Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/5145 E. , 2017/7336 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/5145 E. , 2017/7336 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388515
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/5145 E. , 2017/7336 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL


Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ...'in, çekişme konusu 134 ada 18 parsel sayılı, 159 ada 35 parsel sayılı ve 160 ada 94 parsel sayılı taşınmazlarını birlikte yaşadığı davalı ...'ye 12.08.2010 tarihinde satış suretiyle devrettiğini, anılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, ayrıca mirasbırakanın devir sırasında hukuki ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtların iptali ile muris adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların mirasbırakanı ...'e yaklaşık 6 yıl baktığını, emeğinin karşılığı olarak dava konusu taşınmazların devredildiğini, dava konusu devirdeki semenin para değil bakıp gözetme olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan ...'in, çekişme konusu 134 ada 18 parsel sayılı, 159 ada 35 parsel sayılı ve 160 ada 94 parsel sayılı taşınmazlarını 12.08.2010 tarihinde davalı ...'ye satış suretiyle devrettiği, ... Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 25.06.2014 tarihli raporunda mirasbırakan ...'in 12.08.2010 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği, mirasbırakan ...'in 02.10.2010 tarihinde öldüğü ve geriye davacı eşi ... ile davacı çocukları ... ... ... 'un kaldıkları, davalının ise mirasbırakanın birlikte yaşadığı kişi olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; mirasbırakan ...'in eşi olan davacı ...'a karşı 22.05.2007 tarihinde ...'da boşanma davası açtığı, eşi ve çocuklarının ...'da yaşadıkları, dinlenen taraf tanıklarının çocukları ile murisin arasının soğuk olduğunu belirttikleri görülmektedir. Toplanan deliller yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde devrin mal kaçırma amacıyla yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları