Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2016/2753 E. , 2017/7436 K.

1. Hukuk Dairesi 2016/2753 E. , 2017/7436 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 367040
Konum: İstanbul







1. Hukuk Dairesi 2016/2753 E. , 2017/7436 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : ... ... V.D.
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TESCİL


Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ... ... ve ... mirasçıları vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 1097 parsel sayılı taşınmazın 3.270.100 m2 olması gerekirken, tapu kaydında 60.250 m2’lik bölümün davalılar adına kayıtlı 2107 parsel olarak kaydedildiğini ileri sürerek davalılar adına kayıtlı tapunun iptali ile 1097 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6100 sayılı HMK’nın 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 125/2. maddesinde; dava açıldıktan sonra davacı, dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde; devralmış olan kişinin, görülmekte olan davada davacının yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden devam edeceği hükmüne yer verilmiştir.
Bu usul kuralının kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gerektiği de açıktır.
Nitekim, somut olayda, dava konusu 1097 parsel sayılı taşınmaz maliki davacı TCDD Genel Müdürlüğü’nün karardan sonra taşınmazı 23.09.2008 tarihli satış işlemi ile Türkiye Petrolleri A.Ş’ne temlik ettiği kayden sabittir.
Öte yandan; kural olarak ‘tebligat’ tebligat yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır.(Teb.Y.10.Md) Son adreste bulunamamışsa, teblig memuru bulunabileceği adresi araştırır. Bulamazsa, durumu Muhtarlığa onaylatmak suretiyle saptar. (Teb.Y.28Md)
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; Yine, 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre,“Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması, adresin mechul olması halinde aynı kanunun 28. maddesine göre ilanen tebligat yapılması gerekecektir.
O halde, taraf teşkilinin sağlanması Anayasanın 90/son maddesi aracılığıyla AİHS'nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Eldeki davada, kayıt maliklerinden ... ... (ölü )mirasçılarının tamamının davada yer almadığı, ... ... ’nın mirasçılarının tespitinde kolluk beyanına göre işlem yapıldığı, bir kısım davalılara da ilanen tebliğat yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda dava dilekçesi ve karar tebliğinin yöntemine uygun yapıldığı söylenemez. Bunun sonucu olarak da, davalıların davada savunma hakkını kullanamadığı açıktır.
Ayrıca, tapu iptal ve tescil davalarının kayıt maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Tapu kayıt malikinin kim olduğu belirlenemiyor ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun kayyım atanması ve kayyımın görev ve sorumluluklarıyla ilgili hükümleri ve 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümleri dikkate alındığında, ilgililerin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla dava kayyıma yöneltilmelidir. Davalılardan ... ... 'nin dava dışı parsellere ilişkin devam eden kamulaştırma davasında kayyımla temsil edildiği anlaşılmakla, eldeki davada davalıların kayyımla temsili sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca; dava konusu 1097 parsel sayılı taşınmazı temlik alan yeni malikin HMK'nın 125/2 maddesi uyarınca davacı sıfatıyla davada yer almasının sağlanması, kayıt malikleri ... (ölü) ... mirasçıları ve ... ... mirasçılarının tam olarak tespiti, davalılar ... ... ... için kayyım atanması için vesayet makamından talepte bulunmak üzere davacıya süre verilmesi, vesayet makamınca verilecek karar uyarınca atanan kayyımın davaya katılımı sağlanarak yargılamaya devam edilmesi, ilanen tebliğ yapılan davalıların belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca mernis adreslerinin araştırılması, usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliği ile davanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkilinin sağlanması, taraf teşkili sağlandıktan sonra yanların gösterecekleri kanıtların toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalılar ... ... ve ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları