/270 Esas, 2009/91 Karar sayılı şufa davasının kabulle sonuçlanıp davalı payını 10.05.2010 tarihinde edindiklerini ileri sürerek 1 ve 3 nolu dükkanlar bakımından ecrimisil istedikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, çekişmeli 224 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapuda arsa niteliği ile kayıtlı olduğu, üzerinde 5 adet dükkan bulunduğu, her ne kadar davacı taraf fiili kullanma biçimi oluştuğunu ileri sürmüş ise de, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/270 Esas, 2009/91 Karar sayılı dosyasında fiili kullanma biçimi oluşmadığı gerekçesiyle şufa davasının kabul edildiği, davacıların murisinin ölümü üzerine payının irsen davacılara intikal ettiği, halen taşınmazın davacılar ile dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davalının 22.02.2007 tarihinde taşınmazda paydaş olduğu, fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, tarafların taşınmazda çekişmesiz olarak kullandıkları bölümlerin olduğu gözetilerek şufa bedelinin mahkeme veznesine depo edildiği 06.02.2009 tarihinden itibaren davacıların payları oranında (eskiden olan ve şufa yoluyla edindikleri payların toplamı üzerinden) belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, taşınmazda fiili kullanma biçimi varmış gibi değerlendirme yapılarak davalının kullanımına bırakıldığı kabul edilen dükkanlar üzerinden ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.
Açıklanan bu durum karşısında davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin diğer temyiz edenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları