Forum ana sayfa 3. Hukuk Dairesi 2017/12517 E. , 2017/18050 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/12517 E. , 2017/18050 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387400
Konum: İstanbul



3. Hukuk Dairesi 2017/12517 E. , 2017/18050 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı tarafından tarafına ... numaralı 16.06.2010 tarihli kaçak kullanım bedelini içeren fatura gönderildiğini, davalı görevlileri tarafından sayacının söküldüğünü ancak sayaç üzerinde herhangi bir inceleme yapılmaksızın hakkında kaçak tutanağı tutulduğunu ve kaçak kullanım bedeline ilişkin fatura düzenlendiğini, bu faturanın yasal dayanağı olmadığını beyan ederek davalı tarafından düzenlenen ... numaralı 16.06.2010 tarihli kaçak fatura nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; personellerince davalının sayacının değiştirildiğini ve varılan şüphe üzerine sayacın imha edilmeden mevzuat gereğince üzerinde inceleme yapılabilmesi amacıyla Ölçüler ve Ayar Müdürlüğüne gönderildiğini, yapılan muayene ve inceleme neticesinde Ölçüler ve Ayar Şube Müdürlüğünün raporu doğrultusunda sayacın müdahaleli olduğunun tespit edildiğini, bu tespit neticesinde davacı hakkında kaçak tespit tutanağının düzenlendiğini ve tutanağa istinaden faturanın tanzim edildiğini, fatura içeriğinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile; davacının, davaya konu ... numaralı 16.06.2010 tarih ve 15.248,00 TL'lik kaçak fatura nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 12.02.2014 tarih ve 2013/17817 Esas, 2014/2051 Karar sayılı ilamı ile “...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Dosya arasında bulunan davalı ...Ş.'nin 21.09.2012 tarihli cevabi yazısına bakıldığında; davacı şirkete ait sökülen sayacın olay mahallinden kurum
kiralık aracından çalındığı, sayacın kuruma intikal ettirilemediği, sayaç hakkında tutanakta bulunan görevlilerin tespiti haricinde rapor bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak somut olayda; davacı şirket elektrik abonesi olup, davalı kurumdan elektrik enerjisi hizmeti almaktadır. Davaya konu sayaç bulunamadığından eksik değer kaydettiği ve böylece davacı şirketin kaçak kullanımının olduğu ispat edilememiş olsa da davacının normal dönem faydalandığı hizmetin bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davacı adına düzenlenen kaçak kullanım miktarına ilişkin faturanın Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 20/1-b maddesine uygun düzenlenmediği, faturanın usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile kaçak tahakkukuna ilişkin talep yönünden davanın kabulü yerinde ise de; somut olayda davacı şirketin elektrik abonesi olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle uzman bilirkişiden rapor alınarak bahsi geçen faturada davacı şirketin aboneliğine ilşkin, normal kullanımına ait bedel tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin tespiti, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken salt faturanın kaçak tahakkukuna ilişkin olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleri ile hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 30/01/2015 tarihli bilirkişi raporu ve 12/03/2015 tarihli bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile davacının kaçak kullanım bedeli olarak 16/06/2010 tarih 095067 seri nolu kaçak tahakkukuna istinaden 15.248,00 TL olarak talep edilen borç miktarından 14.571,98 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Bilirkişinin 30.01.2015 tarihli kök raporuna davacının itirazı üzerine mahkemece, celse arasında 18.02.2015 tarihinde davacı vekilinin talebi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından 12.03.2015 tarihli ek rapor celse arasında dosyaya sunulmuştur. Ek rapor taraflara tebliğ edilmemiş iken 08.04.2015 tarihli son celsede raporun döndüğü ve taraflara tebliğ edildiği, davalının rapora itirazlarını sunduğu belirtildikten sonra davalının itirazları reddedilerek yargılamaya son verilmiştir. Oysa davalı vekiline hükme esas alınan ek bilirkişi raporu tebliğ edilmemiş; rapora yönelik beyanların ibrazı için mehil verilmemiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesi ve Anayasanın 36 ncı maddesine göre herkes, yasal yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı, 6100 sayılı HMK’nın 27 nci maddesinde belirtilen hukukî dinlenilme hakkını da içeren daha geniş bir haktır ve hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
Adil yargılanma hakkı, kanunî, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma, makul süre içinde yargılanma, hakkaniyete uygun yargılanma ve hukukî dinlenilme haklarını kapsar.
Hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. 6100 sayılı HMK’nın 27 nci maddesine göre, tarafların yargılama ile ilgili bilgi sahibi olması, bilgi sahibi olduğu konuda açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi, mahkemenin tüm iddia ve delilleri dikkate alarak kararını gerekçeli olarak vermesi gerekir. Dava sonucundan etkilenecek bütün kişilerin hukukî dinlenilme hakları vardır. Davanın tarafları yanında kendi hakkıyla bağlantılı olarak fer’i müdahilin de hukukî dinlenilme hakkı vardır. Hukukî dinlenilme hakkına aykırılık, kanun yolu incelemesinde re’sen dikkate alınır ve bozma sebebidir.
1982 T.C. Anayasası'nın 26. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 27.maddesi uyarınca, taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Yine ...nin 280. maddesi hükmüne göre "Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve birer örneği taraflara tebliğ edilir." Anılan Yasal düzenleme ile bilirkişi rapor örneğinin taraflarca okunup değerlendirilebilmesi, varsa itirazlarını dile getirebilmeleri ya da belirsizlik gösteren hususlar hakkında açıklama yapılmasını temin amacıyla veya yeni bilirkişi incelemesini talep edebilmeleri için taraflara tebliğ edilmesi zorunluluğu öngörülmüştür. Davada hükme esas alınan ek rapor davalı vekiline tebliğ edilmeyerek davalının savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
2-) Bozma nedenlerine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebebine ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararları