Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/5729 E. , 2017/7310 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/5729 E. , 2017/7310 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/5729 E. , 2017/7310 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVADA DAVALI : ...
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL


Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleştirilen dava paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, davalı ...’ın 10674 parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazdaki payının bir kısmını dava dışı Hüsnü Karadeniz'e temlik ettiğini, taşınmaz üzerinde inşa edilen binanın 3. normal katta girişe göre sağ tarafta kalan 10 numaralı dairenin bu paya isabet ettiğini, ... Karadeniz’den bahse konu 10 numaralı daireyi 24.08.1998 tarihinde satın aldığını, ancak davalının 23.02.2001 tarihinden itibaren taşınmazı haksız yere işgal ettiğini ileri sürerek müdahalenin meni ile 23.01.2001-23.02.2004 arasında toplam 8.200.000.000TL ecrimisilin haksız işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, işgalci olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davacı, eldeki dosyada keşif sırasında dava konusu dairede ...’nın oturduğunun tespit edildiğini, davalının 17.09.2001 tarihinde dava konusu yeri satın aldığını ileri sürerek aynı talepli davayı ikame etmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın reddine ilişkin karar Dairece “...paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde yenide asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, Dairece “...bozmadan sonra yapılan keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen 07.02.2012 tarihli bilirkişi raporu ve krokiden; çekişme konusu taşınmazda tüm paydaşları kapsayan harici taksim veya fiili bir kullanma biçimi oluşmadığı anlaşıldığına göre uyuşmazlığı paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Bu durumda davacının taşınmazda kullandığı veya kullanabileceği bir bölüm bulunmadığı gözetildiğinde; çekişmeli bölüm yönünden davacının payına yönelik olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, 14.07.2004 tarihli ve 5219 sayılı Yasa ile HUMK.’nun 427/2 maddesindeki temyiz ile ilgili parasal sınır 1.000,00TL olarak belirlenmiş, 5236 sayılı Yasanın 19. maddesi uyarınca 01.01.2014 tarihinden itibaren 1.890,00TL'ye çıkarılmıştır.
Anılan yasada derdest davalar yönünden ne şekilde uygulanacağı yönünde açık bir hüküm bulunmamakta ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.02.2005 tarih ve 2005/13-32 Esas 2005/85 Karar sayılı kararı uyarınca yerel mahkemelerce kurulan hükümlerin temyizinin ve temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Daireleri ya da Hukuk Genel Kurulunca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi durumunda temyiz ya da karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmünün esas alınacağı belirtilmiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, kısaca kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen veya kabul edilen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Somut olaya gelince: mahkemece asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 23.01.2001-17.09.2001 tarihleri arasında 840TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den tahsiline karar verilmiş olup hüküm sadece davalı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz edilen miktar karar tarihi itibariyle 1.890,00TL'yi geçmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5219 sayılı Yasa ile değiştirilen 427. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalının temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Yukarıda açıklanan nedenle 6100 Sayılı HMK.'nin 3. maddesi gereğince HUMK'nun 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca davalı ...'nin TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
Birleşen davada davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belirtilmiş, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmaya uygun hüküm tesis edilmemiştir.
Şöyle ki; dava konusu uyuşmazlık 10674 parsel sayılı 180,96m2 miktarlı tarla nitelik taşınmazda bulunan 3. kat sağ taraftaki 10 numaralı daireye ilişkin olup, taşınmazda henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığından 10 numaralı dairede tüm paydaşların pay oranında malik olduğu açıktır.
Hal böyle olunca; davacının payı oranında elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü ile 10 numaralı daire için davacının payına isabet eden ecrimisilin tahsiline karar verilmesi gerekirken, mutlak olarak elatmanın önlenmesi ile dairenin getireceği ecrimisilin tamamına hükmedilmesi doğru değildir.
Birleştirilen davada davalı ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları