Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/16006 E. , 2017/7284 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/16006 E. , 2017/7284 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 390930
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/16006 E. , 2017/7284 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : ... V.D.
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ-TESCİL-TENKİS


Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın davacılar yönünden feragat nedeniyle reddine ve açılmamış sayılmasına; diğer asıl ve birleşen davacılar yönünden, temliklerin muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davaların kabulüne; ilişkin olarak verilen karar bir kısım taraflarca yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 12.12.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ... ile diğer temyiz eden davacılar ... ... vd. vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı ..., davalı ... ... kendi adına asaleten ... ... 'na vesayeten, davalı ..., davalı ... gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Davacılar ve birleşen davanın davacıları, mirasbırakanları ... ... Demiral'ın dava konusu taşınmazların bir kısmını satış bir kısmını da bağış suretiyle davalılara devrettiklerini, işlemlerin muvazaalı yapıldığını ileri sürerek tapu iptali-tescile ve tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar ve birleşen davanın davalıları, davaların reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davadan feragat eden ve davasını takip etmeyen davacılar yönünden davaların feragat nedeniyle reddine ve açılmamış sayılmasına; diğer asıl ve birleşen davacılar yönünden, temliklerin muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davaların kabulüne; bağışa konu taşınmazlar hakkındaki davanın ise tefrikine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun(HUMK) 376. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 186.) maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin HUMK'nın 388. (HMK'nın 297.) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HUMK'nın 389. (HMK'nın 297.) maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada HUMK'nın 381. maddesinin son fıkrasının (HMK'nın 294/4. maddesi) getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK'nın 389. (HMK'nın 297.) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren, tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ve usül kanunlarının yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, mahkemece; kısa kararda 141 ada 1 parsel ve 142 ada 1 parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ...'a satış yolu ile geçen paylar yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığı halde, anılan paylar bakımından gerekçeli karara (h) ve (i) bentleri eklenerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Hal böyle olunca, 10.04.1992 günlü ve 1992/7 esas-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Tarafların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflar vekilleri için 1.480.00.'er-TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları