Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2017/13632 E. , 2017/18443 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/13632 E. , 2017/18443 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391684
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2017/13632 E. , 2017/18443 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, dava konusu taşınmazın mesken olarak kullanılmak üzere 01/07/2012 tarihinde davalı ...'a kiraya verildiğini, diğer davalı ... ... ise kira sözleşmesine kefil olarak imza attığını, davalının mesken içerisinde çeşitli hayvanlar beslemeye başladığını, daireden gelen kokuların tüm apartman sakinlerini rahatsız etmesi sebebi ile tespit yaptırdığını ve ev içerisinde yaklaşık 40 civarında kedi ve değişik hayvanlar beslendiğinin, meskeni bitlerin sardığının tespit edildiğini, meskenin kullanılamaz hale geldiğini ve evin tamiratı ile iç mefruşatının değiştirilmesi için yaklaşık 35.000 TL gerektiğini, mecurun ... Asliye Hukuk Mahkemesince tespit ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak tahliye edilmesinden itibaren 5 ay içerisinde tekrar oturulacak hale getirildiğini, ortaya çıkan zararların giderilmesi sebebiyle kiralananın 5 ay boyunca boş tutulduğunu bu aylara ilişkin kira bedellerinin de davalılardan tahsili gerektiğini bu hususta ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/9032 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalılarca itiraz edildiğini ancak söz konusu itirazlar haksız olduğundan davalıların itirazlarınin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/9032 E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı kefilin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekili 01.07.2012 başlangıç tarihli, bir yıl süreli işyeri kira sözleşmesine istinaden kiracı ile müşterek müteselsil kefil ... hakkında açtığı işbu dava ile hor kullanma tazminatı ve kira bedelinin tahsiline ilişkin başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı kefilin kira sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil
kefil sıfatıyla imzaladığına ilişkin uyuşmazlık yoktur.Ne var ki, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanmış olması, doğrudan davalının kefil olarak sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Kefaletin, yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olması da zorunludur. 6098 sayılı TBK ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TBK'nun 583. Maddesinin birinci fıkrasına göre; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, davalı kefilin, kefilliğine ilişkin kira sözleşmesi, 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğe girdiği gün imzalanmış olduğundan, kefaletin şekil şartları 6098 Sayılı TBK hükümlerine tabidir. Kira sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz konusu olmadığından, adı geçen davalının borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle, kefil olan davalı ... ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Davalı kiracının hor kullanma tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur.
Taraflar arasında 01/07/2012 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede ,kiralanan taşınmazın mesken olarak kullanılacağı belirtilmiştir. Mahkemece, davacı kiraya verenin talebi üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/29 D.İş sayılı sayılı delil tespiti dosyasında 01/08/2012 tarihinde, davalılara tebligat yapılmaksızın davalıların yokluğunda yapılan delil tespiti üzerine hazırlanan bilirkişi raporları davalılara tebliğ edilememiş, davalılar yargılama sırasında bu bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İtiraza uğrayan tespit raporu nedeniyle Mahkemece yargılama sırasında bilirkişi raporu aldırılmış ise de işbu raporda davalıların miktara ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı belirtilmekle yetinilerek eksik ve hatalı değerlendirme yapılmıştır.Bu sebeple gerekirse mahallinde keşif yapılarak delil tespiti raporunda belirlenen hasarlar ve sadece kiralanana ilişkin masraflar ile ilgili olarak davalının itirazları da gözönüne alınmak suretiyle, hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile de orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülerek, ayrıca tamir için geçecek süre de belirlenerek hüküm kurmaya yeterli, denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalı kiracının kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Kiracının, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda kural olarak, kiracı kira süresinin sonuna kadar kiralayanın uğradığı tüm zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak, 6098 Sayılı TBK.'nun 114. maddesi (mülga 818 Sayılı BK.nun 98.maddesi) göndermesi ile aynı Kanunun 52.maddesi (mülga BK.nun 44. maddesi) uyarınca kiraya verenin de zararın artmasına neden olmaması gerekir. Bu husus 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 325. Maddesinde:" kiracı sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder..." denilmek suretiyle hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir.
Olayımıza gelince; Davacı kiraya veren kiralanana verilen hasarların belirlenmesi için ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/29 D.İş. sayılı dosyası ile 01.08.2012 tarihinde tespit yaptırmakla kiralananın bu tarihte kiralayanın hakimiyet alanına geçtiğinin kabulü gerekir. Kira sözleşmesinin 25 maddesinde ''Kiracı daireyi tahliye etmeden 45 gün önce haber vermelidir.'' şeklinde ihbar şartına yer verilmiştir.Tarafların serbest iradesi ile konulmuş bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Sözleşmede tarafların makul süreyi 45 gün olarak belirlediği ve tahliye tarihinin 01.08.2012 olarak kabulü gerektiğine göre davacı kiraya verenin bu tarihten itibaren sözleşmede kararlaştırılan 45 günlük makul süre ve tespit edilecek onarım süresi kira alacağını isteyebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı kefil , ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davalı kiracı yararına olmak üzere hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince tebliğden itibarin 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları