Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2017/14312 E. , 2017/17373 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/14312 E. , 2017/17373 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2017/14312 E. , 2017/17373 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE)MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde, davalı ile 30 yıldır evli olduklarını, davalının son zamanlarda evlilik birliğinin maddi sorumluluklarını yerine getirmediğini, kendisinin akrabalarının maddi desteği ile geçimini sağladığını belirterek aylık 3.000,00 TL tedbir nafakasının hükmedilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; kendisinin, davacının talep ettiği nafaka miktarını ödeyecek ekonomik seviyede olmadığını; tedavisi nedeniyle işlerinin eskisi gibi iyi olmadığını, iflasın eşiğine geldiğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Dava, davacı tarafından davalı eşten tedbir nafakası istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacı ... lehine dava tarihi 08.04.2014 tarihinden başlamak üzere ve karar tarihi 14.03.2017'ye kadar geçerli olmak üzere aylık 750,00 TL; 14.03.2017 karar tarihinden karar kesinleşinceye kadar devam etmek üzere aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasına ve hükmedilen tedbir nafakasının her yıl Ocak ayında TUİK tarafından açıklanan ÜFE oranında kendiliğinden arttırılmasına hükmedilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
HMK. 297. Maddesi (HUMK. md. 388) gereğince; mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında, açık ve tereddüte yol açmayacak şekilde infazı kabil karar vermesi gerekir.
Aynı kanunun 26.maddesi (HUMK’nun 74. maddesi) hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili davası niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder (28.11.1956 gün, 15 E, 15 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Somut olayda, mahkemece dava tarihinden geçerli olacak şekilde tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken; nafakanın hangi tarihten itibaren geçerli olduğu anlaşılmayacak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde dava ve karar tarihlerinden itibaren iki farklı nafaka miktarına ilişkin hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
Bunun yanında davacının yıllık artışa ilişkin bir talebi olmamasına karşın mahkemece talepten fazlasına hükmedilerek nafakanın her yıl Ocak ayında TUİK tarafından açıklanan ÜFE oranında kendiliğinden arttırılmasına ilişkin hüküm kurulması taleple bağlılık ilkesine aykırı olup, bu hususlar bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları



cron