Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2017/13899 E. , 2017/17885 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/13899 E. , 2017/17885 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 388502
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2017/13899 E. , 2017/17885 K.

"İçtihat Metni"

Davacı ... ile davalı ... ve diğerleri aralarındaki alacak davasına dair ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07/04/2015 günlü ve 2015/146 E.-2015/242 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 26/04/2017 günlü ve 2015/20062 E.-2017/6097 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; ...'un ölüm aylığı alırken 29/11/2001 tarihinde vefat ettiğini, ölüm tarihinden, 25.03.2006 tarihine kadar aylıklarının ATM'den çekildiğinin tespit edildiğini, davalıların murisin yasal mirasçıları olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre müteveffa ile birlikte kalan çocukları tarafından paranın çekilmesinin karine olduğunu, bu karinenin aksinin ispatının da davalılara ait olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla yersiz olarak çekilen 10.621,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, ...'un bakıma muhtaç olmadığından mirasçıları olan çocukları ile birlikte kalmadığını, yalnız yaşadığını, ölümünden çok kısa bir süre önce hastaneye yatırıldığını ve hastanede vefat ettiğini, müvekkillerinin talebi üzerine ölüm olayının hastane tarafından Bağ-kur İl Müdürlüğüne bildirildiğini, bu arada veraset ilamının çıkartıldığını, Bağ-kur İl Müdürlüğüne verildiğini, ölüm olayının kuruma bildirilmesine rağmen çok uzun bir süre ölüm aylığının tahakkuk ettirilmesi ve ödeme yapılmasının nasıl gerçekleştiğinin araştırılması ve ona göre hüküm kurulması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğu, davacının yapılan ödemenin sebepsiz olduğunu bildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2017 gün ve 2015/20062 Esas- 2017/6097 Karar sayılı ilamı mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, Dairemiz kararına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Yeniden yapılan inceleme sonucunda;
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair karar düzeltme istemleri yerinde değildir.
2- Dava;yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalının ölümünden sonra çekilen maaşların sigortalının mirasçısı olan davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davanın dayanağı haksız fiildir. Haksız fiillerde zamanaşımı ise, dava tarihinde yürülükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.
Anılan maddenin birinci fıkrasında; “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarar ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren 10 sene mürurundan sonra istima olunmaz.” denildikten sonra; aynı maddenin ikinci fıkrasında, ceza dava zamanaşımına yollamada bulunularak; “Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha da uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik edilir.” hükmü getirilmiştir
Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere, haksız fiillere uygulanacak üç ayrı zamanaşımı süresi belirlenmiştir.
Bunlar, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık kısa süreli zamanaşımı; fiilin vukuundan itibaren işleyecek 10 yıllık kesin süreli zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda suç oluşturduğu durumlarda uygulanacak olan uzamış (ceza davası) zamanaşımı süreleridir.
BK'nun.60/2. fıkrasında düzenlenen ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için öncelikle; zarar veren eylemin Ceza Kanunu ya da ceza hükmü taşıyan özel kanunda suç olarak düzenlenmiş olması gereklidir.
Özel kanunlarda haksız eylem için başka bir zamanaşımı süresi tayin edilmiş olmadıkça, haksız eylemden doğan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalarda BK'nun 60. maddesinde öngörülen zamanaşımı uygulanmak gerekir.
Bu bakımdan haksız eylem aynı zamanda ceza kanununda ya da ceza hükümlerini taşıyan özel kanunlarda suç teşkil ediyorsa ve bu yasalarda, bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin edilmişse, tazminat davası da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olur.
Bu husus, 07.12.1955 gün ve 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Zira, ceza davasının zamanaşımı "suçun türüne göre değişmekle beraber" çoğunlukla, BK'nun m.60/I'deki özel hukuk zamanaşımından daha uzundur.
Bu itibarla şayet zarar doğuran eylem aynı zamanda cezayı gerektirir nitelikte ise ve ceza kanununda ya da ceza hükümlerini taşıyan özel kanunlarda bu eylem için kabul edilen zamanaşımı süresi, BK’nundaki 1 yıllık süreden daha kısa ise, o zaman yine BK. m. 60/I olaya uygulanacak; bu Kanunlarda tayin edilen zamanaşımı süresi BK. m. 60/I'deki süreden daha uzun ise, o zaman tayin edilen uzun süre, tazminat davaları için de uygulama yeri bulacaktır. Böyle bir durumda uygulanması söz konusu olan ceza davası zamanaşımı süresi ise 5237 sayılı TCK’nun 66. maddesine göre belirlenecektir.
Hemen belirtmek gerekir ki; tazminat davalarında(uzamış) ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için, eylemi işleyen hakkında ceza kovuşturulması yapılmış ve mahkumiyet kararı verilmiş olması koşul değildir. Yalnızca cezalandırılabilir bir suç işlenmiş olması,
başka bir anlatımla, haksız eylemin aynı zamanda suç niteliği taşıması ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için yeterlidir. Eylemin ceza kanununda suç sayılmış olup olmadığı, kural olarak hukuk hakimince belirlenecektir.
Yukarıda yapılan hukuki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; ölüm aylığı alan ..., 29.11.2001 tarihinde vefat etmiş, ancak ölüm aylığı 25.03.2006 tarihine kadar çekilmiştir. Bu durumda devam eden eylemin en son gerçekleşme tarihi 25.03.2006'dır.
Yukarıda açıklandığı üzere, mülga 818 sayılı BK'nun 60/2. maddesi gereğince, zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç oluşturması halinde, uygulanacak zamanaşımı süresi, o suç için öngörülen ceza davası zamanaşımı süresidir.
Buna göre, dava konusuna dayanak eylemin suç teşkil edip etmediği, buna göre ceza zamanaşımı süresinin geçip geçmediğinin tartışılması ve sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken, zuhulen onandığı anlaşılmıştır.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı tarafın karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 26.04.2017 gün ve 2015/20062 Esas- 2017/6097 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07.04..2015 günlü ve 2015/146 Esas-2015/242 Karar sayılı ilamının HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 19.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları